Murtaza

8,91

( 8 kişi yorum yaptı )

Murtaza

Sinema Filmi

1965

‘Capriccio Italien, Op. 45’. (1880) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) (1.00-1.30 dakikalar arası).
Apteshane Bekçisi Azgın’ı uyurken yakalamış. Neredeyse kavga edecekler.
Murtaza; “Utanmazsın bıyığından uyursun vazife bir sırasında horul horul?”
Azgın; “Kes gayri lan! İki satır uyumuşsak ne olmuş yani, kıyamet mi kopmuş?”
Murtaza; “Ayıp derim be, ayıp derim.”
Azgın; “Neye ayıp lan? Kızın, elin oğlanlarıyla sürterken ayıp olmuyor da bana neden ayıp oluyor?”
Murtaza; “…”
Azgın; “…”
Murtaza; “Kızım mı? A be, benim kızım olamaz sürtük. Olamaz sürtük. Benim kızım olamaz sürtük.”
Ama o sinirle eve gidince “A be, nerde o sürtük” diye bağıracaktır!


Aynı adlı romanın (1952/69) (Orhan Kemal) (On dördüncü basım-2000-Tekin Yayınevi) ilk Yeşilçam uyarlaması.
Film, Bekçi Murtaza’nın ‘mahalle tef tişi’ ile başlıyor. Oğlan dayıya kız halaya derler. Kahramanımız da Balkan Harbi’nde şehit düşen dayısı Kolağası Hasan Bey gibi ‘vazifesinin aslanı’. Ceketinde parlak düğmeler, bekçi yıldızı. Palaska, tabanca, toka. Başında eğreti bir şapka, elinde sopa, ağzında düdük. Paramparça çoraplı ayaklarında 45 numara postallar.
Karısı Zümrüt ve 4 (kitapta ‘6’) çocuğu ile bir yoksul gecekonduda kalıyor. Bahçesinde bir kuyu. Kapıda takunyalar. ‘Misafir için bir iskemlecikleri bile yok’.
Büyük kızı Selma enstitü öğrencisi. Ortancalar Firdevs ve Hülya dokuma fabrikasında işçi. En küçükleri (romanda dayısının adını vermiş) ise daha bebek. Komşuları Âkile Hala da muhacir.
Hırsızlara göz açtırmadığı gibi ışık gördüğü evleri “Ne için yatmazsınız gecenin bu saatine kadar... Söndürün lambanızı da yatın” diye uyarıyor. “Çalışacaksınız gündüzleri, uyuyacaksınız geceleri de deliksiz!”
Mahallede yaka silkmeyen yok. Her gün Komiser Mehmet Ilıman’ın karşısındalar;
“Murtaza mıdır nedir bıktık bu adamdan Beyefendi.”
“Fındıkkabuğunu doldurmayan şeyler için gecenin ortasında insanı tatlı uykusundan uyandırıyor.”
“Mahallede bir örfi idare etmediği kaldı. Bekçi değil sanki mahallenin valisi. Zart zurt edip duruyor.”
Dehleyecek, dehleyecek ama çoluğuna çocuğuna acıyordu Komiser. Şikâyetler artınca, rica minnet, dokuma fabrikasında bir iş ayarlar. Kahramanımız artık kontrol görevlisi. Yapacağı şey de işçilerin, ustaların durumunu Fen Müdürü Kamuran Bey’e bildirmek. Sol kolunda ‘KONTUROL’ yazılı kolbağı ile ‘bir zaptiye kumandanından farksız’. Disiplin kuracak fabrikayı ileri götürecek!
Fabrikada Nuh adında bir kontrol görevlisi daha vardı. Bu durumdan pek hoşnut değil. O, Muhacir Murtaza ise bu da Kayserili Nuh! Fen müdürünün hemşerisi olduğu için ‘işe boş veriyordu’ şimdiye kadar. “Yoo, fabrikayı ileri götürmeye kulak asma. Fabrikanın yeri iyi. Hem ben sana bir şey diyeyim mi, bu tatavacılığa boş ver. Daha dün bir bugün iki. Ne üstüne vazife oğlum... Sen al maaşını Allahına şükret bre herif. Deli misin nesin?” diye yırtınıyor.
Bizimki hep ‘gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye büyüklerimden’ havasında. Bir de fabrikadaki hırsızı yakalayıp ‘aferin’ alınca tam bir baş belası kesilir. İş sırasında uyuyanlara karşı acımasız. En küçük ihmale bile tahammülü yok!
Bağnazlığa varan disiplin aşkı, işçileri kendisine düşman ediyor. Dubara, (filmdeki adını öğrenemeyeceğimiz) Attila Ergün, Apteshane Bekçisi Azgın, Ensiz Veyis ‘bir kumpas için fırsat kolluyorlar’.
‘Yalnız Benim Ol El Yüzüne Bakma Sakın Sen’ (1963) (Rast) (Selahattin Pınar). Bu arada sesi güzel, yüzü daha güzel Selma’ya ta İzmir’den zengin bir kısmet çıkar. Amcası Recep “Uğlan ayakkabıcı. Bubası çok zengin. Varimiş konaklari, zeytinlikleri, Manisa’da apartımanları. Hemi de mandıraları. İstermiş namuslu bir kızcağız. Olsun fakir, velâkin namuslu” diye anlatıyor. Oysa genç kız, tamirhane kâtibi Ahmet’e sevdalıydı. Üstelik hamile. Yaşı da henüz 16 olduğu için çaresiz durumdalar.
Delikanlı, belli ki kimsesi yok, kız istemeye tamirhanedeki ustası ile gelmiş. Murtaza, artık ezberlediğimiz “Gürdü mü kurs? Aldı mı amirlerinden çok sıkı terbiye” sorularının ardından “Veremem kızımı oğlunuza (gelenleri baba oğul zannetti galiba)” diyor. İşini beğenmemiş damat adayının!
Sonrası çok kötü. İki kızı sıcağa dayanamayıp çırçırlarda uyumuş. Bunu gören Dubara ve Ensiz “Elin gözündeki çöpü görmekte yavuzsun. Git de kızlarını gör” diye azdırıyorlar kahramanımızı. O an, kurşun sıksalar bir damla kanı akmayacak durumdaydı. Bunca yüksek kurs görsün, çok sıkı bir terbiye alsın sonra da böyle iğneli sözler işitsin. Olacak şey değil. “Yedim dişlerimi hırsımdan. Nasıl uyur, a be nasıl uyur benim kızlarım vazife bir sırasında?” O hırsla ‘ciğerparesine bir tokat aşk eder’. Firdevs başını yere çarpıyor.
Nazardır falan deyip kurşun dökmüşler ama durum ‘an be an’ kötüleşmekte.
Bir çare bulması, doktora götürmesi lazım. Ne çare ki bir buruşuk banknottan başka parası yok cebinde. “Ne yapalım be oğlum, kız elden gidiyor… Yeter bu para, yeter bu para” diyor komşu Âkile Hala.
Doktor Tevfik Soyurgal’a göre ‘hémiplégia, beyin kanaması’. Tedavi için geç kalınmış. Yardımcısı umutsuz. “Bu çocuk yolcu.”
“Scheherazade Op. 35; I. The Sea and Simbad’s Ship.” (1888) (Andrei Rimsky-Korsakov) (35-41 saniyeler arası). 30 saattir gözünü kırpmamış. Fabrikada dayanamayıp uyur. Kamuran Bey, gammazlamaya gelenlerin beklentilerini boşa çıkarıyor. Murtaza’yı üç gün izin ve bir zarf dolusu para ile ödüllendirir.
Doktorun yazdığı ilaçlarla geldiğinde kızının üzerinde beyaz bir örtü ve bıçak vardı.
Filmde çıtı çıkmıyor.
Tiyatroda ise ‘ani bir feveranla’ reçeteyi, kasketini yere çarpar. ‘Apolet ve sırmalarını da’.
“Üüüül be Mürteza, gebber be Mürteza, gel kurşumlara!”


‘Scheherazade Op. 35; II. The Kalender Prince’ (1888) (Andrei Rimsky-Korsakov) (3.20-3.33 arası) ve Sir Adrian Boult yönetimindeki The London Philharmonic Orchestra’dan (Piyanist Mindru Katz) (1959) ‘Piano Concerto in D Flat Major: I. Allegro ma non troppo e maestoso’ (1930) (Aram Khachaturian) (8.50-9.01 arası).
Ablasının yardımı ile eve kadar gelmiş ve bahçede yere yığılmış.
Zümrüt; “Koş be Âkile Hala. Firdevs’im gider elimden.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Tunç Başaran
Senaryo
Yapımcı Eşref Ekicigil , Recep Ekicigil
Görüntü Yönetmeni Mengü Yeğin
Eser
Süre 101 dk
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler 1960 Lar, Bekçi, Dürüstlük, Fabrika, Fabrika, Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Turgut İnangiray (Kurgu)
Yapım Ekibi Cemal Yılmaz (Yapım Amiri)
Naci Saraç (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Yılmaz Kuzgun (Yönetmen Yardımcısı)
Post-Prodüksiyon Sezai Elmaskaya (Negatif Kurgu)
Hilmi Başcan (Laboratuar)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Mühendisi)

Firmalar

Artist Film (Yapım)
Erman Film (SESLENDİRME)

Son Yorumlar (8)

AlınYazısı avatar AlınYazısı 08 Ocak 2016 17:29:12

8

Küçüçük dünyasında büyük ümitlerin ve sıkı bir dsiplinin
hakim olduğu, veren elin alan elden üstün olduğunun devamlı anlatır durur.
O sahibine öyle bir sadıkatla bağlıdır ki
Görev sırasında gözüm görmez hiçbirşeyi
tanımam evladımı demem ciğerparem...

Onunda bir hakimiyet savaşı vardır.
O Geçmişte aldığı sıkı terbiyenin ve dsiplinin
görev kutsallığının temsilcisi gibi hareket eder. Bunu yaparken hafif bir göğüs kabartma ve tafra atmayıda kendine hak edilmiş bir müfakat olarak görür.

''Murtaza'' Rahmetli Müşfik Kenter'in Başrolünde Devleştiği bir yapım.
Bu kadar şahane bu kadar samimi bir oyun kabiliyeti.

ve çok ince gönderisi yapılan mizah mesajları
Fabrikaya Pavlüke denilmesi
Kirk Douglas' kürt tuğlası denmesi
Uykuya, Uykucikini denmesi, daha niceleri
Tabiki, Lehçe ve şivenin farkındalığına varıyorsunuz.

Murtaza ne yapar eder ama insanların farklı bir dünyası olduğuna
oralı bile olmadıklarına
hayatın gerçeklerinin çok farklı olduğunun farkına varamaz.
Dedik ya onun dünyasındaki intizam ve düzen anlayışı
O yaşadığı cehennem şehrin yaşantı ve kurallarından çok farklıdır.

Kardeşine anlatır. E be kardeşcağızım ben istemezmiyim. Bal yemeyi kaymak yemeyi.
Önünden geçerim içim eder kahır. diyerek İç çeke çeke yılların verdiği yorgunluğu gözlerindeki bakışla ifade eder.

Murtaza'nın dünyası geçim derdinin ve zorluğunun yanında
Değişen hayat şartlarının da getirmiş olduğu bir yıkıntının ve düzensizliğinin çığlıkları vardır

Bir yanı feryat eder durur. Diğer yanı Sadakat ve Şükür der.

A be Sen gördünmü Kurs, görmedinse kurs konuşma böyle cahil cahil diyerek
Mevzuattaki inceliklerin savunuculuğunu yapar.

Finalde gözler herşeyi anlatır.
Feryadın ağızdan haykırışına gerek yoktur.
O Çift gözdeki yıkıntı ile perde kapanır.
Tabiki Murtazanın zar zor ayakta kalan bir yanı harabeye döner...

Göztepe avatar Göztepe 11 Ocak 2013 21:16:23

10

Müşfik Kenter'den muhteşem bir film bir insan vazifesine bu kadar sadık olabilir. İşini iyi yaptığı için görev uğruna çocuğunu bile harcayan bir baba disiplin,nizam. Her yönüyle örnek bir bekçi mgunay'ın söylediği gibi rahmetli Müşfik Kenter adeta r olünde devleşmiş. 2.ci çevriminde Müjdat Gezen'de çok güzel oynamıştı ama ilki daha başka başarılı bir film.!

MGUNAY avatar MGUNAY 09 Ocak 2013 10:25:08

10

nihayet izleyebildim bu filmi ikincisinden daha iyi olduğunu söyleyebilirim daha akıcıydı Müşfik Kenter rolüyle nerdeyse özdeşleşmiş

yedikule_zindanı avatar yedikule_zindanı 18 Ocak 2009 00:57:01

10

Gerek bu Murtaza gerek Bekçi filmi ,hemen hemen konu aynı varyantları değişiktir ve beğendiğim bir oyun-filmdir..İzlemenizi isterim.Ayrıca semaver kumpanya tiyatrosunda da "Murtaza" oyununun tiyatro versiyonunu seyretmenizi isterim.Tiyatrod a da Tansu Biçer [Murtaza] rolünü çok güzel vurguluyor.

emre84 avatar emre84 05 Mart 2008 21:16:03

Çok iyi bir film hikaye ve senaryoda çok iyi ama cast daha iyi olabilirdi

jeniferdeniz avatar jeniferdeniz 01 Mart 2008 21:49:03

yüksel1907 bahsettiğiniz film BEKÇİ mi ali özgentürk filmi ???

Yandex.Metrica