Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Ayşecik Şeytan Çekici

Ayşecik Şeytan Çekici

8,54

(6 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 22 Dk Dram Aile Dram, Aile
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Atıf Yılmaz Atıf Yılmaz

Ülke: türkiye

Oyuncular: Necdet Tosun, Salih Tozan, Ahmet Tarık Tekçe, Hulusi Kentmen, Ayfer Feray, Eşref Kolçak, Belgin Doruk, Aliye Rona, Zeynep Değirmencioğlu, Semra Yıldız Devamını Gör...

Konusu : Ailesinin karşı çıkmasına rağmen zengin fabrikatörün kızı Şükran ile evlenen Orhan'ın saadeti kısa sürmüştür. Evini geçindiremediği için kendini içkiye vuran Orhan bir münakaşa sırasında Şükran'ı evden kovar. Ailesinin evine istemeden de olsa dönen Şükran kocasının evine döndüğünde Orhan'ın kızını da alıp kayıplara karıştığını görür. Kızına hem annelik hem babalık yapacak olan Orhan bir pansiyona yerleşmiştir. Seneler sonra Şükran kızı Ayşe'yi tesadüf eseri bulur. Annesine öfkeli olan Ayşe babasının yanında kalmak istemektedir. Maddi açıdan güçsüz olan babasının planları farklıdır.



kamilzafer

23 Mart 2016 10:19

Yavru ayı " Tombik " , fok balığı " Yaşar " , M.Akacan ise " Topuz " (Kadro da en son da).Kendileri 20.12.1960 salı günü Yeni Melek sinemasında suare de gösterime girmiş. Zafer ALGAN

Cevap Yaz

aulus

20 Eylül 2014 07:16

klasik zengin aile kızıyla evlenen, kızın ailesi yüzünden ayrılan fakir adam ve sevimli çocuk filmi. değişik birşey yok.

Cevap Yaz

Bab-ı Esrar

29 Eylül 2013 21:42

Türk sineması çocuk filmlerinin gerçek yıldızı kesinlikle Ayşecik.Ayşecik'in sonrasında çekilen diğer çocuk filmleri bu yapıtlardan sonra solda 0 kalır:) Hey gidi eski İstanbul hey:)

Cevap Yaz

FOSTERKANE

6 Nisan 2012 21:08

king vidor un the champ (1931/ senaryo frances marion, leonard praskins, oyuncular wallace beery, jackie cooper, irene rich) filminin yerli versiyonu. ama bire bir aynısı degil.  

vidor ve yılmaz in filminin farkı : the champ de baba eski bir böksördür. yerli versiyonda bir fabrika iscisi. sanırım hamdi degirmencioglu filmde boks sahneleri aglamaya gelen sinema izleyicinin ilgisini cekmez diye senaryosuna katmamıs (ya da türk sinemasının o zaman ki imkanlarıyla fazla masraflı olur diye ya da türk sinemasında boks macına ilgi yok diye de olabilir). the champ de baba (filmin finali) son boks macından sonra oglunun yanında can verir yani mutlu sonu yoktur bu filmde. aysecik  mutlu sonla biter. anne ve baba birlesir oysa the champ de anneyle babanin yeniden birlesmesine imkan yoktur.               

elbette bu film icin bir atıf yılmaz filmi denilemez. yılmaz dan cok bu bir hamdi degirmencioglu filmidir. cünkü yılmaz ın isteyerek böyle bir film cektigine inanmak zor (akad ve erksan ın bildigim kadarıyla bu tür filmeri yoktur). sanırsam hamdi degirmencioglu vidor un filmini izledikten sonra aynı senaryodan bir aysecik filmi yazmıs ama buna yaparken tek düsüncesi, hedefi aysecigi sinema izleyicisine sevdirmek, acındırmak olmus. aysecik filmde kücük bir kız gibi konusmaz. en agdalı sözleri söyler, büyüklere akıl verir ve en önemlisi altın kalpli örnek bir kızdır.bunlardan dolayı filmi izlerken bu iyimserlik bir yerden sonra sacma gelmeye baslıyor. neden aysecik kücük bir kız gibi degildi böyle olgun bir kadın gibi davranır ? elbette izleyicinin gönlüne girsin diye. hamdi degirmencioglu bu düsüncesinde haklı da cıkar. 60 lı yıllarda aysecik uzun ömürlü bir dizi film haline gelir.               

the champ filminden ilk faydalanan hamdi degirmencioglu olmus ama türk sinemasında 60 ile 70 lerin basına kadar yapılan cocuk yıldızlı melodram filmlerinde faydanlanma/etkilenme devam etmis. the champ filminden en cok alıntı yapılan iki sahneden örnek (eski yesilcam filmleri izleyenler hemen aklına bir kac film gelecektir) : 1.babanın evladını tokatladıgı sahne. baba fakirdir ve bu yüzden cocuguna gelecek vaat edemez. evladını cok sevsede kendinden sogutmak icin evden kovar. kendisinden tüm ümitini kesin diye birde tokat atar. izleyici babanın bunu evladını gelecegini düsündügü icin yaptıgını bilir ve cok etkilenir. ve bu ünlü tokat sahnesi bir zaman sonrada türk sinemasında bir klise haline gelir.    2. cocugun öz annesine ilgi göstermemesi hatta ilk basta nefret bile etmesi. sokaklarda büyüyen cocuk o yokluk yıllardan sonra kendisini annesinin oyuncaklarla doldurdugu bir oda da bulur. tüm bu sunulan imkanlara ragmen annesine yinede ilk basta gibi soguk davranır. bu da sinemadaki bayan izleyicini aglatır (veya aglatmak ister). birde 3. örnek var ama bu her zaman kullanılmaz. baba tokat atmadan evvel cocugun sevdigi hayvanını (the champ de cocugun sevdigi hayvan bir at tır, aysecik de bir ayı) sattım diye yalan söyler. ilk iki örnege düsünürsek akla gelen bazı filmler : yumurcak (1969), afacan (1970), ben dogarken ölmüsüm (1973). örnekleri say say bitmez. türk sinemasında senaryocular, yönemenler cokca faydanılmıstır the champ filminden. hatta 1989 yıllında (yani 70 lerden sonra) cekilen afacan filmi bile the champ filminin aynısıdır. konunun türk sinemasında ne kadar sevildigini, ilgi duyuldugunu gösteriyor. nerdeyse 40 yıl sonra bile aynı konu yine filme alınmıs. the champ de baba alkolik bir böksörken afacan (1989) da baba alkolik bir jokey dir. örnekleri say say bitmez. özellikle 60 ların sonu ve 70 lerin basında cocuk yıldızların oynadıgı melodram filmlerinde bilindik ve artık izleyiciyi bıktıran bir film konusu olmustu.  ama hersey ragmen eger charlie chaplin in the kid filmi olmasaydı vidor un the champ filmide olmazdı demek lazım. vidor un filmi belli ki the kid den etkilenmis. bir örnek : anne oglunu ilk basta tesadüfen görür ve tanısır. sonradan oglu oldugunu anlar (hüzünlü, duygusal bir sahne). belli ki yapımcılar chaplin in filminin basarından sesli film döneminde yararlanmıslar. ama türk sinemasındaki kadar basarılı olmadıgı kesin.

bu filmden sonra yeniden cekilen aynı senaryorlarda yapılan degısılıkler icin aysecik (1960) ve yumucak (1969) filmlerini kıyaslamak lazım. 1. yumurcak filminde fon muzigi daha hisli ve damardır, kalbe agır basan hüzünlü besteler kullanılmıs. 2. ilk filmde tek necdet tosun varken yumurcak ta mahalle esnafı daha kalbalıktır. karakter olarakta daha icten ve samimilerdir. hatta bu iyi niyetli insanlar baba ya evladını annesine vermesi icin nashihat bile ederler. 3. aysecik de baba durumdan kendisi de sucluyken yumurcak ta baba masumdur. bir iftaíraya kurban gitmistir. iftiraya atan da bosandıgı esiyle evlenmek isteyen yeni damat (önder somer) adayıdır.  vidor un filminde bosanan es yeninden evlenmis ve kocasının aksine varlıklı bir hayat sürer. baba ise kendini alkole bırakmıstır. bu yüzden birlesmelerine imkan yoktur. aysecik de vidor un filmindeki gibi babanında sucu vardır ama eski esinin yeni sevgilisi yoktur yani yeni damat adayı/rakip yoktur. yumurcak ta biraz daha ileriye gidip babayı fakir, namuslu, sucsuz ve günahsız bir karakter olmustur. filmin finalinde de sucuzlugunu da kanıtlar. ve sonunda aile yine birlesir (erler film isini garantiye almıs)          

bunların dısında : 1. aysecik filminde biz izleyci olarak bu kücük kıza acırız ama asıl daha dramatik bir hayat yasayan ve yasayacak olan esma dır. esma (ayfer feray) yoksulluk icinde 8, 9 cocukla nasıl bir hayat sürecektir hemde alkolik bir kocayla. bence asıl dramı yasayan aysecik degil esma dır. bu filmde acınacak kisi bence esma dır.  2. bu filmde hulusi kentmen ne kadar büyük bir oyuncu oldugu yine kanıtlıyor. kücük bir cocukla bile öyle uyum icinde bir oyun sergiliyorki. sanırım bu filmden sonra cocuk yıdızların oynadıgı cogu filmde kentmen in oynaması bu yüzden. 3. bu filmin bir atıf yılmaz filmi olmadıgı konusuna bir daha deginmek istiyorum. yılmaz bence degirmencioglu nun senaryosundan pek memun olmadıgından bir kac defa dalgasını geciyor. kentmen in evden misafirlerini kovması, ahmet tarık tekce ve esrek kolcak kavgası (bu kavga bölümü yılmaz ın deli yusuf 1975 filmindeki cüneyt arkın ve kudret karadag kavgasini hatırlatıyor). ve filmin finali : mack sennett in 1910 larda cektigi slapstick (keystone cops) filmerine anımsatıyor.

Cevap Yaz

benimsinema

12 Şubat 2012 11:32

yumurcak, kartal tibet, filiz akin ve ilker inanoglunun ilk cevirimi. 60 li yillarin en sicak filmlerinden sanirim. eski istanbul (arka mahalleleri) göze carpmakta. otomobillerin plakasinda 34 degil istanbul yaziyor...aliye rona cok genc

Cevap Yaz

nedim yıldız

6 Ekim 2007 10:13

ayşeciğin zengin annesi ile fakir işçi babasını tekrar birleştirme öyküsü..ayşeçik bu filmdede gerçekten çok içten,şirinmi şirin...mutlaka izleyin...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica