Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Susuz Yaz

Susuz Yaz

8,68

(38 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Dram Dram

Yönetmen: Metin Erksan Metin Erksan

Ülke: türkiye

Oyuncular: Alaattin Altıok, Zeki Tüney, Yavuz Yalınkılıç, Hakkı Haktan, Erol Taş, Ulvi Doğan, Hülya Koçyiğit, Niyazi Er, Ercan Yazgan, Sadettin Erbil Devamını Gör...

Ödüller: Altın Ayı

Konusu : Ahmet Yamacı bağlama ile Keskinli Hacı Taşan’dan alınan bir türküyü çalıyor; ‘Ankara’da Yedim Taze Meyvayı.’ Osman; (Sami Ayanoğlu’nun sesiyle) “..Gayrı aşağı tarlalara salmayacağız suyu. Önce bizim tarlalar sulanacak, artanını vereceğim komşulara..Su bizim değil mi, ne şekil istersem o şekil kullanırım.” Hasan; (Abdurrahman Palay’ın sesiyle) “Su, toprağın kanı Ağam. Kimse bu işe rızasıyla ‘evet’ demez. Milletin dikine gitmek iyi değildir.” Adı önce ‘Yanık Sevda’ olarak düşünülen film aynı adlı öykünün (1960) (Necati Cumalı) (Tekin Yayınevi) (9. Basım–1987) ilk uyarlaması. Nedense kitaptaki Hasan filmde Osman, Osman da Hasan. 1973’deki ikinci çevrim ise hikâyedeki gibi. Urla, Bademler’de, evvelce bir Rum’a ait olan topraklar Kurtuluş Savaşı sonrasında köylülerce bölüşülmüş. Bölgedeki suyun kaynağı Kocabaşların arazisinde. Yıl 1947. O zamana dek bir sorun çıkmazken su artık ekicilere yetmiyor. Ağabey Osman’ın karısı ‘6 ay önce doğum sırasında ölmüş’. Kardeşi Hasan da ‘üç ay önce sevdiği Bahar’ı kaçırmış’. Aynı damda yaşıyorlar. Osman geceleri önce onların sevişmelerini sonra da dışarıdaki suyun sesini dinliyor. Günler geçtikçe ‘hayalinde karısının görüntüsü yerini Bahar’a bırakmış’. İş Hasan’a kalsa suyu köylülerle bölüşecek ama ‘ne yapsın ki büyüğü olduğu için’ abisine ses çıkaramaz. Ne Muhtar ne mahkeme sorunu çözebilir. Köylü, köşeye sıkışmış kedi gibi ‘içindeki şiddeti ortaya çıkarıyor’. Mümtaz Ener’in seslendirdiği Sarı Veli, Kocabaşların köpeğini (öyküde ‘Arap’) öldürür; Arkları patlatılır; Kavga dövüş. Damlarında iki tüfek var. Biri dededen kalma ve ruhsatlı çifte. Diğeri bulundurulması yasak olan Gra. Bir gece Osman bununla Veli’yi öldürür. Mahkeme sürerken, çifteyi kullananın ‘beraat edeceğini’ öğrenince de allem edip kalem edip kardeşini Gra’yı kullandığını söylemesi için ikna eder. Hasan 8 (öyküde 9) sene hapisle cezalandırılır. Filmde yok ama kitapta yargılama sırasında Bahar’ın bir oğlu olur. Sonrasında Osman, Bahar’ı elde etmek için yapmadığını bırakmıyor. Kitapta olmayan korkuluğu, eşarp takıp, genç kadının yerine koyar. Aynı korkuluğa, Bahar da (Alev Koral seslendirmiş) şapka giydirip Hasan’mış gibi sarılıyor. Osman, Cezaevinde Hasan adlı bir hükümlünün öldürülmüş olmasını amacı için kullanır. Pençe gibi elleriyle sarılmışken şunları söylüyor; “Bahar, güzel Bahar, kendine ayrı bir döşek serme gayrı.” 1950–51. Yine filmde yok ama genç kadının bir oğlu daha olur. ‘Demir Kırat’ seçimi kazanıp af ilan etmiş. Hasan, abisini, köylülerden esirgediği suda boğuyor. Öyküde aynı şeyi Bahar’ın ateşlediği çifte yapar. Niğde Hapishanesi’nde (öyküde yok) Kemal’in Hasan’a söyledikleri; “Osman’a kızmakta haklısın ama onu vurmaya falan kalkarsan gene kendine yazık edersin. Hem hiçbir şey halletmez bu. Mesele suyu onun elinden almak olmalı. Üstelik yalnız onun elinden almak da yetmez. Bütün o gibilerin elinden bütün suları almalı. Seni mahpus damlarına Osman’ın adam vurup suçu senin üstüne yüklemesi düşürmedi. Esas sebep akan suya sahip çıkmanız. Yoksa Sarı Veli’yle bal gibi geçinip giderdiniz.” (Yazan: Murat Çelenligil)



Tuba.Artan

13 Temmuz 2019 14:51

Yeşilçam'ın ilk büyük ödülünü kapan dönemine göre oldukça başarılı bir film özellikle oyunculuklar.. Erol Taş diyorum... Hülya Koçyiğit yaşına göre başarılı fakat o yaşa rağmen cesur sahnelerde olmakta sakınca görmemiş. şaşırdım doğrusu. köpek mevzuuna hele hiç girmeyim

Cevap Yaz

muratgulerman

28 Aralık 2017 11:39

Dünyada, kanun degisikligine neden olan baska ne bir film nede sanat eseri taniyorum. Ne yazikki Türkiyede ve dünyada kiymeti anlasilamamis olan Metin Erksan Türkiye de yönetmenlerin ustasi ve dünyanin en degerli yönetmenlerinden bir tanesidir. Önünde saygiyla egiliyorum, Büyük üstad.

Cevap Yaz

Hazalydn

13 Eylül 2017 23:47

Çok çok başarılı. Filmi büyük bir hayranlıkla izlesem de köpeğin gerçekten öldürülmüş olduğu söylentisi beni filmden soğutuyor.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

1 Eylül 2017 04:20

Türk sineması yeşilçamın dört yaprakta yoncası kraliçe Hülya KOÇYİĞİT İlk filmi ile sinemanın en büyük ödülü olan Berlin film festivali "Altın Ayı" ödülü kazanıp, hem kendisini hemde Türk sinemasına "Misak-i Milli Sınırlar Çizgisi"ni taşıyarak 16 yaşında bu unvan'ı kazanabilmiş yegane kadın Sanatçı sinema tarihi literatüründe halen Erol TAŞ'ın güçlü oyunu, Usta yönetmen Metin ERKSAN başarılı yönetimi, bu güzel filmin mimarisinde payidar.

Cevap Yaz

performer

1 Nisan 2017 00:07

filmdeki bir köpeğin gerçekten öldürülüp sonra cesetini oyuncunun yere fırlatması gibi sahneler yüzünden 10 puan vermekten vazgeçtim, yani bir film için bir köpeği öldürmek pek olmamış.bu konu dışında herşey çok başarılı. dublaj kadrosunda mualla sürer, muharrem gürses ve feridun çölgeçen de var.

Cevap Yaz

Kleberson

16 Ekim 2015 21:29

türk filmleri arasinda ilk ödül alip bizi gururlandiran ilk filmimizdir

Cevap Yaz

dioy

10 Kasım 2014 16:39

Yeşilçam' ın siyah beyaz çekilmiş filmleri bana hep gizemli gelmiştir. Sanki filmin çekildiği zamanlarda, hayatta siyah beyazmış gibi geliyor insana. Sinemanın yaşattığı sahicilik duygusunun yanında, masalsı bir tat bırakıyor insanın damağında. Restorasyondan geçmiş bu filminde tamamını daha yeni seyrettim (daha önceden bölük pörçük izlediklerimi saymıyorum). Çocukluğumun dört yılını geçirdiğim Seferihisar ın ; Bademler köyünde çekilmiş olmasından ötürü ayrıca bir merak duygusuyla izledim filmi. Erol Taş ın, yastığa sarılarak okşaması, ineğin memesinden süt emmesi, korkulukla konuşma sahneleri gerçekten güzel ve orjinal sahnelerdi. Ne diyeyim Erol Taş, muhteşem oynamış. Özellikle köylülerle yapılan kavga sahnesi, şimdiye kadar seyrettiğim en sahici kavga sahnesiydi dersem abartmış olmam herhalde (biraz hızlandırılmış çekim olsa da). Ancak duvardaki delikten gözetleme sahnesi bana Alfred Hitchcock' un , "Pyscho" filmini anımsattı. Oyunculuk olarak Karabaş' ın hakkını da vermek lazım. Gerçekten çok sahici ölmüş (!) (yoksa gerçekten vurulmuş olmasına ihtimal bile vermek istemiyorum) Romandan uyarlama güçlü bir senaryoyla, Erol Taş' ın devasa oyunculuğu birleşince ortaya güzel bir eser çıkmış. Bu film aynı zamanda 16 yaşında gencecik Hülya Koçyiğit' inde tanınmasına vesile olarak, sinemamızın dört yapraklı yoncasının son yaprağını da Yeşilçam' a kazandırmıştır.

Cevap Yaz

Yeşilcamavi

28 Eylül 2014 09:58

Eser olsun kadro olsun müzik olsun şahane. Erol Taş çok başarılı. Ayrıca Hülya Koçyiğiti ilk kez sevişme sahnesinde gördüm(abartılı olmasa da). Genel itibariyle güzel begendim.

Cevap Yaz

mrs.hsn

2 Eylül 2014 21:52

Türk sinemasının uluslararası alanda ödül alan ilk filmi'dir. Bilmeyenler var ise eğer bu ödül; Berlin Film Festivali - Altın Ayı Ödülü'dür. Yani "En İyi Film" ödülünü almıştır. Yıllar sonra film; Türkiye'de de hak ettiği ilgiyi gördü, ödülünü aldı. "100 Yılın En İyi Türk Filmi" seçildi. Şahsen benim oyum da Susuz Yaz'a olmuştu. Hülya Koçyiğit henüz 16 yaşındadır bu film de ve rol aldığı ilk film'dir. Erol Taş da ilk kez başroldedir bu film ile. İçerisinde çokça gerçekçi öğe barındırır: Köy gerçeği bunun başındadır. Hatta Hülya Koçyiğit bir anısını anlatır bu film ile ilgili kaleme aldığı biyografisi'nde: "... Nihayet çekimler başlıyor. Ben tiyatrodan aldığım eğitim ile büyük oyunlar oynuyorum,rolümün hakkını vermek istiyorum. Özellikle köylü aksanını konuşmaya, ses tonumu ayarlamaya çalışıyorum, köylü kadınların vurgularını vermeye çalışıyorum. Oysa yönetmen bunlarla hiç ilgilenmiyor. Tabii nedenini sonradan anlıyorum, dublaj yapılacak ve seslendirmeyi de ben yapmayacağım! Kısacası ne yapsam Metin Erksan'a beğendiremiyorum oyunumu. O daha çok görüntümle, verdiğim fotoğrafla ve mimiklerimle ilgileniyor. Daha sonra da bana kameradan tiyatro oyunculuğu ile sinema oyunculuğu arasında ki farkı gösteriyor. Almaya hazır, iyi bir öğrenciydim. Büyük bir hayranlıkla dediklerini yaptım ... " Hülya Koçyiğit / www.hulyakocyigit.com.tr

Cevap Yaz

MGUNAY

7 Ağustos 2014 11:36

filmde eleştirilecek tek şey galiba köpeğin gerçekten öldürülmesi olmuş. evet film gerçekçi olması güzel ama bunu hayvanı öldürmeden yapsalardı keşke aldığı ödülü hak ettiği doğrudur aynı şey Düşman 1979 filmindede görüldü köpeklere sanırım gerçektende zehir verdiler yoksa hayvanın rol yaptığına inanmak saçmalık olur.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica