Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Aşık Veysel Şatıroğlu (Veysel Şatıroğlu)

Aşık Veysel Şatıroğlu

Doğum Yeri : Sivas - Şarkışla

Doğum Tarihi : 25 Ekim 1894

Ölüm : 1973-03-21

Hakkında : AŞIK VEYSEL: Aşık Veysel (1894-1973) Veysel Şatıroğlu, Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş-tür. Veysellere yörede “Şatıroğulları” derler. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadı-na göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.” Bu düşmeden sonra Veysel’in belleğine bir de renk işler: Kırmızı. Düşerken büyük bir olasılıkla elinde sıyrık oluyor, kanıyor. Bunu eşi Gülizar Ana şöyle anlatıyor: “Bilinmez değilsin, renklerden yalnız kırmızıyı hatırladı. Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce düşmüştü. Kan görmüştü. Kanın rengini hatırlardı yalnız. Kırmızıyı... Yeşili de elleriyle bulur ve Sağ gözünün görme şansı varmış, ışığı seçebiliyormuş bu gözüyle o sıralar. Yalnız yakınlardaki Akdağmağdeni’nde doktor varmış. Babasına “Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var” demişler. Sevinmiş babası. Ne var ki, olumsuzluklar yakasını bırakmamış Veysel’in. “Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; babasının elinde bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece.” Ali adında bir ağabeyi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış Veysel’in. Tüm aile çok üzülmüş, günlerce gözyaşı dökmüş bu hale. Bundan böyle bacısı elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar Veysel’i. Bağlamayla İlk Tanışması Emlek yöresi olarak adlandırılan Sivas’ın bu âşığı/ozanı bol diyarında, Veysel’in babası da şiire meraklı, tekkeyle içli dışlı biriymiş. Veysel’in dertlerini birazcık da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye bir saz verir eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Ayrıca yöre ozan-ları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış. İlk bağlama derslerini babasının arkadaşı olan Divriği’nin köylerinden Çamışıhlı Ali Ağa’dan (Âşık Alâ) almış. Kendini de iyice bağlamaya vermiş; usta malı şiirlerden çalıp söylemeye başlamış. Karanlık dünyasını aydınlatan ozanlar dünyasıyla Çamışıhlı Ali tanıştırıyor daha çok Veysel’i. Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışıyor böylece. “Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru “belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz” düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölüyor... Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor. 1921’in 24 Şubat’ında annesi, ondan on sekiz ay sonra da babası ölüyor. Bu arada bağ, bostan işleriyle uğraşıyor. Köye de bir çok âşık gelip gitmekte, Karacaoğlan’dan, Emrah’tan, Âşık Sıtkı, Âşık Veli gibi saz şairlerinden çalıp söylemektedirler.(www.asikveysel.com) Arşt: Yalçın Özgül

Resimler



dieFohlen

22 Kasım 2012 20:14

Halk edebiyatımızın çınarlarından olan Aşık Veysel, gönül gözü ile gördüğü dünyamıza bıraktığı eserleri ile kalbimizdeki yerini almıştır. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun büyük üstadın.

Cevap Yaz

delikadir39

12 Şubat 2011 10:33

Türkiyede son dönem halk ozanlarının en iyisiydi.Allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

kariz_ma_35

14 Aralık 2009 00:29

Türkiyenin gelmiş geçmiş en büyük ozanı üstüne gelmedi daha onun gibisi özellikle onu" benim sadık yarim kara topraktır" türküsüyle hatırlıyorum mekanı cennet olsun

Cevap Yaz

kariz_ma_35

27 Kasım 2009 22:09

Türkiyenin en iyi ozanlarından allah rahmet eylesin

Cevap Yaz

ASYACANAN

25 Aralık 2008 17:32

Sazı da sözü de güzel insan Aşık Veysel,yıllar geçsede unutulmayacak bir ozan...

Cevap Yaz

mimarsinan

16 Aralık 2008 14:56

Son dönem halk ozanlarımızdandır. O'nun ömrünün son yıllarında, kendim bir genç olarak, kıymetinin bilinmediğini, bundan pişman olunacağını, nic'e sanatçının kendisinden faydalandığını ve faydalanacağını gün gibi görmüştüm. Yoksul bir halk âşığı olarak cihana geldi, çiçek hastalığı gibi çok basit nedenle gözleri görmez oldu, gün görmedi, saz çalıp söz söyledi,  son derece sade bir yaşam sürüp bu dünyadan göçtü gitti. Türkülerinde toprak, doğa ve insan sevgisi öne çıkan Veysel, Türkçeyi çok iyi kullanan ozanlarımızdandır. Âşık Veysel pek çok gören gözlerden daha iyi gördü doğayı, bayırı, dağı, çiçeği, gökyüzünü. Dostları onu unutmadı ve unutmayacaktır.

Cevap Yaz

capone

25 Ağustos 2008 13:14

Bu adamı kim unutabilir ki

Cevap Yaz

Halil Güneşli

16 Temmuz 2008 10:50

aşık veysel şatıroğlu, başka söze gerek var mı ? mekanın cennet olsun,

Cevap Yaz

| S z R |

17 Nisan 2008 18:17

Çok önemli bir Halk şairimizdi . Mekanı Cennet olsun.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica