Can Mustafa

7,76

( 5 kişi yorum yaptı )

Can Mustafa

(Yaralı Kuş)

Sinema Filmi

1960

‘Rast Makamında Ney Taksimi’.
Efkâr dağıtmak için meyhaneye gelmiş. Solunda Fikri Çöze, sağında Sıtkı Akçatepe. (Sanki bir tiyatro nostaljisi).
Fikret; “Hayatı cehenneme çeviriyor bu vicdan azabı. İnsanın ömrünü damla damla eza cefa içinde eritip götürüyor. Yok yeryüzünde bu hastalığın çaresi. Yok.”
Fikri Çöze; “Doktor ilaç fayda vermiyor mu?”
Fikret; “Bu derde ne ilaç ne de doktor fayda eder. Biliyor musun, karımı ben düşürdüm hapishaneye. Oğlumu ben öksüz ettim. Hep o iblisler yaptırdılar bunu bana. Onlardan soracağım bunların hesabını teker teker.”
Sıtkı Akçatepe; “Boş ver be evlat. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Vazgeç, gel vazgeç.”
(Kan gövdeyi götürecek sandık. Neyse ki kahramanımız yalnızca konuşmakla yetinir).


‘El Kızı’nın (1960) (Orhan Kemal) bir Yeşilçam uyarlaması.
J enerikte Hamiyet Duygulu, eşi Zeki Duygulu’nun Nihavent eserini seslendirmiş; “O gözler yaktı beni//Ardına taktı beni//En sonra bir el gibi//Başından attı beni//**//Yandım sana Mustafa//Gel etme böyle cefa//Görmedim senden sefa//Ah Mustafa, Mustafa//**//Aşkınla yakma beni//Ateşe atma beni//Cevrinle harap oldum//Yeter ağlatma beni.”
İzmir. Nubar Kamçılı’nın kuyumcu dükkânı. ‘Meşhur İthalatçı’ Fikret Bey on bin liralık pırlanta yüzük alıyor. (Birkaç sahne sonra üç bin liraya güç bela satabilecektir). Hizmetçisi Asuman’a gönlünü kaptırmış. Yakında evlilik var. Ama aynı evde yaşayan teyzesi Mucize Hanım bu durumdan hiç hoşnut değil. “Hizmetçi, Hanım oldu! İşler de bize kaldı. Dilencinin kızı adam oldu, adam” diye ortalığı birbirine katıyor.
Fikret başarılı bir kamyon ithalatçısı (ama Yeni Han, 49 numaradaki çalışma yerinde ‘Şark Ecza Baharat Deposu’ yazılı). Bir türlü kurtulamadığı alkol alışkanlığı ilerde pek çok kişinin yaşamını karatacaktır. Sorunlarına, Sırtlan Sadık’ın Meyhanesi’nde çözüm aramak en büyük hatası. Meyhaneci, hizmetçi ile evliliği duyunca “Yok canım, şaka ediyorsunuz” demişti. İşin ciddiyetini anlayınca hemen çark eder; “Tabii, Efendim. Siz iyi yürekli, asil ruhlusunuz. Zavallı kızı almanız o kadar isabetli ki.” Yolunacak kaz, ayağına gelmiş. Fırsatı kaçırmaz. Karısının Fikret Beylere hizmetçi olmasını sağlar.
Şayeste; “Yaşadık desene. Fırsat ayağımıza kadar geldi. İçerden ben, dışardan sen Fikret Bey’i avcumuza düşürürüz.”
Fikret; “Yaşa karıcığım! Ben tilkiysem sen bu tilkinin kuyruğu olacaksın.”
“Anadolu’dan geldik. Sayenizde ev bark dükkân sahibi olduk” diyordu. Şimdi daha da ileri gidip ‘biri içerden diğeri dışardan’ Fikret’i avuçlarına düşürecekler.
Hamiyet Duygulu’nun söylediği Mahur eserle (Zeki Duygulu) İzmir’i dolaşıyoruz; “Şu İzmir’in güzelleri//Bent ediyor gönülleri//Hele o tatlı dilleri//Çıldırtıyor erkekleri//**//Akşam olunca güzeller//Kordonboyu’nda gezerler//Saat yirmi dörtten sonra//İnciraltı’na giderler.”
Teyzenin yarattığı huzursuzluk dışında tek sorunları Fikret’in içkisi. Plajda bile içiyor.
Sırtlan işi büyütüp bir gazino açmak istemiş. Parayı kimden tırtıklayacağı belli. Yardımcısı da ‘ortağım’ diye tanıttığı Afitap. ‘Sarışın Bomba’nın cazibesine direnmek mümkün değil. Fikret, 30 bin liralık çekin karşılığı olan ‘ilk mükâfatı’ hemen iki öpücükle alıyor. Biri yanağına diğeri dudağına. Kâtip Bülent dalavereyi anlamış ama yapabileceği bir şey yok.
[‘Kahpe’de (1963) tekrar göreceğimiz] Gazino açılmış. Afitap sahnede. Aynur Akın’ın sesi ile Zeki Duygulu’nun Hicaz şarkını söylüyor; “Bir ümit yolcusuyum//Aldatma ey sevgili//Harap olunca sevda//Gönül çeker derdini//**//O emin ellerinle//Okşayıp uyut beni//Ben garip bir aşığım//Bırakma yalnız beni.”
‘Alkole’ şimdi bir de ‘Afitap’ bağımlılığı eklenmiş. Beş aylık hamile Asuman evde beklerken kahramanımızın ‘gönlü tamamen aksini emrediyor’. Hep sarışın afetle beraber. Sonradan bir oğlu olması bile bunu değiştiremez. Bir ad bulmuş yavrusuna: Can Mustafa. “Rahmetli babamın adıydı. O kadar can, o kadar tatlı bir adammış ki herkes O’na ‘Can Mustafa’ dermiş. İnşallah yavrumuz da dedesi gibi olur.”
“Terry’s Theme (Eternally)” (Charlie Chaplin). ‘Limelight’ (1952) filminin müziği. Can Mustafa, yıllar sonra artık ilkokul çağında. (Bu rolde Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü sanatçısı Vildan Gürelman var. Saçı, erkek gibi tıraş edilmiş). Bizimkinin ‘sarışın afet’le ilişkisi aynen devam ediyor.
O günlerde Sırtlan, kumar nedeniyle gırtlağına kadar borç içindeydi. Asuman’ın yerine Afitap’ı geçirmek için numaralarına başlar.
Şayeste’nin Asuman’a gösterdiği [‘Ayşecik’ten (1959)] resimde Fikret ile sevgilisi sarmaş dolaş. Daha ileri giderek kocasının boşanmak için mahkemeye başvurduğunu söyler. Buna ancak (nasıl yapacaksa) Kâtip Bülent engel olabilirmiş. Dava kağıtları O’ndaymış.
Kahramanımıza da ‘karısının Kâtip ile beraber olduğu’ söylenir.
Fikret; “Yok canım! Olamaz böyle şey. Benim karım, beni kâtibimle aldatacak! İmkânı yok olamaz.”
Afitap; “Sen bana âşık olunca oluyor da Kâtip, hanıma tutulunca neden olmuyor?”
Bir yığın yanlış anlamanın sonunda Asuman’ı kovar. Yalvarmak, durumu açıklamaya çalışmak yararsız. ‘Mezardan babası çıksa dinlemezmiş’.
Aslında burada ince bir psikolojik durum var. Yıllardır karısını aldatan Fikret suçluluk duygusu içindeydi. ‘Bu günah beni mahvedecek’ diye kahrolurken karşısına bir fırsat çıkmış. Karısının masum olduğunu hissetmesine karşın durumu aklanmak için kullanıyor. “İhanet, bana ihanet. Olamaz böyle bir şey.”
Afitap “Mart içeri pire dışarı” diyerek eve yerleşir. ‘Dinsizin hakkından imansız gelir’ misali dizginleri şöyle bir toplayınca o cadaloz Mucize Hanım ‘süt dökmüş kedi’ye döner. Adı bile ‘Acuze Hanım’ olmuş. Şayeste’ye yakınıp duruyor; “Fikret’te akıl olsa karısını başından atar da bu aşüfteyi (bu sözcük, ‘D yeşilçam’daki gösterimde sansürlenmiş) alır mıydı eve.” Gelinini aratmış Afitap.
Bir tren yolculuğundan sonra Haydarpaşa ve İstanbul. Asuman, teyzekızının yanında. Jiklet Cemile, kaçın kurası, Enişte Bey’i göremeyince durumu hemen kavrar; “Sepet havası mı yoksa?” Annesi öleli bir sene olmuş. ‘Barda dans ederek namusuyla para kazanıyor’. “Gecede 300 papel.” Bir dostu var, ‘Bitirim’. Lakabı ile müsemma biri. Arkadaşı Yengeç de Asuman’a ‘bitmiş’.
Yengeç; “Eğer o İzmirli bu gece benim olmazsa kıyarım canıma.”
Bitirim; “Çok sabırsızsın be. Kekliği avlamalı ama ürkütmeden avlamalı… Bizim Cemile bana çalışıyor, O da sana çalışır Bey gibi yaşarız.”
Ayrıca kalpazanlık yapıyorlar. Danyal Topatan ve Mehmet Ali Akpınar da yardımcıları. Cemile’nin evini satıp yeni makineler almış, gıcır gıcır sahte para basıyorlar.
Yengeç, sabırsızlık yapıp Asuman’a saldırınca yaşamından olur. Polis de çeteyi suçüstü yakalamış.
Karısının hapislere düşmesi Fikret’i perişan eder. ‘Yaşayan bir ölü halinde’. Alkole ‘aleddevam’. (İçkiyi arttırmasına bahane olduğu için Asuman’ın durumuna içten içe sevindi mi acaba). “O’nu siz düşürdünüz” diye suçluyor Afitap ve Sırtlan’ı. Annesinin öldüğünü söyler oğluna.
‘Rast Makamında Ney Taksimi’. İstanbul Ceza ve Tevkif Evi. Karısını ziyarete gelmiş. “Affet beni, affet” diye yalvarıyor. Zavallı kadın, kendi derdini unutmuş, zor durumdaki kocasına pırlanta yüzüğünü verir. Can Mustafa’nın tahsili içinmiş. “Sizsiz yaşamaktansa ölmeyi bile düşündüm fakat yapamadım. ‘Belki günün birinde, uzaktan da olsa görürüm’ diye. Zor Fikret, çok zor bu ayrılık. Hele geceleri… Yavrum yok, sen yoksun.”
İzmir’de işler ‘bildiğimiz gibi’.
Afitap tekrar gazinoda dans ediyor. Bu sahne Marilyn Monroe’lu ‘Bus Stop’dan (1956) alınmış. Sırtlan kumar masasında her şeyi kaybedince son çareye başvurur. Şayeste’nin yardımıyla Teyze’nin mücevherlerini soymaya kalkar. Çıkan yangında her şey kül olur.
Yalnızca Asuman’ın resmini ve Mustafa’nın kanaryasını (adı ‘Aliş’) kurtarabilmişler.
Sonrası sanki ayrı bir film gibi. Ailenin geçimini sağlamak 7 yaşındaki Can Mustafa’ya kalmış. Bir lokantada bulaşıkçılık yapıyor. En iyi arkadaşı yaşlı Salih Amca. Babasından çok O’nunla beraber. Salih de ‘müptela’ ama daha çocuğun bir ricası ile ‘içkiyi bırakabilmişti’.
‘Saba Makamında Ney Taksimi’. Annesinin ‘yadigârı’ kanaryayı satmak istiyor. O parayla (nasıl yetecekse) İstanbul’a gideceklermiş. Oraya neden gittikleri de belli değil. Selahi İçsel, çocuğun üzüntüsünü görünce parayı vermekle yetinir; “Seni kuşundan nasıl ayırabilirim, evlat.”
Artık İstanbul’dalar. Mustafa hem okula gidiyor hem de Salih ile sokaklarda ayakkabı boyacılığı yapıyor. Simit satıcılığı da var. Müşterilerinden biri filmin sürprizi; Yaşar Şener.
‘The Third Man Theme (The Harry Lime Theme)’ (Anton Karas). ‘The Third Man’ (1949) için yapılan melodi ile hayvanat bahçesini dolaşıyorlar. Senaryoya katkısı olmayan bu sahne 72 saniye. Aslan; Fil; Kara Kartal (‘futbol falan değil kuşların kralıymış’) hakkında ‘belgesel bilgi’ ediniyoruz. Örneğin ceylan, geyik ile aynı sülaledenmiş yalnız ‘dalı’ yokmuş. “Bir tos vurursa yandık alimallah.” Filler ‘bir şey verilirse yer ama insan yemezlermiş’.
‘Peer Gynt Suite No. 1, Op. 46 (Morgenstimmung) (Morning Mood)’ (1875) (Edvard Grieg). Sıradan gibi başlayan o gün Can Mustafa’nın yaşamı değişecektir. Hasta babası için para bırakıp simit satmaya gidiyor. Ardından okula gidecekmiş. O zorlukta nasıl yaptı ise bir de ufak köpeği var.
‘Kalp krizi ile can veren’ Mutemet Asım Nipton’un banknot dolu (50 bin lira) çantasını bulmuş, karakola götürür Mustafa. Şoförler Cemiyeti üyeleri Necdet Tosun, Semih Sezerli, Sami Hazinses, Ahmet Kostarika ve Eşref Vural çocuğa sahip çıkıyorlar; “Biz Şoförüz. Bulduğun para bizlere aitti. Bütün arkadaşlar seni okutmaya, sana yardım etmeye karar verdik.” Salih Amca’ya da bakacaklarmış.
Babası ‘oğluna yük olduğunu hissedip’ İzmir’e döner. Bıraktığı mektupta ‘içkinin damlasını bile ağzına koymamasını ve okumasını tavsiye ediyor’. Ama kendisinin alkol ile dostluğu son sahneye kadar devam edecektir.
Yıllar sonra Can Mustafa doktor çıkmış. Eşref Vural’ın kızı Ayla ile nişanlanıyor. Babası İzmir’den gelmiş ama hastanelik durumdaydı. Kan verilmesi ve sinirlerinin takviyesi lazımmış.
Haydar Tatlıyay’ın yorumu ile ‘Hicaz Makamında Keman Taksimi’. Asuman’a yazdığı mektup. “Karıcığım, işlerimin çokluğundan(!) sana uğrayamadım” diyor. ‘İşlerinin çokluğu’ meyhanede içmek; ‘Uğrayamadığı süre’ ise yaklaşık 20 yıl!
Neyse, zavallı kadın hapisten, Fikret de hastaneden sağ salim çıkıp birbirlerine ve oğullarına kavuşuyorlar.
Charles Dickens’ın romanları karakterlerin ‘akıbetini’ belirtmeden bitmez. ‘Can Mustafa’ da böyle davranıyor.
Sırtlan yaptığı kötülükleri hapiste yatarak ödemiş. Sakat bacağını sürüyerek salaş bir meyhanede garsonluk yapıyordu.
Victor Young Orkestrası’ndan ‘Ruby’ (1953) (Heinz Roemheld / Mitchell Parish). Afitap ise ‘Kaldırım Kuşu olmuş sokaklarda sürtüyor’. Artık, bahtına, o gece hangi otomobilden çağırırlarsa. “Hayat bu! Benim hayatım bu.”


‘Finlandia Op.26’ (1900) (Jean Sibelius).
Afitap’ın Fikret’le tanıştığı ve 30 bin kopardığı sahne.
Sırtlan; “İşte sana daima bahsettiğim, velinimetimiz meşhur İthalatçı Fikret Bey. (Fikret’e) Ortağım Afitap Hanım.”
Fikret; “Memnun oldum efendim.”
Afitap; “Bendeniz de memnun oldum. (Gözlerinin ta içine bakarak) Hem de pek çok.”
Arzu dolu bakışla söylenen ‘hem de pek çok’ meşhur ithalatçımızı allak bullak ediyor.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Muharrem Gürses
Senaryo
Yapımcı Yoakim Filmerides
Müzik Zeki Duygulu , Rauf Tözüm
Görüntü Yönetmeni Ali Yaver , Menasi Filmeridis , Hayrettin Işık
Eser
Süre 94 dk
Tür Aile, Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Cezaevi, İflas, İstanbul, İzmir , Kumar Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Diamandi Filmeridis (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Danyal Topatan (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Fehmi Tengiz (Yapım Amiri)
Gani Maraşlıoğlu (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Gündoğan Tuncer (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Mihail Skarpedis (Negatif Kurgu)
Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Recai Karataş (Laboratuar)
Mahmut Babacan (Laboratuar)
Işık Ekibi Fevzi Eryılmaz (Işık Şefi)
Ses Ekibi Lami Kamil (Ses Kayıt)
Diamandi Filmeridis (Senkron)
Müzik ekibi Hamiyet Duygulu (Şarkılar)
Aynur Akın (Şarkılar)
Tasarım Kemal Börçetin (Afiş)
Kemal Börçetin (Teaser Afiş Tasarımı)

Firmalar

Güven Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (5)

alkorsuha 28 Kasım 2015 08:44:15

Filmin girişinde söylenen şarkıya hayran oldum. Filmdeki şarkılar çok güzel. Filmde oyunculuk pek ön planda değil gibi. Senaryo akıyor öylesine. Benim aklım ve kalbim müziklerde kaldı

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 30 Mart 2012 16:41:03

10

Turgut Özatay'ın başrolünü izlediğim 2.ci filmi zengin bir fabrikatörken. Çevresindeki kötü,fırsatçı insanların arkasından kuyusunu kazmasıyla iflas bayrağını çekmesini yansıtmış biraz duygusal ibretlik bir film. "Fikret" Turgut Özatay evin in hizmetçisi "Asuman" Muhterem Nur ile evlenmiş mutlu bir hayat sürmektedir. Fakat bu mutlulukları uzun sürmez Fikretin tanıdığı olan "Sadık" Ahmet Tarık Tekçe kumar parası için onun servetine eline geçirmek için arkasından türlü işler çevirir. Önce karısını onun evine hizmetçi olarak gönderir. Daha sonra bir iftira atıp boşanmalarına sebep olur. En sonunda gazino şarkıcısı "Afitap" Leyla Sayar'ı Fikret'le evlenmesini sağlar kumar parasındaki para akışı kesilmemesi için. Fakat sonu tam bir felaket olur ailenin boşanmalar,iflas ve kendine yetemeyecek kadar parası kalır geriye Fikret'in. İzmir'de yaşayan aile en sonunda İstanbul'a taşınır. Fakat güç bela yaşarlar kuş satarak falan. Bu arada Fikret'in oğlu büyümüş doktor olmuştur çocukken yaptığı bir kahramanlık onu şoförlerle büyümesine sağlar. Babası firari annesi hapiste olan Mustafa hayatını idame ettirmeye devam eder. Filmin çoğunluğu İzmir'de az bir kısmıda İstanbul'da çekilmiş. 60'lı yılların İzmir'ini görmek doğrusu beni heyecanlandırdı çekim yerlerini hemen hemen her hafta gezip gördüğüm yerlerdir. Ayrıca filmin başlarndada çalan şarkı filmin çekim yerleri ile temas halinde. Fakat filmin sonu ve finali yüklenmediği için izleyemedim ama yinede sevdiğim filmler arasına giren bir film. Ayrıca bu film Cüneyt Arkın'ın İstanbul Sokaklarında (1964) yapımı filmi ile benzerlikler gösteriyor..

MGUNAY avatar MGUNAY 25 Ağustos 2011 09:18:08

10

Turgut Özatayın jönlük döneminden kalma bir film Can Mustafayı erkek çocuğu yerine kız çocuğunun oynamasına şaşırdım filmin senaryosu güzeldir izleyin.

performer avatar performer 17 Mayıs 2011 23:47:05

8

genelde köy filmleri ve dini filmler yöneten muharrem gürses burada şehir hayatı içinde bir yaşam'ı anlatmış. duru bir film.

kamil zafer 13 Kasım 2007 12:36:11

6

Zengin ve alkolik Fikret bey hizmetçisi Asuman'la evlenir.Can Mustafa doğar.Daha sonra Afitap'la tanışır.Afitap'la dostu Sadık bir komployla Asuman'ı ihanetle suçlayıp eve yerleşirler Asuman'da katil olur hapse girer.Can Mustafa'da doktor olmuştur.F inalde mesut günlerine geri dönerler.
Biraz tadil edilerek defalarca işlenmiş bir konuya sahip.Sıkılanlar için.13.11.07 Zafer ALGAN

Yandex.Metrica