Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Ay Yıldız Fedaileri

Ay Yıldız Fedaileri

8,84

(2 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Macera Epik Tarihi Macera, Epik, Tarihi
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Semih Evin Semih Evin

Ülke: türkiye

Oyuncular: Zeki Tüney, Hüseyin Kutman, Enver Dönmez, Özdemir Han, Muammer Gözalan, Kadri Ögelman, Asuman Arsan, Rıza Tüzün, Aytaç Yörükaslan, Necdet Yakın Devamını Gör...

Konusu : İşgal altındaki şehirde kumandanın kızı Beatrice ve Kantocu Verjin.. Beatrice ; “Adınız Verjin değil mi? Hıristiyansınız. Peki nasıl oluyor da Milliciler arasında bulunuyorsunuz?” Verjin ; “Neden hayret ediyorsunuz? Biz milletçe istiklal harbimizi yapıyoruz.” Beatrice ; “Ama siz Hıristiyansınız.” Verjin ; “Her şeyden önce bu vatanın çocuğuyum. İstiklalimiz için, hürriyet için ben de bir şeyler yapabilirsem ne mutlu bana..” Beatrice ; “Kanaatime göre sizi buraya bir aşk hikâyesi sürüklemiş.” Verjin ; “Neyi öğrenmek istediğinizi anladım. Bu memleket, bu memleketin istiklali aşktan çok üstündür. Ahmet Bey’i sevdiğimi itiraf ediyorum. Hem de karşılığını beklemeden seviyorum onu.” Beatrice ; “Kafam karmakarışık oldu. Sizi anlamıyorum.” Verjin ; “Siz beni değil kendinizi anlamaya çalışıyorsunuz. Kalbinizin sesini dinliyorsunuz. Onu (Ahmet) çok mu seviyorsunuz?” Beatrice ; “Nefret ediyorum ondan, nefret ediyorum.” Verjin ; “Bu kadar nefret aşktan doğar.” Jenerikte ‘Sakarya Marşı’. İstanbul, 1921-1922.. Tenha sokaklarda yanık sesli şekerci Sipsi’nin söylediği mani ; "Nane verdim ben bir taze geline // Kına yakmış kara gözlüm eline // Kuşak sarmış güzel ince beline // Vay ne güzel naneşeker." Hangi evden geldiği belli olmayan ve insanın içine işleyen bir ut sesi.. Ama, bu güzel şehir yabancı askerlerin işgali altında. 'Esir Şehrin İnsanları'nın tepkileri farklı farklıdır. Yüzbaşı Ahmet Bey’in önderliğindeki bir avuç vatansever 'can pahasına elde ettikleri esliha ve malzemeyi Anadolu'ya sevk etmek' için çırpınırken, bu 'sevkıyata' aracılık etmek isteyen Remzi avans parasına el koymaktan başka bir şey düşünmez. İşgalcilerden yüz bulan Hrisantos da halka eziyet ediyor. Milli kuvvetler, işgalciler kadar bu kişilerle de uğraşmak zorunda. Neyse ki, İngilizlerin denetimine aldırmayan Emniyet Müdürü "Zelil bir hayat sürmektense, şerefle ölmeyi tercih ederim. Vatan çocukları ateşe göğüs gererken bu kadarcık bir tehlikeyi de biz göze alalım" diyerek vatanseverlere yardımcı oluyor. Ahmet, ayrıca, aşıkmış gibi davrandığı casus Despina aracılığı ile İngilizlere 'yanlış malumat' vermektedir. Bu hareketli günlerin birinde işgal kuvvetleri kumandanının güzel kızı Beatrice, ziyaret için İstanbul'a gelir. Bir süre sonra "Şövalyeler devrinde yaşamak isterdim.. Küçüklüğümden beri buraları, buraların insanlarını merak ederdim. Şarkın sihirli havası cezbederdi beni" diyen genç kız ile Ahmet arasında bir aşk başlar. Filmin sonuna doğru babasına şunları söylüyor ; “Romanlarda okuduğum şövalyeler pek zavallı imiş. Kahramanlık nedir, kahramanlar nasıl insanlardır (Milliciler arasındayken) öğrendim. Vatanları için, istiklalleri için çarpışanların asil heyecanını duydum.” İstanbul'da bunlar yaşanırken, Ankara, düşmana vuracağı son darbe için hazırlanıyor. Daha fazla silaha gereksinim var. Bu amaçla, Karaağaç Cephaneliği basılır. Silahlar, Ararat Vapuru ile Anadolu'ya gönderilir. Malzemenin kalan kısmı Halıcıoğlu'ndan motorla gidecektir. Ancak, İsmail Çavuş'un karısı, çaresiz bir anında kocasını korumak amacıyla işgalcilere bilgi verir. ‘Sevkıyat’ aksar. (Sonradan, hatasını anlayıp kendisini öldürecektir.) Ahmet yaralı olarak Hrisantos'un eline esir düşer. İşkence, aşağılama. Sipsi'nin uyanıklığı ve yurtseverlerin gayretiyle kurtulur. Cephanenin Anadolu'ya aktarımı, zorlukla da olsa başarılıyor. Bu arada, Ahmet'e Ankara'ya gitme emri gelir. Beatrice, yaşamının en önemli kararlarını verecektir.. Beatrice ; "Ben de beraber geleceğim.. Seni seviyorum.. Senin yanında olmak istiyorum." Ahmet ; "Bambaşka insanlar arasında yaşayacaksın. Kan ve gözyaşı içindeki insanlar. Onların yaşantılarına uyabilecek misin? Bu toprağın insanı olabilecek misin?" Beatrice ; "İnsanlar benim kardeşim. Topraklar vatanım. Sen de erkeğimsin. Bundan sonra yolumuz beraber. Ben de Ay Yıldız Fedaileri'nden biri olacağım." (Yazan : Murat Çelenligil)



benimsinema

14 Şubat 2014 23:15

düsman ülkeyi isgal etmis, ay yildiz yani milliciler düsmana karsi mücadele eder... düsman kizi esen yüzbasi izzetle ask yasar... klasik bir tarihi film, karanliktir bazi sahneler ve zaman zaman kopukluk var filmde...

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

8 Mayıs 2007 03:17

Kemal Tahir'in ‘Esir Şehrin İnsanları’ (1956) adlı romanından etkiler (Ararat Vapuru, silah sevkiyatı) hissedilen filmde işgal altındaki bir ülkedeki çeşitli insan tiplerini görüyoruz. Hrisantos gibi işgalciden yana olan bir 'palikarya'yı da "Bu vatanın çocuğuyum. İstikbalimiz için, hürriyet için ben de bir şeyler yapabilirsem ne mutlu bana" diyen Kantocu Verjin'i de tanıyoruz. Yıllar boyu, cepheden cepheye koştuktan sonra şimdi ülkesini işgalden kurtarmaya çalışan İsmail Çavuş'u da, kocasına yardım etmek isterken, işgalcilere bilgi verip çok kişinin canının yanmasına neden olan karısını da. Filmin başında, 'Millici' arkadaşları ile konuşan Yüzbaşı Ahmet'i dinliyoruz ; "Arkadaşlar, muhtelif cephanelerden elde ettiğimiz esliha ve malzemenin Anadolu'ya sevkinde çektiğimiz güçlüğü hepiniz biliyorsunuz. Ararat Vapuru'nun Acentesi ile anlaşmak istedik. Remzi isminde biri aracılık yapacaktı. İşi hallettiğini ve avans istediklerini söyledi. İtimat ettik ve parayı verdik. Sonra öğrendik ki Remzi, Acente ile temas etmemiş. Bu parayı geri almamız ve adamı cezalandırmamız lazım. Remzi şu anda Kantocu Verjin'i seyrediyor." Remzi rolündeki Özdemir Han ve Verjin rolündeki Asuman Arsan o kadar başarılılar ki.. Remzi ; "Sultanım efendim, Remzi kulunuz saadet müjdesi ile sermest, payenize yüz sürmeye geldi. Azat kabul etmez kölenizim." Verjin ; “Görünüşünüz müspet tesir bırakıyor.. Eğer keseniz de lisanınız kadar zenginse sizinle anlaşmamaya sebep yok.” Remzi ; “Kesem emrinizdedir.” Tam bu sırada, Ahmet ve arkadaşları odaya girince, Remzi’de hoşafın yağı kesiliyor. ‘İç ettiği’ parayı, bu kez onların elinden kurtulmak için bölüşmeyi öneriyor. Bu hataları ölümüne neden olacaktır. Özdemir Han, ayrıca Hafiye rolündeki Necati Er'i de seslendirmiş. Remzi, paranın yerini söylemesi için hırpalanırken, Verjin'in (çıkan sesleri bastırmak için) söylediği kanto çok güzeldi "Hayli demdir müptelayım // Sana ey gonca gül." ‘Son Gece’ (1967) gibi birçok filmde gördüğümüz Yeniköy’deki Köşk, Hrisantos’un evi olarak kullanılmış. Hrisantos’un adamı Koço’nun Ahmet ve Yelkenkanat Kadir’i takip ettiği sahnede John Barry’nin ‘Thunderball’ (1965) için yaptığı ‘Search For Vulkan’ melodisi kullanılmış. Yüzbaşı Ahmet'i hiç Türk üniformasıyla görmüyoruz. İsmail Çavuş'u kurtarmak için Mülazım Scott'un üniformasını giyip onun yerine geçer. Hapishaneye gidip, arkadaşını İngiliz subayından teslim alır. Birçok filmden alışık olduğumuz gibi İngiliz subay "Sizi bir yerden tanıyor muyum?" deyince Ahmet "Babam Hindistan'da bulunmuştu. Belki oradan tanışıyoruz" diyor. Miss Beatrice'in Kız Kulesi önünde Ahmet'e söyledikleri "Şu Kule için anlattığınız hikâyelerden birincisini sevmedim. Yılan ısırmasın diye prensesi buraya saklamak hoşuma gitmedi. Öbürü daha güzel. Fakir prens ile sevişen prenses. İmparator prensesi hepsediyor ama aşk galip geliyor. Sevgililer buluşuyor. Bu hikâye yakışıyor bu dekora." Ahmet "Siz her yerde bir aşk hikâyesi arıyorsunuz" diyecektir. Jeyan Mahfi Ayral, Beatrice'den başka bir de dansçı Rum kızını seslendiriyor. Filmin en güzel karakterleri, naneşekeri satıcısı Sipsi.. Fesi, arkasına basık ayakkabıları, beyaz çorapları ve şekerci önlüğü.. Yüzbaşı Ahmet, Aksaray'lı Ahmet olarak ‘tebdil’ gezerken, onu, iki palikaryanın elinden kurtarır. "Bak abi. Bana Sipsi derler. İstanbul kaldırımlarının çocuğuyum ben. Adam sarrafı olur bizim gibiler. Sen Millicisin." Daha sonra o da vatanseverlere katılır. Sipsi'nin iki güzel manisi "Gel gidelim şu derenin düzüne // İnanmayın hanımların sözüne // Aman Allah öyle bakma yüzüme // Nazar değer kara kaşın gözüne." *** "Merdivenden inemedim // Terlikleri giyemedim // Dur naneci bekle biraz // Şekerinden yiyemedim." Mezarlıkta korktuğu sahne çok güzeldi. İsmail Çavuş'un eşinin söyledikleri, savaş yorgunu İmparatorluğun da sözler gibi "Yetsin gayri, yetsin bu acı. Yetsin bu korku. Daima yanında, yanı başında olmak istiyorum. Yıllar boyu cepheden ölüm haberlerini bekledim. Günler boyu öldüm öldüm dirildim. Sağ salim döndün diye bayram yaptım. Bu sefer de Milliyetçilere karıştın, zindanlara düştün. Benim kısmetim hep gözyaşı mı olacak? Yeter gayrı yeter. Biz de insan gibi yaşayalım biraz." İsmail Çavuş'un yanıtı "Hürriyetin olmadığı yerde insanlık mı olur. Ben insanca yaşamak için çırpınıyorum. Bu milleti düşmana mı bırakalım. Seni, senin namusunu düşman çizmelerinin çamuruna mı bırakalım." Ahmet’i Hayri Esen ; İsmail Çavuş’u Sadettin Erbil ; İsmail’in karısını Nedret Güvenç ; Hrisantos’u Kemal Ergüvenç ; Emniyet Müdürü’nü Rıza Tüzün ; Kantocu Verjin’i Tijen Par ; Yelkenkanat Kadir’i Muhip Arcıman ; İşgal subayı rolündeki Erdo Vatan’ı ve Osman Bey’i Pekcan Koşar seslendirmiş. İngiliz casusu Despina.. Ahmet'e "Şu beğenmediğin harp yüzünden para kazanıyoruz. Daha çok da kazanabiliriz" diyor. Evini ve gösterişli aynasını ‘Güneş Doğmasın’ (1962) filminden anımsıyoruz. Ahmet, Despina'yı (artık unutulmuş) Tatavla Panayırı'na götürmekten söz ediyor. Şubat ayında, Tatavla'da (şimdiki Kurtuluş) üç hafta süren eğlenceler ve perhiz öncesi panayırı. İngilizlerden sonra şimdi de arabaların işgali altındaki İstanbul'da bu tür geleneklerin hiçbiri kalmadı. Kantocu Verjin.. Ahmet'e o de aşık. Ankara'ya giderken kendisine "Ne yapmayı düşünüyorsun? Bizle gelecek misin?" diyen Ahmet'e şöyle diyor "Burada daha faydalı olurum.. Bir ömre yetecek kadar saadet verdin bana. Üstelik milli vazife vererek şereflendirdin. Sen beni düşünme. Bu kız (Beatrice) seni seviyor. Mesut olun."

Cevap Yaz
Yandex.Metrica