Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Yıldıztepe

Yıldıztepe

8,75

(15 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 35 Dk Gizem Gerilim Dram Korku Duygusal Gizem, Gerilim, Dram, Korku, Duygusal

Yönetmen: Memduh Ün Memduh Ün

Ülke: türkiye

Oyuncular: Fatma Bilgen, Meriç Başaran, Selahattin İçsel, Mahmure Handan, Ahmet Turgutlu, Nejat Çetinok, Fatma Girik, Salih Güney, Atıf Kaptan, Aliye Rona Devamını Gör...

Konusu : ‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) “Maggie’s Murder”. Buharlı trende bir genç kız; “Kimsesiz bir kızım. Annemi yıllar önce kaybetmişim. Liseyi bitirmeme yakındı babam öldü. Yapayalnız kaldım. Şimdi babamın uzaktan bir akrabası olan Kılıçoğlu Ahmet Bey’in yanına gidiyorum.” 60’lı yıllar. Sevgi, elinde bavul, akrabalarına sığınmaya gelmiş. Bütün aile karşılar zannetmişti ama trenden indiği köprüde kimse yok. Nice sonra gelen Ahmet Bey’le gider Yıldız Tepe’ye. [Aynı adlı roman (Peride Celal) (İnkılâp Kitabevi) (Birinci baskı–1945) ise 1940’da başlıyor. Kitaptaki Sâra daha şanslı. Çünkü anne ve konsolos babası sağ. Görevli olarak uzak bir memleketteler. Savaş dünyanın her yerinde. Bu nedenle ‘leyli okuduğu’ Erenköy Lisesi’ni bitirince yanlarına gidemez. Annesinin bir akrabası, Ahmet Kılıçoğlu O’nu Karadeniz taraflarında, sahilden içerde bir kasabaya götürüyor. Arkadaşı Nihal de Suadiye’deki köşklerine çağırmıştı fakat kısmet değilmiş]. ‘Yaşayan ölülerle dolu’ Yıldız Tepe. Beyaz taştan yapılmış, mimarisi zevksiz, kaba bir ev. ‘Lanete uğramış’ bir zindan, bir mezarlık. Kasabalılar ‘Uğursuz Tepe’ diyorlar. ‘Bir fırtınanın sahile attığı döküntüye benzeyen ve dağılmakta olan aile’. ‘Hepsinin hayatına hâkim olan bir büyük sır var’. Genç kız ‘önceleri seyirci gibiyken zamanla hiç istemeden aralarına karışır, Onlardan biri olur’. Orada ‘hayatın boş laflardan, manasız hayallerden, budala gösterişlerden ibaret olmadığını öğrenecektir’. Kaç kez gitmeye niyetleniyor ama her seferinde ‘kendisine bile itiraf edemediği bir şey’ engel olur. Büyükanne, Yıldız Tepe’yi ayakta tutan en sağlam bağ. ‘Cesur, tahammüllü, iradeli’. Bir müddetten beri gözleri görmüyor ancak seziş kuvveti müthiş. Genç kızın, bitip tükenmekte olan aile için son şans olduğunu anlamış. Kalp hastası ve vakti az. Tek ümidi Sevgi ile Murat’ın birbirlerini sevmeleri. Ama aralarında (şimdilik) yalnızca nefret var. Yoksa bu duygu başka bir şey mi? Talihsiz Cemile’yi, anne ve babası ölünce Büyükanne yanına almış. ‘Ateş saçan öfkeli bakışlarında delice, acayip bir mana’. Kavgaya hazır bir kedi. Fırtınalı gecede “Murat abi kurtar O’nu, yağmurda ıslanıyor” diye bağırmasının nedenini sonra anlayacağız. ‘This was his Room’ (1964) (André Previn). Delikanlı, duruma tanık olup bayılan Sevgi’yi odasına getirdiğinde ‘Dead Ringer’daki melodi duyuluyor. Ahmet Kılıçoğlu, 60’lı yaşlarda. Büyükanne’nin hem akrabası hem damadı. Cansız ve garip bir dalgınlıkla bakıyor. Karısı Fatma da öyle. Film boyunca birkaç kelime dışında sesleri duyulmuyor. Üç çocukları olmuş; Murat (romanda ‘İbrahim’), Ali ve aileyi yakıp kavuran ortanca oğul Osman. Murat, Mülkiye’yi birincilikle bitirmiş. ‘İki sene kaymakamlığı bile var’. Ama şimdi köpeği Kurt’la bazen Yıldız Tepe’de bazen Sarı Çiçek Yaylası’ndaki kulübede kalıyor. Elinde hep bir meşin kamçı. Güçlü, kuvvetli, vahşi ve yaklaşılmaz. Baltayla odun kırması ne kadar güzeldi. Le Meurtrier’deki (1963) (René Cloérec) ‘Prologue’. Sevgi ile tanışması, Kurt’un genç kıza saldırdığı sahnede. Çocuk ruhlu, gelgeç gönüllü Ali. Önce Akademi’nin resim bölümüne, sonra Edebiyat Fakültesi’ne devam etmiş. Romanda ‘bir gazetede muhabirlik’ bile var (sf. 33). ‘Hepsi muvaffakiyetsizlikle sonuçlanmış’. Karşılaştığı her genç kıza âşık tutulur. Daha önce Dr. Faruk’un kızı (kitapta ‘kız kardeşi’) Leyla’ya ilgi duyuyormuş. ‘İçli, şair ruhlu’ ama aşkına karşılık bulamayınca saldıracak kadar değişken. Ortanca oğul ile karşılaşmamız bir mezar taşında olur. “Burada Osman Kılıçoğlu yatıyor. 1930–1955 (romanda 1936). Ölümlerin en beterile (‘beteriyle’) öldü.” Yıldız Tepe’deki sır bu üç sözcükte gizli; ‘Ölümlerin en beteri’. Yedi (kitapta 9–10) yıl önce ailenin İstanbul’da ‘kurulu, düzenli bir hayatı varmış’. Ta ki Osman, mahalleye taşınan Türkan’a (romanda adı yok) bağlanıncaya kadar. Genç kadının uğursuz bir güzelliği var. Üstelik evli. Yaşlı koca çok varsıl ve sık sık seyahatlere(!) çıkıyor. Onların beraberliklerini bildiği halde boşanmaz. Romandaki durum biraz daha acımasız. Kadın da ‘zengin kocadan ayrılmak istemiyor’! Delikanlı büyükannenin dediğini yapar ve bu ilişkiyi bitirir. Türkan kocasını zehirleyince, beklendiği gibi, suçu Osman üzerine alır. Söyledikleri Kılıçoğullarındaki özverinin bir örneği; “Farkına varmadan O’nu bu cinayete ben teşvik ettim. O’nu seviyorum.” Yağmurlu bir sonbahar sabahı, şafak sökerken asılır. Cemile evden kaçıp idamı seyretmesi filmin sarsıcı (ama inandırıcı olmayan) kısmı. (60 sonrası açık alanda yapılmazdı bu). Kitapta, mahkeme kararı Beyazıt Meydanı’nda yerine getirilir. ‘Boynunda kocaman bir yafta’. “Küçük Cemile de, komşuların peşine takılıp Osman ağabeysini görmeye gitmiş!” Romandan farklı olarak filmde Türkan (herhalde kendisinden iyice nefret edelim diye), Osman daha toprağa verilmeden başkalarıyla beraber oluyor. Bu sırada bir sürprizle karşılaşıyoruz; Kadeh tokuşturduğu ilk kişi Tanju Gürsu! Erkeklerin intikam için yemin ettiğini gören Büyükanne daha erken davranıp Türkan’ı öldürür. Sevgi’y her şeyi anlattıktan sonra kalbi daha fazla dayanamaz. Şimdi Osman’ın yanında huzur içinde yatıyor. The New York ‘Pops’ Symphony Orchestra’nın ‘Music of Acquaviva’ albümündeki ‘Her Tears’ ve filmin sonunda, kahramanımızı trenden indiren sözler. Murat; “Gitme Sevgi… Gidersen çökeceğiz, dağılacağız. Seni seviyorum. Kılıçoğlu ailesi ikimizle devam edecek. Bir kadın eliyle yıkılan ailemiz gene bir kadın eliyle devam edecek.” [Sâra ise, (sf. 216) İbrahim için “Evet gelecek, bir gün mutlaka gelecek ve ben ebediyete kadar bile olsa O’nu beklemekten usanmayacağım” diyor]. (Yazan: Murat Çelenligil)



kisxgunesi

30 Aralık 2019 03:50

Bence çok güzel yönetilmiş bir film. Memduh Ün üst seviyede iş çıkarmış. Oyuncular da 10 numara. Korku filmlerini sevmem ve biraz endişe ettim acaba bu film çok korkunç mu diye ama Yeşilçam da öyle pek horror tipi film yok herhalde. Mutlu sonla bitmesi de sevindirdi.

Cevap Yaz

guvenk

23 Temmuz 2014 01:25

Diğer pek çok yorumcu arkadaşın filmle ilgili söyledikleri olumlu herşeye aynen katılıyorum. Filmin garip ve 'karanlık' bir çekiciliği var, bu da konusu itibariyle olması gereken bir şey.. Ama artı olarak esas söylemek istediğim şey filmin oldukça başarılı bir şekilde seçilmiş oyuncu kadrosudur.Her bir oyuncu oynadığı karaktere son derece yakışmış, ağzından pek bir şey duyamadığımız Atıf Kaptan bile... Ekrem Bora ve Ayla Algan'a ise hayranlığım 10 kat daha arttı diyebilirim. Kesinlikle izleyin derim, korkmayın Memduh Ün filmlerini bir şekilde izlettiriyor..:)

Cevap Yaz

benimsinema

12 Şubat 2014 23:13

kameranin önü müthis oldugu gibi kameranin arkasida cok saglam, bence bu yüzden de film gercekten sürükleyici olmus... heyecanini hic kaybetmiyor bastan sonuna kadar, soluksuz izlenir... atif kaptan nerdeyse hic konusmadan filmi bitiriyor...tanju gürsuyoda 3 saniye görebiliyoruz...eger yanilmiyorsam salih güneyinde ilk filmi bu...

Cevap Yaz

kariz_ma_35

18 Temmuz 2012 21:00

Hayatta kimsesi olmayan bir genç kızın bilmediği tanımadığı uzaktan bir akrabalarının yanına yerleşmesiyle oluşan olayları yansıtmış bir film. "Sevgi" Fatma Girik hiç tanımadığı akrabalarının yanına öğrencilik yıllarında yerleşir. Yıldız Tepe adı verilen mekan adeta kabuslar evidir. Geçmişte yaşanan acı olaylar aileyi hayata küstürmüştür. Bu durumdan habersiz olan Sevgi aralarına girer. İki kardeş olan  "Murat" Ekrem Bora ve "Ali" Salih Güney Sevgi'ye aşıktır. Geçmişte idam edilen ailenin ortanca oğlu "Osman" Nejat Çetinok ve bu olaya canlı şahit olan "Cemile" Ayla Algan geri kalan yaşamını yarı deli olarak geçirir. Osman bir kadın yüzünden "Türkan" Devlet Devrim yüzünden idam edilmiştir. Osman'ın aileside onu öldürmüştür. Cinayeti işleyen "Büyükanne" Aliye Rona'dır. Sevgi ise bu karmaşada istenmeyen kişi durumuna gelir. Onu tutan seven Büyükanne ile Ali'dir daha sonraları Murat ile yıldızı barışır. Aile reisi "Ahmet" Atıf Kaptan adeta hayata küsmüştür. Ama her türlü olumsuzluğa rağmen Murat ile Sevgi birleşir. Güzel bir film Ekrem Bora'nın sert tutumu soğukkanlılığı. Fatma Girik'in melekler kadar iyi bir insan rolü. Ayla Algan'ın yarı deli rolleri filmin başarısında önemli etkenler olmuş. Aliye Rona çok fazla iyi insan rolü oynamamıştır herhalde rolünün hakkını oda fazlasıyla vermiş. Ama film kasaba çekimi dışında hep aynı yerde çekilmiş 1,2 değişik mekan kullanılsaydı fena olmazdı.Ayrıca Tanju Gürsu'nun kısa bir rolü var filmde bununla beraber üç jön rol almış. Usta yönetmen Memduh Ün'ün bana göre iyi filmlerinden birisi..

Cevap Yaz

capone

27 Nisan 2012 12:38

Genç yaşta kimsesiz kalmış olan Sevgi bir Anadolu köyünde uzaktan akrabaları olan bir ailenin yanına yaşamaya gelir.Ancak ilk geldiği andan beri soğuk bir şekilde karşılanır ve zamanla evin son derece kaba davranışlı büyük oğluna aşık olur.Türk sinemasının en güzel filmlerinden izleyin.Ekrem Bora ise oldukça başarılı

Cevap Yaz

t_rex

22 Şubat 2012 11:51

filmin teması, hikayesi müthiş ama memduh ün  anlamıyor pek sanattan. . film çok karanlık. gizemli bir film. başka bir yönetmen yapsa çok daha iyi sonuç verirdi. beni tatmin etmedi film. çok çok eksiği var. eğer nejat saydam renkli dönemde, tıpkı zambaklar açarken gibi harikulade,  projeyi ele alsaydı müthiş bir film çıkardı ortaya.   soğuk, sıcaklığı, samimiyeti zayıf..

Cevap Yaz

ali87

21 Haziran 2010 14:40

kaba adama aşık olan kızın hikayesi filmde salih güney çok başarılı

Cevap Yaz

Alın yazısı

25 Nisan 2009 22:37

Annesini ve babasını kaybettikten sonra kimsesiz kalan lise öğrencisi sevgi,iç anadolu'da yaşayan uzak akrabaları kılıçoğulları’nın yanına gitmek zorunda kalır.
Kılıçoğulları’yıldıztepe denilen bir yerde kasabadan ayrı bir hayat sürmektedir.sevgi,onları görünce çok şaşırır.her biri ayrı bir tip olan davranışları esrarlı insanların,sevgi gibi kimsesiz kalmış bir genç kızın dünyasında etkisi büyük olur.kimseden tam bir dostluk göremez.sadece ailenin en yaşlısı büyükanne,ona yakınlık gösterip diğerlerinden korumaya çalışır.sevgi gece yarısı duyduğu seslerden,yıldıztepe’de bir takım acaip olaylar geçtiğini anlar.sevgi,yıldıztepe’den uzakta bir kulübede oturan Murat’a aşık olmuştur.Fakat,murat’ın küçük kardeşi ali de sevgiyi sevmektedir.bir kavga sonunda Murat ,aliyi vurur...

Cevap Yaz

performer

19 Ocak 2009 00:13

yeşilçam'ın böyle amerikan filmleri kalitesinde film çekmesi müthiş. çok başarılı gerçekten. memduh ün'ün ne kadar iyi bir yönetmen olduğunun göstergesi. bu arada salih güney yanlış işitmediysem kendi dublajını kendisi yapmış.

Cevap Yaz

apollonz27

4 Aralık 2008 22:46

Çevrildiği dönemdeki diğer filimler arasından konusuyla, ve filmin çekildiği mekanlarala kolayca sıyrılıp, sivrilebilecek bir filmdi. Ben çok beğenmiştim. Oyuncular da çok iyiydi. Tekrar TV'lerde gösterilse yine izlerim.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica