Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Bruce Lee (Lee Jun Fan Kantonca)

Bruce Lee

Doğum Yeri : San Francisco

Doğum Tarihi : 27 Kasım 1940

Ölüm : 1973-07-20

Eğitim : Edison Technical School, Washington Üniversitesi Filozofi Bölümü

Hakkında : San Francisco'da doğan Lee'nin gerçek adı Lee Jun-Fan. İsmini doğumunda hazır bulunan doktor verdi. Babası ve annesi, Çin operasında oyuncuydu. Lee doğduğunda, bir turne için Birleşik Devletlerde bulunuyorlardı. Ailesi, Kung Fu öğrenmesini istedi. 6 yaşındayken bile ilerideki hırçın, sert karakterini belli ediyordu. Lee, Kung Fu tekniklerini bilinçsiz bir şekilde öğrenmeye başladıktan sonra, 1954'de ünlü Kung Fu Ustası Yip Man’ının öğrencisi olarak Wing Chun sistemini çalışmaya karar verdi. İlerleyen zamanlarda da Wing Chun sistemine boks çalışmalarını da eklemeye başladı. Sık sık karıştığı sokak kavgalarından dolayı kötü şöhret edinince doğduğu Amerika Birleşik Devletleri'ne gider. Washington Üniversitesi'nin Felsefe Bölümüne yazılır. Bir yandan okula devam ederken, bir yandan da Amerikalılara Çin Kültürü'nün zenginliğini anlatmak için o güne kadar Çinlilerden başkasına öğretilmesi yasak olan olan Kung Fu dersleri vermeye başlar. Bu amaçla kendi adını taşıyan JUN FAN KUNG FU adında bir okul açar. Bu spor okulu 1963 yılına kadar açık kaldı. Yine aynı yıl Amerikalı Linda Emery ile evlendi. Lee daha sonra Oakland’da ikinci okulunu açtı. Burada geniş bir kitleye, Amerikalılara yabancı olan bu sanatın ne kadar geniş içerikli ve derin felsefeye sahip olduğunu ispatladı. İlk uzun metrajlı filmi; Çinli prodüktör Raymond Chow’un yeni kurduğu film şirketi Golden Harvestla çekilen için Big Boss(Büyük Patron)dur. Film Hong Kong ve güneydoğu Asya bölgesinde şimdiye kadar kırılmış tüm gişe rekorlarını alt üst ederek büyük bir patlama yaptı. Bunun üzerine Asya milliyetçiliğinin işlendiği Fist of Fury(Öfkenin Yumruğu) filminde oynadı. Lee'nin bu filmlerinde kendisine özgün stilini de görmek mümkündür. Hong Kong film sanayinde avantür filmlerin hareketli sahnelerine Bruce Lee'nin Hollywood tecrübesi ile olağanüstü koreografileri yeni bir boyut kazandırmıştır. Dönemin süper starı Wang Yu bile onun altında bir role razı hale gelmişti. Büyük Usta çekilen filmin güzel olması için dövüş sahnelerinin koreografisini düzenlerken gece gündüz demeden çalışıyordu. Hareketli sahneler için uzun plan çekimler yapar, yüksek tekmeler kullanır, Escriama’nın (silahlı dövüş sanatı) Nunchaku, Bo, Kali, bıçaklar ve küçük Çin okları gibi tüm silahlarını kullanarak dövüş sahnesini olağanüstü artistlik figürlerle süslerdi. Bruce Lee kalitesi ile Kung Fu sineması sektörüne yeni bir boyut kazandırdı. Escrima ustası Dan Inosanto, Lee'nin özgün stili Jeet Kune Do’nun kesinlikle gösteri olmadığını, aksine çok gerçekçi, fantezisi olmayan, vücut hareketlerinin işlevine uygun bir spor olduğunu söyler. Lee'nin komple bir sporcu olduğunu, Jeet Kune Do’nun da gerçek bir dövüşte çok etkili bir sistem olduğunu hararetle savunur. Bunun yanında Bruce Lee’nin de çok iyi bir aktör olduğundan, dövüş sanatını beyaz perdede fantastik bir şov olarak seyirciye sergilemeyi becerebildiğini söyler. İşte bu yüzdendir ki; filmleri dünya sinema klasikleri arasına girmiştir. Bruce Lee’nin üçüncü filmi Way of The Dragon(Ejderin Yolu) oldu. Bu filmde Lee'nin yanında yardımcı oyuncu olarak, Amerikada yedi defa karate şampiyonu olmuş Chuck Norris’i görüyoruz. Filmin final mücadelesinde ise adeta Karate ve Kung Fu'nun üstünlük mücadelesi sergileniyor. Bruce Lee'nin her filminde bir diğerine nazaran yenilikler göze çarpmaktadır. Bruce Lee’yi zirveye taşıyan film ise, Dan İnosantio ve Kerim Abdül Cabbar ile Game of Death(Ölüm Oyunu)dur. Amerikan filmlerinde başrol oynamayı çok isteyen ancak bunu başaramayan Lee, dördüncü filmini çekerken Amerikalı yapımcılardan başrol oynayacağı bir film teklifi geldi. Bunun üzerine sanatçı Ölüm Oyunu filmini yarıda bırakarak, Çin-Amerikan ortak yapımı olan Enter The Dragon(Ejder'e Giriş) filmini çekti. Amerikan Sinemasında ve Uzakdoğu film sanayinde süper starlığa yükselen Lee Ölüm Oyunu adlı filmini tamamlayamadan öldü. Bruce Lee hayatında 4 öğrencisine Jeet Kune Do hocası olma lisansı verdi. Bunlar Taky Kimura, James Yimm Lee, Dan Inosanto ve Ted Wong. Hayatı 2 27 Kasım 1940 sabahında (Çin takvimine göre Ejder yılı) San Francisco'da doğdu. Annesi Grace ,ona bir Amerikan ismi vermeyi düşünmüyordu.Hastane çalışanlarından biri bu bebeğe Bruce demeye başladı bunun üzerine anneside bu ismi değiştirmeyip Bruce adını verdi.Bundan sonra adı Bruce Lee oldu.Ve bir efsane doğmuş oldu.Aile çok kısa bir süre sonra Hong Kong'a geri döndü.Bruce Hong Kong'da film kariyerine 8 yaşında başladı. Babasının son filminde yönetmen onu sette gördü ve onun o hali yönetmenin çok hoşuna gitti ve ona bir rol teklif etti.İşte bu Bruce'nin gelecekteki film kariyerinin başlangıcı oldu.Bir sokak kavgasında küçük düşme korkusunu yenebilmek için dövüş sanatları eğitimine başladı.Bir delikanlı olarak sebepsiz yere bir sürü dövüşe katıldı. Ve Yip Mans Wing Chun(Güzel ilkbahar zamanı) eğitimleriyle efsane bir dövüş sanatçısı oldu. Korkuyla yaşayan sokak dövüşçüsü kalıbından kurtuldu.Zaman geçtikçe Bruce Lee büyüdü ve dövüş sanatlarına olan ilgisi daha da arttı.Genç enerji dolu ve rekabetçiydi. Kısa sürede Wing Chun'un temel kunfu derslerine girmeye başladı. Çok zeki olduğu içinde bay Yip onu çok sevdi.Ve Wing Chun Kunfusunun bir sürü gizli tekniğini öğretti.Bruce Lee böylelikle Wing Chun Kunfusu'nun ustası haline geldi. Dansa inanılmaz derecede ilgi duyuyordu.14 yaşındayken dans etmenin çok eğlenceli olduğunu keşfetti.Bunun içinde zaten yetenekliydi. Dans etmek isteyenleri geri çevirmezdi. Dans dengesi ve ayak hareketlerinin çoğu onun daha sonra dövüş stilinde etken olmuştur.En sevdiği dans olan Cha Cha dansında Hong Kong'ta şampiyonu bile seçildi.19 yaşındayken sokak dövüşü ile gittikçe daha ilgili olmaya başladı. Böylece 1959'da ailesi onu liseyi bitirmek üzere Amerika'da arkadaşlarının yanına göndermeye karar verdiler. Seattle'de otururken bir resturanın çatı katında garsonluk yaptığı sürece kalmasına izin verildi.Liseyi bitirip üniversiteye geçti.Washington Üniversitesine girdi ve geceleri restaurantta çalışmaya devam etti. Bruce Lee, Ed Parkers'la 1964 yılında ilk uluslararası çıkışını yaptı.Daha sonra Green Hornet adlı bir dizide oynamaya başladı.Bruce bunun kendisi için bir çıkış olacağını düşünürken dizi bir sezon sonra yayından kaldırıldı. Daha sonra James Garner'in oynadığı "Marlowe" adlı filmde küçük bir rol kaptı ve birkaç bölümünde göründü. Sakatlandı ama vazgeçmedi Bu küçük rol kariyeri adına ona hiçbir fayda sağlamadı..Lee ondan sonra dövüş sanatları öğrencileri üzerine tasarlanmış 3 tane Knoons adlı okullardan açmaya karar verdi. İşte burada öğrencilerine gerçek Jeet Kune Do olmayı öğretti. 1970'li yıllarda Hollywood ile Hong Kong arasında mekik dokumaya başladı. İnanılmaz teklifler alıyordu. Bu yıllarda sırtından çok ciddi rahatsızlandı. Bruce Lee Way of the Dragon filminde Doktorları ona dövüş sanatlarını kesinlikle bırakmasını ve iyileşmesi için yataktan çıkmaması gerektiğini söylediler.Bu Bruce Lee'nin hayatında en kötü dönemlerinden biriydi. 6 ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı. Ama beynini çalışmaktan alı koyamıyordu. Bu zaman diliminde Jeet Kune Do Tao adlı kitabı yazmaya başladı.Ama bitiremeden hayata veda etti.Kitabını ölümünden sonra karısı tamamladı. 20 Temmuz 1973'teki Bruce Lee'nin ölümünü çevreleyen koşullar Asya'da bir bilinmezlik fırtınası ve dünyanın her tarafında ölümüne dair bir sürü iddianın gezindiği bir trajedi olarak kaldı. Fiziksel sağlığının insanlar tarafından çok iyi olduğu biliniyordu. Ve ölüm sebebinin doğal sebeblerden olabileceği düşünülüyordu. Tabi ki kimsenin gelecek felakete dair bir önsezisi yoktu.Betty'inde başrol oynayacağı "Game Of Death" adlı filmini bitirmek için yapımcısı Raymond Chow'la görüşmek üzere Betty'nin dairesine gitmişti.Raymond öğleden sonra akşam tekrar konuşmak üzere onlardan ayrıldı.Başağrısından şikayet eden Bruce, Betty'i herzaman kendisininde kullandığı bir aspirin karışımı olan Equogesic verdi.Ondan sonra Bruce uzanmak üzere yatak odasına gitti. Raymond akşam niçin gelmediklerini öğrenmek için onları aradığında Betty , Bruce'un uyuya kaldığını söyledi.Raymond Betty'nin dairesine gidip Bruce kaldırmayı çalıştı ama başaramadı. Panik olmaya başladılar.Ve Betty doktor çağırdı.Onu kurtarmak için yapılan birçok başarısız denemeden sonra ambulans çağırıldı. Küçük ejder Bruce hastaneye gittiğinde ölüydü.Acil müdahalede kalp ve solunuma müdahale edildi..Ama bir hayat belirtisi yoktu. Bruce'nin nasıl öldüğü aslında tartışma konusu oldu.Ölümünün beynindeki tümörden olabileceği söylendi. Bunun doğuştan mı yoksa daha sonra mı ortaya çıktığı meçhuldu ama kafasında her an patlamak üzere olan hasar görmüş bir damarla birlikte de çok vakti yoktu. Hatta ölümünden 2 ay önce bir beyin travması geçirdi. Bruce Lee'nin ölümüyle Hong Kong yasa boğuldu..Binlerce insan sokaklara dökülüp, son yolculuğunda onu yalnız bırakmak istemediler.Kalabalığı durdurmak için polis tarafından barikatlar bile kuruldu..Diğer bir trajedide oğlu Brandon Lee'nin 31 Mart 1993'te Amerika'nın Kuzey Carolina eyaletinde "The Crow" filminin çekimleri sırasında karnından vurularak ölmesidir. Bruce Lee Amerika'nın Seattle eyaletinde Lake View mezarlığına gömülmüştür. Daha sonra 3 Mart 1993'te Brandon Lee'de babasının yanına gömüldü..Hergün kendisinin ve oğlunun mezarı dünyanın dört bir tarafından gelen insanlar tarafından ziyaret edilir.



benser

13 Ocak 2014 16:58

O bir efsane... Söylemesi kolay... Peki neden efsane? Dövüş sanatlarının gelmiş geçmiş 1 numarası olduğu için mi, elbette sadece bu değil... 4-5 film çekip, sinemada iz bıraktığı için mi, elbette sadece bu da değil... Sizlere sadece sinematürk.com'daki ismi ile "Ejderin Dönüşü", orjinal ismi ile "Way of the Dragon" ve sinemalarımızda gösterime giren ismi ile de "En Büyük Benim" filminden bir örnek vermek isterim. Büyük Ustanın büyüklüğünü daha iyi anlayabiliriz o zaman... Filmin yapım tarihi olan 1970'lerin başlarına bakarsak, ABD sinemasında başta Çinli ve Siyahi ırklar olmak üzere, kendilerinden olmayan her ırkın 2.sınıf rollerde oynatılıp, onlara kesinlikle başrol verilmediği; hemen her kesimde olduğu gibi sinema sektöründe de ırkçılığın boy gösterdiği bir dönem karşımıza çıkar. Bruce Lee, yazıp-yöneteceği bu filmi ısrarla İtalya'da, Roma'da, Collesium'da çekmek ister. İtalyan Hükümeti Lee'ye çok kısıtlı bir zaman dilimi verir. Hatta Gladyatörlerin dövüştüğü Arena'da (meydanda) çekimlere izin verilmez. Çekimler Collesium'un seyirci (şimdiki ziyaretçi) giriş-çıkış yerlerinde çekilir. Hem de alel-acele... İşte bu film, Bruce Lee'nin hem ırkçılığa, hem ABD ve tüm kapitalist ülkelere ve hem de ABD sinemasına bir meydan okumasıdır. Filme bu gözle bakmalıyız. Bruce Lee sıradan bir dövüşçü değil, tüm dünyada Amerikan ve Avrupa emperyalizmine karşı ezilmiş olan ırkların bir temsilcisidir ve kahramanıdır. Bu filmde (Way of the Dragon), bir Avrupalıyı , bir Japon'u ve bir ABD'liyi döven Lee, Avrupalı'nın, apış arasına vurarak, onlara en büyük hakareti yapıp, ezilmişlerin arkasında olduğu mesajını açıkça vermektedir. Yıllarca Japonlar tarafından ezilen kendi ırkı için de Japon rakibini ezip, geçmiştir. Yine bu filmde, aynı zamanda talebesi olan Chuck Norris'i, İtalya'da, Roma Collesium'unda dövmesi (ezmesi) sıradan bir sahne değil, koskocaman bir mesajdır. Zira Chuck Norris, sömürgeci (emperyalist) ABD'yi, Bruce Lee ezilmiş bütün ırkları temsil etmektedir. Roma Collesium'u da, emperyalizmin (sömürgeciliğin) başladığı yeri temsil eder -ki zaten tarihte bunu doğrular. Bilindiği gibi tarihte Roma ve Roma Collesium'u sömürgeciliğin simgesi sayılır. Sıradan ve basit olarak görülen, hep ezilmiş olan Asya ( yani Doğu); emperyalist - sömürgeci ABD'yi (yani Batı'yı), emperyalizmin başladığı Roma'da, emperyalizmin simgesi olan Roma Collesium'unda yere serer, hatta başını kırar. Yani Lee'nin "Bundan sonra sömürgecilik yok, halkları ezmek yok. Ben bütün bunları, bütün bunların başladığı bu yerde, kafasını kırıp, yerin dibine geçiriyorum" mesajı çok açıktır... İşte Bruce Lee, bu yüzden efsanedir. Saygılar Büyük Usta...

Cevap Yaz

howarda101

21 Şubat 2012 17:54

tüm zamanların en iyisi..

Cevap Yaz

b.b.ankaraboks

31 Mart 2011 19:30

arkadaşlar bi kere karate değil kung fu ustası kendi stili de jet kune do karate ile hiç bir alakası yok hatta filmlerindeki dövdüğü rakipleriyle kung fu karate çatışması mevcut yanlış yorum yazmayalm pls ;)

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

29 Ekim 2010 17:49

Dünya: (uzak doğu'nun) bir numaralı karate virtüözü. Karate sporunu, sinema beyaz perdeye taşıyan Adam...

Cevap Yaz

liondaddy

13 Temmuz 2010 21:49

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dövüşçüsü, oynadığı filmlerdede büyük başarı sergilemiştir.

Cevap Yaz

MGUNAY

11 Mayıs 2010 09:38

dövüş sporları filmlerinin bir numaralı ismiydi aniden ölümü herkez için şüphe uyandırdı kimine göre zehirlendi herne sebeble olursa olsun sinemaseverlerce unutulmayacak bir oyuncu toprağı bol olsun.

 

Cevap Yaz

neconeco

8 Mayıs 2010 16:20

Fotoğraflardaki yüzünü çözümlemeye çabalarsanız, asla bir netice alamayacaksınız. Zira, ne Tyrone Power gibi kusursuz bir erkek güzelliğinin söylemidir, ne de Lee Marvin örneği bir çirkinlik shov/u. Ne James Dean benzeri bir uyumsuzluğun çizgilerini taşımaktadır, ne de James Stewart gibi New Deal politikasının selüloidik imgesidir. Dahası, Tanrı'nm hâkim rengini görüntüye düşüremeyecek kaçlar da kültür sahalarımıza taşranın yaban uzak-liğindadır: O halde, bu kısacık boylu zayıf mı zayıf adamın inkâr edilemez başarısına, görüntüsünün herkesi sarsan içtenliğine ve karşı konulamaz cazibe­sine ne demeli?

En doğru eylem, dudaklarına bulaşmış kanı elinin tersiyle şöyle bir sildiği veya Chuck Norris karşısında yavru bir mestan kediden yabanî çığlıklı nesli tüken­mekte olan bir Sibirya kaplanına dönüşüverdiği Dünyada Benden Büyük Yok ile, samurayların an'anevî silâhlarıyla Han'a karşı giriştiği mücadeleyi kayıtsız kalamayacağımız bir CincemeScope şölene çektiği Ejderin Üç Fedaisine kadar uzanan bir hafıza seya­hatine başlamak olsa gerek: Cevap arayan sorudaki "biz entelektüellerin bir türlü itiraf edemediğimiz" efsaneyi ancak bu filmler çözebilecektir.

Bu filmlerin yapıları, mitik dünya tasvirini modern insan'ın kültür ve tarihe bağlantısının hangi seviyede ve nasıl gerçekleştiğini dışavuran bir "garip" brutallik sergilerler. Dünyada Benden Büyük Yoktaki güzel Çinli Nora Miao nun yaşamını altüst eden "kötü" adamlarla "iyi" delikanlının ve Ejderin Üç Fedaisi'ndeki "kötü" Han'a 3 ırktan "iyi" adamların mücadelesi türünden tasdik ettiğimiz unsurlar, aslında Eski Âhit'e düşülmüş dipnotlardan başka bir şey olmadığı gibi, Batı Felselesi'nin maddeci düalizminin hâkimiyyetini de perdeye yaymaktadır.

Dünyada Benden Büyük Yokun Roma coliseum dekorundaki kavgayı hatırlayın: Fizikî kuvvetin akıl'a, akıl'ın tecrübeye eklemlendiği bu gösteri, yediği darbeler neticesinde bir karış önünü göremez hale gelen Chuck Norris'in göz hizasından yapılan çekimden olduğu kadar, bir yavru kedinin genetik kavgacılığındaki estetize güzellikle Bruce Eee'nin "sanatının" arasında­ki benzerliği çizen kurgusundan, şaşırtıcı bir etkiye ibre vurur.

Şüphesiz, belirttiklerim, sarı ırktan birisinin mitik hüviyeti için yeterli gerekçeler değil. Şayet ölüm, onun yakasına genç yaşında yapışmasaydı, gösterisindeki başarısı ve cazibesi ne olursa olsun, böylesine yaygmlaş-mazdı: Biliyoruz ki, bireylerin ilâhlaşması, bir içtimaî olay'm terörize biçimde kutsallaştırılmasınm neticesidir. Greta Garbo'nun perdeye kadın denen mahlûkat hususunda ancak rüyalarda yaşanabilecek bir ülkü yayan güzelliği; Charles Dickens'm İki Şehrin Hikâyesinde, Sydney Carton'un bir ideal uğruna ölümü; sokak lambalarının zavallı aydınlığında, elindeki mavi ispirto şişesiyle sallanan Cahide Sonku'nun romanesk trajedisi gibi. Ve, James Dean ile Bruce Lee'nin çok genç yaşta ölmeleri gibi. Marcus'un babasının cesedinin parçalanmış arabasından bilhassa yarasız yüzü ile çıkartıldığının altının çizilmesi, veya Bruce Lee'nin ölümünün bir esrar maskında haberlere düşürülüşü, fani hayatlardan nasıl kâr şatoları oluşturul­duğunu da izah eder.

Ölümsüzlük, zihinsel bir kavramdır, bir metafordur. Doğaüstü kuvvetler ve ebedîlik tasarlanmıştır.Yani, mutlak kudret ile mutlak zaman. Ancak, önemli olan, bunlara ihtiyacı doğuran nedenlerdir. Mutlak kudreti iş, mutlak zaman'ı da tarih yontarken, meseleyi dünyaya indirebilmek için, bozulmaya uğratılmış kudretin mad­diliğine birey, yine böylesi tarihin maddîliğine de bireyin hayatı seçilir.

Ülkemizde ender yetişen fikir adamların­dan biri olan Veysel Öngören, "şayet ölümsüzlük kavramı insana önemsetilirse, böyle ölümsüz bir birey olmadığından, tasarımının yerine gerçek bireylerden ikame başlar'' diye yazar: İşte, Bruce Lee de böyle bir ikamenin ürünüdür.

Taner Ay

Cinemascope Kadınlar & Cinemascope Erkekler

Cevap Yaz

b.b.ankaraboks

11 Şubat 2010 20:50

bruce lee ölümünden 37 sene gecmesıne ragmen hala unutulmayan hala hayranlık uyandıran dünyanın gelmiş geçmiş en iyi dövüşçüsü

Cevap Yaz

buyrun 05

27 Kasım 2009 16:20

mükemmel harika müthiş bir oyuncu inanılmaz hiç bir zaman unutulmuyacak

Cevap Yaz

Rufik

26 Ağustos 2009 23:02

o bir efsaneydi ölümünden 36 yıl geçmesine rağmen hiç unutulmadı ve unutulmayacakta

Cevap Yaz
Yandex.Metrica