Üsküdar İskelesi

8,59

( 9 kişi yorum yaptı )

Üsküdar İskelesi

Sinema Filmi

1960

Re minör Keman Konçertosu; I. Allegro con fermezza (1940) (Aram İljic Khachaturian).
Üsküdar İskelesi.
Her zamanki gibi acelesi olan Tarık ve koşarken çarptığı Leyla.
Leyla; “Adım atarken önünüze bakmak âdetiniz değil galiba.”
Tarık; “Birden şey oldu da…”
Leyla; “Hay Allah, vapuru da kaçırdım. Çok fena oldu. Şimdi, bir saat bekleyeceğim.”
Tarık; “(Genç kızın, ortalığa saçılan eşyasını toplamasına yardım ederken) Benim işim de çok acele ama…”
Leyla; “Sizin bütün işleriniz acele galiba.”
Tarık; “Şey, sigortacılık tabii.”
Leyla; “Belli işiniz hep kazalarla!”
Tarık; “…”


Erman Şener’in “sıcacık bir film” dediği ‘Üsküdar İskelesi’, çok bilinen ‘Kâtibim’ ile başlıyor.
Sevimli, yerinde duramayan, hayat dolu bir gençtir Tarık. Başak Sigorta’da memur (‘sigorta prodüktörü’). ‘Ev Ana’ adını verdiği ve kendisini evladı gibi seven Havva Hanım’ın pansiyonunda kalıyor. [‘Enayi’deki (1974) Şaziye Hanım ve Metin gibiler].
İlerde, Leyla’sına “Hiçbir şeyim yoktu hayatta biliyorsun (Ev Ana’ya biraz haksızlık ediyor galiba). Ne annemi hatırlıyorum ne de babamı. Çok küçüktüm halamı da kaybettim. Tahsilim (Hukuk) yarım kaldı. (Genç kızın gözlerine bakarak) Ama şimdi her şeyim var, her şeyim” diyecektir.
İşe gidişi Üsküdar İskelesi’nden, 8.15 vapuruyla. Geç kaldığında (vaktinde gittiği pek olmaz zaten) “Saatten haberiniz var mı, Tarık Bey?” diyenlere “Ben, bugün saatimi Merih saatine göre ayarladım” şeklinde yanıtlar veriyor. Şube Müdürü de kızsın mı sevsin mi şaşırmış. “Burasını çalgılı gazinoya çevirdin. Şu haline bak, mahalle çocuklarından farkın yok. Eğer bir daha geç kalırsan, burada şarkı söylersen…” diye başlayan konuşma, Tarık süklüm püklüm dışarı çıkarken bambaşka bir şekilde sonlanır. “Ha, dur! Son günlerde fazla sigorta yaptığın için merkezden %10 zammın geldi. Bu seni şımartmasın anlaşıldı mı?”
Bir sabah, yine yetişme telaşıyla önce iki seyyar satıcıya sonra da Leyla’ya çarpar. Vapuru kaçırırlar. Bir sonraki vapurda, bu kez iri yarı bir adama çarpıyor. Genç kızın kendini tutamayıp güldüğünü görünce, hemen yanına ‘kurulur’!
Kısa sürede birbirlerini çok severler.
Leyla, Beyoğlu’ndaki hazır giyim mağazası KUPA’da kasiyer.
İstanbul’a bakan küçük çay bahçesindeki konuşmaları ne güzeldi.
Bu mutluluk, Almanya’dan dönen uzak akraba Suat Bey’in (içinde evlilik olan) planları ile gölgelenmek üzere.
Varlıklı bir kısmet isteyen anne Nadide Hanım, damat adayının ‘meziyet’lerini saymakla bitiremez. “Tahsilli, yakışıklı ve zengin.” Ancak, henüz ortaya çıkmayan bir ‘meziyet’i daha var Suat’ın! Ana kızın Alemdağı’ndaki arsalarını ele geçirmek istiyor. Rahmetli babası, Leyla’nın (o da rahmetli) babası Mustafa Bey’i çeşitli numaralarla borçlandırıp bu arsaları elinden almış. Ama ‘kurt gibi bir dava vekili olan Mustafa Bey satışı resmi muamele ile tapuya intikal ettirmemiş’. Sonuçta, bunu bilmeseler de arsalar hâlâ Nadide Hanım ve kızına ait.
Avukatın söylediğine göre, servete ‘konmak’ için Suat’a tek bir yol kalıyor, Leyla ile evlenmek!
Leyla bu öneriye şiddetle karşı çıkıp annesine Tarık’tan söz eder. ‘Memur’ ve ‘aylığı 600 lira kadar’ açıklamaları Nadide Hanım’ın karar vermesi için yeter de artar. ‘Eğer böyle bir çocukluk yaparsa’ analık hakkını helal etmeyecekmiş!
Suat Bey (ve açgözlü anne) acımasız bir plan yapar. Tanıdıklarının aracılığı ile Tarık’a Anadolu’da bir yıl süreli bir ‘teftiş kadrosu’ ayarlar. Amacı İstanbul’dan, daha önemlisi Leyla’dan uzak tutmak.
Benzer bir şeyi ‘Ümit Sokağı’nda (1966) göreceğiz. Oradaki Selim-Ekrem Bora amacına ulaşırken, Suat’ın planı son anda bozulur!


Re minör Keman Konçertosu; II. Andante Sostenuto (1940) (Aram İljic Khachaturian).
Unutamadığımız çay bahçesi.
Tarık; “Hep bir şeyler yapmak, bir delilik geçiyor aklımdan. Her şey ne kadar güzel. Ağaçlar, denizler, evler, insanlar, yollar. Sen niye her gün yanımda olmayacaksın?”
Leyla; “İşleri delilikle halledemeyiz. Ancak, akıllı uslu düşünürsek olur.”
Tarık; “Düşünmeyeceğim işte, akıllı uslu düşünmeyeceğim! Ben seni deliler gibi seviyorum. Akıl, benim işime karışamaz artık, anlıyor musun karışamaz!”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Suphi Kaner
Senaryo
Yapımcı Kemal İnci , Kenan İnci
Görüntü Yönetmeni Muzaffer Pekgüleryüz , Lazar Yazıcıoğlu
Eser
Tür Dram, Duygusal, Komedi
Ülke Türkiye
Etiketler Çayevi, Gemi, Hizmetçi, İnşaat, Tren, Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Turgut İnangiray (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Bilal İnci (Sanat Yönetmeni)
Dekor Tasarım Sohban Koloğlu (Dekor Tasarım)
Yönetmen Ekibi Kemal İnci (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Muzaffer Pekgüleryüz (Kameraman)
Işık Ekibi İlhan Aslım (Işık Şefi)
Sanat Ekibi Sohban Koloğlu (Aksesuar)
Ses Ekibi Turgut İnangiray (Senkron)

Firmalar

Tez Film (Yapım)
Erman Film (Stüdyo)
Erman Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (9)

Göztepe avatar Göztepe 10 Mart 2013 00:31:54

10

Rahmetli Suphi Kaner'in izlediğim ilk başrol filmi doğrusu her yönden dört dörtlük bir film. Üstelik filmin senaryosunuda Suphi Kaner üstlenmiş. Fakat filmin castı daha tanıdık isimlerle düzenlenebilirdi yinede siyah beyaz film döneminin iyi filmleri nden.!

HYONEY 04 Aralık 2012 23:41:19

10

Güzel bir komedi filmi olduğu kadar güzel bir dram filmi de ve hikayenin sonunda her iki öğe, seyirciye bunları net bir biçimde hissettirecek şekilde harmanlanmış.

lebkuchen avatar lebkuchen 05 Kasım 2012 15:13:12

10

Tek Kelime Muhtesme bir film..

yalnızlar_rıhtımı avatar yalnızlar_rıhtımı 01 Eylül 2011 19:05:09

filmin ismi bile bir şaheser diyebilirim. 

turgut1955 avatar turgut1955 21 Ocak 2009 10:15:01

5

Üsküdar iskelesi 1960 yapımı yönetmen suphi kaner senaryo Suphi kaner yapımcı kemal inci görüntü yönetmeni lazar yazıcıoğlu oyuncular fatma girik suphi kaner bu güzel yapımın yönetmeni ve senaryo  suphi kaner ayrıca bu filmde yönetmen yavuz yalınkılı ç da oyunculuk yapmıştır o zamanki sevgiler çok güzeldi şarkılar güzeldi sevgililerde  yalan yoktu Şarkılarda yalan yoktu sinemalar yazın yazlık sinemalar çalinan pılaklarda yalan yoktu her  sevgilerde yalan yoktu eski sinema afişlerinde sinema büyüsü vardi oyuncular  gönlümüzün sanatçisiydi babalarimizin aldiği ayakabi  ve  pantolonlar güzeldi her zaman saygi var di ama devirde yine kötü kaynana vardi bu filmde iki gencin sevgisi aşki temiz ve yalan olmuyan duygulari suphi kaner o kadar senaryo yu güzel yazmiş ve filmi yönetmiş bu filmde her kesimden her insan kendinden bir parça bula bilir bu kadar güzel aşk filmi olmaz bu güzel sanatçi ne yazıkki otuz yaşinda hayat şartlarindan ve her zamankki gibi acimasiz hayatın çarkindan aramizdan çok erken ayrıldi mekani cennet olsun böyle sanatçilarin hiç bir zaman yeri dolmadi bu filmin yapımcısi bilal inci nin abisi kemal inci burdan fatma girik ve kemal inci ye uzun ömür saglıklı bir yaşam dilerim  bu filmi izleyemenler mutlaka izlesinler çok güzel bir aşk filmi her devirde bir semra kaynalar var bu güzel film usta oyuncu ve yönetmen bir SUPHİ KANER filmidir

performer avatar performer 01 Haziran 2008 19:37:06

değerli arkadaşım murat çelenligil, yazınız harika, yalnız bir düzeltme yapacağım. filmde suphi kaner kendi sesi ile oynamamıştır. suphi kaner'i gazanfer özcan seslendirir.ayrıca filmde kavga sahnelerinde özellikle filmin son sahnesinde silah kullanı lmamış. biraz geç olacak ama fakat bravo. 

Yandex.Metrica