Ayşecik Şeytan Çekici

8,59

( 6 kişi yorum yaptı )

Ayşecik Şeytan Çekici

Sinema Filmi

1960

Ailesinin karşı çıkmasına rağmen zengin fabrikatörün kızı Şükran ile evlenen Orhan'nın saadeti kısa sürmüştür. Evini geçindiremediği için kendini içkiye vuran Orhan bir münakaşa sırasında Şükran'ı evden kovar. Ailesinin evine istemeden de olsa dönen Şükran kocasının evine döndüğünde Orhan'ın kızını da alıp kayıplara karıştığını görür. Kızına hem annelik hem babalık yapacak olan Orhan bir pansiyona yerleşmiştir.
Seneler sonra Şükran kızı Ayşe'yi tesadüf eseri bulur. Annesine öfkeli olan Ayşe babasının yanında kalmak istemektedir. Maddi açıdan güçsüz olan babasının planları farklıdır.

Künye

Yönetmen Atıf Yılmaz
Senaryo
Yapımcı Muzaffer Arslan
Müzik Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni Şevket Kıymaz
Süre 82 dk
Tür Aile, Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Başlıkta Karakter İsmi, Sıcak Yuva Daha Fazlası

Oynayanlar

Belgin Doruk Belgin Doruk Şükran / Ayşecik'in Annesi
Zeynep Değirmencioğlu Zeynep Değirmencioğlu Ayşecik
Eşref Kolçak Eşref Kolçak Orhan / Ayşecik'in Babası
Aliye Rona Aliye Rona Büyükanne/Şükran'ın Annesi
Ayfer Feray Ayfer Feray Esma
Hulusi Kentmen Hulusi Kentmen Dede/Şükran'ın Babası
Ahmet Tarık Tekçe Ahmet Tarık Tekçe Kamyoncu Şevket
Salih Tozan Salih Tozan Murat Usta
Necdet Tosun Necdet Tosun Şerbetçi Şişko Hasan
Semra Yıldız Semra Yıldız Sevtap
Reşit Baran Reşit Baran Madam Surpik Dudu
Sami Hazinses Sami Hazinses Çığırtkan
Osman Türkoğlu Osman Türkoğlu Makinist
Leman Akçatepe Leman Akçatepe Murat Usta'nın Eşi
Dursune Şirin Dursune Şirin Dadı
Doğan Öztürk Doğan Öztürk
İpek Ölçen İpek Ölçen
Bedri Çavuşoğlu Bedri Çavuşoğlu
Işık Toraman Işık Toraman
Recep Yurdaşen Recep Yurdaşen Uşak (kapıyı açan adam)
Tayfun Oğuz Tayfun Oğuz
Adalet Cimcoz Adalet Cimcoz Belgin Doruk Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Eşref Kolçak Seslendirmesi
Kemal Ergüvenç Kemal Ergüvenç Ahmet Tarık Tekçe Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Hulusi Kentmen Seslendirmesi
Nursan Alçam Nursan Alçam Zeynep Değirmencioğlu Seslendirmesi
Metin Akacan Metin Akacan Topuz

Ekip

Işık Ekibi Orhan Akdemir (Işık Şefi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)
Tasarım H.Yenigün (Afiş)

Firmalar

As Film (Yapım)
Lale Film (Laboratuvar)
Lale Film (İşletme)
Lale Film (Seslendirme)
Lale Film (Plato)
Apa Ofset Basımevi (Afiş Baskı)
Sine Reklam (Reklam)

Son Yorumlar (6)

kamilzafer 23 Mart 2016 10:19:12

Yavru ayı " Tombik " , fok balığı " Yaşar " , M.Akacan ise " Topuz " (Kadro da en son da).Kendileri 20.12.1960 salı günü Yeni Melek sinemasında suare de gösterime girmiş. Zafer ALGAN

aulus avatar aulus 20 Eylül 2014 07:16:42

7

klasik zengin aile kızıyla evlenen, kızın ailesi yüzünden ayrılan fakir adam ve sevimli çocuk filmi. değişik birşey yok.

Bab-ı Esrar avatar Bab-ı Esrar 29 Eylül 2013 21:42:31

10

Türk sineması çocuk filmlerinin gerçek yıldızı kesinlikle Ayşecik.Ayşecik'in sonrasında çekilen diğer çocuk filmleri bu yapıtlardan sonra solda 0 kalır:)
Hey gidi eski İstanbul hey:)

FOSTERKANE avatar FOSTERKANE 06 Nisan 2012 21:08:04

king vidor un the champ (1931/ senaryo frances marion, leonard praskins, oyuncular wallace beery, jackie cooper, irene rich) filminin yerli versiyonu. ama bire bir aynısı degil.   vidor ve yılmaz in filminin farkı : the champ de baba eski bir böksörd ür. yerli versiyonda bir fabrika iscisi. sanırım hamdi degirmencioglu filmde boks sahneleri aglamaya gelen sinema izleyicinin ilgisini cekmez diye senaryosuna katmamıs (ya da türk sinemasının o zaman ki imkanlarıyla fazla masraflı olur diye ya da türk sinemasında boks macına ilgi yok diye de olabilir). the champ de baba (filmin finali) son boks macından sonra oglunun yanında can verir yani mutlu sonu yoktur bu filmde. aysecik  mutlu sonla biter. anne ve baba birlesir oysa the champ de anneyle babanin yeniden birlesmesine imkan yoktur.               elbette bu film icin bir atıf yılmaz filmi denilemez. yılmaz dan cok bu bir hamdi degirmencioglu filmidir. cünkü yılmaz ın isteyerek böyle bir film cektigine inanmak zor (akad ve erksan ın bildigim kadarıyla bu tür filmeri yoktur). sanırsam hamdi degirmencioglu vidor un filmini izledikten sonra aynı senaryodan bir aysecik filmi yazmıs ama buna yaparken tek düsüncesi, hedefi aysecigi sinema izleyicisine sevdirmek, acındırmak olmus. aysecik filmde kücük bir kız gibi konusmaz. en agdalı sözleri söyler, büyüklere akıl verir ve en önemlisi altın kalpli örnek bir kızdır.bunlardan dolayı filmi izlerken bu iyimserlik bir yerden sonra sacma gelmeye baslıyor. neden aysecik kücük bir kız gibi degildi böyle olgun bir kadın gibi davranır ? elbette izleyicinin gönlüne girsin diye. hamdi degirmencioglu bu düsüncesinde haklı da cıkar. 60 lı yıllarda aysecik uzun ömürlü bir dizi film haline gelir.               the champ filminden ilk faydalanan hamdi degirmencioglu olmus ama türk sinemasında 60 ile 70 lerin basına kadar yapılan cocuk yıldızlı melodram filmlerinde faydanlanma/etkilenme devam etmis. the champ filminden en cok alıntı yapılan iki sahneden örnek (eski yesilcam filmleri izleyenler hemen aklına bir kac film gelecektir) : 1.babanın evladını tokatladıgı sahne. baba fakirdir ve bu yüzden cocuguna gelecek vaat edemez. evladını cok sevsede kendinden sogutmak icin evden kovar. kendisinden tüm ümitini kesin diye birde tokat atar. izleyici babanın bunu evladını gelecegini düsündügü icin yaptıgını bilir ve cok etkilenir. ve bu ünlü tokat sahnesi bir zaman sonrada türk sinemasında bir klise haline gelir.    2. cocugun öz annesine ilgi göstermemesi hatta ilk basta nefret bile etmesi. sokaklarda büyüyen cocuk o yokluk yıllardan sonra kendisini annesinin oyuncaklarla doldurdugu bir oda da bulur. tüm bu sunulan imkanlara ragmen annesine yinede ilk basta gibi soguk davranır. bu da sinemadaki bayan izleyicini aglatır (veya aglatmak ister). birde 3. örnek var ama bu her zaman kullanılmaz. baba tokat atmadan evvel cocugun sevdigi hayvanını (the champ de cocugun sevdigi hayvan bir at tır, aysecik de bir ayı) sattım diye yalan söyler. ilk iki örnege düsünürsek akla gelen bazı filmler : yumurcak (1969), afacan (1970), ben dogarken ölmüsüm (1973). örnekleri say say bitmez. türk sinemasında senaryocular, yönemenler cokca faydanılmıstır the champ filminden. hatta 1989 yıllında (yani 70 lerden sonra) cekilen afacan filmi bile the champ filminin aynısıdır. konunun türk sinemasında ne kadar sevildigini, ilgi duyuldugunu gösteriyor. nerdeyse 40 yıl sonra bile aynı konu yine filme alınmıs. the champ de baba alkolik bir böksörken afacan (1989) da baba alkolik bir jokey dir. örnekleri say say bitmez. özellikle 60 ların sonu ve 70 lerin basında cocuk yıldızların oynadıgı melodram filmlerinde bilindik ve artık izleyiciyi bıktıran bir film konusu olmustu.  ama hersey ragmen eger charlie chaplin in the kid filmi olmasaydı vidor un the champ filmide olmazdı demek lazım. vidor un filmi belli ki the kid den etkilenmis. bir örnek : anne oglunu ilk basta tesadüfen görür ve tanısır. sonradan oglu oldugunu anlar (hüzünlü, duygusal bir sahne). belli ki yapımcılar chaplin in filminin basarından sesli film döneminde yararlanmıslar. ama türk sinemasındaki kadar basarılı olmadıgı kesin. bu filmden sonra yeniden cekilen aynı senaryorlarda yapılan degısılıkler icin aysecik (1960) ve yumucak (1969) filmlerini kıyaslamak lazım. 1. yumurcak filminde fon muzigi daha hisli ve damardır, kalbe agır basan hüzünlü besteler kullanılmıs. 2. ilk filmde tek necdet tosun varken yumurcak ta mahalle esnafı daha kalbalıktır. karakter olarakta daha icten ve samimilerdir. hatta bu iyi niyetli insanlar baba ya evladını annesine vermesi icin nashihat bile ederler. 3. aysecik de baba durumdan kendisi de sucluyken yumurcak ta baba masumdur. bir iftaíraya kurban gitmistir. iftiraya atan da bosandıgı esiyle evlenmek isteyen yeni damat (önder somer) adayıdır.  vidor un filminde bosanan es yeninden evlenmis ve kocasının aksine varlıklı bir hayat sürer. baba ise kendini alkole bırakmıstır. bu yüzden birlesmelerine imkan yoktur. aysecik de vidor un filmindeki gibi babanında sucu vardır ama eski esinin yeni sevgilisi yoktur yani yeni damat adayı/rakip yoktur. yumurcak ta biraz daha ileriye gidip babayı fakir, namuslu, sucsuz ve günahsız bir karakter olmustur. filmin finalinde de sucuzlugunu da kanıtlar. ve sonunda aile yine birlesir (erler film isini garantiye almıs)          bunların dısında : 1. aysecik filminde biz izleyci olarak bu kücük kıza acırız ama asıl daha dramatik bir hayat yasayan ve yasayacak olan esma dır. esma (ayfer feray) yoksulluk icinde 8, 9 cocukla nasıl bir hayat sürecektir hemde alkolik bir kocayla. bence asıl dramı yasayan aysecik degil esma dır. bu filmde acınacak kisi bence esma dır.  2. bu filmde hulusi kentmen ne kadar büyük bir oyuncu oldugu yine kanıtlıyor. kücük bir cocukla bile öyle uyum icinde bir oyun sergiliyorki. sanırım bu filmden sonra cocuk yıdızların oynadıgı cogu filmde kentmen in oynaması bu yüzden. 3. bu filmin bir atıf yılmaz filmi olmadıgı konusuna bir daha deginmek istiyorum. yılmaz bence degirmencioglu nun senaryosundan pek memun olmadıgından bir kac defa dalgasını geciyor. kentmen in evden misafirlerini kovması, ahmet tarık tekce ve esrek kolcak kavgası (bu kavga bölümü yılmaz ın deli yusuf 1975 filmindeki cüneyt arkın ve kudret karadag kavgasini hatırlatıyor). ve filmin finali : mack sennett in 1910 larda cektigi slapstick (keystone cops) filmerine anımsatıyor.

benimsinema avatar benimsinema 12 Şubat 2012 11:32:02

7

yumurcak, kartal tibet, filiz akin ve ilker inanoglunun ilk cevirimi. 60 li yillarin en sicak filmlerinden sanirim. eski istanbul (arka mahalleleri) göze carpmakta. otomobillerin plakasinda 34 degil istanbul yaziyor...aliye rona cok genc

nedim yıldız avatar nedim yıldız 06 Ekim 2007 10:13:10

8

ayşeciğin zengin annesi ile fakir işçi babasını tekrar birleştirme öyküsü..ayşeçik bu filmdede gerçekten çok içten,şirinmi şirin...mutlaka izleyin...

Yandex.Metrica