Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

O Kadın

O Kadın

8,39

(7 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 3 Dk Dram Dram

Yönetmen: Zafer Davutoğlu Zafer Davutoğlu

Ülke: türkiye

Oyuncular: Nubar Terziyan, Faik Coşkun, Bedia Muvahhit, Nezihe Güler, Muzaffer Yenen, Zeki Alpan, Celal Ersöz, Selahattin İçsel, Mümtaz Ener, Mürüvvet Sim Devamını Gör...

Konusu : Jenerikte, Giacomo Puccini’nin aynı adlı eserini (1896), neredeyse unutturacak kadar güzel ‘La Boheme’ (1965) (Aznavour / Plante). Özdemir Erdoğan, (sanki Kemal, Ayşe ve Salih’in yaşayacaklarını yansıtır gibi) 1969’da Türkçe sözlerle söylemişti ; ‘Ayrılık Şarkısı’.. Seyyar gazeteciler ; “Yazıyor, yazıyor, senenin cinayetini yazıyor.. Yazıyor, susan katili yazıyor.” Savcı ; “Niçin susuyor? Yoksa, etrafını bir esrar perdesiyle sardıktan sonra işlediği cinayetin gerisinde bir fedakârlık, bir namus ve fazilet hikâyesinin varlığına mı inandıracak bizleri.. Nüfus cüzdanını ateşe atarak yakan ve geçmişi hakkında tek bir kelime konuşmayı reddeden bu kadının yegâne isteği sükûtu ile kamuoyunda merhamet dilenmek sefil ve iğrenç mazisini gizlemeye çalışmaktır.. Hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 451. maddesinin tatbikiyle idamını talep ediyorum.” Ağır Ceza Üyesi ; “İddia makamının isteğini işittin. Bir diyeceğin yok mu?” Ayşe ; “…” Ağır Ceza üyesi ; “Konuşmamakta ısrar edişin(in) hakkında çok kötü neticeler verebileceğini son defa hatırlatıyorum. Konuşacak mısın?” Ayşe ; “…” Ağır Ceza Üyesi ; “(Üzgün bir durumda) Şahitlerin dinlenmesine geçilecek.” Ayşe ; “[Niçin uzatıyorlar bu işkenceyi? Bütün isteğim ölmek. Ya Rabbi, biliyorsun günahsız olduğumu. Ölümü istiyorum. Sükûn istiyorum.. Halbuki, her şey ne kadar güzel başlamıştı. Bundan tam 25 yıl önceydi. 25 yıl..]” Filmde cinayet ile suçlanan ve idama mahkum edilen bir kadinin öyküsü işlenmekte. Ayşe (hülya koşyiğit) ve kemal (müşfik kenter) evli ve çocuklari olan bir çifttir. Kemal hirsli bir kişiliğe sahiptir ve gözü yüksek mevkilerdedir. Bir gece gittikleri eğlence dönüşü kemal otomobili ile bir adama çarpar ve adam ölür. Bu olay hem ayşe'nin hemde kemal'in hayatini değiştirecektir. Kemal ölümüne sebep olduğu adami orda birakir, kendisinin ve çocuğunun geleceğinin bu olay yüzünden yok olmasinin manasiz olduğunu savunur. Ancak o gece bu oalaya tanik olan başka biri daha vardir. Ayşe'nin akrabasi muzaffer... Bir müdet sonra öteden beri ayşe'de gözü olan muzaffer tanik olduğu cinayeti şantaj olarak kullanmaya başlar.. Aydın ailesi.. İşyerinde yükselme hırsı, evinde aile sevgisi ile dolu Kemal ; Kocası ve çocuğu için inanılmaz bir özveriyle davranacak olan güzel Ayşe ; Babasının ‘dünyanın en kudretli ve en sağlam erkeği olarak yetiştirmek istediği’, dadısının da üstüne titrediği küçük Salih. Mutlulukları, hem de Kemal’in ‘müdürlüğe yükseltildiği’ gece yaşayacakları bir kaza ile sarsılacaktır. Ayşe’nin, fotoğrafçı kuzeni Muzaffer, kutlama için onları bir tavernaya davet eder. Kemal’in, ne yararı olacaksa, aşırı içki içişi (“Oğlumun şerefine dedim. Herkes içecek, herkes.. herkes”) ve çılgın gibi araba kullanması (“Var mı bunu benim gibi kullanan be?”) iç dünyasında bazı şeylerin pek yolunda olmadığını düşündürüyor. Birazdan, arabasının lastiğini değiştirmekte olan bir kişiye çarpar. Sonra yapılmaması gereken tek şeyi yapıyor ; “Acaba hastaneye..” diyen karısını “Ölmüş.. Kaçacağız.. Kimse görmedi ki..” diye susturur. Bu sırada, Muzaffer’in flaşla, defalarca resim çektiğini anlamamaları belki kazanın şaşkınlığındandır. Ertesi günkü gazetede yazılanlar ; “Genç mühendis Hayati Soylu bir otomobil kazasında öldü..” (Zamanımızdaysa ‘mühendis ve öğretmenler’ değil, ancak yaşlı/genç ‘iş adamları’ haber olabiliyor.) Muzaffer’in çektiği resimlerin ne işe yarayacağını birkaç gün sonra Ayşe ile konuşurken anlıyoruz. Pierre Sellin’in trompetinden unutulmaz ‘Manuel Benitez-El Cordobes’i (Riviere / Bourgeois / Kaps) (1965) dinlerken söyledikleri ; “Kocanın ve oğlunun istikbaline karşı seni istiyorum.. Bütün hayatım seni özlemekle, ümitsizce sevmekle geçti.. Kemal’le evleneceğini söylediğin günü hatırlıyor musun? Ben göz yaşlarımı sana göstermemek için çırpınırken sen ısrarla suratıma bakıyor açıkça gülüyordun. Ama, şimdi sıra benim kızım. Ya benim olacaksın yahut yıkacağım hepinizin hayatını.” Ayşe, zor bir karar verme sürecinden sonra ‘mukavemeti kırılınca’, ailesinin mutluluğu için Muzaffer’le kaçar. Kocası, durumu anlamadan ona ‘fahişe damgasını vuracaktır’. Adana barlarında ‘Mavi Kelebek’ adı ile yıllar boyu şarkıcılık yapar. (Filmde bu kısım yer almamış.) Son olarak, Şükrü’nün kumarhanesinde para işleriyle ilgileniyor. “Kumarhane köşelerinde barınan bir eski bar kadını.” (Kuaför Demir ve stüdyo makyajcısı iki saat boyunca ‘geçen senelerin etkisi’ için uğraşmışlar ama Ayşe, hâlâ gözümüzü alamadığımız kadar güzel.) Genç kadının kaçışından 25 yıl sonra.. Muzaffer, Şükrü’nün batakhanesine 30 bin lira borçlu. Sezen Cumhur Önal’ın Türkçe sözleriyle Kamuran Akkor’un söyleyeceği (1968) ‘Kokladığım İlk Ve Son Çiçeksin’ şarkısını enstrümantal olarak (gitarla) dinlerken, ikinci şantajını yapar ; “Çok zengin olmuş Kemal.. Milyonlarının haddi hesabı yokmuş. Bu müşkül vaziyetimde bana yardım edebilecek tek insan.” Kemal şimdi, ‘Katilin Kızı’ (1964) filminde Hulusi Örmen’in olan fabrikanın sahibi. Çok varsıl. Ama neye yarar, onu bu sahnelerde hep sevgisiz ve acımasız bir insan olarak görüyoruz. Salih, arkadaşı Ahmet Volkan’la bir avukatlık bürosu açmış. (Kaderin cilvesi, alacağı ilk iş annesinin savunması olacak.) En az Ayşe kadar güzel olan Filiz’le birbirlerini seviyor ve evlenmek istiyorlar. Şimdilik bilinmiyor ama, Filiz, o acı trafik kazasında ölen Hayati Bey’in kızı. Kemal bu beraberliği, üstelik kırıcı sözler söyleyerek onaylamamış. Genç kız, babasının mezarına gittikleri gün Salih’e şunları söylüyor ; “Seni kendi çevresinden birinin kızı ile evlendirmek istemesi en tabii hakkı. Ama, benim fakirliğimle alay edişi, ‘bizim çevremizde yerin olamaz küçük hanım’ diye suratıma tükürürcesine konuşmasını hiç, hiç affetmeyeceğim.. Hem kim bilir, o uğursuz kaza gecesi babam ölmeseydi bugün biz de çok varlıklı bir aile olurduk..” Gözünü hırs bürüyen Muzaffer yaşamına mal olacak bir hata yapar. Resimlerle Kemal’den para sızdırmak üzereyken aynı şeyi bir de Salih’ten almak istiyor. Durumu anlayan Ayşe onu öldürüp resimleri ve kendi nüfus cüzdanını yakar. Artık o, tiyatro oyunundaki ‘Meçhul Kadın’dır. Mutluluğu yakalaması oğlunun gayreti ile olur. Filiz, oğlundan ayrılması için bir milyonluk çek yazan Kemal ve Salih.. Filiz ; “Çok kuvvetlisiniz siz.” Kemal ; “Evet.” Filiz ; “Çok zayıfız karşınızda.” Kemal ; “Evet.” Filiz ; “Kuvvete boyun eğmekten başka çaremiz yok. Yalnız bilmediğiniz tek bir hakikat var dünyada. Bütün fakirliğimize rağmen bir milyonluk çeki suratınıza fırlatacak ve iğrenç tehditlerinize göğüs gerecek namuslu insanların varlığı..” Salih ; “Ne tuhaf değil mi, namuslu insanlar hep zayıf dediklerinizin arasından çıkıyor baba.” (Yazan : Murat Çelenligil)



benimsinema

9 Eylül 2012 13:45

kemal filmin büyük basarisi.. tabii bunda yine yönetmen zafer davutoglunun büyük bir payi var... oyuncular hakkinda söz söylemek gereksiz buluyorum...salih güneyin ilk yillari olmasina ragmen, perfonmansi oldukca iyi..keske müsfik kenter daha cok filmde oynasaymis... ayrica filmi bikmadan gereksiz uzatmalar olmadan seyredebilirsiniz. o yüzden 63 dak. kesintesiz...

Cevap Yaz

performer

5 Ağustos 2009 22:49

müşfik kenter için izlenebilir.

Cevap Yaz

emre84

25 Ocak 2009 11:24

Çok iyi bir film cast mükemmel

Cevap Yaz

zuhtuural

10 Mart 2008 21:27

müşfik kenter,muzaffer tema ,salih güney,hülya koçyiğit bu kadronun bir daha yenisi kesinlikle gelmez( zaten çokta kalmadı)kesinlikle seyredin tavsiyesinden başka birşey söyliyemeceğim

Cevap Yaz

bir_demet_menekse

9 Mart 2008 11:35

Sahne Bar(ya da pavyon)arka fonda (benim bildiğim kadadıyla Nilüfer'in söylediği) "Seni Beklerim Öptüğüm Yerde"şarkısı çalıyor. Muzaffer Tema(Muzaffer),Hülya Koçyiğit(Ayşe) ve Müşfik Kenter(Kemal) bir arada Kemal'in iş yerinde bir üst mevkiye geçmesini kutluyorlar, kadehleri kaldırıyorlar, birbirlerine içiyorlar. Ama Kemal'in şu sözleri unutulmazdır "Dünyanın en çapkın,en kumarbaz,en ahlaksız fotoğrafçısının şerefine..." Müşfik Kenter harika, Salih Güney'in daha ilk filmlerinden olmasına rağmen o da iyi. Muzaffer Tema kötü adam rolünde ama gayet başarılı,harika yapmış rolünü =)

Cevap Yaz

nedim yıldız

10 Ekim 2007 08:01

kocasının geleceği için kendi hayatını feda eden fedakar bir kadının hayat hikayesi.güzel bir dram...

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

19 Mart 2007 02:46

‘Paraya, kuvvete ve (en önemlisi) zorbalığa inanmayan’ Salih ve babasının söyledikleri ; “Acizlerin müdafii rolünü senden evvel çok kişi tecrübe etti. Kimse muvaffak olamadı. Sen mi kaldın dünyada başaracak?” Film adını, Muhsin Ertuğrul’un yönetiminde Şehir Tiyatrosu’nda oynanan (1939), Neyyire Ertuğrul, Hadi Hün, Suavi Tedü, Mahmut Moralı ve Cahide Sonku’lu şeklinden almış. Sinemamızdaki ilk çevrimin adı, hem romanı hem de kahramanı daha iyi yansıtıyor gibi ; ‘Meçhul Kadın’ (1955). Bu filmde rol alan Hayri Esen’in ‘O Kadın’daki seslendirmeye katkıda bulunması çok güzel. Çekimler, şubat ayında ve Kemal Film’in Kasımpaşa’daki platosunda yapılmış. Sanatçıların buz gibi havada titrememesi için, çalışma yeri ‘Bütan Gazı’ ile ısıtılmış (Türkiye’de bir ilk). Dekorlar, Saim Bilge’nin. Aynı oyunun Lana Turner’lı Hollywood uyarlaması ‘Madame X’, ‘O Kadın’dan bir ay sonra, nisan sonlarında gösterime girmiş. Kemal.. Davranışlarıyla seyirciyi şaşırtıyor. Gereksiz yere, kendini dağıtacak kadar içki içmesi ; Neyi kanıtlayacaksa, sarhoşken son sürat araba kullanması ; Çarptığı Hayati’yi orada bırakarak kaçması ; Evde “Ölen öldü bir kere. Elimden ne gelir, kim ne kazanır beni deliğe tıkmakla.. Ama benim yaşanacak bir hayatım var, bir oğlum var” diye kendini haklı göstermeye çalışması ; ‘Vicdan azabı çekiyor’ havalarında, dört sahnede, evde kırılmadık cam çerçeve bırakmaması ; Adamlarına, oğlunu iki kez dövdürmesi.. Daha neler, neler. Filmde öyle bir sahne var ki, benzeri bir konuşma 4 yıl sonra çekilecek olan ‘Love Story’ filminin, belki de, en etkili bölümünü oluşturacaktır. Çalışma odasına çağırdığı Salih’e, Filiz için şunları söylüyor ; “Sabah sabah gazeteciler geldiler. Yazılanları okudun herhalde.. Bütün bu skandalın (O ‘skandalin’ diyor) içtimai dengem üzerindeki menfi tesirlerini düşündün mü? Düşünmedin tabi, niçin düşünecekmişsin. Bir sekreter parçasını, bir sokak kızını babana tercih ettin.” Salih’in yanıtı ; “Baba, lütfen sözünüzü geri alın. Sevdiğim kıza hakaret edilmesine tahammül edemem.” ‘Love Story’deki Oliver (Barrett lV) (Ryan O’Neil) da, babası (Ray Milland) Jennifer’dan söz ederken ‘she’ dediği için köpürmüştü ; “Don’t call her ‘she,’ ” Oliver Barrett III, nazikçe düzeltiyor ; “Jennifer.” Hülya Koçyiğit.. Kendisinden iki yaş büyük Salih Güney’in annesi rolünde. Yaşlandırmak için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar hep çok güzel. Her filminde, James Taylor’ın da söylediği “You’ve Got a Friend” (Carole King) (1971) şarkısındakine benzer bir duyguyu duyumsatıyor ; “When you’re down and troubled // And you need a helping hand // And nothing, nothing is going right // Close your eyes and think of me // And soon I will be there // To brighten up even your darkest night.” Keşke politikadaki seçimini, içimizi bulandıran o partiden yana değil de, 60’lı yılların (Ayşe gibi) özverili gençlerine yakın bir şekilde kullansaydı. Filmde olayların geçtiği 25 yıllık zaman farkı, araba modelleri ve telefonlardaki değişiklikle çok güzel verilmiş. Ayrıntılar dikkati çekiyor ; Kemal, bebek Salih’i sevmeden önce 1929’da Arif Oruç yönetiminde yayınlanmaya başlayan YARIN gazetesini okuyor. Kaza olmadan önce Ayşe arka koltuktaydı. Ama, kazadan sonra yerde yatan kişiye bakmak için Kemal’le aynı ön kapıdan çıkıyorlar. Hayati Bey rolündeki Muzaffer Yenen’in durumu çok ilginç. Onu, birkaç saniye, arabanın lastiğini değiştirmeye çalışırken ve kazadan sonra yerde yatarken görüyoruz. Filmin geri kalan kısmında çok daha uzun süreyle, evlerinin duvarında özlemle bakılan çerçevedeki veya Muzaffer’in şantajlarında kullandığı resim olarak yer alıyor. Soyadında bir karışıklık olmuş ; Gazetede ‘Soylu’ ve Kemal, Filiz’e çek yazarken sorduğunda ‘Demirsoy’ olarak geçiyor. Jenerikte Muzaffer Tema’nın adı (‘Muzafer’ olarak) ve Faik Coşkun’un soyadı [‘Beyoğlu Esrarı’ (1966) filmindeki gibi ‘Çoşkun’ olarak] yanlış yazılmış. Muzaffer, Ayşe’ye telefon ederken ‘Ramona’ (Wayne / Gilbert) (1928) melodisini ıslıkla çalıyordu. Kemal’den para sızdırmak için Adana’dan İstanbul’a gelir. Artık olmayan Hotel Kennedy’deki 201 numaralı odada kalırken güzel bir sahne var ; Banyo kapısının camındaki gölgesi yıkanıyor gibi yapıyor ama suyun yalnızca sesi var ve pantolonunu ve fanilasını çıkarmamış. Sonra, dışarı çıkınca ıslak olmayan yüzünü havlu ile kuruluyor gibi yapıyor. Bir başka sahnede, Salih ve Filiz, Hayati Bey’in mezarını ziyaret ettiklerinde konuşurlarken şaşırtıcı bir ‘kapı açılma sesi’ dikkati dağıtıyor. ‘La Boheme’ melodisini 7 kez enstrümantal olarak bir kez de Charles Aznavour’un sesinden dinliyoruz. Müşfik Kenter, Kemal’i ; Jeyan Mahfi Ayral, Ayşe’yi ; Cüneyt Türel, Salih’i ; Hayri Esen, Muzaffer’i ; Mümtaz Ener, Ağır Ceza Üyesi’ni ; Sadettin Erbil, Şükrü’yü ve Kemal’in Salih\'e “Acelen ne ahbap. Ver bakalım şu mektubu” diyen adamını ; Suna Pekuysal, Filiz’i ; Rıza Tüzün, Nubar Terziyan’ı ; Bedia Muvahhit kendini seslendirmiş. Salih ve avukat ortağı Ahmet, savunmasını hazırlamak için Ayşe’yle konuşmaya tutukevine gittiklerinde bir saniye süreyle Talya Salta’yı görüyoruz. Bu kadarcık beraberlik bile insanı mutlu ediyor. Film biterken, mahkeme sahnesinde Kemal’in gözyaşları içinde söyledikleri.. “Ben.. Ben Kemal Aydın. Bu hikâyenin kahramanı. Sevgisine layık olmadığım bu kadını anlamadan itham eden, süründüren, alnına fahişe damgasını vurup cinayete sürükleyen insan. Yaptığım kazayı senelerce gizleyen, ölen adamın ailesini sefalete mahkûm eden insan. Bu hikâyenin kahramanı. Ben Kemal Aydın. Sadece (göğsünü gösterip) burasında insanlara layık bir kalp taşıdığı için ezmeye uğraştığım, şu anda da kendisiyle iftihar ettiğim bu gencin babası.. Karım belki bir silahın tetiğini çekerek bir insanı öldürdü ama asıl katil benim.. Benim katil, katil benim, ben.”

Cevap Yaz
Yandex.Metrica