Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Kader Kapıyı Çaldı

Kader Kapıyı Çaldı

8,28

(8 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 25 Dk Dram Duygusal Komedi Dram, Duygusal, Komedi

Yönetmen: Ülkü Erakalın Ülkü Erakalın

Ülke: türkiye

Oyuncular: Abdurrahman Palay, Toron Karacaoğlu, Yaşar Şener, Danyal Topatan, Haydar Karaer, Feridun Çölgeçen, Sadettin Erbil, Muzaffer Tema, Ekrem Bora, Türkan Şoray Devamını Gör...

Konusu : ‘Capricho Árabe’ (1889) (Francisco Tárrega). Akşam yemeği ve yeni seyis hakkındaki konuşma. Necmi; “Çiftliktekiler Murat’ı pek sevmiyorlar galiba.” Leyla; “O kadar sert ki ne söylense aksi cevap veriyor. Herkesin kendinden nefret etmesini ister gibi bir hali var sanki.” Selim; “Garip bir adam.” Leyla; “Bana gizli bir derdi var gibi geliyor. Ahırda yatmayı isteyecek kadar insanlardan uzak.” Necmi; “Böyle tipler romanlarda olur.” Leyla; “Doğru, roman kahramanları gibi.” Necmi; ‘…’ “Lady Chatterley’s Lover” (1928) (D. H. Lawrence) romanının (“Lady Chatterley’in Âşıkı”) (İnsel Kitabevi) (İkinci Baskı, 1945) (Çeviren: Avni İnsel) Yeşilçam uyarlaması. Bir zamanlar herkesin gıpta ettiği, yerinde olmak istediği Necmi Bey çok mutsuz. ‘Miktarını kendisinin de bilmediği kadar parası, uçsuz bucaksız bir çiftliği var’. (Dış çekimler Veliefendi Koşuyeri’ndeki Simsaroğlu Harası’nda, iç çekimler Hafize Hanım’ın Yeniköy’deki köşkünde yapılmış). Ama ‘o lanet olası avda’ sakat kaldıktan sonra şimdi bir tekerlekli iskemleye bağlı. Bunca para yerine, güzel karısını ‘hakiki bir erkek gücüyle kucaklayabilmeyi’ yeğlerdi. Arkadaşı Selim’le dertleşirken “Servetim O’nun her istediğini almasına yetecek kadar çok ama O’na sarılıp erkekçe ısıtamayacak kadar soğuk” demişti. Leyla’nın (filmde adı söylenmeyen) babası Vahi Öz, Necmi Bey’in çiftliğinde ‘bir yanaşmayken, bilahare, aynı zatın kayınpederliğine terfi etmiş’. Saadeti zenginlikle ölçenlerden. Bu nedenle 14 yaşındaki kızını, saçı başı ağarmış ama paralı birine vermekte bir sakınca görmemiş. Sonradan, o eşsiz ‘nezaketi’(!) ile “Lan, koltuğunun dibine kadar bileziğe boğuldun. Giydiğin kürklerin bini bir para. İtibar desen, kraliçelerde yok sendeki kadar (‘desen’, ‘kraliçelerde’, ‘kadar’ sözcükleri ‘disen’, ‘graliçelerde’, ‘gadder’ olmuş). Atın var, itin var. Saray gibi evin var” diyecektir. ‘Kader’in ne yapacağı, ‘kapıyı ne zaman çalacağı’ belli olmuyor. Sorun yalnızca ‘yaş ve sınıf farkı’ olarak kalsaydı yine iyi. Necmi ‘eline şekilsiz bir hamur gibi düşen genç kızı olanca varlığı ile yoğurup dilediği şekli vermiş’. Ama o ‘beklenmedik kaza’ her şeyi altüst eder. Tam olarak farkında olmasalar bile ‘evlilikleri batan gemiye, Onlar da iki kazazedeye benziyor’. Çiftlikteki (hatta kasabadaki) herkes Leyla’nın güzelliği ve cinsel yaşamıyla ilgili! “Öyle kadına öyle koca! Herif erkeklikten yana tın tın!” Bu konuda garip bir hiyerarşi var. ‘Baytar’ Suat Bey en ataklardan. Genç kadına ‘iltifatlar yağdırıp 10 bin liralık at hediye ettiği gün’ niyetini belli etmişti; “Tabiata karşı geleceğinizi mi sanıyorsunuz. Evlilik nikâh cüzdanlarında kalan bir şey değildir. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?” O akşam kahvede Baytar’ın nasıl ‘dehlendiği’ ve ‘boyunun ölçüsünü aldığı’ konuşuluyordu. Hasan da, belki çiftliğin müdürü olduğu için(!) Gölbaşı’nda Leyla’ya saldırabilmişti; “Bu güzellik kötürüm bir adamın gölgesinde sönüp gidemez. Senin, benim gibi kuvvetli bir erkeğe ihtiyacın var.” Bahçıvan Ali, herhalde ‘içtimai seviyesi’ yeterli olmadığı için O’nunla değil atıyla konuşuyor; “Ah Sarı Kız, dilin olsa da benden haber iletsen hanımına. ‘Erkek Ali senin için deli oluyor’ desen. Bana bir ‘evet’ desin görsün baksın kocasının çiftliği, milyonları mı daha hoş yoksa ben mi?”. Daha ‘aşağıdakiler’ ise, arzularını ancak Ali’ye takılarak dile getirebiliyorlar; “Atın yerinde olmak isterdin değil mi? Düşün, o sütun gibi bacaklarla sırtında… Şaka maka, Leyla Hanım niyetine atı öpeceksin neredeyse.” Suat Bey’in armağanı nedeniyle genç kadın tedirgin. Bu at yüzünden başlarına bir ‘felaket geleceğini’ hissetmiş. Ama önce ‘yeni seyis’ gelir; Vahşi atın yetiştirilmesi için gazete ilanı ile bulunan Murat Kıvanç. “Yaşım 30. Attan ayrı olarak bütün çiftlik işlerinden anlarım. Sessizimdir. Yalnız huyum terstir. Az konuşurum. Son söylenecek lafı baştan söylediğim için de pek sevilmem.” İstemeyerek bir adam öldürmüş. Burada çalışmak istemesi de at terbiyesinden çok polisin gözünden kaçmak içinmiş. Sonradan bu şaka gibi söylerin gerçek olduğu anlaşılır. İlk gerginlik Hasan ile. Kocası, babası, herkes Murat’la uğraşıyor. O kadar ki genç kadın “Siz O’na saldırdıkça, benim de içimden aksine onu korumak geliyor” diyecektir. Necmi, kıskançlığın pençesinde. Karısının, ‘günün birinde parayı değil kuvvetli, sapasağlam bir erkeği arzulayacağını’ hissetmiş. Ancak hâlâ debeleniyor; “Herkese ‘beyin’ denen şeyin ‘yürüyen bacaklar’dan daha kuvvetli olduğunu ispat edeceğim.” Bulduğu yöntemin akıllıca olduğunu söylemek zor. 5 kişiye Murat’ı dövdürür. Delikanlı kararlı O’nu öldürecek. Leyla; “Üzmeyin kendinizi.” Murat; “Üzüntünün dizginleri, bir atınki gibi insanın elinde olsa kolay.” Kırılan gururunu kandan başka bir tek şey tamir edebilirmiş; Leyla’ya sahip olmak! Genç kadın önceleri karşı çıksa da tremolalı ‘Recuerdos de la Alhambra’ (1896) (Francisco Tárrega) ile izlediğimiz unutulmaz öpüşmeleri sırasında çok mutluydu. [Bu melodi ‘The Killing Fields’de (1984) kullanılacaktır]. “Utanmam lazım ama utanamıyorum... Sevgi başka şeymiş… O’nu başka bir hisle seviyormuşum. Baba sevgisi, çok büyük bir ağabey sevgisi gibi.” Necmi ömrümce bu korkuyla yaşamış. “Seni kaybetmek korkusuyla.” Karısının, parmakları arasından kayıp gittiğini görünce kendini öldürür. Sonrasında, Leyla ancak 60’larda yapılabilecek bir şey yapıyor. Çiftliği ve milyonları babasına ve çalışanlara bırakır. “Hak etmediğim şeyi alamam baba. Kısmet bu kadarmış. Üzülme, fakir de mesut olur.” Karlı İstanbul’da yeni hayatına ilk adım. Murat’ın teyzesi Mahmure Handan’ın evi. Ama delikanlının geçmişi Onları, en mutlu günlerinde, evlenirken yakalar. ‘Concierto de Aranjuez; II. Adagio’ (1939) (Joaquin Rodrigo). Leyla; “Galiba bizim vahşiyi yola getirmek üzeresiniz.” Murat; “Galibası fazla. Bütün vahşi mahlûklar karşımda çabuk yola gelir!” Leyla; “Anlaşılan fazla da küstahsınız.” Murat; “Adamına göre değişir.” Leyla; “Galiba atla beraber size de bir seyis lazım olacak.” Murat; “Size lazım olduktan sonra bana niye olmasın.” Leyla; “…” (Yazan: Murat Çelenligil)



kisxgunesi

29 Aralık 2019 04:34

Ben cok begendim bu filmi nedense :) izlerken keyif aldim, hem ekrem borayi bu kadar genc görmek de ayri bir keyif. türkan sorayla da cok uyumlu bir cift olmuslar.

Cevap Yaz

benimsinema

17 Şubat 2014 23:01

amerikan filmlerinden uyarlama oldugunu düsünüyorum. senaryo tipik türk senaryosu degil... etrafinda bi süre erkek ona asik, o kötürüm bir adamla evldidir ama mutsuzdur.... ati terbiye edebilmesi icin bir seyise asik olur... normalde muzaffer tema genelde kötüdür ona filmde sinir olurruz ama burda acidim daha dogrusu, kim olsa ayni tepkiyi veriridi...ama öldürecek kadar zayif olmamaliydi, ee film mutlu sona erebilmesi icin ölmesi gerekirdi muzafferin....

Cevap Yaz

hakan samsun

21 Nisan 2012 08:12

2. versiyonu hülya avşarın kısrak filmiydi..

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

28 Haziran 2010 18:11

Konsept; yasak bir aşkın betimi... orta yaşlı kıskanç kötürüm bir koca ona da 15 yaşında eş olan, genç ve güzel bir kadın... çiftlikte yeni işe başlayan.. kanun kaçağı yakışıklı bir seyis ile genç kadının arasında gelişen aşk ve ihtirasın sınır tanımadığı bir film...

Cevap Yaz

capone

28 Mart 2010 16:07

Leyla herkesin sevdiği bir kadındır.Kötürüm bir insan olan Necmi ile evlidir ama Leyla onun bu hali üzerine bile hala ona aşıktır.Ancak çiftliğe seyis olarak çalışmaya gelen Murat ortaya çıkınca işler işinden çıkılmaz bir hal alır.İzlenebilir bir film

Cevap Yaz

mkurtsen

11 Mayıs 2009 16:42

KIRKBEŞ YIL ÖNCESİNDEN GELEN BİR FİLM. TÜRKAN ŞORAY'IN SİNEMADAKİ DÖRDÜNCÜ YILI, YİRMİ YAŞINDA  GENÇLİĞİNİN GÜZELLİĞİNİN ZİRVESİNDE. BELLİKİ MEŞHUR ŞORAY KANUNLARI HENUZ YAPILMAMIŞ, RAHATLIKLA ÖPÜŞME SAHNELERİNDE GEREĞİNİ YAPIYOR. KANALLARDA ŞİMDİYE KADAR RASTLAMADIĞIMIZ  FİLMLERDEN. KONU BİR ÇİFTLİKE  GEÇEN ÜÇLÜ BİR AŞK HİKAYESİ. İKTİDARSIZ KÖTÜRÜM KOCA, GENÇ VE GÜZEL KARISI İLE ÇİFTLİĞİN KAHYASI. GÜZEL KADIN SERVET VE PARAYIMI,  YOKSA AŞKI MI TERCİH EDECEK. İKTİDARSIZ KOCA  KADER KAPIYI ÇALINCA ARADAN ÇEKİLMEYİ BİLECEK Mİ? O YILLARDA YAPILAN FİLMLERDE SONU TAHMİN ETMEK GÜÇ DEĞİL. PEKİ GÜNÜMÜZ KADINLARI ARASINDA BİR ANKET YAPILSA SERVET VE PARAMI YOKSA AŞK MI. SİZCE HANGİSİ KAZANIR.

Cevap Yaz

isocum

4 Mart 2009 00:06

hülya avşar ile ünsal emrenin kısrak isimli filminin eski versiyonu gayet başarılı bir film kötürüm bir adam olan muzaffer temanın karısı leyla (türkan şoray)ve leylaya hediye edilen bir atı terbiye için gelen ekrem bora nın hikayesi

Cevap Yaz

nedim yıldız

8 Ekim 2007 06:23

yasak bir aşkın öyküsü...yaşlı bir koca,genç güzel bir kadın ve yakışıklı bir adam..aşk ve ihtirasının işlendiği güzel bir film...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica