Izdırap Şarkısı

8,39

( 3 kişi yorum yaptı )

Izdırap Şarkısı

Sinema Filmi

1969

‘Segâh Peşrev’ (Birinci Hane-Teslim) (Neyzen Yusuf Paşa).
Yağmurlu bir gece. Boğaz’da, Kandilli burnundaki fenere yakın 200 yıllık köşk. Selahattin İçsel, bir köşede ‘Davut ney’ üflüyor. Murat, ‘34 EV 355’ plakalı taksinin bagajında amcasının evine gelmiş. Sırılsıklam, ürkek.
Osman Kaptan; “Hayrola, kim bu?”
Fatma Hanım; “Seni görmek istiyor Osman Kaptan. Yeğeninmiş.”
Osman; “Yeğenim mi… Benim Murat adında bir yeğenim var ama şu anda anasının dizinin dibinde dersini okuyordur.”
Murat; “Annem iki yıl önce öldü. Bana bu resmi verdi ölürken. ‘Başın darda kalırsa amcanı bul’ demişti.”
Osman; “Demek annen de öldü ha evladım. Demek babandan sonra anneni de kaybettin… Peki, iki yıldan beri sen nerdesin be oğlum? Ne yaptın, kim baktı sana?”
Murat; “Öksüzler Yurdu’na verdiler beni. ‘Ben amca ma gideceğim’ dedim ama dinlemediler. Bırakmadılar beni. Dün gece kaçtım.”


Jenerikte Serap Mutlu’nun sesinden dinlediğimiz ‘İnleyen Nağmeler’ (1969) (Zeynettin Maraş) var.
‘Berceuse de Jocelyn’ (1888) (Benjamin Godard). “İçimdeki korkuyu yenip yetimhaneden kaçtığım günü bugünmüş gibi hatırlarım. Sığınabileceğim yegâne yer, hayatta kalan tek akrabam amcamın eviydi.”
Osman Kaptan. ‘Hayata kaybetmek için gelenlerden’. Gençliği ‘şu çırpınan dalgaların arasında kaybolup gitmiş’. İki küçük kızı var; Nedret ve Pervin. Şimdi aralarına yeğeni Murat da karışmış. Ev işlerini gören Fatma Hanım ve kaptanlık günlerinin tayfası ‘Amiral’ ile çok mutlu görünüyorlar. Ama yaşlı denizci ‘gemisi denizin orta yerinde battığından beri işsiz’. Vakti zamanında ‘Deniz Kurdu’ diye el üstünde tutulurken şimdi bir sandalı bile ona çok görüyorlarmış. Çok sevdiği karısı da önlünce ‘artık hep sarhoş’.
Denizci olmak isteyen Murat’a “Bu canına yandığımın denizinden ben ne fayda gördüm ki sen göreceksin” demişti. O günlerde Postacı’nın getirdiği bir mektup yaşamı daha da zorlaştırır. Kötü haber ‘ellerinde kalan tek baba yadigârı’ evleriyle ilgili. 60 bin liralık borç nedeniyle ipotekli olan Köşk satılacakmış.
Aslında ‘zengin armatör’ Sadun Bey’in planı bambaşka; Bu borcu bahane ederek Osman’ı hurda bir şileple Libya seferine zorlamak. Keşke insanlar da ülkeler de borçlu olmasa.
‘The Good the Bad and the Ugly’deki (1966) ‘The Desert/Il Deserto’ (2.05’ten itibaren) (Enrico Morricone). “40 yıl düşünsem sizin bu iş için gemi batırmış eski bir kaptan bulacağınızı aklımdan geçirmezdim” diyen muhasebecisine “Ee, bundan sonrası senin işin. Sigortacıları halletmek sana düşüyor” yanıtını vermişti. Ateşçi Arap Celal’e geminin kazanını patlattırır. Bu şekilde hem döküntü bir vapurdan kurtuluyor hem de yüklü miktardaki sigorta parasını cebe indiriyor.
Ne yazık ki Nedret de babası ile gitmişti. Bu korkunç kazada olan O’na olur. Yıllarca sakat kalacak olan ayaklarının hüznü piyanosuna ve sesine yansır. Osman Kaptan “Benim gibisine bir şey olmuyor da yavruma oluyor. Allahım, ben dururken reva mıydı bu” diye hayıflanmaktaydı.
‘The Bible: In the Beginning…’deki (1966) ‘Overture/Theme from the Bible’ (Toshirô Mayuzumi). O günlerde Murat parasız yatılı okula gönderilir. ‘İmtihanı kazanmış. Osman Reis gibi kaptan olacakmış’.
‘Aşk Bu Değil’ (Avni Anıl / Rüştü Şardağ). Uzun seneler sonra, Nedret’in bu Nihavent şarkıyı söylediği gece okulunu bitirip diploması ile geri gelir. [Mine Mutlu bu sahnedeki fırfırlı gömleği ‘Öldüren Aşk’ta (1969) ‘Sarmaşık Gülleri’ni (Teoman Alpay) söylerken giyiyordu]. Pervin ve arkadaşları, eve dönüşünü ‘The Ventures’ın melodisi ‘Peach Fuzz’ (1964) (Nokie Edwards / Don Wilson / Bob Bogle / Leon Taylor) ile dans ederek kutluyorlar. Genç kız da O’na tutkun ama delikanlının gönlü ‘piyanosundan ve tekerlekli iskemlesinden başka hiçbir şeyi olmayan’ Nedret’te. Yüzü de sesi gibi öyle güzel ki. Murat “Dünyanın en güzel kızını göstereceğim sana” diyerek aynanın önüne götürür O’nu. [Mine Mutlu’nun elbisesini ‘Kaldırım Çiçeği’ (1969) ve ‘Hayat Kavgası’ndan (1969) anımsıyoruz]. Delikanlının tek amacı O’nun yürüyebilmesi. Tekerlekli iskemleden ve dört duvar arasından kurtulması. ‘Rüzgârı, ancak bir pencerenin arkasında hissedebilen zavallı bir mahkûm olmaması’.
“Zayıfım ben. Kendini yaşadığına inandırmaya çalışan bir ölüyüm” diye yakınan genç kızı kırlarda dolaştırarak ‘ümitsizliğin pençesinden kurtarmaya çalışıyor’. [Mine Mutlu’nun bu sahnedeki eldiven ve paltosunu ‘Öldüren Aşk’tan (1969) anımsıyoruz].
Sarışın güzel Pervin, Nezihe Güler’in Ayten Moda Evi’nde (‘Modaevi’ mi denmeliydi) manken. ‘Lekeli Melek’teki (1969) Leyla’yı anımsattı. ‘Paraya karşı ihtirası var’. Arkadaşı Aynur Aydan gibi sabredip para biriktirmek istemiyor. İğneyle kuyu kazmaya, yoksul ve miskin bir hayat çekmeye niyeti yokmuş. ‘Para insana yaşadığını öğretirmiş’. Geceleri hep dışarıda. Kardeşi “Şu senin gece işin olmasa. Herkesin akşam evinde toplandığı saatte sen işe gidiyorsun” diyor. [Mine Mutlu, üzerideki gömleği ‘Öldüren Aşk’ta (1969) nezarethaneden çıkarken giyiyordu].
‘Petite Fleur’ (1952) (Sidney Bechet.) Bir gece, sevgilisi Oktar Durukan’la Sadun Bey’in (Suat Sadıkoğlu’na ait) villasındaki eğlenceye katılır Pervin. Armatör’ün ağına düşmesi (ve hamile kalması) uzun sürmeyecektir. Oktar, birer kadeh şampanya getirdiğinde Onlar sarmaş dolaş dansa başlamışlardı bile. Delikanlı da ne yapsın, içkileri ‘bir bardak soğuk su niyetine’ içiyor.
‘A Taste of Honey’ (1960) (Bob Scott / Ric Marley). Bir defilede tekrar karşılaşır Sadun’la.
Booker T & The MG’s topluluğunun “Doin’ Our Thing” albümündeki (1968) aynı adlı şarkı (Steve Cropper / Donald ‘Duck’ Dunn). Yine armatörün evinde ama bu kez yalnızlar.
Pervin; “Çocukluğumdan beri içinde yaşadığım yoksul hayattan nefret ediyorum. Renkli, değişik bir yaşantım olsun istiyorum.”
Sadun; “İstediğiniz hayatı temin için icap ederse bütün servetimi ayaklarınızın altına sererdim.”
Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ albümündeki (1960) ‘Mare Incantato/The Enchanted Sea’ (1960) (Frank Metis / Randy Starr). Şöminenin önündeki divana ‘serdiği’ genç kıza sahip olur. Amacına ulaştıktan sonra ise hep “Evde yok” dedirtiyor kendisi için.
‘Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var’ (1969) (Yusuf Nalkesen). ‘İyi yürekli’ Sadun Bey, ‘İsviçre’de ihtisas yapmış bir ortopedi mütehassısı’ getirir Osman Kaptan’ın köşküne. Nedret’i muayene ettirecekmiş.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Hidden Jewelry’ (André Previn). Pervin’le göz göze gelmesi bu melodi ile. İkisi de bozuntuya vermezler.
Doktor Kenan’in muayenesi “Bana ayaklarınızdaki his derecesi hakkında biraz malumat verebilir misiniz” sözleriyle. [Mine Mutlu’nun üzerindeki bluzu ‘Tek Kurşun’dan (1968) anımsıyoruz]. Ameliyat 60 bin lira tutacakmış.
‘Eagle Eye’daki (2008) Jerry Shaw “Sevgilin için para harcamayı öğrenmen gerekir” diyordu arkadaşı Gino’ya. Olsa hemen verecek Murat ama yok. Sonunda patronu Sadun Bey’den ister. O da fazla nazlanmadan verir bu parayı. Ama ‘küçük’ bir şartla; “Sana benim 1113’ü vereyim. 3 kere Avrupa yaparsın. Priminle ödersin 60 bini.” Nedenini sonra anlıyoruz; ‘Batırılıp, sigorta parası alınacak bir ıskarta gemisi daha varmış’. Kazanı arızalı ve hurda saç yığınından farksız bir şilep. Böyle bir sefere çıkmanın tehlikelerinden söz eden delikanlıya yanıtı hazır; “Aşk bu! Her şeye kadirdir Murat. Sen de aşkın uğruna hayatını tehlikeye atacaksın tabii.” Bir taşla iki kuş vurmak amacında. Hem gemiden hem de Murat’tan kurtulacak. Çünkü Nedret’i görüp çok beğenmiş. Pervin’i ise çoktan kapının önüne koymuştu bile.
‘Dead Ringer’daki (1964) “Maggie’s Murder” (André Previn). Kahramanımız ‘her an havaya uçabilecek bir gemiyle yola çıkacağı için’ düşünceliydi.
Başarlı bir ameliyattan 10 gün sonra sargılar açıldığında Nedret yürümeye başlamış. “Yürüyorum Murat! Bana hayatımı geri verdin. Bir iskemle tekerleği altında ezilen hayatımı kazandırdın bana.” [Mine Mutlu bu elbiseyi ‘Öldüren Aşk’ta (1969) ‘Sefalar Getirdiniz’ şarkısını söylerken giyiyordu].
Bir gece Murat’ın odasına küçücük geceliğiyle beklenmedik bir misafir gelir. Pervin ‘yola çıkmadan önce bir hediye vermek istemiş’. “Başıma gelen her şey senin sevgin yüzünden geldi. Senden uzaklaşmak için kendimi nasıl avutacağımı bilemedim. Hadi al beni kollarına” diyor. Durumu gören Nedret çok üzgündü. Bağırıp çağırır ve kovar delikanlıyı. [Mine Mutlu buradaki geceliği ‘Öldüren Aşk’ (1969), ‘Sevdiğim Adam’ (1969) ve ‘Hayat Kavgası’ (1969) filmlerinde giyiyordu].
Sefere giderken can yoldaşı ‘Amiral’i de yanına alır Murat. Tahmin edildiği gibi ‘şilep bir infilak sonucu sulara gömülür’. 24 mürettebattan sadece ikisi kurtulabilmiş. Ege kıyısındaki bir kasabada Gülgün Erdem ve yardımcısı ‘Onbaşı’ Hakkı’nın bakımıyla iyileşiyorlar.
‘Gözlerimden Yüzün Kulaklarımdan Sesin’ (Muzaffer İlkar). Nedret, sevgilisinin yaşadığından habersiz, bu Hicaz şarkı ile avutuyor kendini. [Mine Mutlu üzerindeki kazağı ‘Kaldırım Çiçeği’ (1969) ve ‘Hayat Kavgası’nda (1969) giymiş]. “O öldü artık… Bir rüyaydı ve hiç yaşanmadan kaybolup gitti.”
Sadun Bey, ipotekli evle Osman Kaptan’ı tekrar köşeye sıkıştırır. Bu kez istediği ‘bir hurda gemiyle sefere gitmesi değil Nedret ile evlenmek’. Belki biraz yaşlıymış ama iyi bir aile reisi olurmuş. Pervin’e de iyi bir ‘enişte’(!) olurdu herhalde. İpotek nedeniyle ailenin başka çaresi yok. Ecdattan kalan köşk ellerinden gidecek, sefil olacaklar.
Sonraki sahnede Nedret “Bize geldiğiniz gün babamla yapmış olduğunuz konuşmayı dinledim. Teklifinizi kabul ediyorum” diyor Sadun’a. Oysa durumu babasının, Fatma Hanım’a söylediklerinden öğrenmişti. [Buradaki paltoyu ‘Kaderimsin’ (1969) ve ‘Öldüren Aşk’ta (1969) giymişti Mine Mutlu]. Armatör de amacına ulaşacak olmanın heyecanı içinde ‘sıcak, mutlu bir yuvadan’ söz ediyor. İlk gördüğü gün, billur sesini ilk duyduğu an âşık olmuş. Duy da inanma. Pervin’e yaptığı ‘komplimanlar’ geliyor aklımıza.
İyileşen kahramanımızın ‘küçük Ege kasabasından ve Gülgün’den ayrılması iç parçalayıcı.
Genç kız da çok sevmiş delikanlıyı. “Dünyamı karartıyorsun Murat. Seninle ışıyan dünyamı” diyor. Hakkı da ‘Amiral’e ufak bir hediye almış hatıra olarak; Bir denizci şapkası.
Bu arada Pervin üç aylık hamile. Aldırmak istiyordu ama Doktor karşı çıkar; “Çocuk, aziz bir varlıktır Hanımefendi. Bu düşüncelerinizden kurtulmaya çalışın ve O’nu dünyaya getirin.” Çaresiz kalınca bir otelin 8 numaralı odasında canına kıyar.
‘Zorba’daki (1964) ‘Life Goes On’ (Mikis Theodorakis). Geride bıraktığı mektup; “Sevgili babacığım, sizi çok üzdüm bugüne kadar biliyorum. Ama her şey öyle bir süratle gelişti ki sonunda sizlerin arasında hatta hayatta bulunmamın bir önemi kalmadı.” Osman Kaptan ancak son anlarında yetişebiliyor.
“Groovin’ (On a Sunday Afternoon)” (1967) (Felix Cavaliere / Eddie Brigati). Murat tam düğün gecesi geri döner. Başka filmlerden farklı olarak nikâh kıyıldıktan sonra yetişmiş nedense. (Acaba Sadun’un üzerine ipotekli evin Nedret’e kalması için mi?)
Konuklara sesleniyor; “Önce amcam Osman Kaptan’ın şilebi arkasından da benim idare ettiğim şilep havaya uçtu. Ne tuhaf tesadüf değil mi, iki şilep de sefere çıkamayacak kadar hurdaydı. Ve hurda olmalarına rağmen dünyanın parasına sigortalıydı. Birinci şilepte bir genç kızı kötürüm bıraktı bu adam ve üç tayfanın ölümüne sebep oldu. İkincisini de radyolarınızdan yeni duydunuz.”
‘Yeni’ diyor. Oysa aylar önceydi. Kazanın etkilerini hâlâ üzerinden atamadı galiba.
Sonrasında kavga ve Osman’ın Sadun’u bir kurşunla öldürmesi var; “İntikamın alındı Pervin. Şimdi rahat uyu kızım.”
Murat da kollarındaki Nedret’e “Artık korkma sevgilim. Bu Izdırap Şarkısı değil” diyor.


Werner Müller Orkestrası’nın ‘International Film Festival’ uzunçalarındaki (1964) ‘Sundays and Cybele’ (1962) (Maurice Jarre).
Konuşmak için zorla arabasına binmiş.
Sadun; “Konuşacak bir şeyimiz olduğunu sanmıyorum.”
Pervin; “Kardeşimle evlenmeye karar verdikten sonra konuşacak bir şeyimiz kalmadı, doğru. Ama bu evlenme biraz zor olacak Sadun.”
Sadun; “Mani olacağını mı sanıyorsun? Senin sözlerine kimse inanmaz. Zaten sen de sokak kadını olduğunu herkese açıklamazsın, öyle değil mi?”
Pervin; “Senden iğreniyorum. Sen öyle bir adamsın ki tarif etmek bile imkânsız.”
Sadun; “Benim nasıl bir adam olduğumu aşağıda düşünürsünüz Pervin Hanım. Konuşacaklarınız bitti herhalde.”
Genç kadını kovar gibi indirdikten sonra arabasını sürüp gidiyor. Birkaç ay önce söylediklerini unutmuş çoktan. “Gençsiniz, güzelsiniz.” Tanışmalarını sağladığı için ‘üzerine dökülen içkiye bile minnettardı’. Hatta şöminenin önündeki divana götürebilmek için ‘bütün servetini ayaklarının altına sermelere’ kalkmıştı.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Mehmet Dinler
Senaryo
Yapımcı Işık Toraman
Müzik Avni Anıl
Görüntü Yönetmeni Rafet Şiriner
Süre 86 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Ameliyat, Deniz Kazası, Modaevi, Piyano, Tekerlekli İskemle Daha Fazlası

Oynayanlar

Murat Soydan Murat Soydan Murat Sayman
Mine Mutlu Mine Mutlu Nedret
Erol Taş Erol Taş Osman
Feri Cansel Feri Cansel Pervin
Muzaffer Tema Muzaffer Tema Sadun
Gülgün Erdem Gülgün Erdem Gülgün
Sami Hazinses Sami Hazinses Amiral
Sabahat Işık Sabahat Işık Fatma
Süheyl Eğriboz Süheyl Eğriboz Sadun'un Adamı
Hülya Şengül Hülya Şengül Nedret'in Çocukluğu
Oktar Durukan Oktar Durukan Pervin'in Sevgilisi
Ahmet Şenses Ahmet Şenses
Volkan Yıldırım (2) Volkan Yıldırım (2) Murat'ın Çocukluğu
Nezihe Güler Nezihe Güler
Oktay Yavuz Oktay Yavuz Sadun'un Adamı
Arap Celal Arap Celal Sadun'un Adamı
Orhan Çoban Orhan Çoban Sadun'un Adamı
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Mine Mutlu Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Murat Soydan Seslendirmesi
Sami Ayanoğlu Sami Ayanoğlu Erol Taş Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Sami Hazinses Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Muzaffer Tema Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Gülgün Erdem Seslendirmesi
Hakkı Haktan Hakkı Haktan Hakkı Reis
Selahattin İçsel Selahattin İçsel
Handan Kadıoğlu Handan Kadıoğlu Feri Cansel Seslendirmesi
Doğan Bavli Doğan Bavli Oktar Durukan Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Nevzat Dişiaçık (Kurgu)
Yapım Ekibi Mustafa Oğuz (2) (Yapım Sorumlusu)
Nuri Tunçel (Yapım Sorumlusu)
Adnan Açıkalın (Set Ekibi)
Burhan Sarıalioğlu (Set Ekibi)
Baki Büyükpınar (Set Ekibi)
Hüseyin Demirayat (Set Ekibi)
Nejat Buvan (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Taner Oğuz (Teknik Yönetmen)
Erdoğan Avcı (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Ferhat Bakır (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Osman Bilen (Negatif Kurgu)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Altan Sertesen (Laboratuar)
Işık Ekibi Mazhar Eröz (Işık Şefi)
Ses Ekibi Bican Avşar (Ses Kayıt)
Ümit Efekan (Ses Kayıt)
Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
İsmail Karadaş (Ses Fx)
Bican Avşar (Ses Fx)
Arif Özalp (Senkron)
Müzik ekibi Avni Anıl (Müzik Yönetmeni)
Serap Mutlu Akbulut (Şarkılar)

Firmalar

Metin Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (3)

benimsinema avatar benimsinema 06 Ekim 2014 20:48:26

7

Erol tas gayet iyi ve magdur bir iki kiz babasidir... mine kucukken ayaklari sakat kalir ve feri ablasi olarak fakir olduklarina ragmen simarikir.. onlarla büyüyen amcaogullari murat vardir.. mineyle ask yasarlar ferininde gözü ondadir... ama malesef duygularina yenik düsmüs düsmanlari muzafferden hamile kalmistir.. guzel klasik bir türk filmi

performer avatar performer 12 Mayıs 2009 21:04:05

murat çelenligil bey bana kızmasın fakat konu olarak çok kötü bir film. çekim olarak iyi.

nedim yıldız avatar nedim yıldız 13 Kasım 2007 15:30:11

6

yanlarında büyüyen bir denizciye aşık olan biri sakat iki kız kardeşin aşk öyküsü..filmin kötü karakterleri feri cansel ve muzaffer temaya ait..kartal tibet-alev uğur-önder somerli renkli çevrimide var...izlenebilir...

Yandex.Metrica