Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Erkeksen Kaçma

Erkeksen Kaçma

8,16

(8 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ekim 1974 1 Saat 16 Dk Macera Duygusal Macera, Duygusal

Yönetmen: Nejat Okçugil Nejat Okçugil

Ülke: türkiye

Oyuncular: İbrahim Uğurlu, Tarık Şimşek, Nubar Terziyan, Anuşka, Hakkı Kıvanç, Sırrı Elitaş, Hüseyin Zan, Feridun Çölgeçen, Talat Gözbak, Hasan Ceylan Devamını Gör...

Konusu : Beyoğlu’nda Cennet Pavyon.. Osman Bey, barda çalışmaya zorladığı Fatma ve Ahmet.. Fatma ; “Yapamam ben. Elin erkeği ile uğraşamam.” Osman ; “Araban, apartmanın, uşakların olacak. Mücevherlerin, paran olacak.” Fatma ; “Yerin dibine batsın o dediklerin, yerin dibine batsın. Bırak beni. Kendimin katili etme, canıma kıydırma.” Ahmet ; “Bırak gitsin.. İstemiyor işte. Yazık, günah.. Sana da yakışmaz.” ‘Andonis’ (1969) (Theodorakis).. 70’lerde, meydanları dolduran işçilerin melodisi ile İstanbul’a gelen Ahmet. [Artık ne işçi kaldı (herkes işsiz) ne de Meydan (yakında hepsi ‘özelleşir’). Neyse ki, müzik ve örselenmiş de olsa umut hâlâ var.] Kan davası nedeniyle işlediği cinayet için verilen cezayı tamamlayıp, Çatalca Ceza ve Tevkif Evi’nden o gün çıkmış. Güzel gözlerinde bir ürkeklik var. Kanlılarından kaçtığı bu şehirde gazinocu Osman Bey’e ortağından bir haber getiriyor. Şevket Bey (3 ay sonra o da çıkacakmış ama filmde bir daha sözü edilmeyecek) mektubunda, 'içerde' çok yardımını gördüğü Ahmet’e bir iş vermesini yazıyor. Pavyonda, Kamuran Akkor’un sesiyle ‘Evet mi Hayır mı’ (1974) (D. Daniel / Ü. Aker) şarkısını söyleyen Anuşka’ya sataşan 3 kişiyi nasıl dövdüğünü gören Osman Bey onu hemen işe alır. Elini bile sürmek istemediği silahı, patronun zorlamasıyla alır ; “Yanında bulunsun. Tövbeni bozmaya mecbur kalmazsan kullanmazsın. Can pazarı bu, insan sıkıştı mı, ne tövbe dinler ne yemin.” Güneşli bir gün. Yesari Asım Arsoy’un hicaz şarkısı “Sazlar Çalınır Çamlıca’nın Bahçelerinde” ve Boğaz’ı gören çayevi. Ahmet, ilçedeki tek dostuna yazıyor (Kanlılarının onu bulması bu mektuplaşma nedeniyle olacaktır) ; “Daha ilk gün, bu büyük şehirde başım derde girdi be Hüseyin Ağa. Daha da girecekti ya neyse kurcalama. Kavgaya, silaha tövbeliyim derken pisliğin, belanın tam içine düştüm. Kaderim bana hiç gülmedi. Ben de boş yere mi çaba sarf ediyorum ne.” (Bu sırada görüntüye gelen bir takanın arkasında iple bağlı olarak giden kayık, kaderinin peşinde sürüklenen Ahmet’in durumuyla nasıl da uyuşuyor.) Fatma.. Otelci Sabri, Osman Bey’e ‘esnaf ağzı yaparak’ anlatıyor ; “Böylesi 40 yılda bir düşer. Ağzınızın suyu akacak. Hakkımızdan bile fazlasını vereceksiniz.” Genç kızı yaka paça Osman Bey’in odasına soktuğu sahnede, Fausto Papetti’den (aslından biraz daha hızlı yorumlamış) ‘Sweet Charity’ (1966) (D. Fields / C. Coleman) melodisini dinliyoruz. Ahmet'in durumu şarkının ilk kıtasındaki duyarlığa çok uygun ; “Here was a man // With no dream and no plan // And one lovely night I found // Sweet Charity.” Fatma’nın nasıl direndiğini görünce, [‘Anadolu Ekspresi’ndeki (1973) Halil gibi] genç kızı o bataktan çekip çıkarır. Hüseyin Ağa’nın mektubundan adresini öğrendiğimiz, Ok Meydanı No.26’daki her tarafı dökülen evleri. [‘Bataklık Bülbülü’ (1973) filminde, Zeynep’i pavyondan kurtaran Yusuf da burada kalıyordu.] Hiçbir şey yolunda değil ama beraberliklerindeki bu mutluluğun nedeni nedir? Sevgilerini ancak (filmde yok ama) Nilsson’dan dinlediğimiz ‘Without You’ (1971) (Ham / Evans) duyumsatabilir ; “I can’t live if living is without you // I can’t live, I can’t give any more.” Fatma ; “Edremit’in köyündenim ben. Bir abim var. Evlendirmek istedi beni, zorla. Yaşlıydı adam ama (neredeyse her sorunu çözen anahtar sözcük) zengindi. İki de karısı vardı, hem de nikâhsız. Direnince, abim dövdü beni, ben de o zaman..” Ahmet (soyadı Kullukçu’ymuş) ; “Anasız büyüdüm. Babamı vurdular. Hayatımın 15 yılı zindanda, karanlıkta geçti. Hiç yaşamadım bu dünyada. Seni gördüm, sana deydim, seni kokladım. Bana bütün çektiklerimi, bütün acılarımı unutturdun. Seni hepsinin, her şeyin yerine koydum..” Beraberlikleri, düşmanlarını da arttırır. Gazinocu Osman ve adamları ; Ahmet’in kanlıları Remzi, Bilal, İbrahim ; Fatma’nın abisi Mehmet. Evlendikleri (Fatma, nikâha günlük giysileri, başında bir duvak ve yüreğinde, onu daha da güzel yapan ‘sevgi’ ile gelmiş) günün akşamı.. Genç kadın, evlerini basan kardeşlerden Remzi’yi öldürüyor. Sonrasında kan gövdeyi götürür, ancak aklımızda tek bir şey, Fatma’nın parmaklıklar arkasındaki tertemiz yüzü kalıyor. Kan davasının bunalttığı Ahmet ve sevgisi ile onu rahatlatmak için çırpınan Fatma.. Ahmet ; “..Şimdi pişmanım ama kaç para eder. Parmakla tetik yan yana gelmesin bir defa. Pek çokları gibi ben de öç almaya kurban gittim. İşte, bunun için kaçtım kasabadan.. Kaçtığıma da pişman oldum sonra. Kurtuluşu yokmuş bunun.. Ya da onlar beni öldürse de bitse.” Fatma ; “Sakın! Sen yaşamazsan benim bu kancık dünyada işim ne?” Ahmet ; “Yaşayacağım. Ölemem artık. Sen canımı kıymetli ettin. Bana yaşama gücü verdin.” (Yazan : Murat Çelenligil)



burcusara

20 Mart 2019 22:03

Severek izledim bu filmi.

Cevap Yaz

Göztepe

10 Aralık 2018 23:05

Basit ama güzel bir kan davası filmi zorla evlendirilmek istenen Fatma ile kan davasından kaçan Ahmet'in İstanbul'da olaylı bir biçimde birleşimini anlatan bir film. Filmdeki her oyuncu rolünün hakkını fazlasıyla vermiş sonu ne yazıkki katliam biçimde bitiyor. En fazla dikkat çeken oyuncu kötü rolde kesinlikle Kazım Kartal'dı..

Cevap Yaz

kartal_tibet_1938

4 Mayıs 2015 16:40

Eceline susayanlar filminin renkli versiyonu. fikret hakanın çok vasat. kartal daha iyi çevirmiş. tabi benim görüşüm.

Cevap Yaz

performer

6 Şubat 2012 21:57

evet baştan sona, sıkılmadan izlenebilecek bir film.

Cevap Yaz

t_rex

1 Haziran 2011 10:07

salih dikişçi söz konusuysa o filmde  artı bir güzellik  vardır.fonksiyonel planları olan bir görüntü yön.filmde nuray hafiftaş'da var galiba

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

21 Ocak 2011 23:55

Alın Yazısı Arkadaşımın dediği gibi.. Bence de Kartal TİBET'İN en iyi dramatik filmleri içinde yer almaktadır!. Murat bey yine benden öncelikli bu filmi de bir güzelce betimlemiş sağolsun. Naçizane: oyuncu Kazım KARTAL'DAN pekte haz almam, ama Semra ÖZDAMAR ve diğerleri fena sayılmaz...

Cevap Yaz

Alın yazısı

14 Kasım 2008 22:26

Kartal tibet filmlerinjin en güzeli olan bu film iki insanın kara yazısını anlatıyor.biri kan davalı diğeri abi baskısına dayanamayıp kaçan bir kız.ibretlik bir yapıt.ahmetin on beş senesi mahpusta geçer.alınyazısı kanla yazılmıştır.mutlaka izlenmeli drama duygusal intikam hatsafhada bu filmde.

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

6 Nisan 2007 15:19

‘Anadolu Ekspresi’ (1973) ve ‘Bataklık Bülbülü’nün (1973) benzeri olan filmde, Ahmet’in cezaevindeki Fatma’ya (Abdurrahman Palay’ın sesiyle) söyledikleri ; “Küçük güvercinim benim, seni de kanladım. Kanadını kırdım. Yolundan ettim. Bir gün gene uçacaksın. Dağı, taşı, göğü, denizi göreceksin. Yorgun düşer de bir yere konarsan, ben o konduğun ağacım, taşım.” Hapisten çıkan Ahmet’i (Rıza Tüzün’ün seslendirdiği) Hüseyin Ağa karşılar. Bu sırada Neşet Ertaş’ın “Dağlar dağladı beni // Gören ağladı beni // Ayırdı zalim felek // Derde bağladı beni.” türküsünü bağlama ile dinliyoruz. Sonraki konuşmalardan Ahmet’in beklenenden bir gün önce tahliye olduğunu, bu nedenle kanlılarının elinden kurtulduğunu anlıyoruz. Osman Bey’in evinde konuşurken ‘The Happy Youth’ (Theodorakis) (1969) melodisi vardı. Anuşka’nın söylediği ‘Evet mi Hayır mı’ şarkısının özgün şekli olan ‘This World Today is a Mess’ (1972), Donna Hightower tarafından söylenmişti ; “What you do and what you say // Has a lot to do in how you live today.” Şarkıcı, teşekkür amacıyla(!) Ahmet’i evine götürür. Burada, ‘Summertime’ (G. Gershwin / D. Hayward / I. Gershwin) (1935) melodisi ile küçük bir gösteri yapıyor. Ahmet, meyhanedeyken Aşık Mahzuni Şerif’ten ‘Ne Ettim Ne Eyledim Sana Cananım’ (1968) türküsünü dinliyoruz. Mehmet, kız kardeşini aramak amacıyla geldiği Cennet Pavyon’da Osman’la konuşurken (bu sahneye hiç de uygun olmayan) (1967’de BB’nin isteği üzerine bestelemiş ama 1969’da Jane Birkin tarafından söylenen) “Je T’Aime...Moi Non Plus” (S. Gainsburg) şarkısının enstrümantali var. Hüseyin Ağa, Çatalca’daki çay bahçesinde nargile tüttürürken, daha çok meyhane şarkıları ile tanınan Esengül’ü dinliyoruz. Şener Şen iki kişiyi (Anuşka’ya “Paramı yiyip kaybolmak var mı, ha” diyen Osman Han’ı ve Merih Otel’deki uykulu görevliyi) seslendirmiş. Osman’ın adamı olarak gördüğümüz Cengiz Karabulut’u ‘İdam Mahkumu’ (1966) filminde Martı Otel görevlisi olarak görmüştük. İsmiyle uyuşmamış izlenimi veren filmde, döneminin havasını yansıtan duvar yazıları dikkati çekiyor. Osman, akçalı sözlerle Fatma’nın gözünü boyamaya, onu kandırmaya çalışırken Sabri, araya girip patrona şirin görünmek ister ; “Dünyaya kız gelmek varmış.” Semra Özdamar.. Güzelliği, 70’li yılların gençliğini yansıtıyor. Bir sahnede, sabun fabrikasında iş bulduğunu belirtmişti. Büyük olasılıkla, artık bizim olmayan ‘Hacı Şakir’. Filmin başındaki savunmasız haliyle şunları söyleyebilmek ne kadar zordur ; “Açlıktan ölmeye razıyım ama istemem öyle parayı.” Geceleri karabasanlar gören Ahmet ve onu böyle görünce kendi derdini unutan Fatma.. Fatma ; “Bir derdin var senin.. Söyle, anlat Ahmet.. Bir yardımım olmasa bile anlat. Yüreğin rahatlar hiç olmazsa.. Beni kurtardın borçluyum sana. Ama, bu halim borcumdan gelmiyor. Seviyorum seni, seviyorum.” Ahmet ; “..Sabahtan gideceksin. Burada kalamazsın artık. İkimize de yazık. Çünkü.. Çünkü, ben de seni seviyorum. Ama, evlenemem. Günahına giremem. Yakamam seni. Sorma bir şey bana, anlatamam.”

Cevap Yaz
Yandex.Metrica