Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Yazgı

Yazgı

8,58

(15 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 9 Kasım 2001 1 Saat 50 Dk Dram Dram

Yönetmen: Zeki Demirkubuz Zeki Demirkubuz

Ülke: türkiye

Gişe: 12.986

Oyuncular: Feridun Koç, Nazan Kesal, Emrah Elçiboğa, Şehsuvar Aktaş, Erol Babaoğlu, Engin Günaydın, Demir Karahan, Serdar Orçin, Zeynep Tokuş, Necmi Aykar Devamını Gör...

Ödüller: Umut Veren OyuncuEn İyi YönetmenEn İyi 3. FilmJüri Özel ÖdülüEn İyi Sanat YönetmeniEn İyi YönetmenFIPRESCI ÖdülüUmut Veren Yeni Erkek OyuncuEn İyi Yardımcı Erkek OyuncuEn İyi Kadın Oyuncu

Konusu : Yaşamın boş ve saçma olduğuna inanıp, herşeyin aynı kapıya çıktığını düşünen Musa kendini olayların akışına bırakmış gitmektedir. Annesi ölür aldırmaz. Onu sevdiği halde sevinç bile duyar bu ölümden. Hoşlanmadığı bir kızla sırf o istiyor diye evlenir. Ancak yine iradesizce verdiği bu karar, kaderin bile güç ve iradeler tarafından yazıldığı bir dünyanın eşiğine getirip bırakır onu. Sonunda Musa iki çocuğun ve bir annenin katledilmesinden sorumlu tutulmaktadır.



Göztepe

1 Nisan 2018 19:27

Ana teması kayıtsızlık olan bir film hicbirseyi iftirayı idamı bile umursamayan bir adam Serdar Orçin bu rolde harikaydı. Değişik bir film olmasının yanında güzel bir filmdi yönetmen Zeki Demirkubuz'un her filmi gerçekten sanat eseri.

Cevap Yaz

Kpax08

26 Haziran 2014 16:25

Bir filmi yönetmenini bilmeden sadece 15 dakika izlesem o filmin Zeki Demirkubuz'a ait olduğunu bilebilirim. Bu bir yönetmen için iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi tamamen yoruma açık. Ama ben yönetmen olsam herhalde her filmi ile izleyicisini şaşırtan bir yönetmen olmak isterdim. Filme gelince tabii ki güzel ve başarılı bir film. Zaten Zeki Demirkubuz'un vasatın altında bir filmini hatırlamıyorum. Üçüncü sayfa ile tarz olarak benzerlikler taşıyor ve bana hangisi diye sorsalar belki ilk olarak onu izlediğim için Üçüncü Sayfa derim. Oyunculuklara gelince Serdar Orçin ve Engin Günaydın rollerinde çok başarılılar.

Cevap Yaz

sinemadelisi

2 Eylül 2013 13:52

Yazgı;Zeki Demirkubuz realist sinemasının en iyi örneklerinden.Sinemamızda artık yeni bir akım başlatan ve tarz oluşturan Demirkubuzdan bir başyapıt.Her filminde olduğu gibi bu filminde de psikoljik yön ağır basıyor.Filmin atmosferi iç karartıcı,izledikten sonra derin düşüncelere sevkediyor. Musa karakteri inanılması zor bir adam;hayattan beklentisi olmayan,hayatını rutine bağlamış,gamsız,annesinin ölümüne bile üzülmeyen,hiçbirşeyi umursamayan,cinsel duygularını bastırmış,inançsız,duygusuz,içine kapanık,çok sessiz,açık sözlü ve şizofrenik çok derinlikli bir karakter. Gerçekten Serdar Orçin uzun yıllar akıllardan çıkmayacak bir performansa imza atmıştır. Keşke onu devamlı iyi projelerde izleyebilseydik.Yardımcı rolde Engin Günaydın oldukça başarılı.Zeynep Tokuş ta çok sırıtmamış,başarılı oynamış. 'Benim için farketmez've 'Olur,yaparım' replikleriyle hafızalara kazınan bir başyapıttır. Filmin görüntüleri ve havası kusursuz,yönetmenin etkisi de çok fazladır.Demirkubuz çekilmesi,senaryo aşaması,vizyona girmesi her türlü gişilmesi zor bir işin altından ustalıkla kalkmış büyük bir riskin altından kalkmıştır.Filmin sonunda savcıyla Musanın diyaloğu tüyler ürpertici ve sorgulatıcıdır;mükemmel bir sahnedir. İzlemeyenlere farklı tarzda ilginç film izleyeceklerinin garantisini verebilirim.Filme puanım 10/10

Cevap Yaz

rhegno

22 Eylül 2012 23:22

biraz ic karartıcı ama izlettiriyor

Cevap Yaz

gecedensonra

28 Mart 2011 22:39

kitabını okuduktan sonra çok yavan gelen ama allhtan engin günaydın vardı dediğim ilm olmuş.... emin olun şu dünyamızda musa karakterinden po kadar çok var ki sanırım biride benim ...

Cevap Yaz

kökhücre

29 Eylül 2008 11:08

Kayıtsızlık...Bir insan annesinin ölümüne nasıl bu kadar kayıtsız kalabilir.Bir insan nasıl her şeye hatta evliliğe bile "Farketmez" cevabını verir ve seçimi karşıdaki insana bırakır.İlginç bir senaryoydu.Biliyorum ki gerçekten bu şekilde yaşayan insanlar var.Bir ilk olduğunu düşünüyorum sinema açısından..Serdar Orçin rolünün üstesinden hakkıyla gelmişti...

Cevap Yaz

güney_21

24 Haziran 2008 15:20

Yazgı yaşamı ve yaşam içerisindeki toplumsal tabuları bize bir kez daha sorgulatan bir film. Her ne kadar filme zeki demirkubuzun genel durağanlığı yansısada izlerken keyif alıyor insan. Savcıyla musanın diyaloğunu filmi izledikten sonra tekrar izledim gerçekten çok vurucu bir diyalog burda diyaloğu görünce fimi tekrar hatırladım tabi burada engin günaydının filme kattığı tadıda unutmamak gerekir tadı tuzu olmuş engin günaydın filmin bence.

Cevap Yaz

asım mavzer

8 Mayıs 2008 13:46

Film karanlık üstüne öyküler üçlemesinin ilki imiş.bu adam(Zeki Demirkubuz) harbiden karanlığı çok seviyor her filminde karanlık odalar,kapı açılma ve gıcırtıları var..
Bir ayrıntı daha;Yazgı da ''musa ve sinem'' üçüncü sayfa da ''isa ve meryem''.musa ve isa da isimsel benzerlikde olsa ayrıntı ayrıntıdır..filmi beğendim her ne kadar senaryo Albet Camus abinin ''yabancı'' adlı kitabından esinlensede iyi film olmuş..Musa her olaya kayıtsız kalıp benim için farketmez dediği anda aslında bizi de düşünmeye sevk ediyor..Musa ruhu alınmış bir karakter gibi oynuyor sanki..ve hiç bir şey onun için farketmiyor..filmin sonunda cezaevinden çıkmadan önce müdür ile geçen diyaloglar müthişti.keşke müdürü başka biri oynasaydı adam biraz komik bi tipti...
Diyalog arasında geçen Musa'nın isyanı nefisti. ne demişti musa; ''siz beni cinayet yüzündenmi yoksa annemin ölümüne üzülüp üzülmediğim için mi yargılayacaksınız''..
Zeki demirkubuz'u filmde bi sahnede görmek mümkün; Musa ile Sinem beraber sinemaya girerler ve Musa Sinem'i sıkıştırmaya başladığı koltuğun arkasına  oturan  kişi o idi,bazı yönetmenlerde bu vardır.çektikleri filmde görünmek gibi.bkz.Alfred Hitchcock,Tınto brass,Osman Faruk Seden vs.
filmin final sahnesinde Cezaevi savcısı ile Musa arasında geçen unutulmaz diyaloglar; Sözlük sitesinden alıntıdır.emeklerine sağlık.
savcı=s2 kodu ile,musa= m kodu ile belirtilmiştir.
cezaevi cikisi oncesi,
savci ile konusma;


[musa odaya girer]

s2: buyrun oturun..

..

s2: kusura bakmayin sizin dosyalarinizi okuyordum.
nasilsiniz?

m: iyiyim.

s2: olayi ogrendiniz heralde..

m: evet.

s2: butun ulke gunlerdir yine sizden bahsediyor.
patronunuz gecen hafta istanbul cumhuriyet savciligi'na
gidip gonullu olarak ifade vermis.sonra tuvalete gitmek icin
izin isteyip orda tabancayla vurmus kendini.

[savci masanin uzerinden kagidi alir]

bu yazi dun geldi.istanbul 5.agir ceza hakimligi'nden
gonderilmis.

[kagittakileri okur]

amasya cezaevi tutukevi infaz savciligina,
istanbul 5.agir ceza hakimligi'nin 11.09.1997 tarih
13863 sayili karari uyarinca ceza ve tutukevinizde
idam hükümlüsü olarak kalmakta olan mehmet oğlu
musa demircan hakkindaki ölüm cezasi karari,
20.05.2001 tarihinde olayin magdurlarindan haci oğlu
naim tuğlaci'nin istanbul cumhuriyet savciligi'na kendi
rizasi ile basvurusu, burada gonullu olarak yaptigi
samimi itiraflari neticesinde yeniden incelenmis
a) davanin yeniden gorulmesine
b) sanik musa demircan'in yeniden ve tutuksuz olarak
yargilanmasina karar verilmistir.
bilgilerinize arzedilir.

..

s2: sevinmediniz galiba?
cikmak istemiyomuş gibi bi haliniz var.

..

s2: itiraf mektubunu okudunuz heralde..

m: hayir

s2: neden??

m: okumadim iste.

s2: sizinle ilgili ama.

m: benimle bi'ilgisi yok.

s2: nasi yok? bu itiraflar yuzunden idamdan döndünüz
ve artik özgür bi insansiniz (..) duymak ister misiniz?

m: benim icin farketmez.


s2: önce o günün nasi gectigini,senden sora eve kendisinin
gittigini filan anlatmis.
[gazeteden itiraf mektubunu okur]:
esim cocuklari hazirlamis evi terketmek uzereydi
engellemeye calistim.bunun uzerine sinir krizi gecirmeye
herseyi kirip dokmeye basladi.ben de sinirlenip bikac kere
vurdum.sora yere savurdum.kafasi kirise carpip,yigildi kaldi.
yanina gidip yardim etmek istedim,ancak öldüğünü farkettim.
bu sirada oglum cenk gelip "annem öldü,annemi sen öldürdün"
diye bagirmaya basladi.hemen sakinlestirmeye calistim ama
bagirmaya devam etti.komsularin duymasindan korkup agzini
kapattim,direndi. agladim yalvardim ama susmadi.bu sirada
gozlerim ter ve gozyasindan aciyip gormez oldu.ellerimle agzini
kapattigim icin silemiyodum da. önce panik gibi bişi başladı içimde
sora buyuk bir ofke. az sonra direnmekten vazgecip sakinlestigini
hissettim ve ellerimi gevsetip biraktim.bu anda kucagima yigildi.
o vaziyette ne kadar kaldigimi,kizima n'aptigimi,ne o anda ne sonraki
bes yil boyunca hatirlayabildim ne de simdi bu mektubu yazarken.

[odanin kapisini tamir etmek üzere gardiyan ve kapi tamircisi girer
musa'nin ilgisi kapiya yonelir]

s2: dinliyo musunuz?
m: evet dinliyorum.

s2: [mektubu okumaya devam eder] sonra polisi aradim.onlara
bi tek eve geldigimde bu durumla karsilastigimi soyledim.karakolda
ve sonrasinda hersey akil almaz bir sekilde olup bitti.ailesi katledilmis
bi baba olmak, bicok hatamin ustunu kapatiyodu. mahvolmuş,artik
hicbiseyin onemi kalmamis insan rolünü başarıyla oynadım.bu acı olay
yüzünden kendimi sucladigima inandirmak icin musa'nin esiyle olan ilişkimi
hemen itiraf ettim. yavuz'u doldurup musa'nin aleyhinde ifade vermesini
sagladim.annesinin ölümüne sevinme meselesi cok iyi bi ortam sagladi.
ve olay birden bu yöne dogru cekilmeye başlandı.musa'nin şüpheli ve
tuhaf kişiliği ve yakalandığında anlıyamadığım bir şekilde cinayeti
üstlenmesi sayesinde kolayca kurtuldum. ancak asıl şaşırtan şey,
işlediğim bu büyük ve ağır günahın beni arzu ettiğim, hayalini
kurduğum herşeye kavuşturmuş olmasıydı.bunu o zaman bile
adaletli bulmadığımı,beni bu durumlara sürükleyen rahatsızlıklarımın
belki bu yüzden başladığını ayrıca itiraf etmem lazım.olay unutulduktan
sonra sinem'le beraber yaşamaya başladık.ancak içine düştüğüm acı ve
vicdan azapları giderek bütün hayatımı sarmaya,hiçbişeyin önemi
kalmamaya başladı.önce işlerim bozuldu.arkasından evimi,arabamı
herşeyimi kaybettim.sinem terketti.içimden ne düzelmek ne de bu kötü
gidişata karşı gelmek geliyordu.hiç uyumuyor,yemek yemiyordum.
tuhaf olan şuydu ki bu olaylardan rahatsızlık da duymuyodum.
ne hastaneye gittim ne de bi doktora başvurdum.şimdi bu mektubu
yazarken herşeyi biraz anlar gibi oluyorum.ama bu artık bişeyi
değiştirmeyecek.söyleyebileceğim en son ve en acı şey şudur.
bu mektubu kime yazdığımı bile bilmiyorum.çünkü karım ve çocuklarımı
kendi ellerimle öldürdüm.bu dünyada başka kimsem de yok.bu yüzden
gitmeye karar verdim.tek istediğim yüce allah'in huzuruna cikarken,
musa'nin ve sinem'in beni affetmeleridir.

..
[savci kapı tamircisi(kt)'ne döner]
s2: ikide bi niye bozuluyo bu kapı?
kt: dil yatağı yalama olmuş efendim..
..

s2: [musa'ya döner] neden yaptınız bunu?

m: bi nedeni yok.

s2: ne soruşturma sırasında ne mahkemede
kendinizi hiç savunmamışsınız.savunmadığınız gibi
suçlamalara da itiraz etmemişsiniz.bugüne kadar
bikez olsun "ben suçsuzum" dememiş ve 4 yil
boşu boşuna hapis yatip,akil hastanelerinde surundukten
sonra şimdi gerçek ortaya çıkıyor.ya cezanız infaz edilseydi,
ya da bu yanlışlık hiç ortaya çıkmasaydı?

m: ne farkederdi?

s2: ne demek ne farkederdi? kendinize yaptığınız kötülük
bi tarafa adalete cinayet işletmek gibi bişi bu.

m: bu beni ilgilendirmez ama olan zaten bu.

s2: en azından engel olabilirdiniz.

m: ben sadece suçlanmış olmaktan dolayı şikayetçi
olmadım. bu da benim hakkım.

s2: tuhaf değil mi bu.

m: benim için diğil.

s2: kendinizi suçlu mu hissediyosunuz?

m: hayır. (..) ama sucsuz da hissetmiyorum.
s2: neden?

m: öyle işte,insan ben suçluyum diyebilir ama suçsuzum diyemez.

s2: neden diyemesin? ortalıktaki bütün katiller
"ben suçsuzum" diye bağrıyo.

m: bu da onların hakkıdır.

s2: haksız yere suçlanmış olmayı da suçluluğun
inkar edilmesini de birer hak olarak görüyorsunuz.
sizi anlamıyorum. [...]

bu arada sizi boşu boşuna tutmuyorum.bi taraftan
tahliye işlemleriniz yapılıyo.bitince haber vericekler.

m: farketmez.

s2: sormayı unuttum,bişey içer misiniz?

m: hayır.

s2: yemek yediniz mi?

m: aç değilim.

s2: şimdi n'apmayı düşünüyosunuz?

m: bilmiyorum.

s2: heralde istanbul'a dönüceksiniz.

m: evet.

s2: eşinizden haber alıyo muydunuz?

m: hayır.

s2: hiç ziyaretinize gelmedi mi?

m: en başta bi defa geldi sora bi daha görmedim.

s2: peki boşandınız mı?

m: hayır.

s2: dönünce aramayı düşünüyo musunuz?

m: hayır.

s2: beni yanlış anlamayın,bu bi sorgulama filan değil.
zaten bırakılma emrinizi az önce bildirdim.artık özgür
bi insansınız ve sizi hiçbir şeye zorlayamam.ancak
dosyanızda okuduklarım ve yaşadıklarınız gerçekten
ilgimi çekti.ayrıca o günlerde davanızı basından sürekli
izlemiş,günlerce takip etmiştim.tanrı'ya inanmadığınızı,
annenizin ölümünden sevinç duymanızı biz de epey
tartışmıştık.bu yüzden sizinle tanışmak,biraz sohbet
etmek istedim.
çok merak ettiğim bişey var.gerçekten tanrı'ya inanmıyo
musunuz?

m: hayır.

s2: nerden biliyosunuz,oturup üstüne düşündünüz mü hiç?

m: benim için düşünmeye değer bişey değil bu.

s2: neden?

m: nedeni yok.

s2: insan genellikle böyle olduğunu sanır.ama gerçekte
böyle olmayabilir.

m: bunu ispatlayabilecek durumda değilim.

s2: peki idam edilecek olsaydınız,son anda yine böyle mi
düşünürdünüz?

m: [tebessüm ederek] evet.

s2: neye inanırsınız peki?

m: hiçbişeye.

s2: bu kadar mı umutsuzsunuz?

m: umutsuz değilim.bazı konularda hep umutlu olmuşumdur.

s2: hangi konularda mesela?

m: beni doğrudan ilgilendiren şeyler konusunda.

s2: arzularınız ve istekleriniz gibi mi?

m: öyle de denilebilir.

s2: bu başkaları için de geçerli ama..

m: ben kendiminkileri bilirim,başkaları beni ilgilendirmez.

..
[kapının tamirati bitmiştir,kapı tamircisi kapıyı kontrol ettikten sonra]

kt: kapı tamam efendim.başka bi emriniz var mı?
s2: sağol,çıkarken çekiver.
..

s2: kusura bakmayın ama daha açık olabilir miyim?

m: siz bilirsiniz.

s2: böyle söylüyorsunuz.tamam kabul ediyorum.
ama yaşadığınız bunca kötü şeye, 3 hatta 4 insanin ölümüne
bunların sebep olduğunun farkında değil misiniz?

m: bunlar neden sebep olsun ki?

s2: neden? patronunuz bu yüzden gencecik bi kızı kandırıp
günahına girmedi mi? karısını,çocuklarını bu uğurda katletmedi mi?
şikayetçi olmadığınız için size yapılanları saymıyorum.

m: insanın istediği gibi davranmasında anlaşılmayacak bişey yok
benim için.

s2: arzularına göre davrandı diye bütün bunları kabul edip,
yaptığı kötülükleri anlamamız mı gerekiyor şimdi?

m: bu sizin biliceğiniz iş.

s2: siz anlıyo musunuz?

m: kendim için anladığımı başkası için de anlıyabilirim.

s2: keşke bunlar olmasaydı bu kötülükler hiç yaşanmasaydı
demiyosunuz yani?

m: benim için farkeden bişey yok,şikayetçi olmadığımı
daha önce söylemiştim.

s2: çocuk öldürmenin iyi bişey olduğunu mu söylüyosunuz?

m: çocuklar için iyi değildir tabi. ama öldüren için iyidir.

s2: o zaman siz de yapabilirsiniz.

m: bikaç gün öncesine kadar bu suçtan idam edilmeyi
beklediğimi unutuyosunuz..

s2: bunun bi önemi yok.çocukların öldürüldüğü
gerçeğini de gözardı etmeye çalışmıyorum.açlıktan,savaşlardan
ya da başka nedenlerle hergün yüzlercesi zaten öldürülüyor.
ama bi insanın,bunun iyi olduğunu nasıl savunabildiğini
anlıyamadım.

m: o zaman siz söyleyin. dediğiniz gibi hergün yüzlerce
çocuk öldürülüyor.

s2: sahiden inanarak mı söylüyosunuz bunları?

m: inanmasam neden böyle söyliyim.
ayrıca size bi itirafta bulunayım.belki inanmanıza yardımcı olur.

s2: buyrun?..

m: o gün eve gittiğimde o kadını ve çocukları öldürmek istedim.

s2: neden? n'aptılar size?

m: hiçbişiy. şu diyebileceğim bi nedenim yok. ama öyle
istedim.

s2: belki vardır. mesela patronunuzun karınızla olan ilişkisinin
intikamını bu şekilde alabileceğinizi düşünmüş olabilirsiniz.
mahkeme de böyle düşünmüştü zaten.

m: intikam almayı düşündüğümü hatırlamıyorum.
böyle olsaydı hatırlardım ama öldürmeyi düşündüğümü
iyi hatırlıyorum.

s2: peki sağlıklı ve normal bi insanın böyle bi istek duymasına
ne sebep olabilir?

m: hapisaneler akılalmaz suçlar işlemiş sağlıklı insanlarla dolu.

s2: durup dururken çocukları öldürme isteği duyuluyorsa
bunun sebebini merak etmeyelim mi?

m: edebilirsiniz tabi ama bu şekilde bişiy bulmanız çok zor.

s2: doğru ama siz yardımcı olabilirsiniz belki. madem bunu
istediniz..

m: kadın ağlayıp zırlıyodu,çocukların da hiçbişiy umrunda değildi.
bi an öldürmekle onlara iyilik yapıcakmışım gibi geldi.

s2: neden öldürmediniz peki?

m: nasısa farkeden bişey olmucak diye düşündüm.

s2: farkeden bişiy olmucak diye düşündünüz?

m: yani, kendi açımdan demek istiyorum.

s2: sırf bunu düşündüğünüz için öldürmediniz?

m: tam böyle değil ama böyle de diyebiliriz.

s2: size doğru yolu göstermek ya da canınızı sıkmak için
çalışmıyorum. gördüğüm kadarıyla n'aptığını bilen bi insansınız.
ancak kim olursak olalım insanız sonuçta.ve hepimizin
önünde eğilip büküldüğü bişey vardır. ben sadece sizinkini
merak ettim.

m: o zaman şöyle söyliyim. siz ne derseniz deyin,bütün
bu olanlar,idamdan dönmüş olmam filan hepsi vız gelir.
hiçbişiy umrumda değil.

s2: doğrudur belki. ama az da olsa insanın kayıtsız kalamadığı
bişeyler olmalı.

m: elbette var. ama bunların zengin olmak,iyi bilgisayar
kullanmak,ya da hiçbi kadının hayır diyemeyeceği kadar
yakışıklı olmayı istemek kadar önemi yok.

s2: insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?

m: başka ne olma ihtimali var ki?

s2: kusura bakmayın ama sanki size bunları büyük bir
öfkenin söylettiği hissine kapılıyorum.

m: olabilir ama bu gereksiz konuşmayı kendinizin
başlattığını unutmayın.

s2: özür dilerim.ben sadece insanın söylediğiniz
kadar basit olabileceğini kabul edemiyorum.
her n'olursa olsun,insan yaptığının anlamını savunmak
ister.bunu yapamazsa kendini yokeder.patronunuzun
düştüğü durum da bu değil mi? intihar etmesine
kendine yediremediği davranışları sebep olmadı mı?

m: belki öyledir ama bunu ispat edebilecek durumda
değiliz.

s2: itirafları var.

m: mahkemeyi de karımla birlikte olduğunu itiraf ederek
ikna etti.
s2: ama arkasından intihar etmedi.

m: bu neyi ifade eder?

s2: birini kötülük diğerini vicdan uğruna yaptığını.
bu fark önemli değil mi?

m: bana soruyorsanız elbette önemli. ama vicdan
adına olanı değil kötülük adına olanı.

s2: vicdanla kötülüğü aynı kefeye mi koyuyosunuz?

m: vicdan dediğiniz şey bu kötülükten doğmuyor mu?

s2: hayır. bu haksızlık olur. tanrımızın bize bağışladığı
gerçek adalet demek lazım ona. sizin ve patronunuzun
muhakemesinde olduğu gibi.

m: kendi adıma sizin adaletinizi tercih ederim.

s2: bu kadar zorlamayın. yok yere kendinizi ipe
göndermeye kalkmanın nedeni bu olamaz mı?
annenizin ölümüne sevinecek kadar sevgisiz,karınızın
sizi aldatmasına ilgisiz kalacak kadar inançsız olmanın
altından kalkamadığınız için yapmış olamaz mısınız?

m: sahiden bu kadar karışık mı olduğunu düşünüyorsunuz?

s2: en azından söylediğiniz kadar basit olmadığını
biliyorum.

m: söylediğimden daha da basit.ama siz
karıştırmayı seviyorsunuz.boynunu koparacağınız
insana "borcunu ödüyceksin" demek işinize geliyor.
bana da yaptığınız gibi.

s2: n'aptık size?

m: 3 insanı öldürmekle suçladınız ama annemin
ölümüne üzülmediğim,karımın aldatmasına kayıtsız
kaldığım için cezalandırdınız. bu da yetmezmiş gibi
şimdi de tanrının mahkemesine havale etmeye
çalışıyorsunuz.

s2: bu kötülerin bile bişeye inanmak istediğini
bi anlama ihtiyaç duyduğunu göstermiyor mu?

m: benim için ikiyüzlülüktür bu.böyle olmasaydı başkalarından
önce kendinizi cezalandırırdınız.

s2: peki bütün insanlık ikiyüzlülük mü yapıyor?

m: daha da beterini. insan olmanın bütün yükünü
benim gibilerin omuzlarına yıkıp kaçıyorlar.

s2: ya onların çektikleri? bi bakın çevrenize..
dünya inananların çektiği çilelerle dolu.

m: siz çileyi değil,kötülüğü gösteriyorsunuz.

s2: ağır konuşuyorsunuz. eğer gerçek bu bile olsa
karımızın bizi aldatmasına seyirci kalıp,annemizin
ölümünden sevinç duymayı kabul edersek,geriye
pek bişey kalmaz.insan ruhu bu kadar da boş olamaz.

m: ya bu kadar boşsa?

s2: o zaman o ruh için dua etmekten başka çare
kalmamış demektir.

-sahne değişir-

Cevap Yaz

badem ağacı

14 Aralık 2007 17:37

işte burada gördüğümüz fotoğraf filmi çok iyi ifade etmiş. iki insan yan yana oturuyor, birbirlerine hem cok yakın hem de yabancılar. bu yabancılık bir son değil, varolan bir gercek. hem de insanın kendi varoluşuyla ilgili bir gercek. bir adam hem var hem de yok... zeki demirkubuz un camus un "yabancı" adlı romanından esinlenerek ortaya cıkardığı bu film insanı içine alıyor ve tüm bildiği gercekleri sorgulatırcasına sarsıyor. serdar orçin in müthiş bir performans ile oynadığı "musa" karakteri önce kendisini yadırgatıyor daha sonra onu ve garip hallerini benimsemeye başlayan seyirci ile adeta oynuyor. çünkü böyle bir insan olur mu derken artık "neden olmasın belki herkez kendini bir nebze olsun kandırmıyor mudur"diye sorgulamaya başlatıyor.bu gerçekten kendisine ve etrafındaki herkeze yabancı bir adamın hikayesi.

Cevap Yaz

irfannn

29 Haziran 2007 14:02

Bez Zeki Demirkubuzu Alehandro Gonzales ile özdeşleştiriyorum. Hatta-tüm samimiyetimle-Gonzalesten konuyu daha gerçekçi işlediği için ondan daha başarılı olarak görüyorum. Başarılı bir iş çıkarmış. Film müthiş bir sonla bitiyor İkinci izleyişimde daha iyi anladım olayları. Zeki orçin'inde hakkını yememek lazım. İzlenmesi gereken güzel ve düşündürücü bir film ..

Cevap Yaz
Yandex.Metrica