İlk Aşkım

7,56

( 7 kişi yorum yaptı )

İlk Aşkım

Sinema Filmi

1967

Los Hermanos Rigual’in “Chitara Amore Mio ‘65” albümündeki (1965) ‘Te Quiero, Dijiste’ (1944) (Maria Grever / Charles Pasquale).
Mektup arkadaşı ile buluşacak. ‘Deneyimli’ ablası yardımcı olmaya çalışıyor!
Leyla; “Kapalı bir yere götürmek isterse sakın gitme. İçki de içme. Çok dikkatli ol, çayına falan bir şey atmasın!”
Selma; “Aman abla, neler düşünüyorsun.”
Leyla; “Düşünürüm ya! Fesadımdır ben.”
Selma; “(Giysisini göstererek) Nasıl, iyi miyim?”
Leyla; “Çiçek gibisin, çiçek. Benim gümüşlü bluzumu giyseydin ya.”
Selma; “Mersi, istemem. Durumumu biliyor benim. Eyvallah ablacığım, geç kalıyorum. Anca giderim.”
Leyla; “En geç beşte dönmüş olacaksın… İyice soruştur. Hangi fakültede okuyor, bitirmesine kaç yıl var? Şimdi neyle geçiniyor?”

‘Çalınan Aşk’ın (1963) ikinci çevrimi olan ‘İ lk Aşkım’, az rastlanır bir şekilde başlıyor. Jenerikte üç melodi var. ‘Our Man Flint’deki (1966) ‘End Title’ (Jerry Goldsmith), ‘Historia De Un Amor’ (1956) (Carlos Eleta Almarán) ve Stanley Black yönetimindeki ‘The London Festival Orchestra’nın ‘Film Spectacular!’ uzunçalarındaki (1963) ‘Cleopatra’ (1963) (Alex North).
Siyah beyaz görüntülerle İstanbul ve iki genç. Bir mecmuadaki mektup sütununda tanışmışlar.
Nihat, dışarlıklı bir ailenin çocuğu. “Memleketimde bir anamdan başka kimsem yok.” İstanbul’da üniversitede okuyor. “Yabancıyım, yalnız ve fakirim açıkçası.”
Selma da annesiz, babasız. Enstitüyü bitirmiş bu yıl. Dikiş dikerek para kazanıyor. Roman okumayı, hayal kurmayı seviyor. “Mektuplarında bana adımı soruyorsun. Şimdilik ‘Narçiçeği’ de, yeter.”
Filmin başında Selma’dan önce üvey ablası Leyla ile tanışıyoruz. Bir gazinoda ‘Nasıl Evlenirsin Bu Lisanla’yı (1965) (Mark Aryan / Fecri Ebcioğlu) söylüyordu. Orkestranın solisti zannettik ama değil. Arkadaşı Necmi sıkılmış. Gitmeleri gerektiğini söyleyip duruyor. Bu kadarına da hatır için katlanıyormuş. Tüm acelesi genç kızı bir an önce ‘yatağa atmak’ için.
Abla kardeş ‘Lekeli Melek’ (1969) filminden anımsadığımız evde kalıyorlar. (Burasını 1-2 değişiklikle çete reisi Atıf’ın evi olarak da göreceğiz). Selma ‘romantik bir abide’. Kollu Singer Dikiş Makinesi ile bir şeyler dikiyor hep. Tek üzüntüsü sabahlara kadar dışarıda olan Leyla. Bir gece de evde otursa, erken yatsa ya! Olmazmış! “Moruk muyum ben?” Yanlış yolda ısrarcı. Hem kendisine yazık oluyor hem de mahalleli demediğini bırakmıyor. “Tabii, çekemiyorlar. Zaten taşınacağım. Necmi avucumda. Süleyman Bey de kat almak istiyor bana.” Selma’nın “Neye karşı” sorusu yanıtsız.
Genç kız, ablasından çok farklı. O günlerde ‘hayatındaki ilk erkek’ ile mektup arkadaşlığı yapıyordu. Birbirlerini, görmeden sevmişler. Leyla “Masaldaki fakir prensle tanıştın mı bari… Sen dikiş dikersin, O mektepte okur. Bir yandan da çocuk yaparsınız, 5-10 tane. Hiç yaşamadan kocar gidersin. Fena mı” diye takılıyor.
Aralarında kardeşlikten başka hiçbir ortak yön yok. Aslında kardeş bile değiller. “Üveyimsin ama çok severim seni. Üstüne titrerim” diyor Leyla. Sonrasında söyledikleri acı. “Benim hayatım kaymış ama senin harcanmanı istemem.” Yokuş aşağı sürüklenen frensiz arabadan farksız. Uzun sürmeyecek bir yaşam.
Necmi, esrar ve eroine alıştırmış genç kızı. Bir keresinde, çıplak resimlerini çekiyordu. İlerde şantaj için kullanacak. Uyuşturucu kaçakçısı Atıf için çalışıyor. Diğer elemanlar; Ali Seyhan, Enver Dönmez, Özdemir Akın, Bilal İnci.
Filmin ‘siyah’ kısmında bunlar olurken ‘beyaz’ kısmında ateş bacayı sarmış. Mektupla sevdalanan gençler Boğaz’daki Gümüşbalık Bahçesi’nde buluşmaya karar verirler. Birbirlerini tanımaları için Selma’nın göğsünde ‘çiçek’, Nihat’ın da elinde ‘iki ders kitabı’ olacak.
Delikanlı ile 20. dakikadaki karşılaşmamız arkadaşı Ahmet’in oto tamirhanesinde. İlk çevrimdeki Murat gibi tamirci zannettik. Ama yalnızca taksisini göstermek için gelmiş.
O gün Narçiçeği ile buluşacaktı. Bir ana kıza çarpmamak için fren yapınca hafifçe yaralanır. Gül Eczanesi’ndeki tedavinin ardından son sürat buluşma yerine geldiğinde Selma oradan ayrılıyordu. Çiçek, göğsünde değil yakasında! Delikanlı, belki de bu yüzden tanıyamamıştır!
Leyla “Üzülme, erkek milleti değil mi en iyisinin köküne kibrit suyu” diyerek rahatlatmaya çalışır kardeşini.
Aksilik aksilik üstüne. Birkaç gün sonra, Nihat’ın ‘durumu açıklayan mektubu’ geldiğinde Selma ‘iş teslimi için’ dışarıdaydı. “Narçiçeğim, kızdığını kırıldığını biliyorum. Ama anlatınca eminim bana hak vereceksin. Seni bugün Cuma saat ikide Boğaz’daki kır kahvesinde bekliyorum.” Vakit yaklaşmış, mecburen Leyla gidiyor.
Bir önceki buluşmaya “Beni olduğum gibi görsün” diyerek günlük giysileri ile gelen Nihat bu kez takım elbiseli. “Bak yeni diktirdim bunları. Senin için diktirdim. Damatlıklarım!”
Leyla, 1963 çevrimindeki Günsel’den farklı. “Bir dakika, önce şunu söyleyeyim ki… Ama ben bambaşka bir şey söylemek… Bir de ben lafımı bitireyim” diye yırtınıyor ama Narçiçeği’ni bulan delikanlı coşmuş, laf dinleyecek durumda değil. “Düşündüğümden de güzelmişsin. Çok şanslıyım. Bir mucize bu. Karşımda olduğuna inanamıyorum… Yazamadım bir türlü. Fakülteyi üç aydır bıraktım (önündeki kitapları hafifçe itince çay bardağını deviriyor). Parasız okuyamadım. Büyük bir isteğim de yoktu zaten. Taksi şoförlüğü yapıyorum şimdi... Gece gündüz çalışır bakarım sana. Tek, benim ol bana güç ver. Beni yalnız bırakma.”
Leyla bu heyecandan etkilenmiş. Durumu hemen kabullenir. Gerçeği kardeşine açıklayamaz. İşler o denli hızlı ki ‘gelin olduğunu’ bile (şimdi yerinde yeller esen) ‘telgrafla’ bildiriyor; “Evlendik stop. Annesiyle tanışmaya gidiyoruz stop. Sonra da birkaç günlük balayı yapacağız. Çok mesudum. Yıldırım nikâhı yaptık. Tek düşüncem sensin.”
Dönüşte ‘şimdilik’ Selma’nın yanına yerleşirler.
Bu arada Polis çeteden kuşkulanmış. ‘Gizli bir takibat başlatır’ Nubar Terziyan.
Atıf’ın gözü doymamış, son bir vurgun peşinde (bu ‘son vurgun’ların hiç de iyi sonuçlanmadığını bilmeliydi). Alüminyum tüplere konmuş ve develere yutturulmuş eroin, güney sınırımıza girdikten sonra Avrupa’ya sevk edilecekmiş.
Necmi ise nicedir ‘gözünde tüten’ Leyla’nın peşinde. (Nubar Terziyan da oralarda). “Sen benimsin. Sensiz dünya zindan bana” sözleri yeterli olmayınca ‘kocasına bazı resimler, iğneler göstereceği’ tehdidi ile ‘amacına ulaşır’!
Yine böyle bir gün Nihat görür Onları. “Leyla’ya ne kadar benziyor. Olamaz tabii. İçime kurt düştü. Yakından görmeliyim.” Yetişemeyip trafikte kaybeder. Ama büyü bozulmuştu bir kez. Bu arada Selma da bir çekmecede yazdığı mektupları bulup her şeyi anlamış.
Sonrası çok hızlı. Çetenin Leyla’yı ‘ortadan kaldırması’; Suçun, mutat olduğu üzere, Nihat’ın üstüne atılması; Kahramanımızın polisten kaçışı, haydutlarla cebelleşmesi; Ve Nubar Terziyan’ın “Senin katil olmadığın bizce malumdu zaten” demesiyle gelen mutlu son.
Şoförümüz, gerçek Narçiçeği olduğunu öğrendiği Selmasına sarılmış. “O sensin, sevdiğim sensin. Narçiçeğim sensin.” Oysa Leyla ile beraberken “Bir kardeşi varmış. Belki O’nu da sana yaparız” diyerek ümitlendirmişti Ahmet’i!

Mektuplardaki sevgileri.
Nihat; “Narçiçeğim, kimsin? Gerçek adın ne? Güzel misin? Bana yazdıkların doğru mu? Yoksa mektuplaşmamız sana hoşça vakit geçirten bir oyun mu?”
Selma; “Hayatımdaki ilk erkeksin. Yazdıkların büyülüyor beni. Galiba seni, görmeden tanımadan sevmeye başlıyorum.”
Nihat; “Ben de seni seviyorum, inan. Hayatı devam ettiren tek şey aşktır. Aşk olmayınca var olmak da biter.”
(Yazan: Murat Çelenligil)























Künye

Yönetmen O. Nuri Ergün
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil
Tür Dram
Ülke Türkiye
Etiketler Kamelya Buget Daha Fazlası

Ekip

Sanat Yönetmeni İsmail Konca (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Sadri Karan (Yapım Amiri)
Yönetmen Ekibi Erdal Aksü (Yönetmen Yardımcısı)
Samim Utku (Yönetmen Yardımcısı)
Post-Prodüksiyon Oral Öztürk (Negatif Kurgu)
Mahmut Eskici (Negatif Kurgu)
Cemil Orhon (Laboratuar)
Bayram Güzel (Laboratuar)
Süleyman Koyuncu (Laboratuar)
Muharrem Gündüz (Laboratuar)
Erdi Yıldırım (Laboratuar)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Mehmet Çakar (Işık Ekibi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)
Cevat Sezer (Senkron)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Ender Işık Servisi (Işık)
Yıldız Stüdyoları (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (7)

benimsinema avatar benimsinema 18 Aralık 2016 02:54:36

7

Arkadaslar türkan soray tamer yigit in calinan ask filmine benzetmisler ama ben hic benzetemedim. Sadece mektup olayi benziyor ama bütün film kesinlikle degil. Pervin par icin üzüldüm keske figen sayla yer degistirmis olsalardi. Ayrica ablan öldü diy e artik enisten olsada nasil ona gidebilirsin? Demekki neymis aska hic bir zaman karsi gelinmiyormus

şahin_şahin90 avatar şahin_şahin90 06 Ocak 2015 22:47:16

Orta ayar bir film.Daha önce benzeri Tamer Yiğit, Türkan Şoray,İzzet Günay, Sadri Alışık kadrolu bir film çevrilmişti.Bu filmin kadrosu biraz dar gibi.Ama siyah beyaz ve müstesna oyuncular filmi izlettiriyor.Filmin öyküsü: Kızkardeşinin mektuplaş tığı gençle evlenen bir kadın ve onu deli gibi seven bir erkek, olaylardan sonradan haberi olan masum bir kızkardeş ve kötü bir aşık(Kuzey Vargın).filmde tüm oyuncular iyiydi.En çok Ediz Hun'un samimi ve içten oyununu,Kuzey Vargın'ın da kötü ve tutkulu aşık,asi ,sert oyununu beğendim.Pervin Par'da rolüne yakışmış.

beyzacetin avatar beyzacetin 05 Ocak 2013 11:55:24

4

Kötü bir kopya olmuş. Beğenmedim.

performer avatar performer 24 Kasım 2012 22:38:00

6

filmde beğenecek hiçbirşey bulamadım.

nedim yıldız avatar nedim yıldız 02 Kasım 2007 13:06:11

6

kardeşinin sevdiği gence göz koyup,onunla evlenen bir hayat kadınının macera öyküsü.türkan şoray-tamer yiğit-sadri alışıklı ilk çevrim daha başarılı...

kamil zafer 31 Ekim 2007 11:41:10

8

Kardeşinin sevdiği adamla evlenen bir kadın(Leyla),fedakar kardeş(Selma)ve onu seven bir adamın(Nihat) dramı.30.10.07 Zafer ALGAN

Yandex.Metrica