Kaderimsin

8,20

( 5 kişi yorum yaptı )

Kaderimsin

Sinema Filmi

1969

Franck Pourcel’in “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” albümündeki (1965) ‘La Playa’ (1964) (Jo Van Wetter /Pierre Barough).
‘Aşkım Günahımdır’ (1968), ‘Sabah Olmasın’ (1969), ‘Aşk Bu Değil’ (1969), ‘Muhabbet Kuşu’ (1969) filmlerinden anımsadığımız ‘34 HV 661’ plakalı Ford-Galaxie ve tüm gerginliği yok eden o öpüş; “Affet e mi. Ne olduğumu, neye uğradığımı anlayamadım birden. Seni görmüş, çarpılmışım demek. Dünyayı unutmuşum. Bundan sonra da hatırlamam artık. Ne ben Halil’im ne de sen Meral’sin. Yangın olduğum kızsın. İşte o kadar. Babanın parası, mektep diploması hepsinin canı cehenneme. İstersen eğer ışığımız yanar, iyi kötü tenceremiz kaynar. Tepebaşında bir yer vardır. Mercan’dır adı. Lokantadır ya içki de verirler. Bütün gece ordayım. Güzel güzel seni düşünürken gelivermişsin mesela. Öyl e bir sevinirmişim ki.”


‘Acı Günler’in (1967) ikinci çevrimi.
‘Die Fünfte Kolonne’ (1967). Jenerikte Erwin Halletz Orkestrası’ndan dinlediğimiz melodi var.
Al Gül şirketine ait ‘52 AD 585’ plakalı Chevrolet kamyon. Mehmet Ertan-Kazım Kartal, Necmi-Sadettin Düzgün, Cemil-Orhan Aykanat, Hakkı-Niyazi Vanlı ‘kaçak mal’ götürüyorlar. Halil direksiyonda.
‘Thunderball’daki (1964) ‘Chateau Flight’ (1.17’den itibaren) (John Barry). Sandıkları Belgrat Ormanı’nda bir yere bırakıp dönecekler. İçlerinde ne olduğu belli değil. Kim olduğunu öğrenemeyeceğimiz alıcılar daha sonra gelecekmiş. Mehmet “Anladım Abiciğim, Patron ne Onların bizi görmesini istiyor, ne de bizim Onları tanımamızı” dediğinde Halil’den susturucu bir yanıt alır; “Anladığını kendine sakla.” Dahası çetedekiler (Halil ve Mehmet dışında) Patron’un kim olduğunu bilmiyor. Böylesine bir gizlilik. [Murat Soydan’ı bu sahnedeki deri ceketiyle ‘Ölüm Emri’nde (1970) tekrar göreceğiz.]
Kahramanımızın adı Halil. ‘Doğma büyüme Küçükpazarlı’. Bir müddetten beri Osman Akören’in yanında şoför olarak çalışıyor. ‘Yüreği ve bileği’ sayesinde kısa sürede sağ kolu olmuş Patron’un. Ancak son zamanlarda ‘keçileşmeye, şımarmaya başladığını’ düşünüyor işadamı. Karşı çıkışı, diğer garibanları ezdirmemek için hep. Bu durum ayağını kaydırmak için fırsat kollayan Mehmet’e (arkadaşları ‘Murdar’ derlermiş) yarar. “Yalnız Halil mi var dünyada” diye gammazlayıp duruyor.
Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ uzunçalarındaki (1962) ‘Et Maintenant’ (1961) (Gilbert Bécaud). Kahramanımızın dansöz bir sevgilisi var. Silah ve mermi kaçakçılığından vakit bulursa gazinoda ve Neriman ile yatakta görüyoruz kendisini.
Franck Pourcel’in aynı 33’lüğündeki “Que C’est Triste Venise (Venecia Sin Ti)” (1964) (Françoise Dorin). O günlerde Osman Bey sevindirici bir telgraf alır. İki yıldır tahsil için Avrupa’da olan kızı dönüyormuş. Bu eğitimin ne olduğunu ve bitip bitmediğini öğrenemeyeceğiz.
Yeşilköy. Meral, Londra’da okumuştu ama kendisine “Hoş geldiniz” diyen Halil’i “Mersi” diyerek yanıtlıyor. [Mine Mutlu, bu sahnedeki paltoyu 10 Mayıs 1969, Cumartesi günü ‘hamisi’ ve Kervan Film İşletme Müdürü İbrahim Gözaydın’ın Şişli Camisi’ndeki ‘olaylı’ cenazesi sırasında giymişti.] Sonra Küçükpazarlı’da değişim başlar.
Fausto Papetti’den (1962) ‘Strangers on the Shore’ (1961) (Acker Bilk). Yatakta bile Neriman’a ilgisiz artık. ‘Bu biçim hayatla her türlü alışverişi keseceği belli’. Genç kız durumu yanlış anlamış çözüm bulmaya uğraşıyor; “Boş ver bu kamyon şoförlüğüne. Bir taksi alalım sana. Canın isterse çalışırsın. İstemezse kime ne. Benim neyim varsa senin. Kızma hemen canım. Borç olarak veririm. 2-3 ayda bir 5’er 10’ar ödersin.” Halil’in aklı başkasında. Kimi(!) düşünüyorsa artık.
Meral’in gelişiyle evleri şenlenmiş. [İç çekimlerde Armatör Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki yalısı, dış çekimlerde ‘Kader Böyle İstedi’de (1968) Nilüferlerin olan köşk kullanılmış. Uşakları ise Kubilay Hakan.] Halil’le ilişkileri gergin başlamıştı. İstiklal Caddesi ve Tatlıcılar Pastanesi’ndeki alışveriş sırasında “Hele şükür! Gittiğin yerden 80 saat çıkmıyorsun. Bekle babam bekle! Biraz kıpırdar insan” diye azarlanıyor. [‘Büyük Acı’da göreceğimiz ‘34 FS 968’ plakalı Commer minibüs de oradaydı].
The Ventures’dan “Groovin’ (On a Sunday Afternoon)” (1967) (Felix Cavalier / Eddie Brigati). Nişantaşı’nda fazla bekletilince genç kızı almadan gider. Neyse ki Osman Bey ‘kovulması isteğini’ önemsemiyor. Gençlerin ilişkileri, şimdilik, sinir bozucu.
‘The Night of the Generals’daki (1967) ‘On the Bridge’ (Maurice Jarre). Yeni bir ‘iş’ varmış. ‘Mal’, Gürgenlioğlu’nun Haliç’teki ardiyesine götürülecekmiş. Osman Bey bunları anlatıp her ihtimale karşı ‘kamyonun plakasını değiştirmelerini’ istiyor Halil’den. ‘Günlük iş’. Asıl sonra söylediği filmin gidişini etkileyecektir. Arkadaşları ‘Meral için bir parti veriyorlarmış’; “Söyle Mehmet’e 1 saat sonra şu adrese gitsin, kızımı beklesin. Kaçta biteceği belli olmaz. Bir yere ayrılmasın.” Tahmin edileceği gibi kahramanımız bu görevi başkasına bırakmayacaktır.
‘Soul Kraliçesi’ Aretha Franklin’in söylediği ‘See Saw’ (1968) (Steve Cropper / Don Covay); “Sometimes you love me//Like a good man oughtta//Sometimes you hurt me so bad//My tears run like a water.” Gençler, makaralı teypteki şarkı ile dans ediyor. (1970 Ses yarışması ikincisi Nusret Ersöz/Serdar Gökhan) Orhan da orada.
‘Caravan’ (1936) (Juan Tizol / Irving Mills). Duke Ellington’dan dinlediğimiz ‘fox trot’ sırasında kadehini Meral’in dönüşü şerefine kaldırıyor. Konuşmak için bahçeye çıkarır genç kızı. Bütün kalbiyle, çok seviyormuş. O’nsuz olamazmış. “Devamlı yazdım sana. Ama sen bir satıra bile üşendin” diyor. Aldığı yanıt müthiş; “Cevap yazmayışım da cevaptı. Anladığını sanmıştım.” İşi ileri götürüp zorla öpmeye kalkar. Tam o sırada Halil yetişip dokuz yumruk bir diz atıyor Orhan’a. [Serdar Gökhan’ın beyaz perdede yediği ikinci ve son dayak bu. ‘Dünyanın En Güzel Kadını’ndaki (1968) gazino sahnesinde yine Murat Soydan tarafından dövülmüştü.] “Az daha gecikseydim öpecekti seni o züppe” diyerek arabaya taşıyor Meral’i. Öfke içindeki genç kız demediğini bırakmaz; “Bana karışamazsın… Sen kimsin be, eşek kafalı. Arkadaşlarıma rezil ettin beni. Nerden bela oldun başıma. Şoför parçası, ayı.” Karşılıklı tokatlaşırlar bile. Sinirler iyice gerilmişken beklenmedik bir öpücük kavganın yerini aşka bırakır. Serter Bağcan’ın 70’lerdeki şarkısı ‘Sihirli Değnek’i anımsattı.
Paul Mauriat Orkestası’nın ‘Fascination’ uzunçalarındaki (1969) ‘Delilah’ (1968) (Les Reed / Barry Mason). İkisi de aşktan sarhoş gibiydi. “Böyle oluyormuş demek.”
‘Geçsin Günler Haftalar Aylar Mevsimler Yıllar’ (Erol Sayan / Enis Behiç Koryürek). Mediha Demirkıran’ı dinlediğimiz Mercan Lokantası’nda Halil’i daha yakından tanıyoruz. Bir yıldır uğramamış buraya. “Seninle geldi aklıma” diyor Meral’e. Annesi ince hastalıktan ölmüş. “Babam daha önce gitmiş ben doğmadan. Boyu çok uzunmuş. Bileğinde, pazısında dövme varmış. Denizkızı şeklinde. Köstekli saatini anam gözü gibi saklardı. Ben kaybettim yakın zaman önce.” Ancak bu sözlerin senaryoya bir katkısı yok.
İzdivaç kararlarını duyan Osman Bey şaşkınlık içindeydi. “Çıldırmak işten değil.” Üvey ana acısı çekmesin diye evlenme; Kolejlerde okut; Londralara gönder; Tahsili için avuç dolusu para harca sonra da bir şoförle evlensin. “Halil, Meral’in kocası! Damadım! Vay köpek.” Engel olmaya kalksa delikanlı diş bileyecek kendisine. “Bütün dümenimi biliyor. Yakabilir beni. Tarumar eder.” Mehmet de, fırsatını bulmuş, yangına körükle gitmekte; “Cami duvarına işeyeceği belliydi.” Hem Meral’i kurtarmak hem de Halil’den kurtulmak için bir yol bulurlar. İşadamına 200 bine patlayacak ama ‘’helal olsunmuş’. Mehmet’in deyişiyle ‘nasıl olsa çıkarır o parayı’.
Evliliklerine razıymış gibi görünerek ‘son bir iş’ yapmasını ister Halil’den.
“L’oriental” (1962) (Enrico Macias). Delikanlı sevinçle Meral’e koşarken Osman Bey de, ihbar için, polisin yolunu tutmuştu bile.
‘States Evidence’ (1961) (Irving Joseph) ve ‘Goldfinger’daki (1963) ‘Dawn Raid on Fort Knox’ (2.40’dan itibaren) (John Barry). ‘34 DC 436’ plakalı kamyonla kaçak mermi götürmeleri ve polise yakalanmaları bu melodilerle. Cemil, Hakkı ve Halil tutuklanır.
Ancak Osman Bey’in içi hâlâ rahat değil. “Polis ve mahkeme de tazyik edecek şimdi. Bu işi kimin hesabına yaptıklarını sorup sıkıştıracaklar.” Kısacası Halil’in ‘mort olması’ lazım. ‘O geberince Cemil’le Hakkı da korkudan dillerini tutarlarmış’. “Sen birini sok içeriye. Kaç para isterse ver” diyor Mehmet’e. ‘O biçim dört tane leşi olan’ Şuayip’i bulurlar.
‘The Night of the Generals’daki (1967) ‘Drive Around Paris’ (0.26’dan itibaren) (Maurice Jarre). Kiralık katil denemesinde başarılı olamaz.
Halil, arkadaşlarıyla anlaşır. “110 bin lira param var. Kurtulursam ikinize bölerim” demişti. Çıkıp ‘tersoya getirilmelerinin intikamını alacakmış’.
Hakkı ve Cemil suçu yüklenince kahramanımız serbest kalır.
‘The Night of the Generals’daki (1967) ‘In the Museum’ (Maurice Jarre) ve ardından ‘States Evidence’ (Irving Joseph). Evde Cevdet Balıkçı ve iki arkadaşının saldırısına uğrar. Üçünü de dayaktan perişan ediyor.
O sinirle Osman’ı tehdit eder ve [‘Ölüm Emri’nden (1970) anımsadığımız] karakola götürülür.
Oradan çıkışında filmin bir sürprizi var. Murat Soydan’a ait ‘34 KR 569’ plakalı motosiklet bir köşede duruyordu.
‘Goldfinger’daki (1963) ‘Teasing the Korean’ (John Barry). Neriman da taksi ile gelmiş. “Sana nasıl hasret kaldığımı bilemezsin” diyor. Evine götürür kahramanımızı.
Fausto Papetti’nin ‘8a Raccolta’ albümündeki (1968) “I’ll Never Gonna Fall in Love Again (It Looks Like)” (1962/67) (Lonnie Donegan / Jimmy Currie). Özlemiş görünmesine karşın terk edildiği için çok kızgındı. Mehmet ve adamı Yakup-Niyazi Gökdere’yi gizlice eve alır.
Çıkan çatışmada Neriman’ın öldüğü sahne için Ses Mühendisi Yorgo İlyadis’in yöntemi çok ilginç. ‘Goldfinger’daki (1963) ‘Death of Goldfinger’ (John Barry) ve ‘Thunderball’daki (1963) ‘Street Chase’i (John Barry) aynı anda kullanmış. Sıkıyı gören Yakup ortadan kaybolur hemen.
Mehmet yakalanmış. Osman Bey bu kez Necmi ile anlaşır. Halil’in ‘soluğunu keserse’ ortak yapacakmış işine. Kahramanımız, bu plana engel olduğu gibi işadamına ait ‘yarım milyonluk mal dolu kamyonu uçurumun dibine gönderir’.
Babasının Necmi ile konuşmasını duyan Meral her şeyi anlamış. Halil’e kaçar. O gece birbirlerinin olurlar.
Ertesi sabah delikanlının davranışları çok kırıcı. [Mine Mutlu bu sahnedeki geceliği ‘Öldüren Aşk’ta (1969) Fikret-Ediz Hun’a “Eğer beni sevdiğini söyleseydin daha fazla sevinirdim” derken giyiyordu]. Dürterek, hakaret ederek uyandırır genç kızı. Evine dönebilirmiş. “Sen de o babanın kızısın. Aynı mikrobun soyusun” diyor.
Meral, başına gelenleri “Kirletti beni ve kovdu” diye anlatır babasına.
Mahkemede Savcı-Zeki Sezer, ‘suç fiiline uygun olarak Türk Ceza Kanunu’nun 450. maddesi birinci bendine göre ölüm cezası ile yargılanmasını talep edince’ Mehmet bülbül kesilir.
Necmi telefonda “Kaç Patron. Mehmet çıldırdı. Korkudan her şeyi açık etti. Polis peşimize düşmüştür bile” diye haber veriyor. İşadamı tüymek üzereydi ancak Halil engel olur. Çıkan çatışmada Halil ve Meral yaralanırken Osman ölür.
Halil; “Beni affetmeyebilirsin. Sana namussuzluk ettim. Babanın felaketine ben sebep oldum.”
Meral; “Beni kurtardın Halil. Nasıl yaşayacağımı senin sevgin öğretti bana.”
İç ve dış ev çekimlerinin farklı yerlerde yapılması devamlılık gerektiren son sahnede küçük bir hataya neden olmuş. Meral, evde ve dışarıda farklı pabuç ve küpelerle görüntüye geliyor.
‘34 AA 741’ plakalı polis cipini ‘Hayat Acıları’ (1967) filminden anımsıyoruz.


Franck Pourcel Orkestrası’nın “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” uzunçalarındaki (1965) ‘Ma Vie’ (1964) (Alain Barriére) ve ‘Shake Hands with the Devil’deki (1959) ‘Dublin 1921/Trouble’ (William Alwyn).
Meral; “Ne söylesen ne desen haklısın baba. Ben senden de şaşkınım.”
Osman; “Değil mi ya? Senin gibi güzel, her bakımdan müstesna bir kız Halil gibi bir şoförle nasıl evlenir?”
Meral; “Aşk olunca hiçbir mani kalmıyormuş. Böyle bir şeyi düşünemezdim bile. Şakasını yapsalar kızar küserdim. Hâlâ bazen çıkışıyorum kendime. ‘Deli misin sen’ diyorum.”
Osman; “Tabii! Düpedüz delilik bu. Senin yaşayışın, aranızdaki seviye farkı...”
Meral; “Hiçbir şey umurumda değil.”
Osman; “Değil mi? Neler söylenecek, nasıl alay mevzusu olacağız biliyor musun?”
Meral; “Biliyorum.”
Osman; “Ya benim şerefim, ticari itibarım?”
Meral; “Ne olur, ne kötülük var bunda? Genç, namuslu ama fakir bir erkekle evlenmek suç mu? Bu kadar kötü bir şey mi?”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen O. Nuri Ergün
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil
Süre 88 dk
Tür Dram, Duygusal, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Kaçakçılık, Lokanta, Patron Kızı Daha Fazlası

Ekip

Yönetmen Ekibi Samim Utku (Teknik Yönetmen)
Kamera Ekibi Tuncay Ural (Kamera Asistanı)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)

Firmalar

Er Film (Yapım)

Son Yorumlar (5)

benimsinema avatar benimsinema 06 Ekim 2014 22:03:58

7

Serdar gökhan hayranlarina duyurulur.. az da olsa serdarin genclik halini görmek mümkün... murat mümtazin yaninda calisir ve kacakcilikla ugrasirlar. Mine mümtazin kizi ve onunla ask yasar.. bu durumu ögrenince kurtulmak icin bütün sucu murata atar v e mapusa düser. Artik murat intikam pesindedir...

kamilzafer 12 Kasım 2013 13:23:29

7

Ben bu filme şubat 2006 da 2-3 satır karalamıştım amma velakin almış başını attaaa gitmiş,gayba karışmış garibim ne ayakkabıysa.Canımız sağolsun yeniden karalarız napalım.
Aradan hemen hemen 8 sene geçmiş,sadece 4 yorum var benle birlikte 5 olacak de stur bismillah.
Filme gelirsek ; Her sefer gördüğüm de usumda II.Ramses'in mumyasını çağrıştıran M.Soydan'ın kesinkes bir baks sigara içtiği bu film geniş emektar kadrosunun hatırına sadece boş vakti olanlara zatıalim tarafından önerilir.Yalnız biliriz ki renkler ve zevkler de tartışılmaz. Zafer ALGAN

katalan avatar katalan 14 Ocak 2009 14:29:01

MURAT SOYDANIN ŞÖFÜR RO LÜNDE OLDUĞU BİR FİLİMDİR SERDAR GÖKHAN İSE ZENGİN ŞIMRIK BİR GENCİ OYNMIŞTIR MURAT SOYDAN SERDAR GÖKHAN DÖME SAHNESİ FİLİMİN EN İYİ SAHNESİDİR

theshow 20 Mart 2008 03:22:03

murat soydana bir türlü ısınamadım fılmleri hoşuma gitmiyor:)

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 08 Ocak 2007 16:14:01

10

Alain Barriere’nin ‘Ma Vie’ (1964) şarkısının enstrümantali ve Meral’le babasının konuşması..
Osman Bey ; “Senin gibi güzel, her bakımdan müstesna bir kız, Halil gibi bir şoförle nasıl evlenir?”
Meral ; “Aş k olunca hiçbir mani kalmıyormuş. Böyle bir şey düşünemezdim bile.. Ne olur? Ne kötülük var bunda? Genç, namuslu ama fakir bir erkekle evlenmek suç mu?”

Marie Laforet’den dinlediğimiz ‘Laplaya’ (La Plage) fon müziği olarak kullanılmış. ‘Aşkım Günahımdır’ (1968) filminde, piyano başındaki Şermin’den, Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı Türkçe sözler (Dönmem Sana) ve Ajda Pekkan’ın sesiyle dinlemiştik. İlk öpüşün ardından evlerine (daha doğrusu, Meral evine Halil de odasına) gittiklerinde (‘Sir’lüğün pek yakışmadığı) Tom Jones’un ‘Delilah’ (1968) (Reed / Mason) melodisi duyulur. Ertan Anapa, aynı yıl Sezen Cumhur Önal’ın sözleriyle belki daha da güzel söylemişti ; ‘Aşkım Dillere Destan’. Halil, Meral’e babasının evlenmelerine ‘razı olduğu’(!) müjdesini verdiğinde Enrico Macias’ın ‘L’oriental’ (1962) melodisi var. Tepebaşı’ndaki Mercan Lokantası’nda ‘Geçsin Günler Haftalar Aylar’ (Erol Sayan / E. B. Koryürek) şarkısı. Mehmet, Neriman’ın evine Halil’i öldürmek için geldiğinde ve Halil, 52 AD 686 plakalı kamyonu Necmi ve arkadaşlarından zorla aldığında John Barry’nin ‘ The Death of Goldfinger’ (1964) melodisi duyuluyor. Halil, Neriman’ın evindeyken (Mehmet gelmeden önce) bir buçuk dakika süreyle, yine Tom Jones’un ‘(It looks like) I’ll Never Fall in Love Again’ (1967) (Monaco / Donegan / Currie) melodisi var. 1968’deki aynı adlı melodiden (Bacharah / David) ayırt edilmesi için, yapımcı sonradan baştaki parantezi eklemiş.
Arkadaşlarının Meral için verdikleri partide üç sürpriz var. 1970’te Ses’in yarışmasında Tarık Akan’ın ardından ikinci gelecek olan Serdar Gökhan’ı konuklar arasında ve Orhan rolünde görüyoruz. Meral’e “Devamlı yazdım sana. Ama sen, bir satıra bile üşendin” diyerek sevgisini söylediği sahnede (Nevin Akkaya’nın sesi ile) çok hoş bir yanıt alıyor ; “Cevap yazmayışım da bir cevaptı. Anladığını sanmıştım.” Gençler, Grundig marka teypten dinledikleri iki parça ile dans ediyorlar ; Önce, ‘Soul Kraliçesi’ Aretha Franklin’in söylediği ‘See Saw’ (1965) (Conway / Cropper), sonra da ‘Caravan’ (1937) (‘Duke’ Ellington / Tizol / Mills). ‘See Saw’ şarkısının sözleri çok güzel ; “Sometimes you love me // Like a good man oughtta // Sometimes you hurt me so bad // My tears run like water.” İkinci dizedeki ‘man’ sözcüğü değişik şarkıcıların kayıtlarında ‘boy’ veya ‘woman’ şeklini alıyor.
Osman Bey’i oynayan ve seslendiren Mümtaz Ener, bu filmde biraz yorgun gibi. Bir sahnede “Kız babası olmak kolay değil” diyor. ‘Zehirli Hayat’ta da (1967) “Kız babası olmak ne zormuş meğer” demişti. ‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım, bu filmde Osman Bey’in yanında çalışan bir memur rolünde.
‘Küçük Sevgilim’deki (1971) Salih Reis’in kulübesinde, Murat ve Lale’nin isimlerini taşıyan iki akvaryum balığı vardı. Bu filmde de Mercan Lokantası’ndaki akvaryumda Halil ve Meral’in balıkları var. Halil, Osman Bey’e çok kızgın olduğu için, odasında Meral’le geçirdiği gecenin sabahında genç kıza “Şimdi ödeştik babanla” deyip onu gözyaşlarına boğuyor. Yine bir Küçükpazarlı olan Turgut da, ‘Acı Günler’ (1967) filminde aynı şeyi onu çok seven Ceyhan’a yapmıştı.
Merallerin köşkü için iki ayrı evde çalışılmış. İç çekimlerde Armatör Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki yalısı, dış çekimlerde ‘Kader Böyle İstedi’ (1968) filimdeki Nilüfer’in halasının evi kullanılmış. Bu durum, devamlılık gerektiren son sahnede ilginç bir görüntüye neden olmuş ; Halil yaralı sevgilisini kucağına alıp evden dışarı çıkarıyor. Meral’i evde açık renkli, dışarı çıktıklarında ise koyu renkli iki değişik ayakkabıyla görüyoruz.
Osman Bey’in Halil’den istediği son seferin nereye yapılacağı biraz kafa karıştırıyor. Bürosunda konuşurken “Pendik’e gideceksin. Çimento fabrikasını geçince kıyıda bir iskele vardır. Malı indirir, bırakır dönersiniz. Sizden sonra alacaklar” demişti. Daha sonra durumu polise bildirirken “Pendik’e gidecekmiş. Dere boyunu geçince bir taşocağı varmış..” diyor. Hapisteki Halil’i öldürmesi için kiralanan (‘ardında 4 tane leşi olan’) Şuayip ve ilginç fanilası çok güzeldi.

Babasının kötülüklerini öğrenen Meral’in sözleri ; “Her şeyi biliyorum, her şeyi. O rezil, o pis paralarla büyüdüğüm için utanıyorum. Yediğim her lokma, giydiğim her şey, bütün tahsilim haram, çalma. Hepsinde başkalarının kanı, gözyaşı var.”



Yandex.Metrica