Pranga Mahkumu

8,15

( 2 kişi yorum yaptı )

Pranga Mahkumu

Sinema Filmi

1967

‘Kürdîli Hicazkâr Saz Semaisi’ (Kemani Tatyos Efendi ).
Göksu’da iki âşık. “Sana verebilecek fazla bir şeyim yok. Mütevazı maaşlı bir askerim ben” diyen delikanlı ile “Fazlasını isteyen kim? Ben her şeye razıyım” diyen genç kız.
Cemile; “Seninle beraber olduğum zaman dünyanın en mesut insanıyım Talat.”
Yüzbaşı Talat; “Aynı şeyleri ben de hissediyorum. Bana kalırsa bu kaçamak buluşmalara artık bir son vermeliyiz.”
Cemile; “Son vermek mi? Bu bir ayrılık haberi mi?”
Talat; “Hayır, asla! Bilakis, senle hayatımı birleştirmek, aşkımıza meşru bir istikamet vermek istiyorum.”
Cemile; “Yani bu bir izdivaç teklifi midir?”
Talat; “Eğer bu saadet ve şerefi bana çok görmezsen senle evlenmek istiyorum Cemile.”


Temmuz 1905. Abdülhamit’e karşı girişilen ‘şeni tecavüz ve suikasttan sonra zecri tedbirler almak mecburiyeti hâsıl olmuş’. Zaptiye Nazırı Mansur Paşa, Yıldız Sarayı’ndaki odasında [burası ‘Silahlı Paşazade’ (1967) filminde Murat Paşa’nındı] yaverleri Yzb. Talat ve Yzb. Necip’e şunları söylüyor; “İçinde bulunduğumuz günler nezaketini ve vahametini muhafaza etmektedir. Devletli Efendimiz Şevketmeab Hazretleri emir ve ferman buyurdular. Devletin emniyeti ile alakalı her türlü ihbarı derhal dersaadete intikal ettireceğiz.”
Jurnalciliğin ve haksız tutuklamaların yaygın olduğu o günlerde Talat, Cemile’ye evlenme teklifinde bulunur. Sevdiği de zaten ‘kaç zamandır bunu bekliyormuş’; “Evet sevgili yüzbaşım, bin defa evet.”
Ancak ortada bir engel var. Teyze oğlu Necip, genç kızı ‘kimsesiz kalıp konağa geldiği ilk günden beri ve her gün artan bir aşkla seviyormuş’. Üstelik ‘Abi’ diye hitap etmesinden de rahatsızmış. “Şu ‘Abi’ lafını kaldıralım ortadan” diyor.
‘Muhayyerkürdî Makamında Enstrümantal İcra’ ile başlayan sahnede Talat ve Cemile’nin söz kesiştiklerini öğrenince “Bu izdivaç olmayacak” diye kükrüyor. Ailenin en büyük erkeği olması nedeniyle konakta O’nun sözü geçermiş.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Continuation of the Miracle’ (Maurice Jarre). İş hakarete ve kılıçla düelloya kadar varıyor. Mansur Paşa’nın odasından çıkışı ile ‘bu mübareze’ kansız bir şekilde sonlanır. Şimdilik.
“Karaoğlan, Karaoğlan//Bende de elma yanak var//Ondan mıstem (mı istersin) Karaoğlan.” (Aziz Şenses). Direklerarası. İki sanatçının söylediği Segâh türkü, Necip dışında herkesi neşelendirmiş. Düşünceli hali arkadaşı, Jurnalci İzzet’in gözünden kaçmaz. Durumu anlayınca “Sen hiç üzülme aslanım! İzzet kulun ne güne duruyor. Memalik-i Osmaniye’de benim üstüme bir hafiye daha var mı? Alimallah, jurnallediğim adamı Şevketmeab Efendimiz bile kurtaramaz” diyor. Talat’ın ocağına incir dikeceklermiş, bu dünyayı zindan edeceklermiş.
Kahramanımız, Göksu’da tutuklanır ve ‘mevkufen’ götürülür. Junalcımız, işi garantiye almak için ‘masasındaki çekmeye Paris’teki Jön Türklerle muhaberat kâğıtlarını, Gizli İhtilal Teşkilatı’nın beyannamesini, Erzurum Kuvve-i Seferiye Kumandanı Hüseyin Avni Paşa’nın mahrem şifrenamesini’ koymuş. Bunlara ek olarak Tevfik Fikret ve Namık Kemal’in eserlerini okuduğu anlaşılınca Talat’ın suçu ve gideceği yer belli olur. İhanet-i vataniye ile Yedikule Zindanı. ‘Silahlı Paşazade’de (1967) Yunus Ağa ile Şahin’i çile doldururken göreceğimiz hücreye atılır. Bu sırada İzzet, delikanlıyı tekmeliyor. Hırsını alamamış olmalı ki bir de tükürür.
Necip, Cemile’ye evlenmeleri karşılığında ‘bütün nüfuz ve salahiyetini kullanarak’ Talat’ı kurtaracağını söylüyor.
‘El Cid’deki (1961) ‘Death of El Cid’ (Miclós Rózsa) ve ‘The Spy Who Came in from the Cold’ (1965) (Sol Kaplan). Kahramanımızın zincirlenerek konağa götürülmesi ve tekrar zindana getirilmesi bu melodilerle. Meğer Necip alay etmek istemiş.
‘Nikriz Oyun Havası’ (Tamburi Cemil Bey). Cemile’nin düğünü. Havuz başında eğlence var. Damat da ‘beklediği an nihayet geldiği için’ coşmuş. İçki içip havaya ateş ediyor.
‘Manfred Senfonisi, Si minör Op. 58: IV. Allegro con fuoco’. (4.40’dan itibaren) (1885) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Oysa gerdek odasında durum bambaşka. Genç kız “Ben Talat’ı seviyorum” yazılı bir not bırakarak canına kıymış.
Yıllar kahramanımızın hücre duvarlarına suçsuzluğunu haykırması ile geçer. Monte Kristo Kontu Edmond Dantés’ın dediği gibi ‘zindandaki bir adam için ümit her şeydir’. Çok çaresiz olduğu günün birinde değişik bir ses duyar. Sanki biri duvarı kazıyor. Taşlara vurarak yapılan birkaç tedirgin haberleşmenin ardından taşları çılgın gibi kazarak birbirlerine ulaşırlar. Karşılaştıklarında Koca Osman, filmdeki en hoş sözleri söylüyor; “Buraya girdiğim günden beri bir delik açıp kaçmayı düşünüyordum. Sonunda bir başka hücreye çıktım.”
Yaşlı adam ‘bir haksızlık yüzünden silaha sarılmış, ondan sonra da silahı elinden bırakmamış’. Sonunda yaman bir eşkıya olup çıkmış. Şimdiki perişan hali için ise “İnsan, insanlıktan çıkıyor bu dört duvar arasında” diyor. Bir yolunu bulup kaçmaya karar verirler.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) “Sun’s Anvil” (Maurice Jarre). Gardiyanın kafasına taş vurmaları bu melodiyle. Bu sırada Osman ağır yaralanır.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Overture’ (Maurice Jarre) (0.20-0.40 arası). Edmond Dantés’a intikamı için Faria’nın definesi yardımcı olmuştu. Koca Osman’ın ölmeden önceki iyiliği bambaşka; “Eğer buradan kaçıp kurtulursan Kadırga’daki Kerimoğlu’nun kahvesine git [burası ‘Silahlı Paşazade’de (1967) Yunus Ağa’nın Çeşme Meydanı’ndaki kahvesiydi]. Al bu yüzüğü göster. Adamlarım seni tanırlar. Hepsi de mert, yiğit ve yürekli insanlardır. Topla Onları, başlarına geç.”
O dönem ölüler çuvala konup denize atılırmış. Talat da İf Şatosu hapishanesinden kaçışa benzer bir şekilde kurtulur.
“Sun da içsin, yâr elinden âşıkın peymâneyi//Bir kadeh ver, mest ü hîtab et dil-i viraneyi//Sine-i gül-rengini aç da utandır laleyi//Bir kadeh ver, mest ü hîtab et dil-i viraneyi.” (Bîmen Şen / Ahmet Refik Altınay). Kerimoğlu kahvesine geldiğinde borulu gramofonda bu Segâh şarkı çalıyordu. Yüzüğü gösterince kabul görür. Kara Bela Çetesi’nin başına geçer. Koca Osman’ın vasiyeti üzerine ‘hak, adalet ve hürriyet için mücadele edeceklermiş’.
Bu seneler içinde Necip’te bir değişiklik var. Mansur Paşa’nın kızı Cavidan ile nişanlandığını öğreniyoruz. Nezaketten kırılıp dökülüyor. ‘Nikâh ve düğünün bir an önce yapılması hususunda ısrarcı’. Bu izdivacın kendisine verdiği şerefle şimdiden mesrur ve namütenahi mesutmuş. Ayrıca ‘Cavidan Hanımefendinin, hissiyatını anlayarak isticalini mazur göreceklerini ümit ediyormuş’. Düğün için bir ay sonrasına karar verilince müstakbel karısına “Bu ayın geçmesini sabırsızlıkla bekleyeceğim” diye fısıldıyor.
Kara Bela Çetesi ‘faaliyete’ başlamış. Her yerde varsıldan alıp yoksula veriyorlar. Direklerarası’nı bastıklarında “Ey ahali, bizim fakir fukara ile işimiz yok. Bizim alışverişimiz şu locadaki zevatla. Beyler, beyzadeler, paşazadeler, haramzadeler hadi bakalım, boşaltın ceplerinizi” diyor Talat. [Tam bir benzerlik olmasa da John Lennon bir Beatles konserinde (1963) “People in the cheaper seats clap your hands, (kraliyet ailesinin bulunduğu locaya dönerek) you’ll just rattle your jewelry” demişti]. ‘Hak, adalet ve hürriyet’ ile değil daha çok soygunla meşgul bizimkiler. Haşmetmeab Hazretleri rahatsız olup bir an önce yakalanmalarını ve cezalandırılmalarını istemiş. Talat, yüzü maskeli olarak altı kez (filmde bunların üçünü görüyoruz) Necip’in karşısına çıkar. Her seferinde “Bu kılıç ancak şerefli bir askere yakışır. Sen bu şerefe hiçbir zaman nail olamadın” ve “Sana kılıç değil ancak yaşmak ve ferace yakışır” gibi hakaretlerle kılıcını almış. Sonunda alay ediyor; “Sayende zengin bir silah koleksiyonuna sahip olacağım.”
“Çiçekler derleyeyim//Bir demet eyleyeyim//Ben sazı neyleyeyim//Sen gülüm olmayınca.” (Muzaffer İlker / Kemal Şakir Yakar). Necip, nişanlısı ile Direklerarası’na eğlenmeye gelmiş. Düşmanı da çetesi ile oradaydı. Her zaman olduğu gibi “Sen bir silahına sahip olamazken böyle güzel bir kadını nasıl koruyacaksın” diye alay ediyor. Bu sırada Cavidan ile göz göze gelmişler. Etkilendikleri belli. Sonrasında genç kızla maskesiz olarak konuşabilmek için ufak bir oyun oynar. Çetenin kaçırmaya çalıştığı(!) Cavidan’ı kurtarır.
“Gidelim Göksu’ya bir âlem-i âb eyleyelim” (Lavtacı Hristo / Yahya Kemal Beyatlı). Göksu’daki buluşmalarında birbirlerine aşklarını dillendirmişlerdi. Ancak genç kız sonunda ‘babasının sözünden çıkamayacağını, O’nun seçtiği adamla evlenmeye mecbur olduğunu’ söylüyor.
‘Ut ile Eviç Makamına Giriş’. Bir müddet düşünen Talat’ın kahvedeki tepkisi; “Bu düğün olmayacak.”
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Continuation of the Miracle’ (Maurice Jarre) ve ‘Tannháuser: Overture’ (1845) (Richard Wagner). Cavidan’ın kaçırılışı bu melodilerle. Talat’ın evinde birbirlerinin olurlar. Fakat bu sırada ‘bütün Zaptiye Teşkilatı seferber olmuş ev ev, dükkân dükkân’ genç kızı arıyor. Dayağın, işkencenin haddi hesabı yok. Çetenin çözülmeye başladığını gören Kerimoğlu, Cavidan’ı (‘34 DN .12’ plakalı faytonla) babasının köşküne geri götürür.
Talat bir çılgınlık yapıp oraya gidince yakalanıyor. Yakında asılacakmış.
‘Hüzzam Peşrevi’ (Tamburi Büyük Osman Bey). Konaktan biri (ya Dadı ya da Cavidan) Kerimoğlu’na Talat’ın zindana atıldığını bildiren bir name göndermiş.
‘Lohengrin Operası: 3. Perde Prelüdü’ (1850) ( Richard Wagner). Çete elemanları önce “Kendi düşen ağlamaz; Arayan belasını da bulur Mevlasını da; Su testisi suyolunda kırılır” diyerek yan çizseler de sonunda reislerini kurtarmaya karar verirler.
‘Uşşak Makamında Keman Taksimi’. İzzet büyük bir zevkle Talat’a idam fermanını gösterip “Necip’in bu akşam Cavidan’la düğünü var” diyor. Büyük olasılıkla evlilik haberi idamdan daha çok acı vermiştir.
‘Die Walküre, 3. Perde; 1. Ride of Valkyries’ (1870) (Richard Wagner). Çetenin gelişi ile durum tamamen değişir. İzzet’e bir itirafname yazdırılır. Talat, filmin başında yarım kalan düelloyu tamamlıyor. İzzet’i tabanca ve Necip’i kılıçla öldürür. Keşke böyle yapmayıp, Koca Osman’la çürüdüğü hücrelere kapattırsaydı Onları.
Kahramanımıza ‘rütbe ve mevkii iade edilir’. Vazifesinin başına dönebilirmiş. Kara Bela Çetesi de ‘affı şahaneye mazhar olur’.
“Setiremin aman düğmeleri bir (Alaaddin Şensoy ‘çift’ diyor) sıra//Çektim atımı ben gidiyorum Mısır’a//Bakma yârim aman dün geceki kusura.” Talat ve Cavidan’ın düğünü bu Mâhûr türkü ile.
Ölümünden sonra Cavidan’ı benimsemekte zorlandığımız güzel Cemile için yakılan türkü; “Ömrünün baharında//Tam gelinlik çağında//Beyaz bir zambak gibi//Soldu bitti Cemile//**//Cemile, Cemile//Acın beni yakıyor//Cemile, Cemile//Aşkın beni yakıyor//**//Kadere boyun eğdik//Çekilmez çile çektik//Aşk yoluna can verdik//Yine dolmadı çilem.”

‘Keman ile Saba Makamında Rebap Taksim’.
Cemile’nin düğün töreni sürerken Talat zindandaki hücresinde; “Allahım! Yalnız sana inanıyor, sana iman ediyordum. Mükâfatın bu mu? Mağdur ve mazlum olan ben burada çürüyüp kahrolurken gaddar ve zalimler zevku sefa içinde saltanat sürüyorlar. Bu mudur Allahım senin adaletin?”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Müzik Metin Bükey , Rauf Tözüm
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Süre 101 dk
Tür Dram, Duygusal, Tarihi
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Düello, Subay, Zindan Daha Fazlası

Oynayanlar

Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Yüzbaşı Talat
Semiramis Pekkan Semiramis Pekkan Cavidan
Mine Mutlu Mine Mutlu Cemile
Önder Somer Önder Somer Yüzbaşı Necip
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Kerimoğlu
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Mülazım İzzet
Necabettin Yal Necabettin Yal Koca Osman
Hulusi Kentmen Hulusi Kentmen Mansur Paşa
Mahmure Handan Mahmure Handan Fatma Teyze
Dursune Şirin Dursune Şirin Dadı
Necip Tekçe Necip Tekçe Çete Elemanı
Behçet Nacar Behçet Nacar Çete Elemanı
Faruk Panter Faruk Panter Çete Elemanı
İsmet Erten İsmet Erten Çete Elemanı
Enver Dönmez Enver Dönmez Çete Elemanı
Adnan Mersinli Adnan Mersinli Çete Elemanı
Özdemir Akın Özdemir Akın Tahir
Ahmet Sert Ahmet Sert Gardiyan
Ahmet Turgutlu Ahmet Turgutlu Çavuş
Arap Celal Arap Celal Cellat
Lütfü Engin Lütfü Engin Cellat
Oktay Yavuz Oktay Yavuz Müşteri
Kubilay Hakan Kubilay Hakan
Hayri Esen Hayri Esen C.Arkın Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm S.Pekkan Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral M.Mutlu ve M.Handan Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün F.Çölgeçen Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak N.Yal Seslendirmesi
Vala Önengüt Vala Önengüt H.Kentmen Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz B.Nacar Seslendirmesi
Cüneyt Türel Cüneyt Türel A.Seyhan Seslendirmesi

Ekip

Yapımcı Memduh Karakaş (Yapım Koordinatörü)
Sanat Yönetmeni Sohban Koloğlu (Sanat Yönetmeni)
Dekor Tasarım Sohban Koloğlu (Dekor Tasarım)
Yapım Ekibi Memduh Karakaş (Yapım Amiri)
Yusuf Özel (Yapım Asistanı)
Yılmaz Çiçek (Yapım Asistanı)
Selahattin Bozkurt (Yapım Asistanı)
Fevzi Barlas (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Mehmet Bozkuş (Teknik Yönetmen)
Erdal Aksü (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Metin Öven (Set Fotoğrafları)
Post-Prodüksiyon Erdoğan Kızıldağ (Negatif Kurgu)
Refik Onubil (Jenerik Tasarım)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Mehmet Çakar (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Niyazi Er (Kostüm Uygulama)
Makyaj Ekibi Zeki Alpan (Makyaj)
Müzik ekibi Sevim Şengül (Şarkılar)
Alaaddin Şensoy (Şarkılar)

Firmalar

Süperfon Stüdyosu (Sesleri Alan)
Ender Işık Servisi (Işık)
Saner Film (Film Hazırlık Stüdyosu)
Erler Film (Yapım)

Son Yorumlar (2)

TubaArtan avatar TubaArtan 23 Şubat 2017 11:39:34

film güzeldi de, tek olumsuz yanı o sakallar bıyıklar neydi öyle ya o kadar yapay ve basitti ki hele Cüneyt Arkın imamken resmen çeneyle arada ki boşluk görünüyordu...hele Mümtaz Ener'in bıyıkları, kartondanmıydı o ?

Loverman avatar Loverman 14 Şubat 2012 23:28:02

8

kötü karakter yüzbaşı necip olsada izzet ondan daha büyük kötülük yapıyor yüzbaşı talata. mine mutluyu tanımak neredeyse imkansız. alaaddin şensoy cemileyi güzel yorumlamış. 

Yandex.Metrica