Belalı Hayat

8,39

( 9 kişi yorum yaptı )

Belalı Hayat

Sinema Filmi

1968

‘Charade’deki (1963) (Henry Mancini) ‘Bateau Mouche’.
Gecenin 11 buçuğu. Delikanlı çıkıp ‘şöyle bir dolaşacak’mış. “İkide üçte dönerim” diyor ama bu gidişin dönüşü olmayacak.
Selma; “Erol, ne olacak bu halin? Çalışmıyorsun. Şimdi de sigara, içki, gece hayatı!”
Erol; “Fark etmez. Sporcu değilim artık.”
Selma; “Çok değiştin bu ara. Ben geldim mi sen sokağa.”
Erol; “Ne yapayım sıkılıyorum.”
Selma; “Bir iş bulsan.”
Erol; “Bulsam da haftada 100–150 lira kazansam. Sabahtan akşama kadar o paraya çürüsem!”
Selma; “Benim ki can değil mi?”
Erol; “Haklısın ablacığım.”
Selma; “Başka çaremiz var mı sonra?”
Erol; (Gözlerini kaçırdığı bir bekleyişten sonra) “Belki de vardır!”


‘Korkusuzlar’ın (1974) ilk çevrimi.
Jenerikte, ‘Hatari!’ (1962) filmindeki ‘Crocodile, Go Home!’ (Henry Mancini). Belki bir rastlantı, o yılların üniversite gençliği ‘Yankee’ için söylüyordu aynı şeyi!
Ahmet Akyürek bir şirkette şoför. ‘34 AP 677’ plakalı Fargo ile (kırmızıymış) Anadolu’dan dönüyor. ‘Yağmur, çamur’. İki kez patlayan lastik de işin tuzu biberi. Diğer seferlerden farklı olarak bu gece “Beyoğlu’na düşüp yorgunluk çıkarmak” yok. Sabah erkenden arabayı bakım (1974’te ‘rot ayarı’) için Kirkor Usta’ya götürecek. Ama gelişen olaylarla asıl kendisine esaslı bir ‘bakım’ gerekecektir!
‘Yeni İnci/İnci Pavyon’. Sema Yıldız sahnede Şükran Ay’ın sesi ile söylüyor. ‘Bağdat Yolu’ (1968) (Cevat Ultanır); “Bir bakış baktın kalbimi yaktın//Aşkın kemendini boynuma taktın.”
Bu ‘pırıl pırıl’ dünyanın ‘karanlık’ bir tarafı var. Seyfi ve Barmen Rıza o geceki ‘iş’ hakkında fısıldaşıyor.
Seyfi; “Bulduğun adamlar garantili mi? Bi keleklik etmesinler.”
Rıza; “Sen merak etme… İkisi de para için Allah Allah diyor… Hakkı dediğimin elinde en o biçim kasalar çocuk oyuncağıymış. Senelerce bunların tamirciliğini yapmış.”
‘Fabrika soygunu’ ile ilgili konuşmanın “Hadi hayırlısı” ve “İnşallah Şef” şeklinde bitmesi çok ilginç.
Erol. Gösterişli bir genç. Sakatlanınca ayaktopunu bırakmak zorunda kalmış. Ablası Selma’dan başka kimsesi yok. “O büyüttü beni. Hem anam hem babam oldu.” Çalışmak yerine soygunla ‘para sahibi olacak’! Kolay görünen bu yolun ne canlar yaktığını öğrenememiş daha.
Hakkı eski bir kasa ustası. Verem nedeniyle hayatı kaymış. “İş aramaktan iflahım kesildi.” Aylardır nereye başvursa ‘ciğeri delik, çürük’ diye tersyüz ediliyor. Adını öğrenemeyeceğimiz karısı ve küçük oğlu Ömer de hasta. “Öksürürken çok acıyor sırtım.” Son çaresi ‘hırsızlık’.
İşi Seyfi planlamış gibi ama ilerde asıl patronun gazino sahibi Ekrem olduğunu anlayacağız. Aceleci bir umutla bu pis işe kalkışanlar ise ne olup bittiğini, reisin kim olduğunu öğrenemeyecekler.
Fabrika bekçisi ‘satın alınmış’. Kapıyı açıp kasanın bulunduğu odayı gösterecek.
‘Electrocution-The Spa’ ve ‘Search for Vulcan’ (John Barry). Soygun ‘Thunderball’ (1965) için yapılan melodilerle.
‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) ‘Main Title’. Önceleri sıkıntısız giderken Rıza’nın Bekçi-Mustafa Yavuz’u öldürmeye kalkmasıyla bir meydan savaşı halini alıyor. Hakkı, Rıza, iki polis ve bekçi ölür.
‘Thunderball’daki (1965) (John Barry) ‘007 (album version)’. Ağır yaralı Erol’un, bir elinde tabanca, oradan geçen Fargo’yu durdurur. Ahmet nasıl bir belaya bulaştığının ayırtında değil henüz; “Onları da alalım. Ölmeyen vardır belki… Sigorta Hastanesi’ne gidelim.” Kan revan içindeki Erol ise para dolu çantayı kucaklamış “Deli miyim? Ayağımla gidip teslim olur muyum?” deyip duruyor. Hastane ve başka bir doktora gitmeyi reddedince kahramanımızın evinde can verir. “Hepimiz öldük de o Seyfi kurtuldu.”
‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) “Maggie’s Murder”. Durumu bildirmeye gittiği karakolda işler iyice karışıyor. Şüpheli durumuna düşer kahramanımız. Eve geldiklerinde para ve mücevherler ortada yoktu. Biri almış ama gel de anlat! Kaçmasıyla, Cinayet Masası Şefi Kenan artık kararlı; “Hiç şüphem kalmadı. Asıl elebaşı bu Şoför Ahmet.”
Şimdi hem polisten kaçmak hem de Selma ile Hakkı’nın ailesini (özellikle Ömer’i) suçsuzluğuna inandırmak zorunda. “Bu işleri ben yapmış olsaydım, paralar da bende olsaydı çıkar mıydım karşınıza. Kaçar giderdim buralardan.”
Elindeki tek ipucu bir isim; Seyfi!
İşin anlaşılmaz yanı Çete de onun peşinde! Sille tokat söyletmeye çalışıyorlar. “Fabrikadan çalınan paralar soygunu yaptıranların eline geçmemiş ki bende biliyorlar... Peki, paralar kimde?”
Can derdine düşen şoförümüz o dar zamanda Selma ile duygusal yakınlaşmaya vakit bulabiliyor.
‘6 Numaralı Si Minör (Pathétique) Senfoni, Op. 74: I. Adagio-Allegro non troppo’. (1893) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) (4 buçuk ve 5 buçuk dakikalar arası). Teksan Şirketi. Ahmet, Selma’ya telefon etmiş, Perşembe Pazarı’ndaki boş Antrepo’da buluşmak istiyor. Genç kızın soygun hakkında bilgisi delikanlınınki kadar bile değil. Ancak ipleri koparmak istemez; “Beni gene arayın. Belki bir şeyler öğrenirim. Umulmadık bir şey olur belki.” Aslında, o durumdaki en ‘umulmadık şey’ olmuş bile. Birbirlerini sevmişler!
Ömer’le ilişkisi çok daha kuvvetli.
‘Hatari!’deki (1962) (Henry Mancini) ‘The Sounds of Hatari’ (00.10-00.30 saniyeler arası). Bakkaldan yiyecek bile çalar O’nun için. Annesi, Çete tarafından öldürülünce de kol kanat geriyor.
Tedavisi için gittikleri Dr. Mehmet Oğuzalp-Tevfik Soyurgal tarafından tanınmayı göze alır. Haydutların izini bulması da Ömer sayesinde. “Saz’a bir defa babam götürmüştü beni. Ben kapısında bekledim… Çıktıktan sonra bakkalımıza borç ödedi. Bana da çikolata aldı.”
Ahmet artık nereye gideceğini ve ne yapacağını biliyor.
Tekrar ‘İnci Pavyon’ ve Şükran Ay’ın sesinden ‘Eloğlu Düşeş Atar’ (1968) (Habib Çamlıyer); “Dertliyim efkârlıyım//Efkârı dağıtamam//Kolum kanadım kırık//El içine çıkamam.//**//Şeşbeş attın güvenme//Eloğlu düşeş atar//Talih yoksa arkadaş//Devede yılan sokar.”
Hesap sormaya gelmişti ama bambaşka bir durumla karşılaşır. Çete, Selma ve Ömer’i kaçırmış. Karşılık olarak, nerde olduğunu bilmediği parayı, mücevherleri istiyorlar.
Ahmet de ‘değiş tokuş’ için Seyfi’yi evine götürür. O’nun ağzından kaçırdığı sözler oynadığı oyunu ele veriyor; “Pek cesursun, evine geliyorsun. Ya bir gören olursa?” Orayı bilmesi, daha önce, Erol’un öldüğü gece de geldiğini gösteriyor.
Ufak bir ‘okşanma’ ile her şeyi anlatır. Soygundan sonra Onları izlemiş. Ahmet polise gidince de milyonu ‘ikinci kez’ çalmış. Şarkıcı dostu Gülgün Erdem ile dışarıda, Avrupa’da yiyecekti. Erol gibi, O’na da kısmet olmaz.
‘Thunderball’daki (1965) (John Barry) ‘Crash Landing – The Bomb’. Çeteden hesap soruyor. Suçsuzluğunu kanıtlamış ve Selma yanında ama Ömer öldüğü için, ‘Pyrus Zaferi’ bile değil bu.
Küçük çocukla göz kırparak vedalaştıkları sırada ‘Zorba’daki (1964) (Mikis Theodorakis) ‘Questions Without Answers’ var.
“Gioconda’s Smile”daki (1965) (Manos Hadjidakis) ‘Countess Esterhazy’. Cinayet Masası Şefi Kenan “100 bin liralık mükâfat senin oldu” diyor. Ahmet’in yanıtı; “Ölen polislerin ailelerine verilsin.”
Kollarında Ömer’in cansız vücudu oradan uzaklaşırken, Selma da sessizce arkasındaydı.


‘Thunderball’daki (1965) (John Barry) ‘Electrocution’.
Erol, Ahmet’in evinde ve son nefesini vermek üzere. Artık hiçbir yararı olmayan soygun parasını kucaklamış. “Hepsi benim oldu, benim. Saymakla bitmez. Şunlara bak, insanı krallar gibi yaşatır… Giyineceğim, kumar oynayacağım, dans edeceğim, Havuzlarda yüzeceğim. Kadın kız desen sürüyle gelecek. Ablama, ablama vereceğim yarısını. O büyüttü beni… Sabahtan akşama kadar fabrikada yazı yazar, çürür. Yüzü gülecek artık… Ölüyorum kuruşunu bile yiyemeyeceğim. Bari ablam güzel yaşasın.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Göreç
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil
Tür Dram, Polisiye
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Kamyon Şöförü, Soygun Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Necdet Kökeş (Yapım Amiri)
Sadri Karan (Yapım Amiri)
Erdal Güner (Set Amiri)
Çetin Dağdelen (Set Ekibi)
Selahattin Geçgel (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Samim Utku (Teknik Yönetmen)
Kamera Ekibi Turgay Çiftçi (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Ali Berkan (Laboratuar)
Arif Özalp (Laboratuar)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Adnan Açıkalın (Laboratuar)
Kamil İpekar (Laboratuar)
Nevzat Dişiaçık (Laboratuar)
Recep Pala (Laboratuar)
Hüseyin Demirayat (Laboratuar)
Osman Bilen (Laboratuar)
Işık Ekibi Mehmet Çakar (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Şükran Ay (Şarkılar)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Acar Film (Seslendirme)
Acar Film (Film Hazırlık)
Ender Işık Servisi (Işık)

Son Yorumlar (9)

fahri.07 avatar fahri.07 09 Temmuz 2016 12:08:37

8

Sürükleyici ve nostaljik bi Cüneyt Arkın filmi.her filminde olduğu gibi Cüneyt abimiz bu rolünde üstesinden gelmeyi başarmış.izlemeyen varsa izlemeli.10/8

darri1903 avatar darri1903 21 Kasım 2014 15:22:44

Yaptığı filmlerden büyük zevk aldığım usta yönetmen Ertem Göreç'ten (İki Kızgın Adam,Analar Ölmez,İki Bin Yılın Sevgilisi) sürükleyici bir film. Gizemli bir yeşilçam filmi. Tabii bir de Cüneyt Arkın ve Sevda Ferdağ'ı unutmamak gerek. Siyah beyaz olma sına bakmamalı ,izlenebilir bir film.

jeremiekhan 03 Ağustos 2013 11:53:31

9

Kesinlikle izlenmesi gereken bir nostalji.filmde gerilim,heyecan,duygu herşey var,ayrıca hiç saçma bir kısmı yok.pişman olmazsınız

benimsinema avatar benimsinema 09 Şubat 2013 08:55:02

7

yapmadigi soygun kendisine yüklenince, kendisini temize cikarmak icin bi tür olaylari atlatir... ertem görecin büyük ustaligi diyorum,,,kücük cocukta gayet basirili oynamis. filmde calan müziklerde güzel. hatta duygusal sahneleri de var ama cüneyt ar kin drama adami degil bana göre. izlenebilir

performer avatar performer 16 Aralık 2012 23:17:59

8

bazı kusurlarına rağmen Cüneyt Arkın ve çocuk oyuncunun sürükleyici sahneleri için baştan sona sıkılmadan izlenebilir.

MGUNAY avatar MGUNAY 08 Temmuz 2010 15:30:07

10

fabrikayı soyan hırsızlar bekçilerle çatışmadan bir kişi sağ kurtulur ve  Cüneytin kamyonunu durdurup Cüneyti rehin alır Cüneytde polis karşısında suçlu gözükür ve suçsuz olduğunu meydana çıkarmak ister sürükleyici bir film.

Yandex.Metrica