Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gözleri Ömre Bedel

Gözleri Ömre Bedel

8,58

(16 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Duygusal Dram Duygusal, Dram


kisxgunesi

30 Aralık 2019 02:11

Filmi izlerken biraz Aile Kadını filmi geldi aklıma, ama tabiki konusu aynı değil. Damgalı Kadına da benziyor biraz. Cüneyt Arkının oyunculuğunu pek beğenmedim bu filmde ama baktım ilk filmlerinden birisiymiş. Tiyatrodan gelmediği için normal herhalde. Ekrem Bora ve Türkan Şoray ise her zamanki gibi muhteşem. Ama bıktım ben Ekrem Borayı kötü rollerde izlemekten yahu :)

Cevap Yaz

TubaArtan

21 Ağustos 2017 22:10

Cüneyt Arkın burada da piyanist :)

Cevap Yaz

Göztepe

8 Ocak 2017 03:57

Türkan Şoray ile Cüneyt Arkın'ın salon filmlerinden filmin konusu çok klişe filmde rol aldığı süre çerçevesinde Ekrem Bora kötü adam rolüyle büyük katkı sağlamış. Çekim mekanları özellikle Sapanca Gölü manzarasını filmde çok beğendim film ne çok iyi nede kötü daha doğrusu sıradan lakin çekim mekanları iyi oyunculuklar filmi bir yere getirmiş.

Cevap Yaz

performer

17 Ocak 2015 23:38

senaryoyu ve filmi beğenmedim. filmin tek güzel tarafı türkan şoray.

Cevap Yaz

benimsinema

18 Ocak 2014 14:39

cok bilindik olsada senaryo, ekrem cüneyt türkan üclüsünü bi ara görmek kadar güzel bisey yoktur sanirim... ayrica gözleri ömre bedel sarkisinida cok severim... ekrem boranin filmin orta yerinde ölmesini beklemiyordum acikcasi...ah ne güzel ne güzel sizi seyretmek :)

Cevap Yaz

Loverman

22 Kasım 2011 16:53

senaryonun sıradan olması iyi bir film olmasını engellemez. ekrem bora sert kötü karakteri yine başarıyla canlandırarak filmdeki bütün ağırlığı üzerine almıştır. öyleki bu karaktere zıt olarak romantik bildiğimiz hayri esenin sesi ekrem borada ayrı bir sertlik yaratmıştır. mgunay arkadaşa cevap olarak. saz salonunda plakta sevim şengülün şarkısı çalarken o sırada türkan şoray "aradan uzun hapis yılları geçti" diyor. bu sözü ceza aldığını gösteriyor. polise yakalanma, mahkeme ve hapis sahneleri olmadığı için biraz karışıklık çıkmış.

Cevap Yaz

MGUNAY

6 Mayıs 2011 10:37

arkadaşlar film güzel ama Türkan Şoray Ekrem Bora'yı öldürdü devlet Türkan hanımın yakasını nasıl bıraktı anlayamadım.

Cevap Yaz

0k3v1n0

5 Ocak 2011 14:51

Süper film.Şarkılarıyla,kurgusuyla iyi derlenip izleyiciye sunulduğu kesin.

Cevap Yaz

delikadir39

24 Mayıs 2010 18:47

Çok güzel bir film.Siyah Beyaz filmlerde Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın'ı izlemek büyük zevk...

Cevap Yaz

Alın yazısı

12 Eylül 2009 21:30

TÜRKAN ŞORAY’IN GÖZLERİNE BAKAN ÖLÜR CÜNEYT DE ÖLÜR Yönetmen beni yanına çağırdı. ‘’Türkan Şoray’’ın gözlerinin içine bakma yoksa ölürsün,dedi. Şöyle bir düşündüm. ‘’Bakmam abi,’’ dedim. ‘’ Neden bakayım ki, genç yaşımda durup dururken neden öleyim?’’ ‘’Aferin’’ dedi, ‘’ bu birinci ders ‘’  Daha sonraki günlerde daha büyük dersler aldım. Türkan şoray’ın gözlerine baktım elbet, ama ‘’gözlerinin içine’’ asla bakamadım. Türk sineması’nın siyah beyaz dönemi…Bir süre Türkan Şoray’la yeniden yeni bir filmde karşı karşıya geldik. Yönetmen Ülkü Erakalın, oyuncuların büyük baş planlarını çekmeyi sever. Sultan’la karşılıklı masada oturup, birbirimize ‘’aşk lafları’’ edeceğiz. Ülkü bey kameradan bakıyor. ‘’ Biraz daha yaklaşın ‘’ dedi Yaklaştık. ‘’ Biraz daha, ‘’ dedi. Belli ki iki koca kafa, kadraja sığamıyoruz. Ülkü bey, ‘’ Biraz daha yaklaşın,’’ dedi.Yaklaştık. İşte o an, Sultan’la burun buruna geldik, gelmek ne demek, gelmeyi geçtik, burnum onun güzel burnunun ucuna değiverdi. İçim titredi, korkunç bir ateş vucudumu yaktı. Dehşetli utanmıştım. Şaşkın, çaresiz irkilip geri çekilmeye çalışırken, o hafifçe başını kaldırdı. Ve olan oldu; ‘’gözlerinin içine’’ baktım. O zamanlar dünyanın en utangaç genciydim. Çok da tecrübesizdim. Ama o gözlerde göreceklerimi görmüştüm. Zaten o filmin adı ‘’GÖZLERİ ÖMRE BEDEL’’ idi. Türkan Şoray’ın gözlerinde, her zaman tarifsiz bir kıskançlıkla, herkesten gizlediği iç dünyasının uçsuz bucaksız çocuk güzellikleri vardı. Belki, küçücük bir kızken oynayamadığı bir çocukluk oyununu oynar gibi mutlu, alabildiğine hür gülümsüyordu. ‘’Burunları bırakınız. Cüneyt Bey’’ dedi, ‘’asıl masanın altına bakın’’  Daha büyük bir şaşkınlıkla masanın altına eğildim. Utancım bir kat arttı; iki dizim de onun dizleri üzerindeydi. Kafam masanın altındayken, yeniden onun çocuk gülümsemesini duydum. O günden sonra Türkan Şoray’ı hep, çocukken doya doya oynayamadığı çocuk oyunlarını son bir gayretle oynamaya çalışan, bazen küsüp küçük ağzını büzen, bazen şımarıp kara kocaman gözlerini kocaman açıp ayıplayan küçücük bir kız çocuğu olarak gördüm. Ben de doya doya çocukluğumu yaşayamamıştım. Aç, oburca dört nala hayatın genç güzelliklerine at koşturmamıştım. Ancak çok sarhoş olduğumda çocuklaşıyordum. Oynayamadığım ve asla bir daha oynayamayacağım çocukluk oyumlarımı tarifsiz kederler, büyük pişmanlıklar ve çaresizlik içerisinde derin acılar duya duya oynamaya çalışırdım. Hepsinin sonu felaket olurdu. Daha da baş edilmez, derin kederler içinde  yok olup giderdim. Ama çocukluğumu bir daha asla bulamazdım. Bulamayacağımı bile bile son bir gayretle hep bulmaya çalışırdım. İşte bu yüzden, Türkan Şoray benim kaybettiğim, ne yapıp etsem, ne  kadar hüzünlü gayretler sarfetsem bir daha asla bulamayacağım çocuk oyunlarımın bir çocukluk arkadaşıydı. Oysa Türkan Şoray eşi bulunmaz bir kadındı. Benim kaybolup giden çocukluk arkadaşımdı. Onu böyle görüyordum. O, bir kadın gibi görünmek istiyordu. İşte bu yüzden yıldızımız hiç barışmadı… Kaynak: Adını Unutan Adam

Cevap Yaz
Yandex.Metrica