Sığıntı

8,90

( 22 kişi yorum yaptı )

Sığıntı

Sinema Filmi

1974

‘Tanburla Nihavent Makamında Taksim’ (Necdet Yaşar).
“Kumarda gene ütüldün Kemal. Meyhanede sana bakan mahalleliyi gördün mü, hiçbiri sevmiyor seni. Ulan, geldin gidiyorsun bir sevenin çıkmayacak mı? Ee, varsın sevmesinler. Yoksa kötü bir adam mıyım ben? Söyle, ülen! Yaşlanıyorsun Kemal. Eskiyi unut. Sokul insanlara, kendini sevdir. Gayret et. Boş ver! İnceldiği yerden kopsun.”

Fatma; “Niyet sandığı yaptıracaktın. İki de güvercin alacaktın.”
Kemal; “Vazgeçtim. Bir tane alacağım.”
Fatma; “Neden?”
Kemal; “Ak güvercinin biri sensin. Bir tane daha aldım mı yeter.”
Fatma; “Öyleyse hiç alma. Çünkü asıl ak güvercin sensin Kemal.”

Jenerikte Yaşar Özel’in söylediği Rast şarkı; ‘Meyhanelerde Akşam Olunca Beni Ara’ (1972) (İrfan Özbakır).
İstanbul’un, otomobil yüzü görmemiş ve hâlâ horoz sesi duyulan bir kenar mahallesi. Limoncu Sadık; Manav Ahmet Atılgan; Bakkal Talat; ‘Senelerce Konsolos Kâtipliği yapan’ Fahri Bey; Yakup Amca ve kızı Nurten; Meyhaneci Faik Baba; Garson İbo; Rıfat Abi ve karısı; Kumarhaneci Abbas.
Kahramanımız Kemal Demir burada balıkçılık yaparak geçiniyor. Yaşı, adı gibi kemale ermiş. Kır saçlı bir erkek güzeli. Daha ilk sahnede nasıl aksi biri olduğu belliydi. İnsanları sevmiyor. “Onlar da beni sevmez zaten. İhtiyacım da yok. Ben, bana yetiyorum da fazla bile geliyorum.”
Adı, ‘müşterisini tersleyen satıcı’ya çıkmış. (80’lerin önemli bir sanatçısı) Selçuk Özer’i ‘istavritin fiyatını’ sorduğuna pişman eder; “Okuman yok mu? Ne yazıyor orda?” Biraz ötede daha ucuza satıldığı anımsatılınca yanıt hazır; “Git, ordan al.”
Yarenlik etmek isteyen Rıfat Abi’yi ise “Alacaksan tartalım. Çeneyi bırak. Yürrü! Anca gidersin” ile ‘sepetlemişti’.
Tek odalı bir evde kalıyor. Radyo, pikap ve duvara asılı ut. Sonraki bir sahnede Yaşar Özel’in sesi ile ‘Pişman Olur Da Bir Gün’ü (1973/74) (İrfan Özbakır / Ayhan İlter) söylerken göreceğiz kendisini. Kimsesi yok. Martı çığlıkları yankılanırken tuttuklarına bakıp “Ulan balık hayvanı! Siz bile hemen birleştiniz. Ya ben ne yapayım? Kendimi bildim bileli tek başıma” diyecektir. “İnsan kendisiyle bile geçinemiyor bu devirde. Bir de başkası oldu mu al başına belayı. Çalış, çırpın, günün birinde bir ters söz oldu mu çek vur kendini.”
‘Interlude & Rapture’daki (1968) ‘The Interlude Triangle’ (Georges Delerue). Kıpkırmızı sandalıyla balığa çıkarken bu melodi var. Bütün gün balık tutmak neyse de akşam olunca yalnızlık zor. Bir kavgada yardımını gördüğü Doğan’ın dediği gibi “Meyhane, kumarhane, yani insan ‘hane hane’ dolaşıyor sıkıntıyı atmak için.” Bin bir emekle kazandıklarını Faik Baba’nın meyhanesi ve Abbas’ın bitirimhanesinde ‘bırakır’. Son kuruşuna kadar.
Paul Mauriat’nın ‘Forever and Ever’ (1973) albümündeki ‘Le Peintre Des Étoiles’ (1972) (Stelios Vlavianos / Cécile Aubri / Boris Bergman). Bir gece güzel Fatma ile karşılaşır. Mavi basmadan elbise, hırka ve başörtüsü. Kör, kimi kimsesi, yeri yurdu yok.
Bir hayır sahibi yardım etsin diye Faik Baba’nın yerine götürür. (Girmeden birkaç günlük sakallı iken içerde sinekkaydı tıraşlıydı). Meyhanedekiler anlayıp dinlemeden çamur atmaya kalkarlar önce. Sadık “Vay! Kemal’e bak be! Bir yavru araklamış”; Ahmet de “Ulan, bu Kemal’in suratına bakacak karının aklına şaşayım ben” diyor. Yakup Amca’nın evi ufakmış. Kızı ile anca sığışıyormuş. Rıfat Abi memur adammış. “Maaşı bizimkilere bile yetiştiremiyorum” havalarında. Ali Ekdal da yeni evlenmiş “Kıskanır bizimki” diyor.
Akıl vermeye, ahkâm kesmeye gelince birbiriyle yarışan mahalleli yardım için dut yemiş bülbül gibiydi.
Ertesi gün bir çaresine bakmak üzere evine götürür. Sonrasında da ayrılamaz zaten; “Boş ver be, gitme! Kal.”
‘Shaft’taki (1971) “Walk From Reggio’s” (Isaac Hayes). Daha o gece şansı döner bitirimhanede. Yıllardır ilk defa kazanıyor ‘ne hikmetse’. Niyazi Gökdere ve İhsan Bayraktar’da yolunmadık tüy bırakmaz. ‘Karagözlülerim’ dediği zar ‘çok pencereli tarafını gösterir’. ‘Kılıçladıkları’ 52, kızı hep Kemal’e verir. Yazı-tura da öyle. Nice zaman sonra cebinde para varken yatacak.
Genç kız, Eskişehirli. Gözleri ‘anadan doğma değil sonradan olma böyle’ymiş. “Körlüğümle babamın ölümü arka arkaya geldi. Annem, ben küçükken ölmüş. Halam vardı, İstanbul’a geldik sonra. Denizi hiç görmedim anlayacağın. Kokusunu, bir de sesini duyuyorum. Elimle değebiliyorum, yetiyor.”
Yaşlı kadın da ‘rahmetli’ olunca komşular bir haftadan fazla bakamamışlar. Kendisi de ‘kimseye yük olmak istemezmiş zaten’.
Sondaki mahkeme sahnesinde “Kimsesiz ve kördüm. Yaşamak ölmekten zordu benim için. Kemal zor olanı yaptı. Yaşattı beni. Yatacak yerim vardı artık. Karnımı doyuran, karşılık beklemeyen bir koruyucum vardı” diyecektir.
Bu beraberlik sırasında Sait Faik benzeri bir değişim gösterir kahramanımız. Önce genç kızı sonra da tüm insanları sever. Ancak bir türlü söyleyemiyor bunu. Aralarındaki yaş farkını ‘kalbi vaziyetler’ için bir engel olarak görüyor.
Beyaza boyadığı kayığına Ak Güvercin adını vermiş. Bambaşka bir insan olması herkesi şaşırtır. Mahalleli kıskanmakla takdir etmek arası bir yerde. Faik Baba “Bırakın be, 40 yılın başında Felek bir de Kemal’e gülsün. Azıcık insana döndü, görmüyor musunuz” demişti. ‘Hünerli kız’.
‘Nihavent Makamında Keman Taksimi’ ve ardından ‘Uşşak Oyun Havası’. Meyhaneye ancak ‘bir tek atmak için’ uğruyor. Acelesi varmış. Artık evde içiyormuş. Ahmet ve Sadık ‘kopukları’nın “Yavru kuş nerde Kemal? Kafeste desene” diye takılmalarına bile pek aldırış etmez. İbo’dan ‘neşeli bir plak koymasını’ istiyor.
‘Sultanîyegâh Oyun Havası’ (Refik Fersan). Bir zamanlar terslediklerinin gönlünü almakla meşgul şimdi; “Vay, Rıfat Abimiz! Selamın yok mu? Dimitri’de 7 lira, dünden kalma. Benimki bugünün malı, 5 lira. Afiyet olsun, yengem bir güzel tava yapsın. Rakıyı da aç yanına, tamam.” Ağzından kerpetenle laf alınan günler geride kalmış. Bülbül gibi şakıyor.
Gerçi ‘elini bile sürmemişti’ ama söylenti almış yürümüş. ‘Körpecik kızı’ eve kapattığı, ‘gel keyfim gel neşesini bulduğu’ konuşuluyor hep. Sakat bir sığıntıdan bu şekilde istifade etmek insanlığa sığar mıymış hiç. Kemal’in meyhaneye getirdiğinde ‘fırsatı’ kaçırdıklarına yanıyorlar sanki.
Kamuran Akkor’un sesiyle ‘Kader Çıkmazı’nı (1972) (Norayr Demirci / Mehmet Yüzüak) söylediği gece üzüntüsünü dile getirir Fatma. ‘Kaderin oyuncağı olmaktan bıktığını’, yüreği kanarken gülümsemekten, mutluyum diye yalan söylemekten usandığını öğreniyoruz. ‘Elleriyle tanımaktan bıkmış’. Güneşi, denizi, kuşları, çiçekleri, insanları, kendisine bakan yüzleri, sevdiklerini görmek istiyormuş. “Keşke kolum bacağım olmasaydı da gözlerim görebilseydi” diyor. Halası ile gittikleri Şişli Kliniği’ndeki Doktor Halit’e göre ameliyatla açılırmış. Ama 15 bin liralık hastane masrafı var arada.
Mahallede ‘yavru kuşu eve kapattı’ diye huzursuzluk artınca bir karar vermek zorunda kalır Kemal. ‘Say deseler sayamayacağı’ bu parayı bulmakla meşguldü kafası.
Mandingo’nun ‘Sacrifice’ uzunçalarındaki (1972) ‘Kiss Of Death’ (Brian Fahey). Sonunda bitirimhaneyi soyar.
‘Interlude & Rapture’ 33’lüğündeki (1968) ‘Must It Happen Once To Everyone?’ (Georges Delerue). Artık ameliyat için her şey hazır. “Fakir kâğıdı yaptırdım” diye açıklıyor durumu Fatma’ya; “Görebileceğim! Ben de görebileceğim. Allahım dualarım kabul oldu.”
İki gün sonra bandajlar açılacakmış.
Hapiste geçecek yıllarını düşünerek, Doğan’dan kendisinin yerine geçip ‘Kemal olmasını’ ister. Bu sahnede sevgisi apaçık. “Sandalı, ak güvercinli niyet kutusunu, balıkları unutma. Hassastır. Paylamak, dövmek yok... Yaparsan katil edersin beni.” Hırsız olduğu yetmemiş. “İsterim ki âşık olsun sana. Evlenmişsiniz Bir de oğlunuz olmuş. Adı, Kemal.”
‘Uşşak Makamında Ney Taksimi’. Polise teslim olmadan önce Ayasofya’daydı; “Ya Rabbi, bu aciz kulunu affet. Duamı kabul eyle güzel Allahım. Rabbim, Fatma’mı koru. O’nu feraha çıkart. Yaptıklarım için beni affet. Affet, ya Rabbi.”
‘Özlem’ (1972) (Claudio Mattone / Franco Migliacci-Sezen Cumhur Önal). Tutukluluk günlerinde Kamuran Akkor’un şarkısı var.
Mahkemede tüm mahalleli hazır ve nazırdı. Dava nedense Ağır Ceza’da görülüyor. Üyeler Mümtaz Ener, Semih Sezerli ve Zeki Sezer. Savcı ‘tutuklu’ Kemal için 3 kez ‘suçlu’ diyor. Daha da ileri gidip ‘suç işlemenin babasından miras kaldığını’ iddia ediyor.
Sonuçta Türk Ceza Kanunu’nun 493. maddesinin ikinci bendine göre 12 yıl hapisle cezalandırılmasını ister.
Fatma’nın son anda yetişip her şeyi anlatması ile mahkemenin seyri değişir. ‘Sevdiği adamla, bir çift göz için hayatını feda etmeye razı olan adamla’ ilk kez göz göze gelmesi orada. “Gerekirse gözlerimi geri alın Hâkim Bey. Yeter ki serbest kalsın O” diyor.
Mahalleli de 15 bin lirayı aralarında toplayıp verecekmiş.
‘Duruşma, dosyanın tetkiki, hafifletici sebeplerin nazarı dikkate alınması ve şahitlerin hüviyetlerinin tespiti için 16 Haziran Perşembe günü saat 10’a bırakılır’. (Oysa 16 Haziran, filmin çevrildiği 73’te cumartesiye ve gösterime girdiği 74’te pazara denk geliyordu.)
Az bir ceza ile kurtulacağı belli. Faik Baba ‘artık düğün hazırlıklarına’ başlamaktan söz ediyor.
“Bekleyeceğim seni Kemal. Bu bir minnet borcu değil, ölümsüz bir sevgi.”

‘Uşşak Makamında Yaylı Tanbur Taksimi’ ve ‘Ben Yürürüm Yane Yane’ (Yunus Emre / Selahattin Pınar).
Balıkçılıkla para kazanılmazmış. Niyetçilik yapacakmış. İki de karga alıp niyet çekmeye alıştıracakmış.
Kemal; “Karganın çektiği niyette ne yazar? Yazsa yazsa ‘evin yanacak, sevgilinden ayrılacaksın, çocuğun sınıfta kalacak’ gibi sözler.”
Fatma; “Niçin güzel, ümit verici sözler yazmayasın? Karga yerine niçin iki tane ak güvercin almayasın?”
Kemal; “Sen insanları tanımıyorsun. Az bile yapıyorum Onlara. Anamı hiç tanımadım. Babam da ben bacak kadarken adam vurup mahpushaneye düştü. Tek başıma kaldım çocuk yaşımda. Sokaklarda, yangın yerlerinde, köprü altlarında büyüdüm. Babam mapustan çıktıktan sonra aramadı beni. Babamken şu kadarcık hayrını görmedim. Sonra bir mapusluk arkadaşından öldüğünü duydum. Yattığı yeri bile öğrenemedim. Sonra yetimhaneye düştüm. Ama alışamadım oraya da. Yaptığım her şeyi suç sayıp cezalandırdılar beni. Çocuklardan ikisiyle kapışmıştım bir keresinde. Dövüyorlardı beni. İki kişi olunca gücüm yetmemişti. Elime geçen makası salladım. İkisi de kanlar içinde düştüler yere. Ben de içeri girdim böylece ilk defa. Sonra bir kaç kere daha girdim. Bir arayanım olmadı. Bir sigaraya bir saat yalvardığımı bilirim. Hastalandım. Şu yatakta günlerce yattım. Kapım mı çalındı? Parasız kaldığım günler Meyhaneci Faik bir kadeh içki mi verdi? İnsanlar böyle olunca ben de kahrettim. Onlardan daha zalim oldum. O yüzden pek kimse sokulmaz bana. Kötüdür insanlar, kötü.”
Fatma; “İnsanlar kötü olsalardı ben şimdi burada olabilir miydim?”
Kemal; “Anlamadım.”
Fatma; “Sokaktan aldın getirdin beni buraya. Karnımı doyurdun, yatacak bir yer verdin. İnsansın sen Kemal. Kötü de değilsin.”
Kemal; “Ee, boş ver şimdi bunları. Yarın balık pişirip satacağız. Bir kadeh daha içip erkenden yatmalı.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Göreç
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Orhan Kapkı
Vizyona Giriş Tarihi 01 Nisan 1975
Süre 81 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Balık, Göz Ameliyatı, Kavga, Körlük, Merhamet, Daha Fazlası

Oynayanlar

Kartal Tibet Kartal Tibet Kemal Demir
Esen Püsküllü Esen Püsküllü Fatma Akay
Bülent Kayabaş Bülent Kayabaş Doğan
İhsan Baysal İhsan Baysal Ahmet Atılgan
İhsan Gedik İhsan Gedik Sadık
Nubar Terziyan Nubar Terziyan Faik Baba
Ali Şen Ali Şen Yakup Amca
Renan Fosforoğlu Renan Fosforoğlu Bakkal Talat
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Fahri Bey
Yaşar Şener Yaşar Şener Rıfat Abi
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Hakim
Ekrem Dümer Ekrem Dümer Savcı
Semih Sezerli Semih Sezerli Ağır Ceza Üyesi
Zeki Sezer Zeki Sezer Ağır Ceza Üyesi
Turgut Boralı Turgut Boralı Dr. Halit
Hakkı Kıvanç Hakkı Kıvanç Kumarhane Çalışanı
Ekrem Gökkaya Ekrem Gökkaya Kumarbaz
Kudret Karadağ Kudret Karadağ Kumarbaz
Niyazi Gökdere Niyazi Gökdere Kumarbaz
Ahmet Karaca Ahmet Karaca Kumarbaz
İbrahim Kurt İbrahim Kurt Kumarbaz
Osman Han Osman Han Kumarbaz
İhsan Bayraktar İhsan Bayraktar Kumarbaz
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz Kumarbaz
Ali Ekdal Ali Ekdal Mahalleli
Bahri Ateş Bahri Ateş Mahalleli
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Kartal Tibet Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Esen Püsküllü Seslendirmesi
Doğan Bavli Doğan Bavli Bülent Kayabaş/İbrahim Kurt Seslendirmesi
Kamran Usluer Kamran Usluer İhsan Baysal Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Nubar Terziyan Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Ali Şen Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Feridun Çölgeçen Seslendirmesi
Türker Tekin Türker Tekin Ahmet Karaca Seslendirmesi
Ünal Gürel Ünal Gürel Ekrem Dümer Seslendirmesi
Macit Flordun Macit Flordun Osman Han Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Seslendirme
Necla Baysal Necla Baysal

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yönetmen Ekibi Erol Avcı (2) (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Süha Kapkı (Kamera Asistanı)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Kamuran Akkor (Şarkılar)

Firmalar

Sezer Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (22)

KartalTibetTutkunu avatar KartalTibetTutkunu 22 Ağustos 2017 07:10:20

Türk sinemasın'da "Aktör" Kartal TİBET'in, aktörlüğü'de,
veda etmeden son dönem ki, en nitelikli filmlerinden de
birisi bu film'e, bir Kartal TİBET tutkunu olarak baş yapıt
diyor... Nacizane başkada bir şey demi(yorum) demekte
isterdim. Ama Sadri ALI ŞIK'ın "Serseri" filmi'de var ya:) ?

sinemaadamı avatar sinemaadamı 08 Aralık 2016 14:03:40

10

kötülük içkiden değil , insanlardadır fatma :) ama suçu hep içkinin üstüne atarlar :) iyiliğe içelim öyleyse :) replikleri unutulmaz. bu zamandan insan kendi kendisiyle bile geçinemiyor. çalış çırpın günün birinde ters bir laf edildi mi çek vur kendi ni :) abdurrahman palayın ve jeyan mahfi tözümün seslerinin filme katkısı oldukça büyük. ilki sadri babanın fakat ben kartal aibinin kini daha çok beğendim. replikler sahneler hepsi birbirinden güzel. karşılıksız sevmek neymiş bize öğretiyor bu film.

TubaArtan avatar TubaArtan 23 Ekim 2016 15:48:10

10

teknolojinin az fakat duygusal yoğunluğun ve samimiyetin yüksek olduğu bu sıcacık filmi ya da filmleri günümüzün en iyi teknik imkanlarıyla çekilenlerine değişmem..yine gözyaşımı tutamadıklarımdan... yine harika.. yine duygulu...Kartal baba gerçekte n müthiş bir oyuncu ..yeşilçamda eşi yok... yaşıyor rolünü ve bürünüyor adeta. onu seviyoruz.. çok yaşasınnnnn!

aulus avatar aulus 28 Eylül 2014 13:47:47

7

çok iyi olmasa da fena değil izlenebilir.

benimsinema avatar benimsinema 04 Temmuz 2014 23:52:54

7

film ilki kadar basarili ama, ilki nedense daha cok etkilyeci siyah beyaz olmasindanmi yoksa sadri alisiktanmi kaynaklaniyor bilemedim... bu filmde kötü degil, emeklerine saglik

frazmer 15 Ocak 2014 00:54:34

arkadaşlar bu filmde bir tane şarkı var. onu bir türlü bulamadım. kartal tibetin hapiste olduğu sırada çalıyor. kamuran akkor demiş birisi ama kamuran akkor değil. şarkının adını bilen var mı? şarkı sözü şöyle : derdime çare, gönlüme yare, bulurum di ye, içtim her gece

Yandex.Metrica