Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Silahları Ellerinde Öldüler

Silahları Ellerinde Öldüler

9,09

(6 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 17 Dk Macera Polisiye Dram Macera, Polisiye, Dram

Yönetmen: Feyzi Tuna Feyzi Tuna

Ülke: türkiye

Oyuncular: Danyal Topatan, Hüseyin Zan, Benan Öz, Kazım Kartal, Zeki Sezer, Selahattin İçsel, Hayri Esen, Mario Morici, Muzaffer Yenen, Hüseyin Baradan Devamını Gör...

Konusu : James Brown’un ‘Grits & Soul’ albümündeki (1964) ‘Infatuation’ (Nat Jones / Ted Wright) ve Miles Davis’in “Ascenseur Pour L’Échafaud” uzunçalarındaki (1958) “Sur L’Autoroute” (Miles Davis). Saatler süren karar süreci sonunda çeteye katılmak için ‘gelmiş’. Ekrem; “Neredeyse seni merak etmeye başlamıştım. Nasılsın?” Fikret; “Gördüğün gibi!” Ekrem; “Bu, her lisanda ‘iyi değilim’ demektir. Suratının ibresi çarpılmış. Aynasızların marifeti mi?” Fikret; “Geldim işte!” Ekrem; “Zaten bekliyordum. Geç bile kaldın. Hapishaneden çıktığımız gün konuştuklarımızı hatırla. Haklıymışım değil mi?” Fikret; Ben hâlâ hapishane müdürünün haklı olduğuna inanıyorum. Yalnız bir noktada yanılıyorlar. Hapishaneden çıkan insana ya yaşama hakkı tanımalı yahut da hiç çıkarmamalı. Çünkü nasıl olsa oraya dönecektir.” ‘Invisible Stripes’ın (1939) Yeşilçam uyarlaması. Jenerikte Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘One Man in Paris’ 33’lüğündeki (1965) ‘Thunderball’ (1965) (John Barry). Toptaşı Cezaevi. Filmin kahramanları tahliye oluyor. Müdür Tevfik Soyurgal’ın odasındaki konuşmada kişiliklerini anlıyoruz. Fikret’e, Hollywood yapımındaki Cliff gibi nasihat gereksiz. Dersini almış. Bir daha buraya dönmemeye kararlı. Doğru yoldan gidecek. Ekrem’de ise bir değişiklik yok. Yıllarca dört duvar arasında kalmak akıllandırmamış. Giderayak postasını atıyor Müdür’e; “Yaşama kavgasının kanunu bu. Siz bana ne verdiyseniz o kadar isteyebilirsiniz. Hiçbir şey vermediğiniz için de kendim zorla alıyorum.” Şansını, kendisi açan kişilerden! Hollywood yapımındaki Chuck ise daha da aksi. Müdürün odasından çıkarken kapıyı kapatmak zahmetine bile katlanmamıştı. “Beyler, güle güle! Yine bekleriz” diye laf dokunduran gardiyana “Bu ne sabırsızlık? Elbet gene geleceğiz” diyorlar. İkisi de artık özgür. Ama 5 yıllık mahkûmluğun ‘silinmez izi’ var üzerlerinde. Ekrem bunu çok kibar(!) bir şekilde ifade etmişti; “Mezbaha görmüşsen bilirsin, kesilecek hayvanların kıçına damga vururlar. Kızgın şişi yedi mi artık bıçaktan kurtuluş yoktur. Hapishanenin mezbahadan ne farkı var. Artık kuyruğun polisin elinde olacak!” Kahramanlarımızın yoları ayrılıyor. Ama ‘şimdilik’. Zaten Ekrem de “Başın sıkışırsa beni ara. Bizim kadroda her zaman senin için iş var” demişti. Eski işi oto tamirciliğinde şansını deneyecek Fikret. Franck Pourcel ve Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons, Vol. 17’ albümündeki (1961) ‘Protégez-Moi Seigneur’ (1961) (André Hossein). Annesi Behice İmer’le kucaklaştığında bu melodi var. Delikanlının kardeşi Metin de bir tamirhanede işçi. Güzel Hülya ile nişanlı. Evlenecekleri günü bekliyorlar. İçerdeyken “Bir tahliye olmayı görsem” diyordu Fikret. Gördüğü, ‘acı bir gerçek’ olur. İlk gün, ilk darbe. Özlemle koştuğu sevgilisi çok soğuk, ilgisiz. Nevin, eski Nevin değil. Zaman insanları da şartları da değiştiriyor. Ayrılmak istiyor ama hapisteyken, üzmemek için söyleyememiş. “Eski bir mahpusla evlenemem.” Oysa o dayanılmaz beş yıla bu kavuşma gününü düşünerek katlanmıştı kahramanımız. Yine de anlayışlıymış. Koparlarken bağırıp çağırmaz. Teşekkür bile eder. “Belki de haklısın. Sen her şeyin temiz olmasını isterdin. Şimdi hatırlıyorum, bir defasında deri fabrikasının önünden geçiyorduk. Kokudan hasta olmuştun. Şimdi benim de üzerimde yıllarca süren bir mahkûmiyetin kokuları var.” Pérez Prado’nun ‘Exotic Suite of the Americas’ uzunçalarındaki (1962) ‘Amoha’ (Pérez Prado). Eski işyerindeki Ahmet Usta anlayışlıydı ama patron çalışmasına izin vermez. ‘İşçi kadrosu doluymuş’. Bizimki hep sabırlı; “Anlıyorum.” Ahmet Usta’nın omzuna hafifçe dokunup orayı terk eder. Sonrasında İş ve İşçi Bulma Kurumu var. Ama bir şey çıkmaz oradan. Üçüncü yerde ‘ispiyonculuk’ teklifi alınca gözünü şişirir personel müdürünün. Neyse ki Komiser Selahi İçsel anlayışlıymış. İdare eder durumu. Son olarak başvurduğu iplik fabrikasında ‘çocuk işçi’ aranıyormuş. “Yaşı biraz küçük değil mi” diye hafifçe alay konusu olsa da çalışmaya başlar. Bu sırada Metin’in ilişkisi biraz gerilimliydi. Hülya’nın ailesi “Hâlâ mı sürecek bu nişanlılık” diye sıkıştırıyormuş. Genç kız da ‘bilmem hangi zengin kızının gelinliğinden söz edince’ delikanlı iyice bunalır. Ne kadar çalışırsa çalışsın zam alamadığından yakınıyor. Şöyle ‘küçük bir tamirhane açacak kadar parası olsa da el kapısından kurtulsa’. İlk haftalığını alınca evdekileri gazinoya götürür Fikret. ‘25 liralık bir hovardalık’. Rastlantının bu kadarı, Nevin de yeni sevgilisiyle orada! “Ascenseur Pour L’Échafaud”daki (1958) (Miles Davis) ‘Florence Sur Les Champs-Elysees’. Saatlerce sokaklarda yürüdükten sonra evde kendisini iki sivil polis bekliyordu. O gece fabrikanın kasası soyulmuş ‘usulen’ ifadesini alacaklarmış! Ne kadar “Ben yapmadım” diye yırtınsa da ‘usulen’ alınan ifade sırasında ‘usule’ dayak da yer! Gerçek soyguncu bulununca serbest bırakılıyor. Evde, kendisini yeni bir sorun bekliyordu. Patronu ile tartışan kardeşi kovulmuş! Durumu annesi anlatıyor; “Sana avukat tutmak için para istemiş. Adam vermediği gibi ileri geri söylenmiş. ‘Abin sağlam ayakkabı değil. Öylesine yardım için bende para yok’ demiş. Metin de dayanamayıp tokadı patlatmış.” Sabaha kadar düşünüp kararını verir Fikret; Ekrem’in çetesine katılır. Beraberce bir yığın soygun yapıyorlar. Kardeşine, düğün ve tamirhane için yetecek kadar para göndermiş. ‘Bu işe girildi mi insanın ancak cenazesi ayrılır çeteden’. Fikret ise şanslıymış. Bırakmak isteyince Ekrem anlayışlı davranıyor. Ama ‘kader bırakmaz’ peşini. Çetenin son işi sırasında polis baskını olmuş. Yaralanan Ekrem, tamirhanede saklanır bir müddet. Polis durumu fark etmiş. Bu kez sorguda Metin var. Birkaç sahne önce ‘ispiyonluk teklifi’ için göz morartan Fikret, kardeşini kurtarmak için ‘gönüllü ispiyoncu’ olur bu kez. Tüm gangsterleri ‘açık ediyor’. Filmin sonunda polisle değil ama çete içi hesaplaşma var. ‘Son’ yazısından önce yine ‘Thunderball’. Çetedekiler yaklaşık 20’şer kurşun sıkmış. İki ‘eski mahkûm’ ölmek üzere. “Gardiyanı aldattık! Bir daha dönmeyeceğiz oraya!” (Yazan: Murat Çelenligil)



performer

26 Nisan 2017 23:19

özellikle oyuncuların performansı çok iyi bu tabiki yönetmen feyzi tuna'nın oyuncuları doğru yönlendirmesi ile alakalı.

Cevap Yaz

sinemaadamı

22 Şubat 2016 15:02

oyuncu kadrosu zengin güzel bir film. hülya darcanın ilk filmi, tugay toksözün toyluk yılları. filmde en başarılı oyuncu ise rahmetli ekrem boradır.

Cevap Yaz

Göztepe

13 Mart 2015 21:25

Fon müziğiyle oyuncularıyla güzel bir film olmasına rağmen görüntü kalitesinin düşüklüğünden dolayı ve bazı sahnelerinin eski bir film olduğundanmıdır nedir sessiz olması filmi etkilemiş. Üç jön filmde bir arada bu avantajdır kanımca Fikret Hakan,Ekrem Bora ve Tugay Toksöz hapisten çıkan iki arkadaş bir anda kendilerini kirli işlerde buluyor her yeri soyuyorlar ve en sonunda elleri silahlarıyla birlikte vurularak ölüyorlar. Filmde Ekrem Bora ile Fikret Hakan'ın kestikleri rol harikaydı heleki filmin finali iyi bir film.

Cevap Yaz

caesar001

17 Temmuz 2012 21:46

Verilmiş emeğe değmiş olan çok güzel ve ayakları yere basan bir film. Feyzi Tuna ustaya saygılar. Ekrem Bora nın nasıl bir oyunculuk sunabildiğini gösteren bu film aynı zamanda filmin ruhunu verenin senaryo değil yönetim olduğunu gösteren bir yapıt. Zamansız bir eser bence. TEBRİK ETMEK LAZIM.

Cevap Yaz

benimsinema

22 Şubat 2012 20:38

gercekten de silahlari ellerinde ölüyorlar fikretle ekrem. tugay fikretin kardesidir, hülyada tugayin nisanlisi. ekremle de fikret mapus arkadasidir. hülya darcanin ilk filmlerinden..izlenmeye deger güzel bir film

Cevap Yaz

nedim yıldız

8 Ekim 2007 07:21

kötü hayattan kurtulmak isteyen,ama toplumun koyduğu kurallara karşı,bu hayata istemiyerek devam edip,yaşamları son bulan iki gencin öyküsü..izlenebilir güzel bir yapım...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica