Serseri Aşık

9,13

( 21 kişi yorum yaptı )

Serseri Aşık

Sinema Filmi

1965

‘Charade’deki (1963) ‘Bateau Mouche’ (Henry Mancini). Berduş ‘Doktor’, elinde Zampik Nuri’den yürüttüğü bir demet karanfil, ‘Şarkıcı’ Hülya’ya ilanı aşk edecek. Ama kaderi Ayşe’nin ‘Abi’ dediği ‘Rüzgâr Murat’ (1971) ile aynı.
‘Doktor’; “Şey, beni sever misin?”
Hülya; “Sevmez olur muyum hiç.”
‘Doktor’; “Yani benim yanımda sıkılmıyorsun değil mi?”
Hülya; “Beni memnun etmek için öyle çırpınıyorsun ki senin yanında sıkılmama imkân var mı?”
‘Doktor’; “Yoo, herkes için aynı şeyi yapmam. Çünkü...”
Hülya; “Evet, çünkü ne?”
‘Doktor’; “Çünkü ben de, ben de seni çok seviyorum.”
Hülya; “Kalp kalbe karşıdır derler. Abim, kardeşim, anam, babam gibisin. Onların yerini sen tuttun. Kurtardığın hayatıma destek oldun.”
‘Doktor’; “…”

İsmi önce ‘Beni Sever misin’ olarak düşünülen film ‘Limelight’ın (1952) bir Yeşilçam uyarlaması. Adı bile, yine Charlie Chaplin’in ‘The Tramp’ından (1915) etkilenmiş gibi. Geçirdiği kriz nedeniyle bir müddet yatalak olan Balerin Terry, sesini kaybeden Şarkıcı olmuş.
‘Bütün memleketin, hudutsuz bir hayranlıkla, kalplerinden kopup gelen coşkunlukla alkışladığı’ ses sanatçısı Hülya Yıldız. Soyadı ile uyumlu ‘Yıldız Bar’da assolist.
İlk karşılaştığımızda Nesrin Sipahi’nin sesi ile Hüzzam ‘Uzun Yıllar Ötesinden (Canım Benim)’ (1964) (Rüştü Şardağ / Fuat Edip Baksı) şarkısını söylüyordu. “Sana gönül bahçesinden//Bir demet gül vereyim mi.” (Gitarda, böyle sahnelerin değişmez sanatçısı Erdoğan Üçkaya eşlik ediyor kendisine).
Filmdeki adını öğrenemeyeceğimiz milyoner Hulusi Kentmen’in oğlu Erol ile birbirlerini seviyorlar.
Franck Pourcel ve Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons No. 17’ albümündeki (1961) ‘Il Faut Savoir’ (1961). İlk şarkı sonrasında birbirlerine sarılıyorlar. [Hülya Koçyiğit bu sahnedeki kürk etol ve çantayı ‘Posta Güvercini’nde (1965) Semra-Sevda Ferdağ’ın konserinde giyiyordu].
Ama yaşlı adam aklına koymuş, Onları ayıracak. ‘Alt tarafı bir şarkıcı’ dediği genç kızın para peşinde olduğunu düşünüyor.
‘Shake Hands With the Devil’daki (1959) ‘Trouble’ (William Alwyn). Bir şarkı sonrası sanatçının odasındaydı. “ Oğlum gibisine herkes âşık olur. Yakışıklı, üstelik de çok zengin.” Dahası “Mücevherler, kürkler, yaşadığınız hayat. Kendi kazancınızla olacak şeyler değil bunlar” diye suçluyor. Sonuçta kovulur; “Defolun! Aşkı maddiyatla ölçecek kadar basit ruhlu duygusuz bir insanla daha fazla konuşamam.”
Bu iş için kesenin ağzını açmış işadamı. Necdet Çağlar ve Haydar Karaer “Böyle basit işler için zatıâliniz gibi kıymetli beyefendinin sinirlenip telaşlanmasına lüzum yok. Biz istedik mi değil oğlunuzla o şarkıcı kızı, Leyla ile Mecnun’u bile ayırırız” diyorlardı. Ama nedense ilk yaptıkları, Hulusi Bey ‘kusura bakmazsa, oğlunun yüz manzarasını biraz bozmak’. Hülya da limonlu suyuna atılan ilaçla şarkı söyleyemez hale getirilir. ‘Şarkı sesi’nin (Nesrin Sipahi) etkilenip ‘konuşma sesi’nin (Adalet Cimcoz) etkilenmemesi ilginç.
Segâh ‘Salât-ı Ümmiye’ (Itri) ve ardından Hicaz ‘Son Ümidim de Bitti’ (Sadettin Kaynak / Mustafa Nafiz Irmak) ile kendisini Galata Köprüsü’nden atarken ‘Doktor’ tarafından kurtarılır.
Kalender, serseri, kötülük nedir bilmeyen ve yaşamı ‘ama’larla dolu bir kurtarıcı. ‘Doktor’ ama ‘Tıbbiye yüksek mektebinin resmini bile görmemiş daha’; Kuklacı ama kuklaları Leyla ve Mecnun’u yalnızca söyleyemediği duygularını anlatmakta kullanıyor; ‘Parasızlıkla akraba’ ama Arif’in bakkaliyesinde ‘itibarı vardır evvel Allah’; Bekârlık Sultanlıktır Cemiyeti’nin en birinci üyesi ama mahalledeki Romantik Ayşe ile ‘bir dalga dümeni’ mevcut; Ömrünün sonbaharında karşılaştığı Hülya’ya tutulur ama ‘abim gibisin’ nedeniyle bunu söyleyemez bile; ‘Hürriyetine yediveren gülü gibi bakar, kimseye el sürdürmez’ ama onu genç kızın ameliyat parası için düşünmeden feda ediyor.
Hülya; “Ne kadar iyisin sen.”
‘Doktor’; “Ee, tek lüksümüz iyilik zaten. Malum ya, sermayesi bedava.”
Onlar daha mahalleye gelmeden ‘Ayaklı Radyo’ Müzeyyen Teyze sayesinde ‘Doktor’un manken gibi bir kız getirdiği duyulmuştu.
Ken Griffin’in “You Can’t Be True, Dear” 33’lüğündeki (1963) ‘My Heart Cries For You’ (1950) (Percy Faith / Carl Sigman). İlk yaptıkları şey Rüstem’in Kahvesi’nde ‘Emirgan Çatlatan Marka’ iki çay içmek.
‘Evine köşe yastığı misali kadın kapatması’ biraz(!) dedikoduya neden oluyor. “Erkek milleti değil mi, en uyuzu kan kırmızı.” Filmin çevrildiği günlerde Ankara nüfusunun yarısının gecekonduda yaşadığının açıklanması (27 Ocak); ABD uçaklarının Kuzey Vietnam’ı bombalaması (7 Şubat); İnönü hükümetinin düşürülmesi (13 Şubat); Malcolm X’in öldürülmesi (21 Şubat); Uzayda yürüyen ilk insan Leonov (18 Mart); ‘Bitmeyen Kavga’nın (John Steinbeck) toplatılması (20 Nisan) hiç önemli değil. Varsa yoksa ‘mahalleye getirilen kız’. Herifçioğlu eve kapatma alsın, mahalleli diline düğüm vursun, mümkün mü? ‘Kıyamet alameti’.
‘Doktor’un ve eskiden çöplük gibi olan evinin adama dönmesi de önemli değil. “Kadın milleti bu be. Eli deydi mi her şey değişiyor.”
Kahramanımız ‘demokrasi âşıklısı’. Hürriyetine yediveren gülü gibi bakıyor ve kimseye el sürdürtmüyor. Mahalleli mutaassıp diye hareketlerini değiştirecek değil. Yalnız, ‘ayıptır söylemesi, çekindiği bir cihet’ var. “Kafa kâğıdımıza erkek diye kayıt düşmüş. Eh, vaziyet münasebetli düşsün diyerekten ‘biz de kendi çapımızda bir aşk çevirelim’ dedik. Mahallede bir dalga dümenimiz, yani sevgili cinsinden bir kızımız var da!”
Romantik Ayşe ile ‘ünsiyet peyda etmiş’. Bizimkinin öyle İstiklal Madalyası falan yok ama cesareti yerindedir nazar değmesin. Öyle ‘kadından madından korkacak gözü yok’. Ayşe hariç!
Olayı duymuş, annesi ‘ayaklı gazete’ Müzeyyen ile gelmiş. Bizimki tam siper savunmada!
‘Doktor’; “Ben insaniyetlik olsun diye kızı aldım eve. Ama bakıyorum da topunuzun kalbi pas bağlamış. Böyle vicdani meselelerden yana mamçak olmuşsunuz. Ulan, medeniyet bu kadar mı iflas etti be? Ben bir zavallıya iyilik olsun diye yardım elimi uzatayım…”
Müzeyyen; “Kelin merhemi olsa kendi başına sürer.”
Ayşe; “İyilik kim sen kim… Darülaceze kaçkını sen de. Memlekette senin gibi 10 kişi daha olsa Kızılay iflas bayrağını çekerdi. Sen kendini kurtar da başkaları kusur kalsın.”
Günler böyle geçerken, Hülya bir çocuğun kamyon altında kalmasını önleyince herkes rüzgârgülü gibi değişir. Şimdi O’ndan iyisi yok. ‘Tekmil mahallenin gözbebeği, meleği’ artık. Sanki UNICEF’in özel temsilcisi Audrey Hepburn.
Hafize Hanım’ın çocukları kızamığa tutulmuş da kimse farkında değil. Hülya bir bakışta anlamış. Meydanda mahalleliye bilgi verir.
Sonra Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yardımıyla ‘toptan bir sünnet düğünü düzenler’. Ayrıca keçilerin kırık ayaklarının alçıya alınması, doğumlarda ebe kadına muavinlik, öğrencilerin dersi, askerdekilere mektup yazmak hep O’nda. “Mahalleye gökten para yağsaydı senin yerini tutamazdı gene” diyor herkes.
Tekrar şarkı söyleyebilmesi için seferber olurlar. Fakat mahallede toplanan 197 lira ancak doktor muayenesine yetiyor. Cerrahi işlem için daha bir yığın para gerekli. Kahraman kuklacımız ‘kalıbının harcına, aklının gücüne büyük gelen bir işe’ soyunmuş. Genç kızı da ümitlendirmiş. ‘Meselenin o ciheti bozuk işte’. Öleceğini bilsem ‘10 bin kâğıt istediler’ diyemezmiş.
Hülya; “Kaç para istedi?”
‘Doktor’; “Bedavadan ucuz gibi bir şey. Zaten ses dediğin nedir ki alt tarafı birkaç tel. Canım, kol bacak kesmiyorlar ya. İncecik bir ses telinin ameliyat parası da hafif olur tabii.”
Ameliyatın zorluğu da ‘parmaktaki dolamayı kesmek kadar hafiften bir dalgaymış’.
‘On The Beach’deki (1959) ‘Mysterious Signal’ (Ernest Gold). Bunu Hulusi Bey’in kasasından alır. Operasyon başarılı. (‘Şarkı sesi’ düzelirken bu kez de ‘konuşma sesi’ bozulacak diye korktuk!)
Mahalleliye “Ses tellerimin her birinde ayrı ayrı hakkı var hepinizin” diyor genç kız.
Tekrar konserlerine başlar Saray Tiyatrosu’nda. ‘Doktor’ da menajeri.
‘Hani O Bırakıp Giderken Seni’ (Yusuf Nalkesen / Orhan Seyfi Orhon). Önce bu Muhayyer-Kürdî şarkıyı söylüyor.
Saz heyeti ta 19. yüzyıldan ‘Hüzzam Peşrevi’ni (Tanburi Büyük Osman Bey) çalarken mahalleli sahnedeki yerini alır.
İki sevgilinin kavuşması ‘Doktor’ sayesinde. Ama polis de O’nu bulmuş götürüyor. Gençlerin sevgisini anlayan Hulusi Bey’in karakolda söyledikleri sayesinde kurtarır paçayı; “Bir yanlışlık olmuş. Aslında para çalınmamış.”
Franck Pourcel ve Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons No. 17’ albümündeki (1961) ‘Il Faut Savoir’ (1961) (Charles Aznavour). ‘34 AA 634’ plakalı polis ‘Jeep’i ‘Doktor’u Galata Köprüsü’nde bırakır. Kendisini suya atacak zannettik ama her zamanki gibi çelebi haliyle yürüyüp gidiyor. Belki filmin başında Hülya’ya söylediklerini anımsamıştır; “Vazgeç be meleğim, yazık. Bu kahpe dünyanın yolları dikenlidir ama senin seçtiğin yolun sonu da balıkların midesinde biter… Hayat dikenli de olsa yaşamak lokum gibi. Hayatın en bozuk çalanı, talihin en kör kandillisi bile ölümün soğuk suratından daha tatlıdır.”

Robert Maxwell ve Orkestrası’nın ‘Harp in Hi-Fi’ uzunçalarındaki (1956) ‘Ebb Tide’ (1953) (Robert Maxwell / Carl Sigman). Filmin başında Hulusi Bey’in sözleri Hülya’yı çok üzmüş.
Erol; “Bizi ölüm bile ayıramaz demiştin. Aşkımız ölümlerimizden sonra bile devam edecekti. Hani nerde o söylediklerin. Babamın 3–5 sözü karşısında yıkılıverdi değil mi? Anlayamıyorum seni.”
Hülya; “Erkekler de kadınlar gibi meselelerin derinliğine inebilselerdi anlardın. Unutma ki yarınlar er geç gelirler. Sen sayılı bir ailenin el üstünde tutulan tek oğlusun. Bense kenar mahalleden gelmiş bir şarkıcı.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Oynayanlar

Hülya Koçyiğit Hülya Koçyiğit Hülya
Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Erol
Sadri Alışık Sadri Alışık Doktor
İsmail Dümbüllü İsmail Dümbüllü Dümbüllü İsmail
Mualla Sürer Mualla Sürer Müzeyyen Teyze
Rengin Arda Rengin Arda Romantik Ayşe
Necdet Tosun Necdet Tosun Bakkal Arif
Necdet Çağlar Necdet Çağlar Erol'un Babası'nın Adamı
Hulusi Kentmen Hulusi Kentmen Erol'un Babası
Orhan Çoban Orhan Çoban Garson Ahmet
Haydar Karaer Haydar Karaer Erol'un Babası'nın Adamı
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Doktor
Kamer Sadık Kamer Sadık Kazım
Mehmet Aslan Mehmet Aslan Nuri
Faik Coşkun Faik Coşkun Rüstem
Ersun Kazançel Ersun Kazançel Ali
Mustafa Dağhan Mustafa Dağhan Kahvedeki Adam/ Mahalleli
Zuhal Üstüntaş Zuhal Üstüntaş Mahalleli
Hüseyin Baradan Hüseyin Baradan Mahalleli
Nubar Kamçılı Nubar Kamçılı Polis Müdürü
Memduh Alpar Memduh Alpar Doktor
 Talia Saltı Talia Saltı Mahalleli
Hayri Esen Hayri Esen Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Kemal Ergüvenç Kemal Ergüvenç Hulusi Kentmen Seslendirmesi
Adalet Cimcoz Adalet Cimcoz Hülya Koçyiğit Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral Rengin Arda Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Necdet Çağlar Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Memduh Alpar Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Seslendirme
Süha Doğan Süha Doğan Faik Coşkun Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak Necdet Tosun Seslendirmesi
Renan Fosforoğlu Renan Fosforoğlu Doktor

Ekip

Kurgu Sezai Elmaskaya (Kurgu)
Yapım Ekibi Semih Sarıoğlu (Yapım Sorumlusu)
Erdoğan Avcı (Yapım Amiri)
Yönetmen Ekibi Zuhal Üstüntaş (Yönetmen Yardımcısı)
Mehmet Aslan (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Taner Öz (Kameraman)
Post-Prodüksiyon Hilmi Başcan (Laboratuar Şefi)
Hayati Akbulut (Laboratuar)
Gani Maraşlıoğlu (Laboratuar)
Erdoğan Dolapçı (Laboratuar)
Işık Ekibi Kenan Eryılmaz (Işık Ekibi)
Ses Ekibi Turgut İnangiray (Senkron)
Yorgo İlyadis (Ses Ekibi)
Müzik ekibi Nesrin Sipahi (Şarkılar)
Melihat Gülses (Şarkılar)
Yusuf Nalkesen (Beste)

Firmalar

Melek Film (Yapım)
Erman Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (21)

yesilçamsever38 avatar yesilçamsever38 01 Eylül 2016 22:48:49

Adalet Cimboz'un sesi Hülya Koçyiğit e uymamış

muslumaydogdu avatar muslumaydogdu 20 Nisan 2015 21:33:34

Bugün izledim sadri alışıkın varlığı filme harika bir hava katiyor zaten hulusi kentmen hülya koçyiğit cuneyt arkının olması filmi güçlendiriyor güzel bi filmdi bir şaka ile karışık kadar olmasada :-)

benimsinema avatar benimsinema 19 Aralık 2013 22:52:10

8

arkadaslarinda dedigi gibi cok güzel bir film,,,, hele sadri alisika söylenecek hic bisey yok... burada senariste tesekkür etmeli, diyologlari okadar güzel yazmiski, ismail dümbüllü basta ve diger bütün degerli sanatcilara sonsuz saygilar,,, insanla ri güzel eglendiren bir film izlerken hic sekilde bikmayacaginizi garanti verebilirim....

belgin6119 avatar belgin6119 09 Aralık 2013 23:07:13

10

çok güzel bir film Sadri Alışık mükemmel bir oyuncuymuş.

beyzacetin avatar beyzacetin 10 Ekim 2013 12:25:39

8

Sevdigim bir film. Sadri Alışık ın o asık hali, ağlaması ve ümitsizce sevdigi kızdan vazgecmesi içime dokunuyor. Güzel vakit geçirebileceğiniz bir film.
"Hayatın En Bozuk Çalanı, Talihin En Kör Kandillisi Bile Ölümün Soğuk Suratından Daha Tatlıdır B e!!!" repliğini hiç unutamıyorum bir de ;
Galata Köprüsü'nden ölüme atlamak isteyen genç kıza söyledikleri; "Vazgeç be meleğim, yazık. Bu köhne dünyanın yolları dikenlidir ama senin seçtiğin bu yolun sonu da balıkların midesinde biter... Zatınıza karışmak bizim gibi berduşlara düşmez ama göz göre göre de pırlanta gibi çiçeği burnunda bir tazenin canına kıymasına vicdanımız razı olmaz."
Kız milleti, 'intihar edersem başkaları haksızlıklarını anlar, mezarımın başında ağlar dümeniyle' yazık edermiş kendisine. "Havagazı fikirler bunlar. En yakın bellediğinin hafızası bile üç gün sonra sünger diyorum sana. İki ah vah sonunda da tarih olup gittin demektir." Konuşmasındaki 'Sadri Alışık Lügati' ve tınısı öyle muhteşem ki "Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyorum" diyecektir genç kız.
- See more at: http://www.sinematurk.com/icerik/3570-hayatin-en-bozuk-calani-talihin-en-kor-kandillisi-bile-olumun-soguk-suratindan-daha-tatlidir-be/#sthash.0zPnHlo2.dpuf

Senden Başka avatar Senden Başka 10 Eylül 2012 21:30:45

10

İyilerin çok iyi ve masum oldukları , kötülerin dahi çok kötü olamadığı film.Serseri Aşık namı değer doktor ,insanları konuşmasıyla ,ikna eden hatta kötüleri iyileştiren ,hayattan vazgeçenleri,kurtaran kısaca iyilik yapıp denize atan bir kişi.Konuşma larının hepsi anlamlı.Film ,karekterleri ,konusu ,oynayan oyuncularıyla,o zamanların güzelliğiyle ,tertemiz duruyor.

Yandex.Metrica