Karanlıklar Meleği

8,79

( 6 kişi yorum yaptı )

Karanlıklar Meleği

Sinema Filmi

1966

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ albümündeki (1962) ‘Tuff’ (1962) (Ace Cannon) ile başlayıp ‘6a Raccolta’ (1965) uzunçalarındaki ‘Virna’ (1965) (Neal Hefti) ve ‘Broken Promises’ (1961) (John Schachtel) ile devam eden gazino sahnesi.
Gül; “Bir ışık oldunuz hayatıma. Yanınızda kendimi öyle mutlu hissediyorum ki... Serseriler arasında dolaşan basma entarili, zavallı bir kızdım. Şimdi güzel elbiselerle pavyonlarda dans ediyorum. Öyle mutluyum ki körlüğümü bile unutuyorum bazen. İnanın etrafımızda dans edenleri, âşık çiftleri hatta piyanisti görür gibiyim...”
Kemal; “İnsanlar dünyayı gözleriyle değil kalpleriyle görürler.”
Gül; “Ben, dünyamı, sizin şiirli anlatışınıza borçluyum.”


‘Üç Arkadaş’ (1958) ve ‘Cyrano de Bergerac’ın (1897) (Edmond Rostand) değişik bir yorumu.
Jenerikte, 4. Ja mes Bond filminin müziği ‘Thunderball’ (1965) (John Barry / Don Black).
‘34 FD 783’ plakalı ‘Chevrolet’ son sürat ilerliyor. Hızı şimdiden 120. Arabayı kullanan Jale ve ‘roman yazarı’ kocası Kemal Dikmen tartışıyorlar. Genç kadın kıskançlık içinde.
Delikanlının “Makul ol biraz. Cemiyet hayatı yaşıyorsak elbet bir takım kimselerle selamlaşıp konuşacağız” diye yırtınması boşuna. “Cemiyet dediğin etrafını alan kadınlar tabii… Benden önce pis meşin ceket, eski pantolonla dolaştığın günleri çabuk unuttun galiba… Ben ‘yarattım’ seni. Benim ‘eserimsin’ sen. Beş parasız bir yazar müsveddesiydin düne kadar... Hayatın boyu sürünmeye mahkûmdun. O sefil halinle kadınlar bakar mıydı sanıyordun. Hizmetçilerle mahalle kızlarından başkasını elde edemezdin.”
Gösterge 180 olmuş. Kaçınılmaz bir şekilde kaza yaparlar. Jale ölür, Kemal yaralı.
En yakın arkadaşı Dr. Ali, hocası Prof. Mehmet Büyükgüngör ile konuşuyordu. Hayatı kurtulmuş ancak yüzünde derin bir yara izi kalacakmış. Oysa yakışıklı oluşu ile öğünür, aşırı bir hayranlık duyardı kendine. “Korkarım, bundan sonra aynalara düşman olacak.”
İki arkadaşın hastanedeki konuşmaları ile yıllar öncesine gidiyoruz.
Müteahhit-Mimar Sabri Bey ve yeğeni Jale’nin köşklerinde bir ‘parti veriliyor’. Kemal, o sıralarda ‘Edebiyat Fakültesi mezunu bir muharrir’. Elinde, Muhtar Selim Bey’in tavsiye mektubu ile gelmiş (çekimler Beylerbeyi’ndeki Kalkavanlar Yalısı’nda). ‘İnşaat işçiliği yapmak istiyor’. Günümüz için normal(!) ama fakülte bitirmiş bir gencin ‘amelelik istemesi’ o dönemde anlaşılır gibi değil. Üstelik gecenin bir yarısı ve eğlence sırasında. Neyse ki Sabri Bey anlayışlı, fazla nazlanmıyor; “Seni amele başı yapıyorum. Sanatçı değiliz bari sanata yardımımız dokunsun!”
Aç olduğunu anlayınca delikanlıyı ‘Soğuk Büfe’ye götürür. Kıtlıktan çıkmış gibi yemesi ve hazırcevaplığı Jale’nin dikkatini çekmiş. Daha çok da yakışıklılığı! Hemen ertesi gün inşaata gelir. Dostluklarının başlangıcı için ‘ufak bir de hediye’ ile; Altın çakmak. Kemal bunu kabul etmiyor ama ‘dilli sandviç’e bir şey demez.
‘6+6’ albümündeki (1964) (Stavros Xarhakos) ‘Fthinoporinos Dromos’. Sonrasında sade bir balıkçı lokantasındaydılar. ‘Milyoner’ Jale çok mutlu.
O geceki pavyonda genç kadının en önemli özelliği ortaya çıkıyor; ‘Kıskançlık’. Solistin Kemal’e ilgisini kıskanmış.
Tommy Dorsey Orkestrası’ndan ‘Opus No. 1’ (1943) (Sy Oliver / Sid Garris). Arkadaşlıkları ilerledikçe her yerde beraberler. Balık tutarken ve konkurhipik yarışlarında.
Sonrası beklendiği gibi. Sade bir merasimle evlilik. Sınıf atlamanın belirtisi Kemal’de hemen ortaya çıkar. Artık pipoya başlamış! ‘Eskiden rüyalarında bile göremeyeceği bir çalışma odası, daktilosu var’. Kısa zamanda tanınan bir romancı olur. Ancak ‘kadınların ilgisi karısındaki kıskançlığı arttırıyor’.
Sonunda Kuyumcu İbrahim Beylerdeki tartışma ve Jale’nin öldüğü kaza gelir.
Sağ yanağındaki ‘3 santimlik yara’ kahramanımızı çok kötü etkilemiş. ‘Sanki saadetle arasındaki bir uçurum’. Eşinden kalan serveti, köşkü bırakarak Yedikule Surları’nda yaşamaya başlar. Perişan meyhanelerde içerek. Artık ‘gündüzleri’ değil ‘karanlık akşamları’ seviyor.
Bir gece kör bir genç kızı serserilerden kurtarır. Gül’ün yaşamı da roman gibi. Şimdi Selahi İçsel’in ağ dolu balıkçı kulübesinde sığıntı gibi kalsa eskiden iyi bir ailenin kızıymış. ‘Bir doktorun şımartılmış kızı’. Çocukluğu, ‘dünyayı eğlenip gülmek için gelinmiş bir yer sanacak kadar rahat geçmiş’. Yaşamının ikinci yarısı çok farklı. Babasının ölümünden sonra üvey baba Haydar Karaer, genç kızı hayattan soğutuyor.
‘Goldfinger’daki (1964) (John Barry) ‘The Arrival Of The Bomb and Count Down’. İlk kavgaları, ‘rahmetlinin’ resmini kaldırmak istemesiyle. Sonrası daha da kötü. ‘Sarhoş ve salyalı hali ile’ saldırmaya kalkıyor. Kaçarken pencereden düşen Gül kör kalır.
Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘Beautiful Obsession’ uzunçalarındaki (1966) ‘La Playa’ (1964) (Jo Van Wetter / Pierre Barouh). Nasıl olduğu pek anlaşılmıyor ama Selahi Dede’nin yanına yerleşmiş; “İlk zamanlar körlüğü, daha çok uykuda hissediyordum… Sonra sonra yaşamak için görmekten daha önemli şeyler olduğunu anladım.” Aşk değil açlıkmış bu.
Kendisi surlarda sürterken, Gül’ü köşke aldırıyor Kemal.
‘Goldfinger’daki (1964) (John Barry) ‘Teasing the Korean’ ve ‘6+6’ albümündeki (1964) (Stavros Xarhakos) ‘Hathike To Fengari’. Ali’nin genç kızı eve getirişi bu melodiler ve [‘Fakir ve Mağrur’ (1966) filminden anımsadığımız] ‘34 FC 222’ plakalı otomobil ile. Köşkün iki temel direği, Bacı ve Osman Efendi etrafından pervane gibiler. Yine de romancımızın yokluğu nedeniyle genç kız pek mutlu değil. Buraya ‘bedava hayat için değil bir dost sesi duymak için gelmişti’.
‘Görmeyen güzel gözleri Kemal’in nefret dolu korkusuna merhem olur’ zamanla. Köşke dönüp yeni romanlar yazmaya başlıyor. İlki de genç kızı anlattığı ‘Karanlıklar Meleği’.
O günlerde Ali’nin bir ‘müjdesi’ farklı duygular yaratır. Gül’ün gözleri açılabilirmiş. Şimdiye kadar ancak sesini duyabiliyordu sevdiği erkeğin. Artık ‘yakışıklı yüzünü görebilecek’!
Delikanlının durumu ise çelişkili. Hem istiyor hem istemiyor. Sonunda razı olur.
Gül, bu korkuyu anlamış. Ameliyat sonrasında ‘göremediğini’ söylüyor; “Sevdiğim insana hediyem olacak körlüğüm.”
‘6+6’daki (1964) (Stavros Xarhakos) ‘Parapono’. Şimdi ‘neşter altına yatma’ sırası Kemal’de. Bu güzel melodi duyulurken ikna edilir. “Avrupa’da estetik ameliyatı ile harikalar yaratılıyormuş.” ‘Eskisinden bile yakışıklı’ olarak döndüğünde kendisini Gül karşılıyor. Meğer ameliyat sonrası sevdiğini üzmemek için görmüyor gibi davranmış.
Yeşilköy. Fon müziği ‘Thunderball’ eşliğindeki 4 saniyelik öpüşmeleri filmin en güzel kısmı. Keşke genç kız kısa kesmeyip biraz daha sürdürseydi.


Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ 33’lüğündeki (1962) ‘Cercami’ (1961) (Enrico Polito / Silvano Simoni).
Köşkün bahçesinde delikanlının zekâsına tanık olduğumuz sahne. Ama konuşmanın galibi Jale.
Kemal; “Göründüğüm gibiyim. Eski bir deri ceket, delinmeye yüz tutmuş pantolonum ve ben. Hepsi bu işte. Hakkımda söyleyecek başka sözüm yok.”
Jale; “Anlaşılan çeneniz sadece kadınları kırmak istediğiniz zaman açılıyor.”
Kemal; “Hayır, sadece gururumu korumam gerektiğinde gevezelik ederim.”
Jale; “Yani çok mağrursunuz.”
Kemal; “Her fakir gibi.”
Jale; “Zenginlerin gururu yok mudur yani?”
Kemal; “Vardır ama eğlence ve rahattan bizler gibi gururlarını düşünecek vakit bulamazlar.”
Jale; “Sizinle çene yarışı yapmak zor.”
Kemal; “Mecbur değilsiniz zaten.”
Jale; “Ama anlaşıp dost olmak da kolay değil... Ya sizinle arkadaşlık etmeyi arzuluyorsam.”
Kemal; “...Bir kere, kadınla erkeğin arkadaşlığına inanmam. Klasik, ateşle barut hikâyesi! İkinci olarak, dostluk edebilmemize engel olacak bir servet uçurumu var aramızda.”
Jale; “Aşılmayan uçurum yoktur Kemal Bey.”
Kemal; “Aşılma zahmetine değerse tabii.”
Jale; “Değeceğini sanmasam bu kadar direnmezdim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Ekip

Yapım Ekibi Semih Sarıoğlu (Yapım Amiri)
Yorgo İlyadis (Set Ekibi)
Orhan Başkan (Set Ekibi)
Muammer Küçüktan (Set Ekibi)
Yusuf Yıldırım (2) (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Yücel Çakmaklı (Reji Ekibi)
Tolgay Ziyal (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Taner Öz (1. Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Hilmi Başcan (Laboratuar Şefi)
Hayati Akbulut (Laboratuar)
Gani Maraşlıoğlu (Laboratuar)
Erdoğan Dolapçı (Laboratuar)
Işık Ekibi Kenan Eryılmaz (Işık Şefi)
Rıfat Yurtçu (Işık Ekibi)
İsmet Özçınar (Işık Ekibi)
Ahmet Zorkalkan (Işık Ekibi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)

Firmalar

Melek Film (Yapım)
Erman Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (6)

Delioğlan11 avatar Delioğlan11 28 Ocak 2016 10:55:01

7

filmi izledim hiç sıkmadı güzel izlenebilir yani 7 puan verdim

benimsinema avatar benimsinema 09 Mart 2014 11:18:36

7

cüneyt nerimanla evli, ama neriman asiri kiskanclik yüzünden kaza sonucu hayatini kaybeder.... ve cüneytte agir bir yara izi birakiz yüzünde... cüneyt hayata küser sokakta tanistigi kör kiza yardim eder... kör kiz hülyayla ask yasamaya baslar.... sir adan bir film

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 11 Kasım 2011 04:21:11

10

Bu filmin konseptini:) Murat ÇELENLİGİL Bey ile Kariz_ma_35 arkadaşlar benden önce de ayrıntılı bir şekilde betimlemişler sağolsun. Neriman KÖKSAL'IN kısacıkta olsa iyi bir oyunu var. Hülya KOÇYİĞİT'LE Cüneyt ARKIN'IN dramatik ağırlıklı aşkları da do minat olarak hüküm de süren. İzlemeye değer bir film.

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 22 Ocak 2011 03:01:01

10

Cüneyt Arkın'ın izlediğim ilk siyah beyaz filmi.Kendi halinde mağrur bir roman yazarı."Kemal" Cüneyt Arkın ile Zengin çılgın bir bey kızı olan "Jale" Neriman Köksal ile başlayan bir hikaye.Aşırı kıskanç olan "Jale" Nerim an Köksal eşi "Kemal" ile bir davet dönüşü kaza yaparlar.Kaza'da Jale hayatını kaybeder.Kemal'in ise yüzünde derin bir yara izi kalır.Büyük bir travma geçiren Kemal şarapçılarla,ayyaşlarla beraber kalır.Birgün gezinirken üç serseri "Gül" Hülya Koçyiğit'e saldırır onların elinden kurtarır.Vefat eden eşinden kalan eve onu hizmetçiolarak bir süre emrinde kullanır kemal.Yaşadığı travmayı atlatan Kemal yüzündeki derin yarayı estetikle düzeltir.Gül ise ameliyat olarak gözleri açılır.Final'e doğru her ikiside sevgili konumuna ulaşır.Bu filmde özellikle acılı,mağrur aşk temaları sihirli edebiyatçı tema'larla işlenmiş.Cüneyt Arkın'ın siyah beyaz romantik salon filmlerinden.

MGUNAY avatar MGUNAY 20 Nisan 2010 15:55:04

10

güzel bir türk filmi klasiği.

star 05 Ağustos 2006 16:02:08

8

kendisini aşırı derecede kıskanan karısı nerimanın aşırı hızla sürdüğü otomobil kaza yapar...neriman ölür,yazar cüneytin yüzünde ise korkunç bir yaya izi bırakır...cüneyt için artık her şey bitmiş,gecelerin adamı olmuş bütün insanlardan nefret eder hale gelmiştir,bir gece serserilern elinden kurtardığı kızın kör olması onun için bir teselli kaynağı olmuştur...kör kız hülyayı kendi yanına alır,zamanla ikisi arasında büyük bir aşk başlıyacak,hatta hülyayı ameliyata bile razı edecektir...doktor erolun yaptığı ameliyat başarılı geçer,ama hülya gördüğünü belli etmez..cüneyti estetik ameliyat için yurddışına gitmeye razı eder....mutlaka seyredin...

Yandex.Metrica