Lütfi Ö. Akad

Gerçek Adı Lütfi Ömer Akad
Namı Ustasız Usta (The Masterless Master)
Doğum Tarihi 2 Eylül 1916
Ölüm Tarihi 19 Kasım 2011
Doğum Yeri İstanbul
Ölüm Yeri İstanbul
Eğitim Durumu İstanbul Yüksek Ticaret Okulu maliye bölümü

Biyografisi

1940-1950 yılları arasında sinema alanında çalışmaya başladı. Sinemacılar kuşağı nın ilk ismi olarak yetişti. 1946 dan itibaren sinema ve tiyatro üzerine yazılar yazdı. sema film ve lale film şirketle rinde yapım yönetmeni olarak çalıştı, daha sonra Erman filme geçti. 1974 de Türkiye de ilk defa İDGSA film arşivi tarafından başlatılan eğitim çalışmalarına katıldı ve sinema kurslarında öğretmen olarak görev aldı. 1975 ten itibaren İDGSA sinema-tv enstitüsünde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1997 yılında mimar sinan üniversitesi senatosu kararı ile onursal profesörlük ünvanı verilen Lütfi Ö.Akad, yurtiçinde ve dışında kazandığı pek çok ödülün yanısıra 1998 yılında TC Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne değer görüldü.

Yönetmen (71)

Senaryo (62)

Oyuncu (2)

Eser (2)

Son Yorumlar (23)

KartalTibetTutkunu avatar KartalTibetTutkunu 22 Temmuz 2017 20:28:43

Türk sineması yeşilçam'ın altı altın yönetmeninden biri (diğerleri Osman SEDEN Ertem EĞİLMEZ Metin ERKSAN Atıf YILMAZ Kartal TİBET Ve Düğün-Gelin-Diyet, Vesikalı Yarim, Kader Böyle İstedi Evsaf filminin hepsi birer baş yapıt Mekanı cennet olsun

murat1984 08 Ocak 2017 13:38:27

öncelikle bütün üyelere merhaba.ben de bugün bu siteye üye oldum.site çok güzel bir site bir çok sanatçı hakkında bilgiyi bu siteden öğrendim.tabi eksiklerde var.benim de yönetmenlerle ilgili buradan olmayan bazı bilgiler var.onları paylaşacağım.Lütf i Ömer Akad gerçekten türk sinemasının ustasız ustasıdır.Türk sinemasının tiyatrocuların etkisinden kurtulmasını saplayan kişidir.kötü filmi yok gibidir.allah rahmet eylesin.

mncelik 10 Ekim 2015 20:01:21

Artist, 28 Mart 1962*

Lütfi Akad: ''Türk Sineması Kendini Arama Halindedir''



"Hiçbir rejisöre asistanlık yapmadan Lütfi Akatın meydana getirdiği bu filmin tekniğine bu gün dahi birçok rejisörler erişebilmiş değildir. Hatıralarını ve sanatçıların ı hala beğendiğimiz filmleri düşünelim: Kanun Namına, İpsala Cinayeti, Beyaz Mendil, Yalnızlar Rıhtımı, Lütfi Akatın eserleridir."


Film alemimizin yeni elemanlara ihtiyacı olduğunu söyliyen değerli rejisör Lütfi Akat bugün için Türk sinemasında star hakimiyetinin rejisörlerinkinden üstün olduğunu kabul ediyor.

Türk Sinemasının en değerli rejisörlerinden biri de, hiç şüphesiz ki Lütfi Akattır. Talebeleri, kendisinden sonra Lütfi Akatın sistemini devam ettirmişler, onun ekolünü yaşatmaya çalışmışlardır. Lütfi Akatın senelerce evvel yanına alıp yetiştirdiği asistanlar bu gün Türk sinemasının değerli rejisörleri olmuşlardır. Fakat bu genç sanatçılar kendilerini saran (Lütfi Akat) çemberini yırtarak gerçek kişiliklerini henüz bulmuş değillerdir.

Lütfi Akat 1916 da İstanbulda doğmuştur. Galatasarayda okumuş, Yüksek Ticaretin Maliye şubesinden mezun olmuştur. Evli ve bir çocuk babasıdır. 1946 da Şakir Sırmalının rejisörlüğünü yaptığı filmin prodüksiyon müdürlüğü ile sinema hayatına atılmıştır. 1948 de “Vurun Kahpeye” isimli filmin ilk defa rejisörlüğünü yaptı. Hiçbir rejisöre asistanlık yapmadan Lütfi Akatın meydana getirdiği bu filmin tekniğine bu gün dahi birçok rejisörler erişebilmiş değildir. Hatıralarını ve sanatçılarını hala beğendiğimiz filmleri düşünelim: Kanun Namına, İpsala Cinayeti, Beyaz Mendil, Yalnızlar Rıhtımı, Lütfi Akatın eserleridir.

Son iki sene içinde, daha evvelki filmlerinin aldığı dereceleri geçemeyen kıymetli rejisör Lütfi Akatla hafta içinde Uğur Film yazıhanesinde konuştum. Hiçbir rejisöre asistanlık yapmayan bir Yüksek Ticaret mezunu sinema alanında nasıl başarılı bir rejisör olabilirdi? İlk sualim bu bakımdan Lütfi Akatın sinema bilgisine ait oldu:

- Mektep zamanında tiyatro ile ilgilenirdim. İlk filmlerimi basit tiyatro kültürümle çevirdim. Her filmim, gelecek filmlerime bir araştırma yolu oldu. Bu araştırmayı yapmadan bizim yoldan geçmeden, bizden sonra birçok ustalar! geldi.

“Vurun Kahpeye” filmini yaptığınız sene Türk sinemasının durumu nasıldı?

- 1948 yılı ciddi özel sermayeli, kendine yeni bir iş sahası arayan sermayenin, bu sahaya geliş yılıdır diyebiliriz. Türk sineması, yepyeni bir ülkenin keşfedilişi gibi idi. Gerek çalışanlar, gerek sermaye yatıranlar, hemen hemen herkes işini yaparak öğreniyordu. Bu araştırmalar sekiz sene devam etti. Ondan sonra, çalışanlar, bir biçim endişesinden kurtulup, muhteva endişesine geçtiler. Bütün Türk filmleri dört sene içinde ustasız geleneksiz kitapsız çalışılarak biçim endişesinden kurtuldular.

Türk sinemasında ekol yaratmış bir rejisörsünüz hala Türk sinemasında söyleyecek sözünüzün olması icab eder. Fakat son iki sene içinde sizde açıkça belli olan bir çekingenlik dikkati çekiyor. Bu durum, tecrübeli bir rejisörün susması mı? Yoksa hücuma kalkmak için bir bekleyiş mi?

- Ne o, ne o… Bu, bir takım zaruretleri kabul etmekten doğmuştur. Bir insanın söyleyecek sözü bitmez. Biz bu işi meslek edindik. Onun için bu mesleğin şartlarına katlanmak lazım.

Bu günkü Türk filmleri gerek muhteva, gerekse biçim bakımından yeter dereceye ulaşmış mıdır? Eksik tarafları nelerdir?

- Biçim bakımından söylenecek bir söz yok. Çok az gayretle kusursuz filmler görüyoruz. Muhteva bakımından öyle olmuyor. Büyük eksikliklerimiz var. Sebepleri çok uzun…

Bu gün Türk sinemasında hakim olan rejisör mü yoksa senaryomu dur?

- Bana kalırsa ikisi de değil. Bu gün sürükleyici unsur Yıldızlardır. Her şey onlara göre hazırlanıp düzenleniyor.

İyi bir rejisörün yöneticiliği, aktörün oyunculuğuna tesir eder mi?

- İyi bir rejisör aktör üzerinde yüzde yüz tesirli olabilir. Aktörle rejisör arasında gerek hava teessür ederse, bu hava aktörün kişiliğine kadar uzanır. Yalnız her iki tarafta peşin hükümlerden kaçınmalıdır.

Mevcut sinema kişilerinin yanında yeni elemanlara şiddetle ihtiyaç var mıdır?

- Vardır. Bekliyoruz. Teşvik etmek isteriz.

Her parası olanın rejisörlük yapmasına taraftar mısınız? Yoksa bu durumun düzenlenmesi lazım mı?

- Buna bir tahtit koymak doğru değildir. Beceren kalır beceremeyen gider. Türk sinemasının daha çok ve güçlü rejisörlere ihtiyacı vardır. Sinema rejisörlüğü birkaç kişinin inhisarında olmamalıdır.

Bu gün Türk sineması hangi cereyanların tesirindedir?

- Belli başlı hiçbir cereyanın tesirinde değildir. Gittiği belli bir yol yoktur. Türk sineması daha kendini arama halindedir.

Sorduğum suallerin dışında sizin söyleyecek başka bir sözünüz var mı?

- Bu röportaj içinde sorduğunuz suallerden sonra söylenecek başka bir şey kalmadı. Ama Türk sinemasında daha söyleyecek çok sözüm var.

* Söyleşideki imla hataları derginin orijinal halinde olduğu için müdahalede bulunulmamıştır.

Yandex.Metrica