Fikretseverleri şaşırtacak posteri

Filmde Nilgün adında bir hayat kadınını canlandıran Yıldırımlar, "Ben bu filmle kendimi şaşırttım. Sanırım Firketseverler de çok şaşıracak" dedi. Başarılı oyuncu aşk ve özel hayatıyla da ilgili sürpriz açıklamalar yaptı.

20 yıldır oyunculuk yapıyorsunuz. Sayısız tiyatro oyunu, dizi ve sinema filminde rol aldınız. Fakat "Yaprak Dökümü"ndeki "Fikret" karakteriyle daha geniş bir kitleye ulaştınız. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

- İstanbul-Ortaköy doğumluyum... Annem emekli bankacı, babam ise gazetecilik mezunu. Bir süre gazetecilik yapmış ama tarzı farklı olduğu için bırakıp ticarete atılmış. O da emekli. Ayvalık’ta yaşıyorlar. Ben ise tek çocuğum.

Çok dışa dönük biri değilsiniz sanırım.

- Evet, değilim. Çocukken de böyleydim. Kitap okumayı sever, büyük insanlarla sohbet etmeye bayılırdım. Hálá da öyleyimdir. Öyle bebeklerle, oyuncaklarla falan oynamadım hiç. Düzen, tertip hastasıyımdır. Her şeyin düzenli durmasını severim. Oyun oynamasını sevmezdim ama oyun oynanan bir mesleğe düştüm. Bu da ilginç tabii. Hiçbir zaman annemin topuklu ayakkabılarını giyip, Ajda Pekkan şarkıları söyleyen bir çocuk da olmadım. Hálá da taklitten pek hoşlanmam. Yetiştiriliş tarzımdan sanırım, hayatım boyunca hep mantığımla hareket etmeyi sevmişimdir.

Hiç aşk acısı çektiniz mi?

- Çocukluğumdan itibaren aşık olmayı severim ama öyle yırtıcı, tutkulu aşklar yaşamadım. Böyle şeyleri pek de tehlikeli bulurum. Çünkü gelip geçicidir. Aşk için hiç ölüp bittiğimi bilmem mesela. Sanırım kendimi çok sevdiğim için. Tabii erkeklerden falan nefret ediyor da değilim. Buradan öyle anlaşılmasın. Erkek arkadaşım olsun, bana kol kanat gersin, her şeyimi karşılasın tarzıyla büyütülmedim. Hiçbir zaman, kimseye hiçbir şeyimi ödetmedim. Kimseye borçlu kalmak istemem, kimsenin de benim hakkımda hak iddia etmesinden de hoşlanmam. Özgürlüğüme düşkünüm. İnsanları çok severim, ama kullanılmak da asla hoşuma gitmez.

Konservatuvar mezunusunuz ve ikinci üniversiteyi de yarıda bırakmışsınız, doğru mu?

- Evet... Lise son sınıfa kadar hiç aklımda oyuncu olmak yoktu. Bir yıl hazırlık okuduktan sonra direkt geçince, devam etmeye karar verdim. Konservatuvarda okurken, yeniden sınava girdim. Eski Yunan Dili ve Edebiyatı’nı kazandım. Ancak iki üniversiteyi bir arada sadece iki yıl yürütebildim. Tercihim, konservatuvar oldu.

İdealiniz neydi?

- Benim bu anlamda idealim, idolüm olmadı... Benim en büyük idolüm müzikti. Babamın gençlik dönemlerinin müziklerini çok iyi takip ederdim. Fanatik derecesinde Beatles hayranıyım. Odam da sadece onların posterleri asılıydı. Birçok Beatles posterleri ve plaklarım vardı. Hálá onları özenle korurum, saklarım. Müziğe, müzisyenlere karşı büyük ilgim var. Onlara benim yapamadığım bir şeyi yapmalarından dolayı ağzım açık bakarım. İyi müzik yapanlara karşı sevgim ve saygım inanılmaz büyüktür.

Müzikle ilgileniyor musunuz peki?

- Hayır... Ama iyi müziğe düşkünümdür.

Çok kuralları olan, hayatı gergin yaşayan bir yapınız var, niye rahat değilsiniz?

- Kurallarım vardır ama bu duruma göre esnek olabilir. Hayatı gergin mi yaşarım? Düzeni kesinlikle bozmam, doğru. Bu yetiştiriliş tarzı. Ama kendi dünyamda, kendi özelimde çok rahat birisiyimdir.

Fikrinizi söylemeye korkuyor musunuz?

- Bakın bana ’Ne zaman yaşamak istersiniz?’ diye sorarsanız, 1923-1938 yılları arası kesinlikle yaşamak isterdim. Daha umudun olduğu bir dönemde yaşamak isterdim. Cumhuriyet mücadelesinin verildiği o tarihlerde yaşamayı, ne görev verilirse yapmayı çok isterdim. İşin hangi ucundan olsa tutardım.

Gökten Üç Elma Düştü adlı filmin çekimlerini yeni tamamladınız. 10 yıl aradan sonra yeniden beyazperde de göreceğiz sizi. Neden 10 yıl ara verdiniz sinemaya?

- Oyunculuk konusunda olgunlaşmam beklenildi.

Burada bir sitem var?

- Sadece bir şakaydı. Çok çalıştım ve 10 yıl sonra başardım. Neyse, aslında ben de emek harcayabileceğim bir rolle karşılaşmak istiyordum. Ben 1997 yılından itibaren seçme hakkı olan birisiyim. Oyunculuğu istediğiniz zaman yaparsınız. İşin içinde istek olması gerek. Verilen rolün sizi heyecanlandırması gerekiyor. Ben lüks hakkımı kullanıp, istediğim filmde rol almayı bekledim.

Filmin konusunu anlatır mısınız?

- İsmail Hacıoğlu bir hırsızı, ben bir hayat kadınını, Köksal Engür de emekli bir askeri canlandırıyor. Bu üç kişinin hayatı tuhaf bir şekilde kesişiyor. Ve birlikte bir aileymiş gibi hareket edip, ilginç bir durum içinde kalıyorlar ve bir cinayete ortak oluyorlar...

Filmin sloganı da ilginç zaten; "Aile kurmak için cinayet işlenir mi?"

- Bu bana çok ağır geliyor... Benim mantığımın dışında ama bu üç kişinin yaşadıklarını görünce, "olabilir" diyorsunuz. Benim filmde canlandırdığım hayat kadını Nilgün’ün özlemi bir aile kurabilmek. Daha önce evlenmiş ama çocuğu olmamış. Üniversite mezunu ama okuduğu bölümde iş yapamamış. Herkes ondan başka bir şey istemiş. O da bu işi daha lüks bir şekilde yapıp, kısa zamanda para kazanıp, bir yerlere çekilmeyi planlayan bir kadın. En azından çiçeklerine bakmayı düşünen birisi. Hepsinin küçük özlemleri var. Ancak olmadık işler başlarına geliyor. Üçüncü sayfalarda her gün gördüğümüz hikáyelerden biri var bu filmde. Sert bir hikáye, şiddette var içinde...

Çok dayak yiyorsunuz galiba...

- Evet, o sahneler beni çok yordu. Hem dayak yedim hem intihara teşebbüs ettim... Birçok şeyi aynı anda yapmaya çalıştım. Bu hareketlilik bana çok iyi geldi. Kendimle çatışmam açısından, bir şeyi daha farklı yapabilmem açısından iyi geldi. Önce kendimi şaşırtmak istedim, sonra da izleyiciyi... Ben kendimi şaşırttım, umarım seyirci de şaşırır...

Sizi komik bir rolde düşünemiyorum...

- Komedi tarafım vardır... Bunu denedim de. Fakat benim kendime göre bir espri anlayışım vardır. Benimle birlikte olduğunuz zaman bunu anlarsınız.

Son zamanlarda bir sürü komedi filmi çekildi. Ne düşünüyorsunuz?

- Yakından takip ettiğim söylenemez. Bu tip filmleri izlemeye zamanım yok. Çok yoğunum, ancak filmlerin DVD’sini alıp evde izleyebiliyorum.

Korsan film alıyor musunuz?

- "Korsan almıyorum" diyen yalan söylüyordur. Ben de arada alıyorum... Yalan söyleyemem... Geçenlerde duydum... Bir yapımcı kendi filminin korsanlarına alıp, tanıdıklarına dağıtmış. Çünkü korsan, orijinalinden daha kaliteliymiş. Düşünsenize, korkunç bir olay bu. O zaman sistemde bir kopukluk var demek ki.

Fikret fanatiklerinin bu filmdeki rolünüzden dolayı size kızabileceklerini söylemişsiniz.

- Türkiye’de en kötü şey, bir rolün, oyuncunun üzerine yapışması. Oyunculukta bir şey vardır, "Al bunu yap bakalım, yapabilecek misin?" denir. Siz de bunu denersiniz ve en iyisini yapmaya çalışırsınız.

İsmail Hacıoğlu filmde sevgilinizi mi canlandırıyor?

- Hayır, filmde benim sevgilimi Kürşat Alnıaçık canlandırıyor...

"Şöhretli olmak" desem...

- Daha önce tatmadığım bir şey değil. Ancak şöhret bana çok ağır bir kelime gibi geliyor. Ben böyle ağırlıkları taşımak istemiyorum. Ben normal bir şekilde hayatıma devam ediyorum.

Kaynak : Hürriyet

Son Yorumlar (1)

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 07 Mart 2009 20:28:03

10

bennu yıldırımlar çok iyi bir oyuncu

Yandex.Metrica