Erkek Gibi Ölenler

7,87

( 8 kişi yorum yaptı )

Erkek Gibi Ölenler

Sinema Filmi

1970

Filmde, vahşice işlenmiş bir cinayeti çözmeye çalışan polis şefi Kemal’in yaşadıklarını anlatır. Kemal, görevi gereği Ürdün’e gideceği sırada Büyükçekmece’den bir cinayet haberi alır. Boğazı usturayla kesilmiş küçük bir kız çocuğunun cesedi bulunmuştur. Küçük kızın cansız bedenini bulan Osman Alyüz daha önce on yaşında bir çocuğa tecavüz edip öldürmekten hüküm giymiştir. Osman, günlerce süren sorgulamanın baskısına daha fazla dayanamayarak işlemediği hâlde suçu kabul eder ve koğuşta kendini öldürür. Herkes olayın çözüldüğünü zanneder. Fakat Kemal, gerçek katilin hâlâ dışarıda olduğunu düşünmektedir. Olayın yaşandığı köye yakın bir kasabaya yerleşir ve soruşturmaya devam eder. Konuştuğu çocuklar sürekli bir devden bahsetmektedir.

Künye

Yönetmen Yılmaz Duru
Senaryo
Yapımcı Yılmaz Duru , Türkan Duru
Görüntü Yönetmeni Şevket Kıymaz , Paşa Gündoğdu
Tür Dram, Duygusal, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye

Oynayanlar

Feri Cansel Feri Cansel Nermin
Yılmaz Duru Yılmaz Duru Polis Şefi Kemal
Tufan Giray Tufan Giray Komser Fuat
Nihat Ziyalan Nihat Ziyalan Polis
Danyal Topatan Danyal Topatan Çerçi Osman Alyüz
İlhan Hemşeri İlhan Hemşeri Turan Bey
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Danyal Topatan Seslendirmesi
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Doktor
Agah Hün Agah Hün İlhan Hemşeri Seslendirmesi
Muzaffer Cıvan Muzaffer Cıvan Kahveci
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Nihat Ziyalan Seslendirmesi
Esen Günay Esen Günay Tufan Giray Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Yılmaz Duru Seslendirmesi
Zeki Tüney Zeki Tüney Kız Babası
Niyazi Er Niyazi Er
Berrak Yılmaz Berrak Yılmaz
Funda Gürçen Funda Gürçen Funda
Hüseyin Alp Hüseyin Alp Sapık

Ekip

Kurgu Cevat Sezer (Kurgu)
Post-Prodüksiyon Oral Özütürk (Negatif Kurgu)
Cemil Orhon (Laboratuar)
Erol Yıldırım (Laboratuar)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)

Firmalar

Tura Film (Yapım)
Yıldız Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (8)

dioy avatar dioy 12 Kasım 2014 00:56:41

9

Bu filmle ilgili dikkatimi çeken bir nokta var. Filmle ilgili fotoğraflar bölümüne eklediğim bir adet fotoğrafta (8. fotoğraf) Hüseyin Alp, Yılmaz Duru ile Feri Cansel i ormanda zincire bağlamış (elinde kısa namlulu bir tüfekle) çekiştiriyor . Ayrıca filmin afişindeki fotoğrafada dikkatinizi çekmek istiyorum. Seyrettiğim filimde böyle bir sahne hatırlamıyorum.
Kafama takılan şey, acaba bu filmin başka versiyonu aynı kadroyla çekilmiş olabilirmi? Yada çekilmiş alternatif sahnelermi var. Bilen yada farklı bir görüşü olan varsa yorumlarınızı bekliyorum.

AlınYazısı avatar AlınYazısı 10 Kasım 2014 15:23:57

9

Filmin çok güzel bir konusu var, siyah beyaz olması filmi daha bi izlenir hale getiriyor sanki.
Ama filmde, kötü karakterin filmin başları ve ortalarında izleyiciye biraz daha korkunç şekilde tanıtılması gerekirdi,
Kötü karakteri Annesinin dövdüğü bi r iki sahneden başka,izleyiciyi etkisi altına alan sahne yok,
Özellikle kötü karakterin gece karanlığında, köy yerinde dolaşıp, korku saldığını herkesin korkulu bir halde yaşadığını yansıtması daha bi cezbedici olurdu.
Kimsenin sevip, değer vermediği ve çoğunluk tarafından küçük yaşlarda dışlandığı bir anormal dev insan yaşadığı süre boyunca psikolojik olarak bunu kendi yaşamında
zor bir dönem olarak bilinç altında yaşamış. ve canice cinayetler işleyip bunu diğer insanlar yansıtmış.
Yılmaz durunun, bu caniyi yakalamak için polisliği bırakıp bir petrol satın alması biraz ilginçti, Halbuki Yılmaz Duru, Ekibiyle Kurduğu
tuzak haricinde akıllıca bir iki tuzak daha kurup, devi
kurduğu tuzakla yakalayamaması filmi daha da çekici yapacaktı.
Güzel bir film, kamera gerçekten bazı sahnelerde güzel kullanılmış. Komser kemalin, suçlu olduğu iddia edilen Çerçi Osmanı himayesi altına alıp köy yerinde
Köylüyle konuşması ve analiz yapması şahaneydi.
Çerçi osmanın çapraz sorguda dayanamayıp ben öldürdüm demesi.Sonrada kendisini asması ayrı bir olaydı.Dönemin dev karakterlerinde oynatılan ve ilginçliğiyle
gündemde olan Hüseyin Alp bu rol için gayet mantıklıydı ama işte yeteri derecede korkunluğunu kullamamışlar.
Tahkikatı genişletmek yerine. Bu olayı çözmek için hayatından ve geleceğinden ödün veren bir Komserin Öyküsü
Mutlaka İzlenmeli.

Göztepe avatar Göztepe 07 Kasım 2014 18:28:50

10

Çok iyi bir film kesinlikle bu film ödül almalıydı nasıl alamamış hayret o dönem. Yönetmen,başrol koltuğunda rahmetli Yılmaz Duru harikalar yaratmış. Polis şefi Kemal'in geçmişte yaşadığı travmalar bir sonraki faili meçhul bir çocuk cinayetine gerçek yaşamına dahil oluyor. Ürdün'e göreve gideceği sırada vazgeçip polislikten istifa edip bir benzin istasyonu açıp olayların ortasında kendisini buluyor. Yılmaz Duru'nun film boyunca gösterdiği üstün oyunculuk gücü heleki son sahnede filmin devi rahmetli Hüseyin Alp ile giriştiği mücadele harikaydı. Kesinlikle her sinemaseverin daha doğrusu yeşilçamseverin izlemesi gereken bir film uzun zamandır bu kadar güzel değişik bir yeşilçam filmi izlememiştim doğrusu.

dioy avatar dioy 06 Kasım 2014 12:24:12

9

“Erkek Gibi Ölenler” filmini yıllar önce TV de seyrettim. İlk başta alıcı gözle bakmadığım için filmin adına çokta dikkat etmedim. Film oldukça güzeldi. Senaryonun farklılığı göze çarpıyordu. Bir daha izleme imkanı bulamadığım filmi uzun zaman internette başka isimler altında aradım durdum. (Nedense filmin adı aklımda “iki öfkeli adam“ olarak kalmış). Daha sonra Jack Nicholson un baş rolünü oynadığı “The Pledge” filmini izlediğim zaman, her iki senaryonunda aynı eserden çıktığını anladım. Yaptığım araştırmada Fredirick Durrenmatt ın “Yemin” adlı romanının sinemaya uyarlanmış hali olduğunu öğrendim. Sinematürk te rastgele dolaşırken aradığım filmin “Erkek Gibi Ölenler” olduğunu anladım. İnternette filmi tekrar izleme imkanım oldu. Filmin sonunda Yılmaz Duru nun öldüğünü, ilk izlememde anlamamış yada unutmuşum. Buda filmin sonunda, Yeşilçam filmlerindeki klişeleşmiş, “kötülerin (Hüseyin Alp) cezasız kalmayacağı, mutlu son” fenomenine ayrı bir dram katmış.
Ayrıca filmde rol alan Danyal Topatan ın, baskı altında suçunu itiraf etmesinden sonra, nezarete götürülürken merdiven başında karşılaştığı Yılmaz Duru nun gözlerinin içine bakarak, işaret parmağını uzatması ve bu arada bakışları ile atmış olduğu, sessiz “yardım et ne olur” çığlığı bence izleyiciyi derinden sarsacak bir sahneydi.
Ancak üç noktaya değinmeden edemeyeceğim. (Yaklaşık yarım asır önce çekilen bir film için, hakkaniyet sınırlarını aşmadan, sadece keşke sadetinde yapılmış bir tenkitdir.)
Birincisi; Polislerin Danyal Topatan ı daha retorik yüklü dialoglarla sorgulaması çok daha iyi olurdu.
İkincisi; Polis şefi Yılmaz Duru nun, ofiste Müdürüyle kahve içtiği sahnede, fincanların boş olduğunun belli olması filmin büyüsünü bir nebzede olsa bozuyor. Boş fincan tiyatro sahnesine yakışabilir. Orada seyirci fincanları dolu olarak tahayyül edebilir. Ancak bu durum film sahnesinde çok sırıtıyor. Hayale dalan bir insanın, yüzüne tokat yemesi gibi o hayalden insanı koparabiliyor. (Örnek olarak bazı aksiyon filmlerinde kameranın camına kan yada su sıçraması bende aynı etkiyi yapıyor). Sinemanın seyirciye yaşatması gereken gerçeklik olgusunu sekteye uğratıyor.
Üçüncüsü; Sapık katili dere kenerında üç gün boyunca bekleyen polislerin, küçücük kıza çullanarak, doğruyu söylemesi için sarsıp örselemeleri sahnesinde gaye, polisin sorgulama teknikleri açısından eksikliğini veya eğitimsizliğini vurgulamak değilse eğer, aşırıya kaçılmış diyebilirim.
Hasılı kelam 1970 yılında, kıt imkan ve muhtemelen dar zamanlarda çekiliş bu film ufak tefek eksiklikleri, naif yanları olsada, kalbur üstü senaryosuyla benim gibi ortalama bir sinema izleyicisinin keyifle izleyeceği ve beklentilerinin karşılanacağı güzel bir film olmuş. Rahmetli Yılmaz Duru nun ellerine sağlık diyorum.

benimsinema avatar benimsinema 02 Ekim 2014 23:25:38

10

Film kesinlikle umdugumdan cok daha iyi cikti.. keske degeri bilinse bizim tipik filmlere benzemiyor kesin uyarlama oldugunu düsünüyorum.. feri cansel icin en iyi filmidir diyebilirim. Ayrica yilmaz duru cok iyi bir sinemaciymis gercekten..hem oyuncu hemde yönetmen olarak.. kamerayi iyi kullanmislar.. siddetle tavvsiye edilir


dioy avatar dioy 03 Nisan 2013 12:28:37

9

sanırım friederich dürrenmatt ın "yemin" adlı romanının bir uyarlaması. Jack Nicholson un "the pledge" filmide aynı romanın bir uyarlaması. ama yılmaz duru nun ki çok daha güzel geldi bana. bir zamanlar tv de seyretme şansım olmuştu. ancak başka h iç bir yerde rastlamadım. bence çok güzel bir film. sanırım filmde yıldırım gencer yada eşref kolçak da oynuyordu. filmi beğenmeme rağmen adını bilmiyordum. aşağıdaki yorumlardan filmin adınıda öğrenmiş oldum. tekrar izleyebilmeyi isterdim doğrusu. yılmaz duru = haza sanatçı

Yandex.Metrica