Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Affedilmeyen

Affedilmeyen

8,66

(9 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 26 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Türker İnanoğlu Türker İnanoğlu

Ülke: türkiye

Oyuncular: Mustafa Dağhan, Faik Coşkun, Dursune Şirin, Gürel Ünlüsoy, Yılmaz Köksal, Mümtaz Ener, Filiz Akın, Cüneyt Arkın, Zeki Sezer, Serdar Gökhan Devamını Gör...

Konusu : ‘Son Mektup’ (1969) filminde Selma ve Orhan’ın çay içtikleri Boğaz’ı gören Çay bahçesi. ‘Veda Busesi’ (Yusuf Nalkesen / Orhan Seyfi Orhon) (1951) ve aşk sarhoşu iki sevgili. Yalçın (Hayri Esen’in sesi ile); “Kupkuru bir toprağa yağan yağmur gibi girdin hayatıma sevgilim. Buna çok ihtiyacım vardı.” Esin (Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile); “Benden önce başka yağmurlar yağmadı mı sanki?” Yalçın; “Böylesine şiddetli bir tutkuyu hiçbir zaman duymadım. Hatta müziğe karşı bile… Ama aramızda büyük bir uçurum var. Sen çok zengin bir ailenin kızı, bense fakir bir müzisyenim. Senin her milyonun aramıza dikilmiş koskoca bir engel. “ İstanbul’da bir gece kulübü. Piyano çalan solist, saksofon, trompet, gitar ve bateri eşliğinde (Berkant’ın bir yıl sonra Vasfi Uçaroğlu Orkestrasıyla 45’lik plak yapacağı) ‘Siyah Gözler’i söylüyor; “Şimdi o siyah gözlerin//Nerde o tatlı sözlerin//Baharda kaldı dileklerim//Bil ki yolunu beklerim.” Buraların (bizim gibi) yabancısı olduğu belli olan bir genç kız, Esin, arkadaşıyla konuşuyor. Esin; “Bu yeni bir okuyucu mu?” Lale Belkıs’ın seslendirdiği arkadaşı; “Aa, bilmiyor muydun, en çok tutulan şarkıcı ‘Yalçın Arkan’.” Yalçın Arkan… (‘Yalçın’ ismi Cüneyt Arkın’a yakışmamış. ‘Arkan’ soyadı bile durumu kurtaramıyor.) Sesi de kendisi gibi güzel. İlerde, uğruna neleri göze alacağı, sevgilisi Esin’e şunları söylüyor; “Hayatımın ilk hatıraları müzikle başlar. Annem (onu filmde görmeyeceğimiz gibi adını da öğrenemiyoruz) çok iyi piyano çalardı. Her şeyimi olduğu gibi müzisyenliğimi de ona borçluyum.” Esin’le ilişkisi [biraz da (Yılmaz Köksal’ın canlandırıp Pekcan Koşar’ın seslendirdiği ve adı filmde geçmeyen) baterist arkadaşının dolduruşuyla yaptığı dans önerisi kabul edilmediği için] soğuk başlamıştı. Ama Esin, daha o gece, Santo&Johnny kardeşlerin yorumuyla (1959) dinlediğimiz ‘Summertime’ (1935) (Gershwin / Gershwin&Heyward) eşliğinde dadısına ‘aradığı masal kahramanını bulduğunu’ söylüyor. Esin Denizer… ( Kuzeni Bahri’yi saymazsak hayattaki tek yakını olan) Amcası Kerim Bey’in yanında kalıyor. ‘Babasından intikal eden hissesiyle ona yarı yarıya ortakmış’. “Ben varlık içinde doğdum. Her zaman her istediğimi paramla elde ediyordum ama gene de mutlu değil(d)im. Hiçbir zaman sevebileceğim bir erkeğe rastlamadım. Bana âşık olanlar vardı ama ben aşkla alay ediyordum. Alay ettiğim şey sonunda benim de başıma geldi.” Bahri’nin dayısı olan Kerim Bey “Sana baktıkça bütün romatizma ağrılarım geçiyor. Bana güneş gibi iyi geliyorsun” dediği Esin’i çok seviyor. Ama ‘hergele’ diye seslendiği Bahri için söyledikleri yenir yutulur şeyler değil; “İşe sarhoş gelmek sende, kaytarmak sende, serkeşlik laubalilik yalancılık kavgacılık hangi birini sayayım be. Yok, oğlum, ben senin için fabrikamın düzenini bozamam.” Sonunda, Esin’in ricası üzerine ona ‘bir şans daha verir’. Esin, birkaç gün sonra tekrar o pavyona gider. “Yalçın Bey, ‘Seni Andıkça’ şarkısını rica edebilir miyim?” Sezen Cumhur Önal’ın Türkçe sözleriyle dinlediğimiz ‘La Marguerite et la Bleuet’ (1966) (Patricia Carli) şarkısı bile aralarındaki gerginliği azaltmıyor; “Eski bir mektup geldi senden//Hasret dolu senelerden//Yazından ben hemen tanıdım//İçim sızladı sarsıldım.” Esin, delikanlıya yakın olmak için ondan piyano dersi almak ister. Bu şekilde başlayan aşklarının önündeki engel ‘zengin kız-fakir müzisyen’ uçurumu değil Bahri’dir. Erdoğan Esenboğa’nın seslendirdiği Bahri… Soyadı, iki farklı şekilde yer almış. Sondaki mahkemede, Ağır Ceza Üyesi; ‘Çakaloğlu’ ve Savcı; ‘Çolakoğlu’ olarak (ikişer kez) belirtiyorlar. Film boyunca yaptıklarına bakınca Ağır Ceza Üyesinin söylediği daha uygun düşüyor. Esin’i Boğaz’da bir balıkçı meyhanesine götürür. ‘Borulu gramofon’dan Yalçın’ın söylediği ‘Bir Gün Sana Döneceğim’ (Encore Une Fois) (1966) (Patricia Carli / Sezen Cumhur Önal) şarkısını dinlerlerken içkisine ilaç atar. Gerisi karabasan gibi. ‘Garsoniyerine’ götürdüğü genç kıza sahip olur. Sonra da İzmir bürosunu ‘teftiş etmeye’ gidiyor. Genç kız kimseye durumunu anlatamaz. Yalçın’dan uzaklaşır. Haftalar sonra doktorun söyledikleri; “Anne olacaksın.” Amcası (Mümtaz Ener’in sesi ile); “..Peki ama zevahiri nasıl kurtarabiliriz… Aile şerefimizi kurtarmak için bir tek çare kalıyor. Çocuğa bir baba bulacağız, onunla evleneceksin.” Kerim Bey, Yalçın’ın yeğeniyle evlenmesini ister. Üstelik ‘teklifi rakamlandırır’; 100 bin. Delikanlı arkadaşına şunları söylüyor; “Onla evleneceğim. Ama onu sevdiğim için değil intikam almak için. Para ile koca satın almanın ne demek olduğunu göstereceğim ona.” Nikâhtaki konuklar arasında Nusret Ersöz’ü (1970 Ses yarışması ikincisi Serdar Gökhan) görmek çok güzeldi. (Kumar ve mahkeme sahnelerinde de var.) ’Teftiş’ten dönen Bahri (onların evliliğini gazetelerden okumuş) tekrar numaralarına başlar. Arkadaş görünerek kumarhaneye götürdüğü Yalçın’ın cebine esrar koyup durumu polise bildirir. O üzüntüyle merdivenden düşen Esin çocuğunu kaybediyor. Hapishanede tutuklu olan Yalçın’a (bu sahnede ‘Charade’ (1963) (Mancini) melodisi var) her şeyi anlatır. Kefaletle, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan delikanlı sevgilisini Bahri’nin saldırısından kurtarıyor. Esin, Yalçın’ı korumak isterken Bahri’yi öldürür. Tahmin edileceği gibi Yalçın suçu üstlenir. John Barry’nin ‘Girl Trouble’ (1963) ve davul-trompet sololu ‘007’ (1963) melodilerinin çalındığı mahkemede iki genç suçsuz bulunup serbest kaldıklarında ‘Bir gün Sana Döneceğim’ şarkısını bu kez Patricia Carli’nin sesinden dinliyoruz. ’Zehirli Hayat’ filmindeki (1967) ‘Aşk Diyarı’. Azeri Bekirof’un hicaz şarkısı ‘Nazende Sevgilim’ Yalçın; “Amcan seni herhalde kendi çevrenizden zengin biriyle evlendirmek ister.” Esin; “..Ölürüm de senden başkasıyla evlenmem… Yalçın, seni çok seviyorum.” Yalçın; “Ben de seni çok seviyorum. Keşke bu kadar zengin bir kız olmasaydın. Ne olurdu, sen de benim gibi fakir olsaydın. (Yazan: Murat Çelenligil)



Ali_Alamuti

20 Ağustos 2019 11:36

Senaryosuna biraz kafa yorulmuş olsa da sonuçta ortaya Bahri Çakaloğlu nun muhtelif sinsilikleri ve kötülükleri diyebileceğimiz bir film çıkmış. Yine iletişimsizlik, gerçeği söylemek yerine söylenen yalanlar, kaprisler dolayısı ile işlerin sarpa sarması vs vs. Cüneyt Arkın ı, vurdulu kırdılı olmayan, ya da çok az olan bir filmde görmek ilginçti.

Cevap Yaz

Göztepe

2 Haziran 2019 23:12

Sevdim bu filmi senaryosu klişe olsada güzeldi sıkıcı değildi zengin kız fakir oğlan konulu Yeşilçam filmlerinden. Şüphesizki filme en fazla tat veren Gürel Ünlüsoy olmuş kötü adam rolüyle. Cüneyt Arkın'ı piyanist rolde şarkı söylerken görmek bana nedense çok komik geldi :) Yılmaz Köksal ile Serdar Gökhan'ı yan rolde görmekte mümkün ayrıca bu filmde.

Cevap Yaz

performer

31 Mayıs 2019 22:20

puan vermek istemiyorum ama beğenmedim... safa önal gibi muhteşem bir ismin bu senaryoyu yazmış olması beni şaşırttı. film gürel ünlüsoy kötülük yapsın diye çekilmiş sanki...bana göre filmin en başarılı ismi MÜMTAZ ENER.

Cevap Yaz

TubaArtan

22 Ağustos 2017 00:38

Cüneyit abimizin piyanist olduğu filmlerden biri daha :) kendisi de bir röportajında buna gülümseyerek değinmişti... Filme gelince; 10/8

Cevap Yaz

benimsinema

8 Şubat 2014 16:46

herseyden öne sunu belirtmek isterimki cüneyt arkina sarkici rolü hic yakismisyor... yada onu öyle görmeye alisik olmadigimizdan dolayi bana tuhaf gelebilir... filmde kötülük yapan kiskan olan güreldir.. iki sevgiliyi ayirmak icin filizi igfal eder cüneytide mapusada attirir... ilerleyen sahnelerde gürel öldürür, filizle cüneyt kavusurlar...

Cevap Yaz

Alın yazısı

6 Şubat 2010 12:30

Esin (Filiz Akın) amcasıyla (Mümtaz Ener) birlikte yaşamaktadır. Geçmişte yaptığı hatalardan dolayı dayısından özür dileyerek aralarına dönen Bahri’nin (Gürel Ünlüsoy) hayattaki tek amacı ise paradır. Esin bir akşam arkadaşlarıyla birlikte gittiği pavyonda piyanist Yalçın’la (Cüneyt Arkın) tanışır ve aralarında bir duygusal bağ gelişir. Esin Yalçın’dan müzik dersleri almaya başlar. Bu aynı zamanda ikisi için de tutkulu bir aşkın müjdecisidir...Bahri bunu fırsat bilerek durumu amcasına iletir. Amcası Esin’in tanımadığı yoksul bir müzisyenle birlikte olmasına şiddetle karşı çıkar. Ama gönül ferman dinlemez ve iki sevgili aralarında nişanlanırlar. İçinde yaşattığı kıskançlık üst düzeye vuran Bahri, garantili bir parasal gelecek gibi gördüğü Esin’i içkisine uyku ilacı koyarak iğfal eder. Esin bu olayın utancıyla Yalçın’dan ayrılmak zorunda kalır. Üstelik hamiledir de. Bunu duyan amcası Esin’in başına bu derdi Yalçın’ın açtığını sanıp, yeğeninin namusunu temizlemesi için onunla evlenmesini ister. Yalçın intikam almak için bunu kabul eder ama Esin’in hamile olduğunu bilmez. Bahri tüm ikiyüzlülüğü ile Yalçın’la dostluk kurar. Gittikleri bir kumarhanede Yalçın’ın cebine gizlice bir uyuşturucu paketi koyar. Kendi ihbarı ile gelen polis baskında Yalçın’ı tutuklar. Esin Yalçın’ın hapse girdiğini duyunca şoka girer ve bebeğini düşürür. Cezaevine gider ve Yalçın’a tüm gerçeği anlatır. Esin’in amcasının kefalet ödemesi ile şartlı tahliye olan Yalçın eve gittiğinde Bahri’yi Esin’e tecavüz etmek üzereyken yakalar. Çıkan kavga sırasında Esin Bahri’nin elinden düşen silahı alır ve onu vurur. Suçu Yalçın üstüne alır. Ama idam kararı verilince Esin dayanamaz ve herşeyi itiraf eder. Mahkeme sonucunda Esin’in kendini savunurken ölüm olayı meydana geldiği için beraat kararı çıkar. Yalçın, Esin ve amcası için güzel ve mutlu günler başlar…  

Cevap Yaz

B a r b a r o S

16 Ocak 2009 23:22

Zengin bir kız ile piyano hocası arasındaki aşk hikayesi. Cüneyt ARKIN ve Filiz AKIN'ın rol aldığı en güzel filmlerden biri. Filmdeki Ali ÇETİNKAYA şarkılarıda çok güzel. Ayrıca film Serdar GÖKHAN'ın figuran rollerde sinemaya adım attığı bir film. Mutlaka izlenmesi gereken bir yapım...

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

27 Ağustos 2007 09:22

Yalçın, Esin’i [‘Çiçekçi Kız’ (1965) filminden anımsadığımız] evine getirmiş.. Yalçın ; “Sevmek ne kadar tatlıysa ayrılık da o kadar acı.” Esin ; “Yarına kadar.” Yalçın ; “Her ayrılıktan sonra seni daha çok seviyorum.” Cüneyt Arkın’ın ‘Yalçın’ adını kullandığı tek film. O yıllarda belki bir ilk ; Orkestranın piyanist solisti konuklarla konuşuyor “Yalçın Arkan topluluğu sizlere yakın alakanızdan dolayı teşekkür eder, hepinize neşeli mutlu geceler temenni eder, güzel günler sizin olsun der.” Yalçın’ın ‘eder’, ‘geceler’, ‘der’ sözcüklerindeki ‘e’ vurgusu muhteşem. Filmin adı jenerikte ‘Afedilmiyen’ olarak yazılmış. Senaryo için afişte Fuat Özlüer, jenerikte ise Safa Önal isimleri var. Esin, gece kulübündeki ilk gecede Yalçın’ı öyle bir tersliyor ki.. Yalçın ; “Benle dans eder misiniz?” Esin ; “Kim, ben mi?” Yalçın ; “Evet, siz. Bu dansı bana lütfeder misiniz?” Esin ; “Fakat niçin? Sizle tanışmıyoruz ki.” Yalçın ; “O halde müsaade ederseniz size kendimi tanıtayım.” Esin ; “Zahmet etmeyin, buna hiç lüzum yok. Çünkü sizle tanışmak arzusunda değilim.” Yalçın ; “Özür dilerim. Hata ettim galiba.” Esin ; “Bunu anlayabildiyseniz ne mutlu size.” Ama, daha o gece dadısı ile konuşurken genç kızın delikanlıdan nasıl etkilendiğini anlıyoruz. Birkaç gün sonra, bu kez kuzeni Bahri ile kulübe gittiğinde Selçuk Ural’ın 1968’de Sezen Cumhur Önal’ın Türkçe sözleriyle ‘Güzeller Güzeller’ olarak söyleyeceği şarkının orijinali vardı. Yalçın’ın Esinlerin evinde çalışan Nurettin Ezik ile konuştuğu döner kütüphaneli odada ‘Zehirli Hayat’ (1967) filminde Turan’ı, Nuri’yi, Meral’i ve Memo’yu izlemiştik. Yalçın’ın annesine [Santo&Johnny’nin çaldığı (1959) ‘Summertime’ (Gershwin / Heyward) (1935) melodisi eşliğinde] yazdığı mektup ; “Nihayet aradığım kızı buldum..Ne kadar büyük bir mutluluk içinde olduğumu bilemezsin anneciğim. Artık senin de hayallerin gerçekleşiyor. Yakında oğlunu yuvasında eşiyle, inşallah daha ilerde torunlarıyla (‘torunlarınla’ demek istedi galiba) birlikte göreceksin..Mektubumu alır almaz hemen buraya gel. Seni sabırsızlık ve sonsuz bir özlemle bekliyorum anneciğim.” Ama, adını bile öğrenemediğimiz annesini ne bu mektuptan sonra ne de mahkeme sahnesinde görebiliyoruz. Olsaydı, büyük olasılıkla Şaziye Moral, Mahmure Handan veya İclal Genç olurdu. Filmin sürprizi üç sahnede (nikâh, kumarhane ve mahkeme) gencecik ve içten gülüşüyle Serdar Gökhan’ı görmek oluyor. Nusret Ersöz’ü, ünlü olmadığı 1970 öncesinde, ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Kardeş Kavgası’ (1967), ‘Dünyanın En Güzel Kadını’ (1968), ‘Kaderimsin’ (1969) gibi filmlerde izlemek çok güzel. Agah Hün 3 kişiyi (Meyhaneciyi ; Hapishanede Yalçın’a “Düşmanın bile olsa madem kalkıp buraya kadar gelmiş, gidip iki çift laf edeceksin” diyen mahkûmu ; Ağır Ceza Üyesini) seslendirmiş. Filmdeki ‘Seni Andıkça’ (‘La Marguerite et la Bleuet’) (1966) (Carli / Önal) şarkısı 1999’da Haluk Levent tarafından ‘Mektup’ adıyla okunacaktır. Esin ve Yalçın Müzik hakkında konuşuyorlar.. Yalçın ; “..Okulu bırakıp hayata atılmak zorunda kalınca meslek olarak müziği seçtim.” Esin ; “Eğlenceli bir meslek olmalı.” Yalçın ; “Biz yalnız başkalarını eğlendiririz. İçimiz kan ağlarken bile.”

Cevap Yaz

star

7 Ağustos 2006 12:32

cüneyt arkının filiz akınla birlikte oynadığı güzel filmlerden biri.filmin kötü jönü gürel ünlüsoyun çıkış yaptığı film...salon filmlerinden hoşlanananlara tavsiye edilir...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica