Şehirdeki Yabancı

8,39

( 9 kişi yorum yaptı )

Şehirdeki Yabancı

Sinema Filmi

1962

Jenerikte, ‘Fakir Bir Kız Sevdim’ (1966) filminden anımsadığımız ‘Lohengrin Operası’nın (1848) (Richard Wagner) 3. perde prelüdü.
Selami Ağaçlıgil ve Aydın.
Selami; “Ee, anlat bakalım, İngiltere’de, kömürün nasıl çıkarıldığından başka bir şey öğrendin mi?”
Aydın; “Öğrendim! Birlikte yaşayan insanların, birlikte mesut olabileceğini, nasıl çalışmaları ve dayanışmaları gerektiğini öğrendim.”
Selami; “Vay vay vay! Ne dediğini anlamıyorum ama herhalde iyi şeyler söylüyorsun.”
Aydın; “Beni yıllarca okutup yetiştirdiniz Selami Abi. Babam öldü bana babalık ettiniz. Size çok şey borçluyum, biliyorum.”

60’lı yıllar ve karaelmas kenti Zonguldak. Etrüsk Gemisi’nin (sonradan jilet oldu) bağlı olduğu iç liman. Maden Mühendisi Aydın, yurt dışındaki eğitimini tamamladıktan sonra doğup büyüdüğü Zon guldak'taki Maden İşletmesi'ne atanmış. Yüreği vatan ve bir genç kızın sevgisiyle dolu.
Yıllarca önce, madenci babası Reşat Usta ve Ağaçlıgillerin villasında hizmetçi olarak çalışan annesi Gülsüm ölünce, bölgenin varsıl kişilerinden Selami Bey "Bu çocuğu ben okutacağım" demiş. Yıllar sonra, genç mühendisi karşılayıp evine götürüyor. Aydın orada, hiç beklemediği bir durumla karşılaşır. Büyük aşkı Gönül, şimdi velinimeti Selami Bey’in karısı!
"Ben bir kız hatırlarım, iki örgü saçı, tebessümü gözlerimin önünden hiç silinmez. Ailesi çok fakirdi ama ne yapıp yapıp O’nu enstitüye göndermişlerdi. Babasının, O’na, siyah bir okul önlüğüyle bir kolalı yakadan daha gösterişli bir giyim yapacak kudreti yoktu. Fakat O, gene de muhitin en güzel kızıydı. Kimsenin haberi olmadan gizli gizli buluşurduk. Geleceğe dair hayaller kurardık." (İngiltere’ye, tam da 60’lı yıllara uygun “Memlekete faydalı bir insan olup döneceksin”sözleriyle uğurlanır).
Ama "Bazı şeyler insanın elinde değil”. Babası öldükten sonra yapayalnız kalmış Gönül. “Senden de haber alamıyordum. (Bunun nedenini filmden öğrenemiyoruz). Uzun müddet çok sıkıntı çektim. Mesut bir hayata hasret kalmıştım. Sonunda Selami Bey’in karısı olmayı kabul ettim. Benden yaşlıydı. Bir de çocuğu vardı. Ama başıma daha da fena şeyler gelebilirdi. Her şeye rağmen hayatıma bir kurtarıcı olarak girmişti." Ancak, filmin sonuna doğru “Aç kalmalı, dilenmeli gene de beklemeliymişim seni, ömrümün sonuna kadar. Gelmesen de beklemeliymişim” diyecektir.
‘Die Meistersingervon Nürnberg’ Operası uvertürü (1868) (Richard Wagner) ile indiğimiz Maden’deki ilk incelemelerde, destek için kullanılan direklerin uygun olmadığı anlaşılır. (Bu hatalı direkler nedeniyle, sonraki günlerde bir de göçük olacaktır). Film boyunca hep dostluğunu göreceği Nazif Usta ile İşletme Müdürü Rahmi Beye giderler. O da pek ilgilenmeden Orman İşletmesi’nden tüccar Mustafa Bakırcı’ya gönderir. Direkleri, madene O veriyormuş.
‘Die Walküre-Ride of theValkyries’(1856) (Richard Wagner).50’lerin çok bilinen ‘Willys jeep’i ile orman yolunda giderlerken Nazif Usta anlatıyor. “Ne dalavereci heriftir o bilemezsin. Kaç şikâyet oldu bu direk işinde. Ormandan aldığı iyi direkleri başka tarafa gönderir, bozukları bize. Bir ara düzeltir gibi yapar sonra gene bildiğini okur.”Aydın’ın dediği gibi “Kabahat, O’na bildiğini okutanlarda”.
Mustafa Bakırcı direk işini alışı ‘siyasi’. Partinin kuruluşu sırasında çok para sarf etmiş. Tüccar Şerafettin Toraman da bu bölgede partinin en faal elemanı. ‘Menfaatler insan canından daha üstün’. Şehir Lokali’nde gazeteci Sabri’yi de yanlarına almışlar “Demek mühendis bey tüm memleketi değiştirecekmiş” diye alay ediyorlar. Kahkahalar atarak. Aydın'ın başı bu kişiler nedeniyle çok ağrıyacak ilerde.
Direk işini kurcaladıkça ‘Aydın’ yalnızlaşıyor. (Ama Nazif Usta hep yanında).
Selami bile başka havada.Yardımcı olmayı bırakmış. “Boş veer! Bütün bunlar bana vız gelir. Balığımı avlar keyfime bakarım. Sen de rahatının kaçmasını istemiyorsan ne başkasının işine burnunu sok, ne de başkasının derdini kendine dert edin.”
Deniz kenarındaki bu ‘eğitici’ konuşmanın bire bir benzeri ‘Jennifer 8’de (1992) komiser yardımcıları John Berlin-Andy Garcia ile Freddy Ross-Lance Henriksen arasında ve toplumsal kısmı seri cinayetlere kaydırılmış olarak tekrarlanacaktır.
Şerafettin Toraman, cami yapımı ve genelev gibi insanı şaşırtan, çok farklı iki işten ‘nasipleniyor’. Bir kahveye oturup “Efendim! ‘Bir günah işlediyseniz, bir camiye taş taşıyın’ diyor Osmanı Zinnureyn efendimiz” gibi sözlerle cami için para toplanmasını hızlandırmaya çalışırken, biraz sonra adamı Recep’in “Benli Nazmiye’den” diyerek verdiği 300 lirayı (aslında 500 ama Recep 200'ünü kendine ayırmış) cebe atar.
Millet Gazetesi’nin ‘hem sahibi hem başyazarı hem de satıcısı’ olan Sabri, sonradan bin pişman olacağı bir makale yazdırır kahramanımıza; “Seçimlerde rey toplamak için cami yaptırmaktan önce çalışanların durumunu düzeltmek zorundayız.” Bu yazı çıkınca, Şerafettin ve Mustafa Beyler tarafından ‘ikna edici’ bir şekilde azarlanır; “İlan milan bir kuruş bile yok sana ‘Gastacı’.”
Aydın’la Gönül’ün geçmişteki sevgilerini kurcalayan bir yazı yazar kendisini affettirmek için. Şerafettin Beyle konuşurken “Madencilikten anlamam, siyaset konuşmak da haddimiz değil yanınızda” diye alttan alan Sabri, kahramanımızın eski ilişkisini haber yaparken, kendisini destekleyen kalantorlara güvenerek efeleniyor; “Biz gazeteciyiz, babamın oğlu olsa bakmam gözünün yaşına.” (Yediği yumruk da yanına kâr kalır).
‘Millet’ ve ‘fiskos’ gazetelerinin gayretiyle, Selami’nin, zaten pek yolunda gitmeyen evliliği iyice sarsılır.
Aydın da zor durumdadır. Bir sahnede Paul Eluard’ın ‘Karartma’ şiirini (Çeviri Sabahattin Eyüboğlu) biraz kısaltarak okuyor; “Kapılar kapanmış neylersin//Neylersin içerde kalmışız//Sevişmezsin de neylersin.”
Üzücü ve yıpratıcı olaylar. Önceleri “Böyle adam bulunmaz vallahi” diye sevgi gösterisinde bulunanlar, sonradan dedikoduların etkisinde kalıp yapmadıklarını bırakmıyorlar. Yürürken omuz atmalar, üstüne tükürmeler.
“Aydın Bey gâvuristandan dinsiz döndü. Gizlice gâvur olmuş.” Delikanlının yanında yine Nazif Usta var. “Ne nankör heriflersiniz be. Utanmıyor musunuz böyle davranmaya. Hakkınızı aradı. Belalara girdi bizim için. Aydın Bey gelince rahatı kaçanların uydurmaları bunlar. Anlamıyor musunuz?”
Sonuçta, en azından filmde, kötüler cezalarını çekiyor.

Aydın; “Hiç takdir etmediler beni. Elimden artık bir şey gelmez Nazif Çavuş. Ne yapmak istedimse önüme bir engel çıkardılar. Elimi kolumu bağlamaya çalıştılar.”
Nazif Usta; “Yok öyle bir laf. Millet, bunun için mi seni yabancı memleketlerde okuttu. Bu memlekete her hizmet etmek isteyen bu kadar çabuk bozguna uğrarsa, zoru görünce ters yüz kaçarsa bizim halimiz ne olacak. Yaşamaktan ümidi keselim mi yani. Üstünde büyüdüğün topraklara, içinde yaşadığın insanlara sevgin laftan ibaret değilse, çalışacaksın. Her şeye rağmen çalışacaksın.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Halit Refiğ
Senaryo
Yapımcı Nusret İkbal
Görüntü Yönetmeni Mengü Yeğin , Çetin Gürtop
Eser
Süre 80 dk
Tür Dram
Ülke Türkiye
Etiketler Gazeteci, Maden, Maden Kazası, Mühendis, Zonguldak Daha Fazlası

Oynayanlar

Nilüfer Aydan Nilüfer Aydan Gönül
Göksel Arsoy Göksel Arsoy Aydın
Talat Gözbak Talat Gözbak Mustafa Bakırcı
Reha Yurdakul Reha Yurdakul Selami Ağaçlıgil
Ali Şen Ali Şen Şerafettin Toraman
Erol Taş Erol Taş Nazif Usta
Hasan Ceylan Hasan Ceylan Recep
Orhan Çubukçu Orhan Çubukçu Sabri
Abdullah Ataç Abdullah Ataç Rahmi Bey
İclal Genç İclal Genç Selami'nin Annesi
Nusret Özkaya Nusret Özkaya Cafer
Ateş Tekin Ateş Tekin Çetin
Çolpan İlhan Çolpan İlhan Seslendirme
Kemal Ergüvenç Kemal Ergüvenç Hasan Ceylan Seslendirmesi
Nezihe Becerikli Nezihe Becerikli İclal Genç Seslendirmesi
Sami Ayanoğlu Sami Ayanoğlu Erol Taş Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Göksel Arsoy Seslendirmesi
Ahmet Sert Ahmet Sert Recep'in Adamı
Sacide Keskin Sacide Keskin Seslendirme
Hayri Arlı Hayri Arlı Abdullah Ataç Seslendirmesi
Nusret Camgöz Nusret Camgöz Cafer
Sadri Alışık Sadri Alışık Orhan Çubukçu Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Nilüfer Aydan Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Reha Yurdakul Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak Ali Şen Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Vehbi Argüden (Kurgu)
Yapım Ekibi Abdullah Ataç (Yapım Amiri)
Danyal Topatan (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Orhan Çubukçu (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Mihail Skarpedis (Laboratuar Şefi)
Recai Karataş (Kopya Baskı)
Işık Ekibi Erol Batıbeki (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Vehbi Argüden (Senkron)
Tasarım Bedri Koraman (Afiş)
Bedri Koraman (Afiş)

Firmalar

Be-Ya Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (9)

Göztepe avatar Göztepe 31 Ağustos 2016 22:24:10

10

Toplumsal içerikli güzel bir film Göksel Arsoy'un adam akıllı en fazla dikkat ettiğim filmdir.Genelde salon filmlerinde seyrettiğim Arsoy'u böyle bir filmde seyredeceğim aklıma gelmezdi. Kesinlikle bir Halit Refiğ ile Vedat Türkali başarısı.Yine made n kazaları 60'lı yıllardada günümüzdede hala aynı. O dönemin Zonguldak atmosferi madencilik mesleğinin zorluğu filmde fazlasıyla anlatılıyor . Sadece bana kalırsa jön seçimi yanlış olmuş gibi Göksel Arsoy yerine Ayhan Işık, Cüneyt Arkın yada Tamer Yiğit gibi isimler filme Arsoy yerine alternatif olarak düşünülebilirdi.

benimsinema avatar benimsinema 07 Mart 2013 13:56:16

8

kesinlikle halit refig basarisi bence, tabii ki vedat türkaliyede tesekkürü bir borc bilirim...sosyal icerikli bir film, ozamanlarin sorunu bugün hala var malesef..degismeyen ve ders almayan bir ülke.nilüfer aydinin güzelligi yine göz önünde...erol t as bu filmde iyi rolde. filmin sonunu bambaska tahmin etmisken, film baska türlü sona erdi ve o yüzden beni sasirttigi icin cok begendim. elestribilecegim tek taraf, zonguldakta cevirilmesine ragmen, yerel halki hic siveyi kullanmamislar. dogu da cevrilen filmlerde, sive kullaniliyor...bir zonguldakli olarak dikkatime cekti ve o yüzden hayal kirikligi ugradim biraz...herseye ragmen kesinlikle izlenmeli hatta arsivlik bile yapilmali...

bekirerturunç avatar bekirerturunç 07 Haziran 2012 17:39:06

Senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı ve Halit Refiğ tarafından yönetilen “Şehirdeki Yabancı”, 1960-65 yılları arasında Türk Sineması’na siyasi ve felsefi anlamda damgasını vuran toplumsal gerçekçilik akımının önemli bir ör neği olarak karşımıza çıkar. İngiltere’de eğitim görüp memleketi Zonguldak’a dönen mühendis Aydın’ın, şehir halkıyla yabancılaşması ve çatışmasının yanı sıra zorba ve ikiyüzlü üst sınıf yöneticilerle, iş adamlarının baskısı altında ezilen emekçilerin hakları uğruna çabalamaya devam etmesini konu alan film, Moskova Film Şenliği’ne davet edilip beğeniyle karşılanmış ve festivalden başrol oyuncusu Nilüfer Aydan’a da şeref diploması ödülü kazandırarak dönmüştür. “Şehirdeki Yabancı”, sinema yazarı Nezih Coş’un da ifade ettiği üzere batılı ve ilerici değerler taşıyan; ancak halkına yabancılaşma eğilimi içerisindeki baş karakterin tüm çelişkisine rağmen ısrarla işçileri bilinçlendirmeyi sürdürmesi ve karşılığını alması ile olumlanırken, “genel bir toplumsal bozukluğa direnişi önermekle birlikte, toplumsal gerçekçilik yönünden dikkate değer bir örnek” olarak nitelendirilmiştir.

yalnızlar_rıhtımı avatar yalnızlar_rıhtımı 22 Nisan 2009 21:59:04

film başlarda çok güzel aslında ama ilerleyen sahnelerde çok kalınınca biraz sıkmaya başlıyor.ama yine de her harükarda izlenmeye değer bir film filmde erol traş iyi rolde erol taş gerçekten başarılı bir oyunculuk sergilemiş yakışmış bu filme.göksel arsoy da aynı şekilde.bu film 1963 yılında uluslararasında gösterilen ilk film galiba.

kamil zafer 27 Ocak 2009 10:35:01

7

   İng.de öğrenim görmüş genç ve idealist bir müh.'in çıkarlarına çomak sokmaya çalıştığı tıkır tıkır çalışan bozuk düzenle mücadelesi hikaye ediliyor.Öğreniyoruz ki bu lanet düzen,menfaatlerine dokunulduğunda da her türlü işi yapabilecek kanserojen bir yapıyla her vakit her yerde mevcut olarak toplumları sömürmüş,en büyük değer insan hayatını hiçe saymıştır.Varsa yoksa bir tek kendileri ve doymaz çıkarlarıdır.   Konu böylesine mükemmel ama filmin karelerine tam yansıtılamamış.Kaçamaklar gereksiz yere uzatılarak süre doldurulmaya çalışılmış.Fon müziği ise R.Wagner'in bir eserindenmiş,zira tanıtımında öyle yazıyordu.Son olarakta 50 sene evvel ki Zonguldak'ı kaçırmayın derim. 27.1.09   Zafer ALGAN 

doruk06 29 Kasım 2008 20:31:11

ZONGULDAK YINE YILLAR SONRA YINE AYNI ZONGULDAK HIC DEGISME OLMAMASI ENTERASANN guzel bır fılmm ızlenmesı gerekırr

Yandex.Metrica