Tek Kurşun

8,53

( 8 kişi yorum yaptı )

Tek Kurşun

Sinema Filmi

1968

‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Fireplace Poker’ (André Previn).
Otel Acar’daki odasında düşüncelere dalmış.
“Adım Cemil. Namı diğer ‘Cellât’. Hapisten yeni çıktım. Bir kiralık katilim ben. Bütün hayatımca yalnız bunu öğrendim. Benim için mazi ve istikbal yok. Yapayalnız, boş bir dünyada yaşıyorum. Doğduğum evi, çocukluğumun geçtiği sokakları, memleketimi hatırlamam ben. Anamın, babamın yüzünü hiç görmedim. Ben doğduğumda Onlar ölmüşler. Eller büyütmüş beni yetimhanelerde. Hınç ve kin içinde yoğrulmuşum küçüklüğümden beri. Bana sevgiyi, yaşama tadını tattırmadılar. Kinim, intikamım, mücadelem, yaşamak için öldürmek, ölmemek için öldürmek oldu. İnsanlığın kanunları bunlar. Aşksız, sevgisiz, kuru hayatımın kanunları bunlar. Ama artık ben de bittim, tükendim. Bıktım artık bu bataktan. Her şey den dönmek istedim ama kaderim beni bırakmadı. Öldürmeye, öldürtmeye mecbur ettiler beni. Dünyamı Semrasız kurdular. O’nsuz bıraktılar beni. Sonra gene demir parmaklıklar, soğuk taş duvarlar, yalnızlık. İğreniyorum artık bu hayattan, iğreniyorum.”


Alain Delon’lu ‘Le Samourai’nin (1967) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
Jenerikte ‘Dead Ringer’ (1964) için yapılan ‘Main Title’ (André Previn) var.
Jef Costello ve Cemil birkaç ayrıntı dışında birbirlerine benziyorlar. Cemil’in pardösü ve eldiveni siyah, şapkası daha açık renkli. Fransız ‘meslektaşı’ tek odalı apartmanda, bizimki otelde kalıyor. İkisinin de muhabbet kuşları var. Bizdeki kafes daha gösterişsiz ve çift su kaplı. İkisi de ‘mükemmeliyetçi’. Ama Jef ‘eşitler arasında daha eşit’. Farklı olarak hapse düşmüşlüğü yok. ‘No criminal record’.
Cemil, Semra’yı çok sevmiş. Ancak ‘gırtlağına kadar çamura battığını ve oyunu çoktan kaybettiğini bildiği için’ uzaklaşmış. Genç kız şimdi “En yalnız, en zor zamanlarımda bana destek oldu” dediği Orhan ile nişanlı.
Kahramanımızın yöntemi basit ve artık polisin de ezberinde. Bir aracıdan ‘ziyaret edilecek’ kişiyi öğrenir. Ücretin yarısını peşin alıyor. ‘İş’ sırasında kullanacağı arabayı çalar. Tamirci, plakayı değiştirip silahını verir. 9 mm’lik toplu tabanca. İki kaş arasına yerleştirilen tek kurşunla görev tamamlanır.
Yılgın Rıza’dan aldığı ‘son sipariş’ Büyük Nur Bar’ın sahibi Ahmet Erdem’in ‘temizlenmesi’. Sirkat namı ile tanınan eski bir sabıkalıymış. Kahramanımız bunun son, daha doğrusu sondan bir önceki işi olduğunu bilemezdi.
‘Elmer Gantry’deki (1960) ‘Do You Believe’ (André Previn). Odası ve otelden ayrılması bu melodi ile.
‘Dead Ringer’daki (1964) “Maggie’s Murder” (André Previn). İlk olarak araba parkındaki ‘34 HA 645’ plakalı Chevrolet’in kapısını açmaya çalışıyor. Maymuncukla 4-5 kez denedikten sonra başarır. Ama gereksiz bir debelenme bu. Çünkü arabanın camı zaten sonuna kadar açıktı! [Bu sahnede filmin bir sürprizi var. Birkaç metre ilerde Ekrem Bora’nın ‘Kadın Severse’ (1968), ‘Günahını Ödeyen Adam’ (1969), ‘Yakılacak Kitap’ (1969), ‘Sürtük’ (1970), ‘Emine’ (1971), ‘Bir Kadın Kayboldu’ (1971) filmlerinden anımsadığımız ‘34 HR 007’ plakalı Mercedes’i duruyor].
Oto tamircisi plakayı ‘01 AY 266’ olarak değiştirir ve her zamanki gibi tabancasını verir.
‘Pre Bird’ albümündeki (1960) ‘Half-Mast Inhibition’ (Charles Mingus). Bu sırada kahramanımızın bambaşka bir yönünü keşfediyoruz. Kediye süt ve ekmek veriyor.
‘Dead Ringer’daki (1964) “You’re Not Margaret” (01.00’dan itibaren) (André Previn) ile gittiği gazinoda Şarkıcı Peri Han, Marie Laforet’nin şarkısını [‘Mon Amour Mon Ami’ (1967) (André Popp / Eddy Marnay)] Ülkü Aker’in Türkçe sözleri ve Jale Birsel’in sesiyle söylüyordu; ‘Çapkın Kız’ (1968).
Vestiyer görevlisi Ali Demir ve Barmen Hüseyin Güler’in önünden geçip Ahmet Erdem’in odasına ‘dalıyor’.
Ahmet; “Niye kapıyı vurmadan girdin?”
Cemil; “…”
Ahmet; “Söyle bakalım ne istiyorsun?”
Cemil; “Seni öldürmeye geldim.”
Ahmet; “Beni öldürmeye mi geldin? Nasıl olur bu? Ben seni tanımıyorum bile.”
Cemil; “Fark etmez! Ben de seni tanımıyorum.”
Bu soğukkanlı konuşma, gazino sahibinin iki kaşı arasına sıkılan tek kurşunla sonlanıyor.
Zavallı, ağzındaki puroyu çıkarmaya bile vakit bulamaz.
‘Goldfinger’daki (1964) ‘Teasing the Korean’ (John Barry). Odadan çıkarken Şarkıcı Kız ile göz göze gelmesi; Arabasına gidişi ve Galata Köprüsü’nde silahı denize atışı bu melodi ile. Burada filmin bir hatası daha var. Arabanın plakası ‘aslına dönmüş’; ‘34 HA 645’.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Forgery’ (André Previn). Semra’nın Yeni Levent, Yazıcı Sokak’taki evine geldiğinde plaka şaşırtıcı bir değişim daha gösterip ‘01 AY 266’ olur. (İç çekimler Kont Ostrorog yalısında). Genç kıza “Polis yarın sana gelebilir. Bu gece saat 10 ile 12 arasında beraberdik, anladın mı?” diyor. [Jef ise ‘cinayet öncesi’ uğrayıp Jane Lagrange’dan ‘19.15 ile 2.00 arasında orada olduğunu söylemesini’ istemişti. Fransızların ‘muhabbeti’(!) daha uzun sürüyor anlaşılan].
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Police is Waiting’ (André Previn). Biraz sonra Orhan gelecekmiş. Şahit sayısını ikiye çıkarmak için apartman girişinde bekleyip kendisini gösteriyor.
Böylesine dikkatli. Ancak sabıkalı olması ve hep aynı yöntemle adam öldürmesi nedeniyle bunların bir önemi yok. Kumar oynarken tutuklanır. Poker arkadaşlarından biri de Oktay Yavuz’du.
‘Porgy and Bess; Introduction’ (1935) (George Gershwin). “Yazıyor, yazıyor! Cinayeti yazıyor.” Gazeteler bu haberle dolu. Başkomiser Orhan Günşiray ve yardımcısı Aydın olayı inceliyorlar. Gazinodaki üç tanıktan yalnızca Ali Demir, Cemil’i teşhis ediyor. Barmen ve Şarkıcı Kız, gördükleri kişinin O olmadığını söylüyorlar. Semra da kendisine söylendiği gibi konuşunca işler şimdilik yolunda gibi. Ama artık her hareketi ‘takip altında’.
‘Goldfinger’daki (1964) ‘Gassing the Gangsters’ (John Barry). Büyük Depo (Le Samourai’da ‘tren yolu üzerindeki yaya köprüsü’). ‘Sıra ödemenin tamamlanmasında’. Yılgın Rıza’nın adamı Behçet Nacar, beklenmedik bir şekilde, silah çekiyor. Kendisi ölür, Cemil karnından (Jef sol kolundan) yaralanır.
‘Gold Finger’daki (1964) ‘The Arrival of the Bomb and Count Down’ (John Barry). Eczaneden bir şeyler aldıktan sonra oteldeki odasına gelmiş. Yaraya ulaşmak için fanilasını sıyırmak yerine makasla kesmeye çalışıyor. Televizyon gösterimlerinde ‘kurşunu bıçakla çıkarma’ sahnesi kesilmiş. Oysa ‘First Blood’daki (1982) John Rambo’nun ‘kol dikişi’ kesintisiz izlenebiliyor.
Genç yardımcısı Aydın “Olay zincirinin ilk halkası da son halkası da Cemil” diye düşünürken Başkomiser (Fransız filminde polis müdürünün adı olmadığı için bizimkinin de yok) Orhan Günşiray ‘işin içinde başkalarının da olduğu’ fikrinde. Önce Semra’nın ifadesini değiştirmek için girişimde bulunurlar. Sonuç başarısız.
Cemil’in kanununa göre ‘iş yapılınca bedeli ödenir’di. Olaylar bu şekilde gelişince kendisini kiralayan asıl patronu bulmaya karar verir. İçini kemiren bir düşünce var; Şarkıcı neden kendisini korudu.
Pavyondan çıkan genç kıza, konuşmak istediğini söylüyor. Burada filmin yeni bir sürprizi var. Şarkıcının arabası Ekrem Bora’ya ait ‘34 HR 007’ plakalı Mercedes. (Arabası, neredeyse sanatçı ile başrolü paylaşmış). Ayrıca, Peri Han kapıyı anahtarla açmaya neden gerek gördü anlamadık. Camı zaten açıktı.
Fausto Papetti’nin ‘I Remember N. 2’ (1965) albümündeki ‘Harlem Notturno/Nocturne’ (1939) (Earle Hagen) ile başlayıp ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Dawn Raid on Fort Knox’ (John Barry) ile biten sahne. Şarkıcı soyunmuş dökünmüş içki bardakları ile gelmiş.
Oysa kahramanımız yalnızca kendisini kiralayan adamı öğrenmek istiyordu. İkisinin de beklentisi gerçekleşmez. Kimin attığı belli olmayan bir bıçak güzel kadının yaşamına son veriyor.
Cemil işin peşini bırakmamaya kararlı. Haliç’te, meyhanede aradığı Yılgın Rıza’yı sonunda bulur. Ama ‘işin elebaşını’ bilmiyordu. Emirleri, Beyoğlu 8. Noter’de çalışan Tuğrul’dan alıyormuş. Tahmin edileceği gibi O’na ulaştığımızda asılarak öldürülmüştü.
Bu arada bir başka beklenmedik gelişme var. Meğer Ahmet Erdem, Semra’nın öldü olarak bildiği babasıymış. ‘5 milyon değerinde menkul ve gayrı menkulü genç kıza kalmış’. (Fransız çevriminde böyle bir şey yok). “Servetini, çevirdiği bin bir çeşit işlerden kazanan bir insanın parasını harcayamam ben” diyerek mirası kabul etmeyecekti ancak Noter’in sözleri çok etkileyici; “Hemen reddetmekle bir müddet düşünmek arasındaki fark sonunda size fayda sağlayabilir.” Sonradan bu konunun ne olduğu belli değil.
Cemil’i ihbar etmeyen bir kişi daha vardı; Barmen. Patronun kim olduğunu O da bilmiyormuş. “Ben emirleri şarkıcı kadının evinden alıyordum (nasıl oluyorsa). Boğuk bir ses bana bütün yapacağım işleri söylüyordu.”
Peri Han’ın döner kütüphaneli evinde olayın çözümünü bulur; Orhan’ın Ahmet Erdem ile çekilmiş bir fotoğrafı. ‘Çok, çok iyi bir insan’ zannettiğimiz ‘nişanlı’, meğerse miras olayını önceden biliyormuş. Nişan, cinayet ve diğer yaptıkları hep paraya konmak içinmiş. İşler ters gidince “Yıllarca bu planı kurdum. İşi çok iyi düzenlemiştim. Ama kiraladığım adamın Semra’nın sevgilisi çıkması her şeyi alt üst etti” diyecektir. Genç kızı kaçırmaya kalkışması sonunu hazırlıyor.
Olay artık, Hollywood filmlerindeki deyimle ‘personal’. Cemil ilk kez ‘sipariş almadan bir iş yapacak’. Önce kafesteki kuşu serbest bırakır. Semra için yatığı ve tekrar yapacağı şey de bunun aynı zaten.
‘Pre Bird’ uzunçalarındaki (1960) ‘Half-Mast Inhibition’ (Charles Mingus). “Benim vefakâr arkadaşım! Parmaklıklar sıkıyor değil mi hür yaşamak isteyenleri. Ama sen artık büyüdün. Yalnız başına uçman lazım. Hayat mücadelesi yapman lazım. Git kendine bir eş seç. Gerçekten bir yuva kur. (‘Yalnız başına uçman lazım’ dedikten sonra ‘git kendine bir eş seç’ demesi olmamış).” Jef Costello ise, belki de, muhabbet kuşunun, ‘hür yaşamak’ şöyle dursun, kedilere yem olacağını bildiği için böyle bir şey yapmıyor.
Filmin sonu, başlangıcı gibi. Yine araba çalar; Plaka değişir, silah alınır. (Tamirci, olacakları tahmin etmiş gibi “Bu son olun. Bir daha buraya gelme. Başımın derde girmesini istemiyorum” diyor). Ve Semra’yı kaçıranlarla mücadele başlar. ‘Rutin işlerde’ kurşunu ‘iki kaş arasına’ yerleştirirdi. Ama bu ‘kişisel’ bir durum olduğu için ufak bir değişiklikle ‘alnının tam ortasından’ vurur Orhan’ı.
Semra “Beni bırakma Cemil. Birbirimize destek olur, geçmişi unuturuz” diyor. Ne var ki kahramanımız bunun imkânsızlığını anlamış. O dönemin pek çok filminde olduğu gibi tabancasındaki kurşunları çıkartıp polise saldırır. Ölmeden önce ‘niye böyle yaptığını’ soran Başkomisere “Terfi etmen için” karşılığını veriyor. Önceki bir sahnede “Terfin için tevkif edilmem icap ediyorsa bir kolaylık yapabilirim” demişti. Ancak bu kadarını kimse beklemiyordu.


‘Dead Ringer’daki (1964) “You’re Not Margaret” (André Previn).
Yaralandığını duyunca görmek istemiş. Daracık bir sokaktaki konuşma.
Semra; “Böyle devam edemezsin Cemil. Bu kanunsuz yaşamaya bir son ver.”
Cemil; “Çok geç.”
Semra; “Değil! İstersen yardım ederim sana.”
Cemil; “Artık bana kimse yardım edemez. Benim kaderim bu.”
Semra; “Bu kaderi değiştirmek senin elinde.”
Cemil; “Bu çıkmaza saplanmadan önce seni tanısaydım belki. Ama artık bütün trenler kaçtı.
Onun için beni unut bir daha arama.” (Bu sırada çok uzaktan kameraya bakan bir çocuk dikkat dağıtıyor).
Semra; “Gitme Cemil! Senin için korkuyorum.”
Cemil; “Beni unutursan korkmana lüzum kalmaz.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Oynayanlar

Ekrem Bora Ekrem Bora Cellat Cemil
Orhan Günşiray Orhan Günşiray Polis Şefi
Mine Mutlu Mine Mutlu Semra
Peri Han Peri Han Şarkıcı
Süleyman Turan Süleyman Turan Orhan
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Ahmet Erdem
Aydın Tezel Aydın Tezel Aydın
Hasan Ceylan Hasan Ceylan Yılgın Rıza
Behçet Nacar Behçet Nacar Gangster
Hüseyin Güler Hüseyin Güler Fedai
Dündar Aydınlı Dündar Aydınlı Fedai
Kudret Karadağ Kudret Karadağ Fedai
Ali Demir Ali Demir Vestiyer
Fuat İşhan Fuat İşhan Aydın Tezel Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Ekrem Bora Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Mine Mutlu Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Orhan Günşiray Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Peri Han Seslendirmesi
Doğan Bavli Doğan Bavli Süleyman Turan Seslendirmesi
Devrim Parscan Devrim Parscan Seslendirme

Ekip

Kurgu Taner Oğuz (Kurgu)
Yapım Ekibi Nejat Buvan (Set Ekibi)
İbrahim Aksakal (Set Ekibi)
Mustafa Oğuz (2) (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Tahsin Demirand (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Ali Özügül (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Osman Bilen (Negatif Kurgu)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Nevzat Dişiaçık (Laboratuar)
Kamil İpekar (Laboratuar)
Hüseyin Demirayat (Laboratuar)
Gündüz Yazıcı (Laboratuar)
Arif Özalp (Laboratuar)
Adnan Açıkalın (Laboratuar)
Işık Ekibi Yusuf Tümen (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Gülderen Gül (Şarkılar)

Firmalar

Metin Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (8)

benimsinema avatar benimsinema 08 Eylül 2014 17:48:04

8

Ozamanlarda magazinde söyle manset atilmis.. iki usta yine bi arada yada orhanin müthis dönüsü diye yanlis hatilamiyorsam... ekrem gercekten bastan sonuna kadar bir kiralik katil kadar soguk oynamis.. ben filmi begendim esrarengiz bir tarafi var fon müziklerde dogru kullanilmis

sharapnell avatar sharapnell 26 Mayıs 2012 07:30:05

10

yabancı çekilen aslından uyarlama bir film olmasına rağmen güzel yapılmış. polisiye türü film sevenleri tatmin edecek düzeyde oyunculuklar var bir kere. filmdeki as karakter ekrem bora olunca ve film onun üzerine kurulunca diğer oyuncuların pek fazla öne çıkmaması gayet normal. buna rağmen oynayan herkes üzerine düşeni yapmış, sırıtan kimse yok. ayrıca bir polisiye film tutkunu olarak şu düşüncemi de söylemeden geçmeyeyim. bana göre siyah beyaz çekim, polisiye filmlerin dramatizasyonunu artırıyor. bu filmde de öyle olmuş. oyunculuklar iyi, müzikler güzel, filmin sonu ise sürprizli. e daha ne ister ki polisiye film seven biri? bence gayet güzel bir film olmuş.

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 16 Mayıs 2012 23:33:05

8

Filminde as'ı Ekrem BORA Orhan GÜNŞİRAY Süleyman TURAN Mine MUTLU Bende bu evsaflı dört yıldızlı kadrodan 4 4'lük bi oyun bekledim doğrusu. Ne yazık ki Ekrem BORA'NIN dışında diğer üç oyuncuyu gerçek oyuncu performanslarından bi hayli uzakta buldum. Zaten de tek başına Ekrem BORA karizmatik oyunu ile filmide sürüklase ettiğini söylemem mümkün. 8/10 puan vermek istediğim bir film.

FOSTERKANE avatar FOSTERKANE 05 Kasım 2011 03:05:11

le samourai/1967 (yönetmen, senaryo jean pierre melville, oyuncular alain delon, nathalie delon, francois perier) filminin türk versiyonu.tek kursun/1968 filmi orjinal filmin senaryosunun birebir aynısı sadece bir kac degıslıkler yapmıslar bunları n en önemlisi süleyman turan' ın canlandırdıgı karakter orhan olmus, orjinal filmde bu karakter yok, bu karakterin eklenmesiyle final sahnesi orjinalinden biraz farklı olmus bir diger farkta filmin atmosferi, orjinal filmde bir durgunluk hakimken türk versiyonunda türk sinemasinda alısık oldugmuz bir duygusalık  hakim yani seyirci katile empati duysun diye aslinda buna hic gerek yoktu (bence) cünkü türk versiyonu burda kayip ediyor. melville nin ustalıkla cektigi filminin sahnelerinde bir tedirginlik, bir durgunluk var bu da filmi diger bu tarz cekilen filmlerden farklı kılıyor.orhan günsıray 60 ların ilk yarısına kadar basrol oynarken nedense ikinci yarisinda söhretini yittirmeye basliyor, beles osman/1965 filminde ekrem bora' yla basrol oynarken bu filmde arka planda kaliyor ve tek  filminin afisinde bile görünmüyor.benden tavsiye bu filmin orjinali mutlaka izleyin youtube de var.

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 21 Ekim 2011 23:15:10

10

Birileri tarafıdan kullanılan bir kiralık katil ile bu bataklıktan kurtulamayan sevdiği kız ile sebepten dolayı kavuşamayan. Sonu hazin bir biçimde biten bir ilişki ve hayat karmaşasını anlatmış sürükleyici bir film. "Cemil" Ekrem Bora seri bir biçimde kanunsuz işler yapan adam öldüren biridir. Emniyet peşinde hiçbir iz delil bırakmaz parayıda peşin alan kılık kıyafeti ile dikkat çeken ilginç tipte soğukkanlı biridir. Her iş öncesi arabanın plakasını değiştirir. Poliste peşini bırakmaz. tek arkadaşı zaten evdeki kuşudur günün birinde onuda azat eder. Sevgilisi "Semra" Mine Mutlu, "Polis" Orhan Günşiray ve elebaşı "Orhan" Süleyman Turan. Semra'nın tanımadığı gazinocu babası "Ahmet" Mümtaz Ener Cemil tarafındanda öldürülür. Filmin ilerleyen aşamasında herşey ortaya çıkar masum görünüşlü darbe vurucu işin başındaki Orhan'dır. Cemil tarafından Semra'yı esir alıncada öldürülür. Cemil'in polis şefine sözü vardır tutar finalde terfi etmesi içinde vurulur. Diğer fillmlere nazaran diyalog'lar filmde daha az Ekrem Bora'nın soğukkanlılığı kıyafeti,eldiveni filmde en fazla dikkat çeken noktalardan. Tam bir cellat af yok tek kurşunla iş bitiriyor. Güzel bir siyah beyaz klasiklerimizden seyretmeye değer benden 10 puan filme..

kartal_tibet_1938 avatar kartal_tibet_1938 14 Haziran 2011 18:35:06

Ben pek beğenmedim.biraz da cüneyt arkının yaralı kurt filmini anımsatıyor.

Yandex.Metrica