5 Mayıs 1929'da Izmir'in Konak semtinde dünyaya gelen Ayhan Işıyan, ilk, ortaokul ve liseyi İzmir'de okur. Üniversite tahsili için Istanbul'a gelen genç delikanli, Güzel sanatlar Akademisi Resim Bölümüne kaydını yaptırır. Akademinin ikinci yili'nda ögrendiklerini uygulamak için Bab-i Ali de iş arar ve bir dergi de Grafiker olarak iş bulur. Okuldan artan zamanlarinda kapak resimleri çizer. Daha sonra çesitli gazetelerde Grafiker olarak çalışır.

Akademideki okul arkadasları tarafindan, Hollywood Starı Clark Gable'a benzetilen Ayhan Işıyan, sinema oyuncusu olması için tesvik edilir. Sinemaya karşı için de gizli bir sevgi besleyen Ayhan "Keske böyle bir imkan elime geçse de Yesilçam yildizi olsam" düsüncesi taşımaktadır.

Dönemin önde gelen Magazin dergilerinden Yildiz Mecmuasi, 1952 yili'nda Istanbul Film Sirketi ile müsterek "Artist Yarismasi" düzenledigini ilan eder. Arkadaslari bu ilani görür ve Ayhan Isiyan'i yarismaya katilmasi için zorlarlar.

O dönemler Türk Sinemasi daha ziyade bu tür yarismalarda birinci gelenlerden oyuncu seçer, yildiz yapardi. Yarismayi tertipleyen mecmua ile on film sirketi arasinda mukavele imzalanir, birinci gelen genç kiz ve erkegin bu filmlerde oynayarak, kabiliyetleri varsa sinema da Star olma yolu açilirdi.

Ayhan Işıyan yarismaya katilmayi kabul eder, fakat bir endisesi vardir. Soyadinin ermeni kökenli çagrisimi yapmasi! Bu yüzden eksi puan alacagini düsürerek ürker. Arkadaslari ile düsünür, soyadini "Işık" olarak belirler ve Ayhan Işık adi ile yarismaya, bir boy ve bir portre resim göndererek katilir.

Yıldız Mecmuasi ile Istanbul Film Şirketi'nin mesleki bilgiye sahip ön jürisi, ülkenin her tarafindan katilan, binlere yakin aday resimlerinden, ilk elemeyi yapar. Ikinci eleme de aday sayisini elli'ye düsürülür. Bu elli aday kiz-erkek bir lokalde büyük Jüri karsisina çikartilir. Ayhan Isik, resimlerinden ön elemeyi kazanmis ve büyük jüri önüne çikma hakkini elde etmistir.

Büyük jüri de yönetmenler, yapimcilar, senaristler, kameramanlar, magazin yazari, gazeteciler, dans hocasi ve bir de güzellik uzmani olmak üzere otuz civarinda isinde uzman kisiler bulunurdu. Halkin katilimi ile büyük bir lokalde yapilan bu yarismada torpile yer yoktu. Adaylarin bir kismi finalde sevinç gözyasları dökerken, bir kismi da kaybetmenin verdigi aci ile hüzün gözyaslari akitirdi...

İşte böyle bir yarışmada jüri önüne çikan Ayhan Isik, tüm jüri üyelerinden tam not alarak birinci seçilir. Daha az puan alan Mahir Özerdem de ikinci olur. Ayni yarismada Bayanlardan Belgin Doruk birinciligi kazanarak Yesilçam'a adimini atar.

Ayhan Isik, Istanbul Film Sirketi adina senaryosunu ve yönetmenligini Münir Hayri Egeli'nin yaptigi, "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" adli siyah-beyaz film de oynar. Macera ve duygusal bir konusu olan bu film ile sinemaya ilk adimini atmis olur.

Yine ayni yil 1952 "Ingiliz Kemal Lawrens'e Karsi" adli bir film daha çevrilir. Bu filmde Ahmet Esat ve Ingiliz Kemal olarak iki ayri karakteri canlandirarak büyük basari saglar. Yönetmen Ö. Lütfü Akad  "Kanun Namina" adli iddiali bir film çekecekti. Gülistan Güzey, Muzaffer Tema, Pola Morelli, Nese Yulaç ve diger kadrosu ile anlasmis sira filmin jönüne gelmisti. Ayhan Isik'in Ingiliz Kemal'deki basarisi Akad'in dikkatini çeker ve Kanun Namina filminde Ayhan Isik'i oynatmaya karar verir. Bu film Ayhan Isik'i ve Ö.Lütfü Akad'i zirveye tasir. Kanun Namina filmi Akad'a en iyi Yönetmen, Ayhan Isik'a da en iyi erkek oyuncu Ödülü kazandirir.

Yildiz Mecmuasi'nin 1952 de seçtigi diger yildiz adayi Belgin Doruk ise, yönetmen Faruk Kenç'in sinemaya uyguladigi "Çakircali Mehmet Efenin Definesi" ile Yesilçam'a girer ve ayni yil üç filmde basrol oynar.

Ayhan Isik, film çalismalari arasinda Akademideki derslerine de devam etmis ve 1953 de Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünden mezun olarak diplomasini almistir. Bu arada, ayni yil "Kanli Para, Vahsi Arzu, gibi dört film de basrol oynamistir.

Clak Gable kadar, hatta daha yakisikli olan Ayhan Isik, kendine has Duglas biyiklari altindan tatli tebessümü ile herkesin hayranligini üzerine toplar. Genç kizlarin sevgilisi haline gelir. 1954 de "Vahsi Bir Kiz Sevdim, Simal Yildizi ve iki baska film olmak üzere dört basarili yapitla seyircinin karsisina çikar.

Sinemanin inisli çikisli arayis için de oldugu yillarda 1955-1958 arasi her sene bir filmde oynar Ayhan Isik. Yesilçam teknik ve ekonomik açidan zor yillar geçirmektedir. Ayhan isik sansini denemek için Amerika'ya gider. Arastirmalarda bulunur, Hoollwood yapimlarinda kendine yer bulmaya çalisir. Türk sinemasina hiç benzemeyen Hoollwood ta kendine yer bulamaz.  Orada filmlerde oynayabilmesi için ana dili gibi Ingilizce bilmesi gerektigini anlar ve tekrar yurda döner.

1960 yili Türk sinemasinin parlamaya basladigi yil olur. Pes pese filmler çekilmeye baslanir. Ayhan Isik,"Yangin Var, Devlerin Öfkesi, Ölüm Pesimizde ve Kanli Firar" gibi filmlerde basrol oynar. Filmleri gise rekorlari kirar. Basarilari her geçen gün artmakta, oyun gücü daha çok ortaya çikmaktadir. O dönemlerde meshur olan gala gecelerinde seyirci ile yüz yüze gelir, imzali resimlerini dagitir hayranlarina. Bir resim alabilmek için birbirlerini ezen sinemaseverler Ayhan Isik'a Kral gibi tezahüratta bulunurlar. (O zamanki gala geceleri ile bugünkü gala gecelerinin hiçbir benzerligi yoktur.  Iki bin kisilik sinema salonun da Yesilçam'in tüm oyunculari dahil, bin kisisi davetiyeli olurdu.) Ayhan isik bunlar arasin da Kral gibi karsilanirdi.

Dönemin Artist Mecmuasi sahibi ve basyazari Recep Ekicigil bu galalardan sonra Ayhan Isik'la yaptigi bir röportajina "Taçsiz Kral Ayhan Isik" basligi koyar. Ve bu baslik Ayhan Isik'la özdeslesir. Halk tarafindan ve sanatçi arkadaslari ile basin tarafindan Taçsiz Kral unvani kabul görür. Ayhan Isik bu unvanini ölene dek muhafaza etmistir. O hakki ile sanatçi durusu ile üne kavusmus bir Taçsiz Kraldi.

1961 yili, Ertem Göreç'in yönettigi "Otobüs Yolculari" adli sosyal içerikli filmde Türkan Soray'la oynar. Bu film Soray'i söhrete tasir. Ayni yil içinde yedi film daha çeker Ayhan Isik.

1962 de degisik türde tam 10 film çevirir. Bunlarin için de yönetmen Metin Erksan'in çekmis oldugu "Aci Hayat" kaliteli film olup, klasikler arasinda yer almaktadir. Küçük Hanim serisi olan Belgin Doruk'la çevirdigi filmler ise hala TV'de zevkle izlenmektedir.

Sinema da kurallari olan bir sanatçi idi Ayhan Isik... Her filmin çekimi için bir ay süre verirdi yapimciya. Yilda on bir film de oynar, on iki ayin bir ayini Ailesi ile tatil yapmaya ayirirdi. Kendisi ile Yönetmen yardimciligi yaptigim yillarda birkaç film de çalismisligimiz oldu. Ekibin ise hareket saatini sabah 07:00 olarak belirlerdik. O herkesten bes dakika önce gelirdi. Sette oturur çekim sirasini beklerdi. Bazen aksam geç saatlere kadar onunla çalismadigimiz olurdu. Buna ragmen hiç laf etmezdi.

"Filmin jönüyüm beni neden erkenden çagirdiniz da benimle çekim yapmiyorsunuz" dedigini duymadik. Sadece bize sunu hatirlatirdi " -Bu film için otuz gün sizinleyim. Bu tarihten sonraki gün bir baska firmaya filme baslayacagim. Eksik sahne çekimleriniz kalirsa, yeni basladigim film bittikten sonraki bos günümde, size gelebilirim." derdi. Yönetmen arkadaslarimiz Ayhan Isik'in bu kurallarini çok iyi bildikleri için otuz gün dolmadan sanatçinin çekimlerini bitirirlerdi.

Sanatçinin filmleri seyirci tarafindan çok begenildigi için bölge isletmecileri israrla Ayhan Isik'li filmler çekmesini ister, yapimcilara baski yaparlardi. Öyle ki, sanatçi kendisine ayirdigi tatil ayinda da film çekmek zorunda kalir ve 1963 yilinda 12.film çevirir. 1964 ise daha çok film çektigi yil olur. Tatil yapamadigi gibi filmlerinin arasina bir film daha sikistirarak 13 filmde başrol oynar. Kendisini Taçsiz Kral olarak bagrina basan seyircinin istegine boyun eğer, istirahatindan feragat etmek zorunda kalirdi.

1965 yili'nda iki yil yapamadigi tatilini yapar ve sadece 11 filmde oynar. Sinemanin krize girdigi ertesi yil 11 film çevirerek jönler arasinda rekor kirar. 1967 Senesi sinemanin krizden çikmakta oldugu yildir. Ayhan Isik, 13 filmde oynayarak en çok film çeviren jön olur.

O yillarda jön veya jöndam oynamak simdiki kadar kolay degildi. Yönetmenler otoriterdi. En ufak bir aksakligi af etmezlerdi. Herkes kendisine düsen görevi layigi ile yerine getirmekle yükümlüydü. Ayhan Isik en rahat çalisilan oyuncularin basin da geliyordu. Kendi kurallari oldugu kadar, çekilecek filmlerde de bazi kurallar vardi, mesela Ayhan Isik disiplinli is ahlaki önde gelen biriydi: Ilk çekilecek sahnenin kostümünü giyinmis, makyajini yapmis olarak yönetmenin karsisina çikar "ben hazirim" derdi. Her filmde 8-10 takim elbise giydirilirdi. Sanatçinin gardrop'u çok zengindi, özel arabasi ile sete her gün bu elbiseleri getirip götürürdü.

Makyajini da kendisi yapardi. Ne kostüm giyiminde ne de makyaj yapiminda çekimleri aksattigi hiç olmazdi. Simdiki gibi kostümler Sponsorlardan kat kat gelmiyordu. Makyor ve makyajci yoktu. Makyajlarini yapacak Jön ve jöndamlar her seyi kendileri tedarik eder, çekilecek sahnelere göre hazirlanirlardi. Aldiklari ücretin bir kismini giyim kusama, makyaj malzemesine harcamak zorundaydilar. Bugün ki gibi sonsuz imkanlar yoktu. Teknik çok geriydi. Devlet destek yerine"Sansür ederek" köstek oluyordu. Buna ragmen Türk Sinemasi o dönemlerde, tümü olmasa da çok güzel kaliteli filmlere imzasini atmıştır.

Ayhan Isik 1968 senesi sadece "Erikler Çiçek Açti" adli bir filmde oynar ve M.G.M. film Sirketinin  davetlisi olarak Amerika'ya gider. Bu ikinci gidisinde Hoollywood'a kendisini davet eden sirketle görüsür, basrol yerine ufak bir rol de oynatmak istediklerini ögrenir. Teklifi kabul etmez. Daha baska sirketlerle de bazi temaslari olur, fakat bir netice alamadan tekrar yurda döner.

Ben o Tarihlerde Yönetmen yardimciliginin yani sira Haftalik Magazin Gazetesi olan ABC'nin Istihbarat Sefi ve yazarlarindandim. Amerika dönüsü Ayhan Isik hakkinda menfi yazilar yer aliyordu gazetelerde. Kendisi ile Top Agaci'ndaki evinde bir saat kadar röportaj için görüsmemiz oldu. Sanatçi sorularima açik kalplilikla cevap verdi. "Gazeteci arkadaslar Hoollywood da oynamayi basaramadan döndügümden bahsediyor, menfi yazilar yaziyorlardi. Hiç birine kizmiyorum." diyerek basladigi konusmasinda özetle sunlari söyledi:

"-M.G.M. Film sirketi davet ettiginde ufak bir rol için çagirildigimi bilmiyordum ve bu gerçek Hoollywood'a gittigim de ortaya çikti. Sansimi denemek, Hoollywood Stari olmak istedim elbet ama imkansiz oldugunu gördüm. Benim gibi orada binlerce kisi sira bekliyor. Ayrica çok da marifetlileri var içlerinde. Ziplayip havada parande atanlarla otomobil cambazlarina kadar. Her biri ana dilleri gibi amerikan aksani ile Ingilizce konusuyorlar. Bizim Ingilizce'mizle Hoollywood'da lokanta garsonu bile olunmaz. Adamlar filmlerini sesli çekiyorlar".
 
Bir tarihte Feridun Çölgeçen'de Hoollywood'a gitmisti. Ana dili gibi Ingilizce ve Fransiz'casi olmasina ragmen ufak bir rolde oynayabildi. Devami gelmeyince de yurda geri döndü. Bizim filmlerde karakter oyuncusu olarak oynuyor, bos vakti yok simdi.

Muzaffer Tema'yi biliyorsunuz Hoollywood'da sansini denedi ve bir filmde oynadi. Sadece  iki sahnesi var, biri  Pilot yüzbasi olarak uçakta konusmalari, digeri de gazinodaki askere  moral  gecesinde, filmin jöndam'ini masadan kaldirip dans etmesi. Amerikan aksanina yakin çok iyi Ingilizce bilmesine ragmen, yine de baska filmlerde oynatmadilar. Bir imkanini bulup, Amerika'daki Üniversitelerden birinde Flüt dersi vermege basladi. Türkiye de bir çok filmde basrol oynamis, halen ikinci derecede roller oynuyor ama Amerika'yi çok sevmis olmali ki orada hocaliga devam ediyor. Okul tatilinde Türkiye'ye dönüyor ve bizim filmlerimizde oynayarak ismini muhafaza ediyor.

Kisacasi ben Türk aktörüyüm. Kaliteli filmler yapip, kendi filmlerimle dünyaya açilmaya kararliyim. Devamli spor yapip fizigimi koruyorum.  Birkaç yil sonra kendi sirketimi kurup, yabancilarla ortak Coprodüksion filmler yapacagim. Bunun altyapisini hazirlarken yine filmlerde oynamaya devam edecegim." Dedi.

1969 yılında 10 film, 1970 de 10 film, 1971 de 6 film ve 1972 yilinda 7 film çevirir Ayhan Işık.

1973 senesi kendi firmasi"Ayhan Film Sirketi"ni kurar sanatçi. Italyanlarla ortak yapım anlasmasi yapar. Brukan Uluslararasi Film sanayi adina ilk ortak filmin çekimlerine baslar. Yönetmenligini Italyan Sergio Garrone'nin yaptigi "Ölümün Nefesi" adli film de basrolleri Ayhan Isik, Klaus Kinski, Erol Tas, Katia Chiristine ve Carmen Silva birlikte oynarlar. Bu film Italyanlar kanaliyla dünya sinemalarina pazarlanir ve birçok yabanci ülke de oynar. Ancak, Italyanlar dünya sinemalari için yeni afis yaptirir filmin ismini de "La mone che nutre La monte" olarak degistirir ve Klauski Kinski ile Katia Chiristine'den sonra Ayhan Isik'in ismini yazarlar.

Ayhan Isik kendi firmasi adina çektigi ikinci filmde Romina Teri, Sadri Alisik ve Senih Orkan'la birlikte oynar. Yönetmenligini Ertem Göreç'in yaptigi "Hashas" filminde Sadri Alisik ifla olmaz bir eroinmani canlandirmaktadir.

Ayhan isik,"Hara Kiri ve Kana Kan" isimli filmlerinden sonra senaryosunu Erol Keskin ile Ilhan Engin'in yazdigi "Örgüt" adli filme baslar. Bu filmin yönetmenligini Ilhan Engin, görüntü yönetmenligini de Ali Ugur yapmaktadir. Filmde Ayhan Isik, Esref Kolçak, Zerrin Arbas ve Reha Yurdakul gibi birçok oyuncu rol almaktadir. Bir haftalik çekimleri Ilhan Engin yapar, sonrasi Ayhan Isik'la arasina anlasamazlik girer. Bu yüzden filmi birakir. Kalan üç haftalik çekimlerde yönetmenligi Ayhan Isik kendisi yapar. Çok pahaliya mal olan bu filmin afislerinde yönetmen olarak Isik'in ismi ilk ve son olarak yer alir. Zira bu filmden zarar eden Ayhan isik Ekonomik sikintiya düser bir daha kendi adina film çekemez. Eskisi gibi diger firmalarin filmlerinde oynar.

Taçsiz Kral, kendi adina filmler çekmekle, patron olmakla, söhretinden bir sey kaybetmez. O yine en çok filmi satan jönlerin basinda gelmektedir. Nitekim Atif Yilmaz 1977 senesinde Ak_Gün filme çektigi "Yangin" filminde Ayhan Isigi basrol oynatir. "Yangin" da Fikret Hakan, Necla Nazir, Kenan Pars, Gönül Hanci, Yusuf Sezgin ve Tugay Toksöz gibi ünlü isimlerle birlikte oynar. Dev kadrolu bir film olan "Yangin" yilin en çok is yapan filmi olur.

Ayhan Isik meslek hayati boyunca, romantik, komedi, macera ve tarihi tarzlarda 200'e yakin filmde basrol oynadi. Bu filmler arasinda en çok ilgi gören ve unutulmayanlar, Ö.Lütfi Akad'in yönettigi  "Kanun Namina…" Ertem Göreç'in Yönetmenligini yaptigi "Otobüs Yolculari"… Usta yönetmen Metin Erksan'in yönettigi "Aci Hayat" … Ugur film sahibi yönetmen Memduh Ün'ün çektigi "Namusum Için" ve Yangin var, Üç Tekerlekli Bisiklet, Cingöz Recai, Simal Yildizi, Avare Mustafa, Sezercik Yavrum Benim ile Küçük Hanim serisini sanatçinin önemli filmleri arasinda sayabiliriz.

Ayhan Isik, sinemada bazi ödüller de almistir. 1954de Kanun Namina filmi ile Türk Film  Festivalin de"En Iyi Erkek Oyuncu  Ödülünü, 1962.de  Ses Mecmuasindan Yilin Stari Ödülü, 1965 de Artist mecmuasin dan yilin erkek sanatçisi ödülü, 1967 ve 1968 yillarinda  Son Saat Gazetesi okuyucularinin gönderdigi oylarla düzenlenen "Yilin En Çok Sevilenleri" yarismasinda üst üste ödüller almistir bildigimiz kadariyla.

Sinemadan Sahneye Geçis Modasi Yillari;
1970'li yillarin ortalarinda sinemadan sahneye geçis modasi baslar. Ünlü gazinocular, filmleri çok is yapan ve seyirci tarafindan çok sevilen Sinema Starlarini astronomik ücretlerle sahneye transfer ederler. 45lik plaklar doldurturlardi. Sahneye geçenlerden bazilari Fatma Girik, Göksel Arsoy, Hülya Koçyigit, Filiz Akin, Efkan Efekan, Sadri Alisik olurken, Ayhan Isik da ikna edilir. Türk Sanat Müzigi Solist'i olarak sahneye çikan Ayhan Isik, burada da basarili olur. Hayranlari tarafindan sevgi görür. Sanatçi, plakçilarinda israrina dayanamaz 45lik bir de plak çikartir piyasaya.

Ayhan Işık ve Magazin;
Ayhan Isik magazin sayfalarin da hep örnek sanatçi olarak gösterilirdi. Sinemanin en yakisikli jönüydü. Genç kizlar evlenmeden önce eslerini seçerken Ayhan Isiki örnek gösterirlerdi. Onun gibi yakisikli, kendinden emin olmaliydi. Yesil gözlü, sigarayi bir baska hava içinde elinde tutan... Duglas biyikli, tatli tebessümlü Ayhan isik gibi birisi olmasini isterlerdi.

Magazin bugün ki gibi "Paparazi" seklinde olmasa da gazete ve dergi sayfalarin da yine yapiliyordu. Gençler bu sayfalarda yazilanlardan sanatçinin yasamini takip edebiliyordu. Ayhan Isik magazine önem vermez, pek de sevmezdi. Sansasyonlardan hoslanmazdi. O sadece meslegini sever, oynadigi filmlerdeki basarilari ile gazete ve mecmualarda yer alirdi.

Kendisi gibi örnek aile babasi olan sanatçi arkadaslari vardi. Sadri Alisik, Ekrem Bora gibi… Bunlarla ailece gece kulüplerine gazinolara gider, gönlünce eglenir, is yorgunluklarini atarlardi. Magazinciler bunlari örnek çiftler olarak gösterirdi. Hiç birinin en ufak bir skandal yaratacak olayi yoktu.
 
Ayhan Isik'in Sigara içmekten baska hiçbir kötü yönü yoktu. Çok sigara içerdi defalarca birakmayi dener ama birakamazdi. Elinde sigara gördügü gençlere, "-Henüz yolun basinda iken su sigarayi birakin. Bu lanetin insan vücuduna her türlü zarari var.
Parça parça zehirleyerek ölüme götürür. Rahat yasamak istiyorsaniz sigara içmeyin. Ben çok pismanim içtigime, birakmaya çalisiyorum."derdi. Ne yazik ki sigarayi birakamadi ama, sigara sanatçiyi birakti.

Taçsız Kral, ölümün Krallar gibi uğurlandı;
13.Haziran 1979 senesi; Ayhan Isik, esi bir is için Londra da iken, Bebek'teki evinin balkonunda güneslenir. Günes çarpmasi sonucu beyin kanamasi geçirerek Hastaneye kaldirilir. Beynindeki damarlardan bir kaçi çatlamis, sanatçi komaya girmisti. Olayi duyan esi hemen Londra'dan gelir. Ayhan Isik'in yattigi Hastanede basinda bekler, komadan çikmasi için Allaha yakarir. Sadri Alisik basta olmak üzere tüm dostlari ve sevenleri Hastanede Ayhan Isik'in komadan çikmasini bekler ama kader tecelli eder ve sanatçi 16.Haziran 1979 günü komadan çikamayarak hakkin rahmetine kavusur.

Ölüm haberi T.R.T. ve gazetelerle tüm sevenlerine duyurulur. Sevenleri Taçsiz Kral Ayhan Isik'i kaybetmenin üzüntüsü içindedir. Cenaze namazinin kilindigi Sisli Camiine akin, akin gelen binlerce hayrani camiye sigmaz. Sisli meydanini, ara sokaklari da doldurur.
Basta Reisicumhur Cevdet Sunay, Basbakan ve Bakanlar olmak üzere sevenlerinden yüzlerce çelenk gelir, avluya sigmaz üst üste siralanir. Bir benzerine daha rastlanmayan Sanatçi cenazesi töreninde, gözyaslari sel olur akar.

Sisli Camii ile Zincirlikuyu Mezarligi arasindaki ana cadde trafige kapatilir. Polisler güvenligi saglamakla görevlendirilir. Taçsiz Kral Ayhan Isik'in tabutu eller üstünde Cami avlusundan çikartilarak Zincirlikuyu Mezarligina kadar tasinir. Cenaze arabasina konulmadan tasinan tabutun pesinde, binlerce kisiden olusan kortej bir saat yaya yürüdükten sonra mezarliga varmistir. Zincirlikuyu Müslüman mezarligina Krallara laik bir törenle, dini vecibeleri yerine getirildikten sonra defnedilen Taçsiz Kral Ayhan Isik için"Ermeni kökenlidir" diyenler utanmislardir sanirim. Ki Ermeni kökenli olsa da bu hiç önemli olmayacakti.

31 yil önce kaybettigimiz Ayhan Isik'in filmlerini bugün Televizyonlarda hala zevkle seyrediyoruz. O bizim için bir ölü degil hala kalbimizde yasayan Taçsiz Kral'dir. Sanatçilar hiçbir zaman ölmez, eserleri ile daima yasarlar. Seninle gurur duyduk, duymaya da devam edecegiz Taçsiz Kral. Her nerede isen sana huzur ve Allah'tan Rahmet dilerim.

 

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica