Başrolü Burnumla Kaptım posteri

Zaman Gazetesi'nden Rahime Sezgin'in röportajını sunuyoruz:

Oyunculukta doğu hizmetini Asi dizisiyle yapıyorum

Dizilerden aşina olduğumuz bir oyuncu Onur Saylak. İlk sinema filmi Sonbahar'da canlandırdığı Yusuf karakteri ile oyunculuğunun farkına vardık. Dalgalı bir eğitim hayatından sonra Bilkent Tiyatro bölümünü bitiren Saylak, yıllardır oyunculuk yapıyor. Her ne kadar bu ilk sinema filmi insanların onu daha yakından tanımasını sağlasa da o buna çok takılmıyor. Yaptığı işlerde başarıyı yakalamayı, tanınmaktan daha çok önemsiyor. Sonbahar'ın siyasal bir film gibi sunulmasını doğru bulmayan genç oyuncu, Yusuf karakterine empati kurarak yaklaşmadığını söylüyor. Her ne kadar siyasal görüşü Yusuf ile benzese de bir oyuncunun oynadığı rolle empati kurmasının objektifliğini kaybettireceğini düşünüyor. Onur Saylak ile son dönemin en iyi filmlerinden Sonbahar filmini ve kendine dair birçok şeyi konuştuk.

ODTÜ Fizik, Ankara Siyasal Bilgiler derken Bilkent Tiyatro bölümü. O kadar ciddi bölümlerden oyunculuğa geçiş nasıl oldu?

Ankara doğumluyum fakat Kuşadası'nda büyüdüm. Küçük yerin dezavantajını yaşadım. Biraz kafası çalışanı sayısala alıyorlardı. Cahillik işte. ÖSS ve ÖYS'den iyi puan alınca ODTÜ Fizik'e girdim. Anabilim dalında uzmanlaşmak bir idealizm gerektiriyordu. Bende bunun olmadığını anladım, bir kez daha sınava girdim. Bu sefer Siyasal Bilgiler'i kazandım. Siyasal eğitimden aslında çok da mutsuz değildim aslında. Bir gün kantinde "Tiyatro topluluğuna katılır mısınız?" diye bir ilan gördüm. Gittim katıldım ve tiyatro serüvenim başladı. Sonra da Bilkent Üniversitesi Tiyatro bölümüne girdim. Şimdi de buradayım işte.

Oyunculuk yetenek mi zekâ mı gerektirir?

Yaptığınız iş sanatsa zekâ gerektirir. Oyunculuğa sanatın bir dalı olarak bakarsanız zekâya ihtiyacınız vardır. Özellikle tiyatro sahnesinde hocalarımız zekânın her şey olduğunu söyler. Okuduğunu anlayabilme, algılama çok önemlidir. Oyunculuk yapıyorum, rol kesiyorum diyerek oyuncu olunmaz. Mesela Picasso'nun zekâsından şüphe edilebilir mi? Elbette Einstein zeki bir adamdır ama bana göre Picasso daha zekidir.

Kimilerine göre siyasi, kimilerine göre dram. Sonbahar filmini siz nereye koydunuz?

Filme tamamen Yusuf perspektifinden bakıyorum ve bütün çekim boyunca da ben Yusuf perspektifinden gördüm. Bana sorarsanız siyasi altyapısı olan fakat bir insanın hikâyesini anlatan bir film. Siyasi bir film vurgusunun çok fazla ön plana çıkarılmasına açıkçası çok taraftar değilim. Burada ölüme yaklaşmış bir insanın dramı anlatılıyor.

Siyasi görüş benzerliği Yusuf ile empati kurmanızı sağladı mı?

Bir oyuncunun oynadığı rolle çok fazla empati kurması iyi bir şey değildir. Role ne kadar dışarıdan bakabilirseniz o kadar objektif olabilirsiniz. Empati ile sempati ile yaklaştığınız zaman istediğiniz performansa ulaşamayabilirsiniz. Tabii ki Yusuf karakterinin düşünceleri nedir, ne değildir diye okudum, belgeseller izledim. İllaki böyle bir karakterin düşüncelerinin bana yapıştırılması ve bu yüzden beğeniliyor olmak iyi bir şey değil.

Filmi daha çok kimler izliyor?

Üniversite öğrencileri, doğal olarak, bu durumla alakalı insanlar izliyor. Beğenen var, beğenmeyen var. Yakın geçmişe dair bir olay ve bu olayı yaşamış yanı başımızda olan bir sürü insan var.

Filmde Hemşinli yerli halk oyuncu olarak oynadı. Bunun zorlukları nelerdi?

Hemşince öğrenmek, yeni bir kültürle tanışmak benim için çok zevkliydi. Biz onunla oyuncu olarak değil de daha çok ana-oğul ilişkisi yaşadık. Daha başka bir enerji ile o sahneleri çektik.

Hayatın hızlı aktığı büyükşehirden hayatın yavaşladığı Hemşin'de iki ay vakit geçirmek çok farklı. Nasıl geçti bu süre?

Doğa ile iç içe olmak çok güzeldi ve insan sürekli kendini dinliyor. Tuhaf alışkanlıklarımız var. Akşam olunca arkadaşlarımızla buluşuyor, televizyon izliyoruz. Bunların hiçbiri orada yoktu. Zaman yavaş akıyor. Saat 22.00'de uyuyorsun. Saat 22.00'de uyumam, ama o kadar uzun ki zaman insan ne kadar çok zamanı olduğunu hissediyor.

Yusuf'un hayatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yitip giden bir hayat görüyorum. Fakat Yusuf ölene kadar normal hayatından vazgeçmiyor. İnadına Onur'a matematik öğretiyor, sigara içiyor, inadına tulumunu tamir ediyor. Dünyadan gitmeden önce yine de bir şeyler yapmanın peşinde.

Sizin eğitim sürecinizde Yusuf gibi eylemci olduğunuz bir dönem var mı?

Var tabii ki. Üniversite dönemimde birçok arkadaşım gibi eylemlere katıldım. O dönemde ODTÜ'de okuyoruz. Bizi topladılar Gorbaçov gelecek diye, üniversite öğrencilerinden bir tane içeri almadılar. Bu yüzden öğrenci olayları patlak verdi. İki güne yakın sürdü bu eylemler ve hep beraber eylem yaptık. Sonra siyasalda devam etti bu süreç. Şöyle bir şey anlaşılmasın, gerçek bir aktivist değilim ama bir siyasal görüşüm var. Bunun için bir şeyler yapmaya çalışıyorum ama tabii ki üniversite döneminde biraz daha hararetliydim.

Oyuncu olarak siyasal görüşünüzü paylaşmaktan kaçınır mısınız?

Hayır. Bundan asla çekinmem. Çünkü sanatçı zaten taraf tutandır. Taraf tutmak sadece siyasal anlamda değil, hayata karşı bir taraf tutuyorsunuz demektir. Fakat insanlar bunu bilsin gibi bir kaygım yok ama soran olursa söylüyorum.

Soralım o zaman. Nerede duruyorsunuz?

İnsan için olan her şeye evet. Daha iyi yaşamaya dair kendimce doğru bulduğum her şeye evet.

Sonbahar kitlesel bir film olabildi mi?

Film daha ilk haftasını yaşadı. Böyle bir film için ilk haftada gayet iyi bir gişesi var. Biz sonuçtan memnunuz ama popülerlik çok başka bir şey. Milyonların izlediği bir film olabilmek için çok başka kriterlere sahip olmak gerekiyor.

Sonbahar'ın siyasi bir film olarak altının çizilmesi canınızı sıkmış gibi...

Sonuçta tabii ki siyasi bir zemini olan film. Fakat bunu sadece siyasi bir film gibi algılamak haksızlık. Aldığım eleştiriler de bu. Oysa normal seyirci ile buluşabildiği bir nokta var bu filmde. Biz ölüme giden bir insanın hikâyesini anlatmak istedik.

İlk sinema teklifi Sonbahar mı?

Evet, ilk sinema teklifi Sonbahar ile Yusuf gibi bir karakter olarak geldi. Bu yüzden şanslı olduğumu düşünüyorum. Bu kadar derinlikli bir karakter oynadığım için kendimi şanslı hissediyorum.

İlk sinema filmi. İyi bir proje ve başrol. Teklif nasıl geldi size?

Özcan Alper dört yıldır bu senaryo ile uğraşıyormuş. Yapım aşamasına gelince internetten fotoğrafımı görmüş. Yıllar önce arkadaşım Filiz'in çektiği bir fotoğraf. O fotoğraftaki ilk şey burun. Hemşinli birini oynayacağım için karakteristik bir burun gerekiyordu. Arkadaşlarıma şaka yapıyorum burnum işe yaradı diye. Sonra beni buldu.

Bir hayran kitleniz olduğunun farkında mısınız?

Vardır herhalde bilmiyorum. Farkında değilim bunun ve çok da farkında olmak istemiyorum. İşin cafcaflı tarafı ile uğraşmak istemiyorum. Oyunculuk üzerinden bir eleştiri geldiği zaman mutlu oluyorum. Ne kadar çok insan beni seviyor gibi bir kaygım hiçbir zaman olmadı, olmayacak. Çok popülerlik iyi bir şey değil. Popüler hayattan uzaklaşmaya çalışıyorum. Bir hocamın lafı vardır ben çok severim: "Ne zaman ki sahnede çok iyi bir performans sergilersiniz ertesi gün gidin bulaşık yıkayın, tuvalet temizleyin ki sonraki role hazırlanabilin." Benim şu an yapmaya çalıştığım şey Yusuf'tan mümkün olduğunca uzaklaşmak, unutmak ve Yusuf'u sadece bir performans olarak bir yerlerde saklamak istiyorum. Yoksa 3-4 sene Yusuf ile yaşayabilirsiniz ve sonraki her şey de Yusuf'a benzer. Hani bu kadar meşakkatli bir işten sonra beğeniliyor olmak hoş bir şey, ama bunu abartmamak gerekiyor. Hayat bir yandan akıyor.

Dizilerde yan rol oynuyorsunuz genellikle. Bundan sonra başrol bekliyor musunuz?

Bu tuhaf, bir yanıyla oyuncuyu rencide edebilecek bir ayrım. Yani rolün yanı başı olmaz. Bu popüler kültürün oyuncular üzerine getirdiği bir yük. Ailem ve arkadaşlarım da 'Neden başrol oynamıyorsun?' diye soruyor. O zaman benim sormam gereken şey, oynadığım rol değil mi? Bizim sektörde başrol, yan rol gibi bir ayrımın olduğunu hissetmiyorum.

Sinema filmindeki performansınız sizi biraz daha sahnenin önüne itmedi mi?

Ben hep buydum fakat Yusuf insanların beni tanıması için bir şan sağladı. Yoksa bundan sonra Yusuf gibi karakterler oynayacağım ya da dizilerde başrol oynayacağım gibi bir kaygı gütmüyorum. İçime sinebilecek iyi bir rol alabildiğim her yerde olacağım.

Asi dizisinde rol alıyorsunuz. İstanbul'dan uzakta günler nasıl geçiyor?

Hatay'da güzel bir ekibimiz var. Eğlenceli geçiyor günler ama zor oluyor tabii insanın evinden uzakta olması. Ben buna oyunculukta Doğu hizmeti diyorum. Çalışmadığım zamanlarda evimde arkadaşım Filiz ve köpeğimle evde olmak, dinlenmek en sevdiğim şey.

Yeni bir sinema teklifi geldi mi?

Ağustos sonunda başlayacak bir proje ver. Yine bir söylemi olan film. Yurtdışında doğup büyüyen, mülteci babasının ölümünden sonra Türkiye'ye gelen Doğu isimli bir karakteri oynayacağım. Derdi olan bir film.

Kaynak : Rahime Sezgin / Zaman

Son Yorumlar (1)

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 07 Mart 2009 01:33:03

iyi bir oyuncu adayı

Yandex.Metrica