Dişi Düşman

8,09

( 8 kişi yorum yaptı )

Dişi Düşman

Sinema Filmi

1966

‘Light Cavalry Overture’ (1866) (Franz von Suppe).
Bizanslı Asker; “Bizans düştü! Bizans düştü!”
Kumandan Necabettin Yal; “İmparator?”
Asker; “Öldü. İki sur arasında vuruldu.”
Necabettin Yal; “O halde İmparator’un ölmeden evvel verdiği son emri yerine getirelim. (Bir sandığı göstererek) Bunlar asla Türklerin eline geçmemeli.”

500 yıllık bir hazinenin kanlı öyküsü.
Jenerikte Ajda Pekkan’ın söylediği ve filmle en ufak bir ilgisi olmayan ‘Serseri’ (1966-Türkçe sözler Fecri Ebcioğlu) (1963-Je T’attends) (Charles Aznavour) şarkısı var.
‘El Cid’deki (1961) ‘Overture’ (Miklós Rózsa). Semih Sergen’in sesi; “Yıl 1453. Mayıs’ın 29’u. Günlerden Salı. Fatih Sultan Mehmet Han’ın topları köhne Bizans’ın surlarına son ve en büyük darbeleri indiriyordu.”
Top patlamaları ve savaş görüntüleri “İst anbul’un Fethi” (1951) filminden alınmış.
Bizans düştükten sonra imparatorluğun hazinesi gizlice gömülür. Yeri, yedi şamdan kolunda saklı. Bu sırrı bilen dört kişinin sonradan ne olduğu meçhul.
Zaman geçmiş ve 60’lardaki İstanbul’dayız. Kahramanımız Cengiz’in mesleği belli değil. O dönemin dedektif gazetecisi Murat Davman’a benziyor. Neşeli, cesur, hazırcevap ve çapkın. ‘34 AY 170’ plakalı ‘şevrole’si var. İki sahne dışında direksiyon başında görmedik kendisini.
Sevgilisi Asuman, Arkeoloji öğrencisi. Amcası Şemsi ile kalıyor. Yaşlı adamın Cengiz’le arası iyi değil. Görürse çiğ çiğ yermiş. Bu nedenle gençlerin buluşması ‘asansörle’. Yani delikanlının balkona tırmanması ile.
Asuman bir gece yarısı ‘kadın çığlıkları duyarak telefona sarılmış’. Cengiz ‘uçar gibi yetişir’. Eve girişi, her zamanki gibi ‘asansörle’. Canhıraş sesler için “Hovardalık ediyorlardır” falan demişti ama aşağıda olanları merak etmiş. [Hülya Koçyiğit’in bu sahnedeki bluzunu ‘Aşk ve İntikam’ (1965), ‘Bitmeyen Çile’ (1966), ‘Utanç Kapıları’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz.]
‘Hatari!’deki (1962) ‘The Sounds Of Hatari’ (Henry Mancini). Şemsi Bey ve adamları Hasan-Mümtaz Alpaslan, Seferidis-Hüseyin Baradan, Lakridis-Hakkı Haktan bir kadına işkence yapıyorlardı. “Nasıl buldun izimizi? Türkiye’ye nasıl geldin arkamızdan? Kim gönderdi seni? Kimin hesabına çalışıyorsun?” Sarışın afetin adı İren. Öylesine dalavereci ve fettan ki kahramanımız ‘Çiyan Hanım’ diyecektir ilerde. Seferidis’in eski sevgilisiymiş. Göğsünde sigara bile söndürürler söyletmek için. Başarılı olamayınca eterle bayıltıp delik bir sandalda boğulmaya bırakırlar. Neyse ki Cengiz zamanında kurtarıp evine götürür.
‘Hatari!’deki (1962) ‘Night Side’ (Henry Mancini). Genç kız üzerindeki küçük havlu ile ‘heykel’ gibi. ‘Kurtarıcısına’ fazla bir şey söylemiyor. ‘Hususi motoruyla seyahat eden zengin bir kadınmış. O herifler de kaçakçılık yapmak için motorundan faydalanmak istiyorlarmış. Reddedince basmışlar eteri, cup denize’. Polise gitme önerisine iki kez karşı çıkıyor. ‘Herifleri’ kanuna teslim edeceğine kendisini Cengiz’e teslim eder. Hayatını borçluymuş ve ‘ilerde üzerine faizi falan biner’ diye karşılığını hemen ödemesi lazımmış. Asuman’ın kulakları epey çınlamıştır. Bizimki banyodayken de çekip gider.
İren’in Toni adlı bir yardımcısı var. ‘Fareler ve İnsanlar’daki (1937) (John Steinbeck) gücü çok zekâsı az Lennie’ye benziyor. Cengiz’in deyişi ile ‘Saman Çuvalı’ ve ‘Ayı Bozması’ gibi. Genç kadın için ‘cinayet bile işleyebilirmiş’. Bir emri ile Lakridis’in boynunu kıracaktır.
Kahramanlarımız, Amcabey’i izlemeye karar verirler. “İşin aslını öğrenene kadar kuyruğu gibi dolaşacağım” diyor Cengiz. Şemsi Bey ve adamları ise her yeri kazıp şamdan kollarını arıyorlar. Son bir haber gelir. Yardımcıların Maskeli Balosu’nda yeni bir yer bildirilecekmiş. Kambersiz düğün olmaz. Herkes orada. Asuman “Şöyle kocaman bir ayı postu giysen” diye takılıyor sevgilisine.
Partide, ‘Serseri’ şarkısını bir daha dinliyoruz. O dönem çok seviliyormuş demek. [Ajda Pekkan, bu sahnedeki sol omzu açık elbiseyi ‘Siyah Otomobil’de ‘Yollar Uzak Gelemedim’i (Suat Sayın) söylerken giymişti.] Rahip kılıklı biri, Şemsi’ye yeni yeri bildiren kâğıt verir gizlice. Çete, bu bilgi ile Harabeler’de bir şamdan kolu bulur. Cengiz, gaz bombası atarak bunu Onların elinden alıyor. Bu arada İren de kendisini ‘34 DR 607’ plakalı araba ile öldürmeye çalışıyordu.
Asuman şamdandan çıkan kâğıtta yazılanların çevirisini yapar; “Sularla çevrili yedi mukaddes yerin en yakın ikisiyle üçgen yapan suyun yanında.” Sulu bir meseleye ‘gırtlağa kadar batmışlar’. Bu yedi mukaddes yerin neresi olduğunu tartışıyorlar; Yeditepe, Yedikule. Cengiz ‘Yediemin’ diye espri yapınca “İşi sululuğa dökersek yedi sene çözemeyiz bu sırrı” karşılığını alıyor. Definenin yeri konusunda şimdilik bir sonuç çıkmaz.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Police is Waiting’ (André Previn). Kahramanımızın İren ile meşgul(!) olduğu bir sırada Hasan, Asuman’ı kaçırır. Formülü çözdüğünü anlamış. Bu sırada çok önemli bir şey öğrenir genç kız. Meğer ‘amcası gerçek amcası değilmiş’. “Sen çok küçükken aile dostuydu. Baban ölünce de bir sürü dolapla O’nun malına el koydu” diye anlatıyor Hasan. Bu konu senaryoda daha fazla işlenmemiş.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ ve “Maggie’s Murder” (André Previn). Durumu fark eden Cengiz yetişip genç kızı kurtarır. Şemsi de bir fırsatını bulup Hasan’ı öldürüyor.
İren ‘temizleme’ işini hep Toni’ye yaptırırdı. Seferidis’e, eski günlerin hatırına, iltimas geçer. Öpüşürken kendisi bıçaklıyor.
Üstelik afette numara çok. Ne yapıp edip ’amcabey’ ve kahramanlarımızı ele geçirmiş. Hazinenin yerini öğrenmek istiyor. Yoksa filmin başında kendisine yapılan ‘göğsünde sigara söndürme’ işkencesini Asuman’a yapacakmış. “Ne bir fazla ne bir eksik.” Cengiz, genç kızın serbest bırakılması karşılığında bildiklerini anlatır. Soru cevap yöntemi uyguluyor. “İstanbul’da sularla çevrili nereleri vardır; Adalar. Yedi mukaddes yer Büyük Ada’daki yedi manastır olması lazım. En yakın ikisi nerede; Aya Yorgi, eski Saint George Tepesi (Sadettin Erbil ‘sepeti’ diye telaffuz ediyor). O iki manastırla üçgen yapan bir kuyu var. İşte ‘Çiyan Hanım’, defineniz.”
‘Defineciler’ gittikten sonra Şemsi işin aslını açıklar. “O hazineyi Kıbrıs’a götürecek. Parasıyla silah satın alınacak. Senin kardeşlerini öldürecekler.” Sonra da “Hep senin yüzünden” diye suçluyor Cengiz’i. Asuman ve polisin gelişi ile amcabey tutuklanır. Kabarık bir suç dosyası varmış.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Forgery’ (André Previn) ve ‘Thunderball’daki (1965) ‘Crash Landing-The Bomb’ (John Barry). Toni’nin Büyük Ada’da kazı yapıp defineyi bulması bu melodilerle. Mücevherleri önce karayolu ile Ege sahiline oradan da balıkçı motoru ile Kıbrıs’a götüreceklermiş. Çıkacakları sahil, yolda telsizle bildirilecekmiş. İren, herhalde ayak bağı olmasın diye, ‘Saman Çuvalı’nı oracıkta üç kurşunla ‘temizleyiverir’. Sonrasında D 26 ve 18 adlı iki ajanla yola çıkar.
‘Çiyan Hanım’ atıcılıkta, yatakta olduğu kadar başarılı değil galiba. Toni ölmemiş ve Cengiz’e olanları anlatıyor.
Bu safhada kahramanlarımıza bir kişi daha katılır; ‘Kıbrıslı Osman Nuri’. Mücahitlerimizin dostu ve “Kıbrıs’taki o kalleş heriflerin belalısı”. Beş defa idama mahkûm etmişler. Her seferinde düşmandan kurtulmuş. “Ver elini Kıbrıs! Ölmek var dönmek yok” diye bağırıyor.
Lefkoşa Havaalanı. (Ama çekimler 14 Haziran 1967, Salı günü Yeşilköy Havaalanı’nda yapılmış). Asuman hemşire kılığında. Osman Nuri, şortlu peruklu ve Cengiz kotlu, fötr şapkalı, ağzı kürdanlı iki turist. Kavga dövüş daha pasaport kuyruğunda başlar. ‘Kalleşler’ bir Türk doktoru olan Kaya Volkan ve yardımcısı Doğu Erkan’ın bavullarına gizlice eroin yerleştirmişler. Bir tertiple ‘zindanlarda çürütecekler’. Elbette bizimkilerin yumrukları buna engel olur. Kaçarak Türk karargâhına gelirler. ‘Bozkut Bağırması’ ile bildiriyorlar bunu.
Buranın komutanı Baki Tamer. Bizimkiler düşmanın ‘telsiz konuşmasını yakalamışlar’. Define, körfez yakınlarındaki, Değirmen Köprüsü’ne gelecekmiş. “Barbaros’un Torunları” harekete geçiyor.
‘Goldfinger’daki (1964) ‘Teasing the Korean’ (John Barry). Motor uzaktan görünür. İçinde en aşağı 5 kişi varmış. Bizimkiler yüzerek yaklaşıyorlar.
‘Thunderball’daki (1965) ‘Search For The Vulcan’ ve ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Dawn Raid On Fort Knox’ (John Barry). Cengiz bıçak atarak birini öldürür.
Asuman da İren’i kavga sırasında bıçaklıyor. Ojeli güzel ellerine kanlı bıçak pek yakışmamış ama olsun. “Ben cinayet işledim” diye ağlıyordu. Cengiz’e göre ise bu ‘bir savaş’. “Sen O’nu öldürmeseydin O seni öldürecekti.”
Define kurtulur ancak o kargaşa sırasında ‘alçaklar’ genç kızı kaçırıp ‘meçhul bir yere götürmüşler’. Osman Nuri “Onların içinde çok casuslarımız (‘casusumuz’ demeliydi) var. 1-2 saat içinde öğreniriz” diyor. Asuman, en aşağı bu hazine kadar kıymetliymiş.
Götürüldüğü yer ‘ne hastane ne de tımarhane’. Baki Tamer’e göre ‘bir nevi işkence diyarı’. İçinde ‘üç tane büyücü’ varmış; Osman Türkoğlu, Hüseyin Salıcı ve Memduh Alpar.
Hazinenin yerini öğrenmek istiyorlar. Önce hipnotizma ile uyutma ve iğne yöntemleri denenir.
Sonrasında en acı veren şey gelir; Başına bağladıkları elektrotlarla elektro manyetik işkence.
Cengiz, Osman Nuri ve Baki Tamer de boş durmuyor. ‘Korsan devrinde kalma muazzam kanalizasyon kanallarını’ kullanarak oraya ulaşırlar. Yine dövmedikleri muhafız kalmaz.
‘Hatari!’deki (1962) ‘Baby Elephant Walk’ (Henry Mancini). Cengiz ‘doktorculuk oynar’. Elektro manyetik işkencenin aynısını yaşatır Osman Türkoğlu’na. “Ne bir fazla ne bir eksik.”
Definenin ne olduğu belli değil. Herhalde mücahitlerimiz için kullanıldı.
Âşıklar Türkiye’ye dönerken arkadaşları orada kalmış; “Beni beklemeyin artık. Osman Nuri’yi soran olursa son nefesime kadar Kıbrıs’ta kalacağımı söyleyin.”

Miles Davis’in ‘Round About Midnight’ albümündeki (1955) ‘Round Midnight’ (1944) (Thelonious Monk).
Eve geldiğinde yarı çıplak İren’i karşısında bulur.
Cengiz; “Görüyorum pek yakıştırdın o havluyu kendine.”
İren; “Yakışmıyor mu?”
Cengiz; “Yakışıyor doğrusu.”
İren; “(Şamdan kolunu göstererek) O ne?”
Cengiz; “Bugün beni pestile çevirerek elde etmek istediğin şey… Kendimi yan tarafa savurmaydım şimdi cehenneme girmek için biletimi almış sıra bekliyordum.”
İren; “Budala sevgilim! Biz seni o canavarların elinden kurtarmak için imdadına yetiştik. Bize de ateş ettiler.”
Cengiz; “(Tuzlu, limonlu Tekila içerek) Güzel usul ama üzerimden geçtikten sonra kurtulacak neyim kalacağını pek anlayamadım.”
İren; “Budala şoförün kabahati! Heyecandan frene basacağına gaza bastı budala. Hiç sana kıyabilir miyim sevgilim.”
Cengiz; “Kıyamazsın ama çiğ çiğ yersin. Hadi yuttuk say.”
İren; “Ne çıktı o şamdan kolundan?”
Cengiz; “Al bak.”
İren; “Eski bir yazı. Okuyamıyorum ki.”
Cengiz; “Tercümesi de burda.”
İren; “Ne demek bu?”
Cengiz; “Bu, ‘hepimizin kıyasıya boğuşması daha bir müddet devam edecek’ demek.”
İren; “(Yere yatarak) Ben senle böyle boğuşmak isterim.”
Sonraki birkaç saatte Asuman’ın kulağını, yine, tatlı tatlı çınlatırlar.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Dekor Tasarım Fethi İnan (Dekor Tasarım)
Bilal Uysal (Dekor Tasarım)
Yapım Ekibi Melih Üstüngör (Yapım Amiri)
Mustafa Arda (Set Ekibi)
Musa Uyguner (Set Ekibi)
Hikmet Tülek (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Zeki Dinçsoy (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Tosun Bayri (Kamera Asistanı)
İsmail Varol (Kamera Asistanı)
İsmail Varol (1. Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Sedat Tuncel (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Işık Ekibi Cengiz Aral (Işık Şefi)
Ahmet Ateş (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Nazım Akbulut (Aksesuar)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Taner Oğuz (Senkron)
Arif Özalp (Senkron)
Müzik ekibi Tuncer Aydınoğlu (Müzik Ekibi)
Fecri Ebcioğlu (Beste)

Firmalar

Acar Film (Seslendirme)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Yapım)
Fanatik Video (DVD)

Son Yorumlar (8)

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 26 Temmuz 2015 23:11:48

10

Türk-Yunan mücadelesini konu alan bir Hülya KOÇYİĞİT filmi olup, Cüneyt ARKIN'da erkek başrol oyuncu olarak başrolü de paylaşmakta.

Yeşilcamavi avatar Yeşilcamavi 06 Ekim 2014 11:58:06

Hülya Koçyigiti kim seslendirmiş dublaj hiç yakışmamış

benimsinema avatar benimsinema 06 Temmuz 2014 18:35:56

7

en cok ajdayi begendim, öyle kötü ki, is arkadaslarini teker teker temizliyor fakat hülyanin ajdayi öldürmesinide sasirdim... hülyayla ajda icin degisik bir proje olmustur eminim... izelebilir

Göztepe avatar Göztepe 04 Kasım 2013 23:57:11

10

Akıcı sürükleyici bir Cüneyt Arkın filmi tarihi bir hazinenin peşinde koşan şebeke ve içten içe oynanan bir oyun. Özellikle filmde Ajda Pekkan'ı acımasız tehlikeli casus kadın rolünde çok başarılı buldum. Kısmen İstanbul'da kısmende Kıbrıs'ta çekilmi ş bir film dönemin iyi filmlerinden sayılır. !

performer avatar performer 05 Ekim 2013 21:05:20

7

çok hızlı finali olan bir film. cüneyt arkın 70'li yıllardaki kadar olmasada filmin çekildiği 1966 yılında yine aksiyon yapmış, yalnızca bu özelliği için bile eli öpülecek bir oyuncu ve cüneyt arkın'ın hatırı için bile izleyebilirsiniz.

delikadir39 avatar delikadir39 07 Eylül 2010 18:50:09

10

Güzel bir film.İzlemeyen varsa kaçırmasın derim.

Yandex.Metrica