Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Yaprak Dökümü

Yaprak Dökümü

9,00

(21 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 30 Dk Dram Dram

Yönetmen: Memduh Ün Memduh Ün

Ülke: türkiye

Oyuncular: Nezihe Güler, Talia Saltı, Memduh Alpar, Recep Şen, Faik Coşkun, Orhan Elmas, Meriç Başaran, Süha Doğan, Ali Demir, Müşerref Çapın Devamını Gör...

Konusu : ‘Charade (Carousel)’ (1963) (Henry Mancini) ve ‘Sevdim Yine Bir Nev-Civan’ (Basmacı Abdi Efendi) melodilerinin fon müziği olarak kullanıldığı filmde 1914–18 Harbi sonrası. ‘Şerait-i hayatiye, şerait-i iktisadiye’ ama en acısı ‘fikriyat’taki çıkarcı değişim. (Belki ‘dökülen ilk yaprak’ budur.) Kenan; “..Artık insanlar, sizin zamanınızın insanları değil. Gözleri açıldı.” Ali Rıza Bey; “Kenan Bey oğlum, malum âliniz ben eski bir insanım. Anlaşabilmemize kolay kolay imkân yoktur. Çünkü ben, paradan başka şeylerle de mesut olunabileceğine inanıyorum.” Kenan; “Evet, insan ibadet, çalgı yahut yetiştirdiği çocuklarıyla müteselli olabilir (avunabilir). Ama bütün bunlar için para lazımdır. Babasınız, çok daha iyi bilirsiniz ki parasız namus pek pek iki göbek dayanır. Zorladınız mı ahir ömrünüzde evlatlarınız feci bir yaprak dökümüne uğrayabilir.” (Ali Rıza Bey’in ailesi bir göbek bile dayanamıyor.) Film, romandan (Reşat Nuri Güntekin) (İnkılâp Kitabevi–23. Baskı) (Birinci Basım 1925/30) farklı olarak 1925’te başlıyor. Ali Rıza Bey, ‘60 küsur yaşlarında eski bir mutasarrıf (kaymakam benzeri)’. Bir ara öğretmenlik de yapmış. ‘Arapça ve Farsçaya (romanda ayrıca İngilizce ve Fransızcaya) vâkıf’. Salacak’ta (kitapta Bağlarbaşı) babadan kalma bir evde [‘Ağaçlar Ayakta Ölür’den (1964) anımsadığımız Çürüksulu Ahmet Paşa Yalısı] oturuyor. Yaşamında ‘doğruluk ve namus’tan başka bir şey yok. ‘Eski talebelerinden’ Muzaffer Bey’in müdür olduğu Altın Yaprak Şirketi’nde memur. Evliliği biraz geç, 40’ına doğru olmuş. Ama sonra ‘nüfus işlerinde devletin başka hiçbir şubesinde göstermediği bir faaliyet gösterir’; “Yedi sene içinde, birbiri ardı sıra dört çocuğu dünyaya geldi. Nihayet dört senelik bir dinlenme müddetinden sonra–50 yaşına girdiği gün-son bir kızla (‘hızla’ deseydi daha mı uygun olurdu) çocuklarının sayısı beşi buldu. (Sf. 11–12)” ‘30 yıllık zevcesi’ Hayriye; Büyük kızı (28 yaşında) Fikret; Oğlu Şevket; Ortanca kızları Leyla ve Necla; Küçük kızı Ayşe ‘çok şükür, yuvarlanıp gidiyorlar’. Kenan “Daha çook yuvarlanıp gidersiniz” diyecektir. (Bu duruma göre, Ayşe’nin yaklaşık 20 yaşında olması gerek ama 9–10 yaşında.) Fikret’in, çocuk yaşta geçirdiği hastalık sonucu, sağ gözünde leke var. Şevket, bir bankanın ‘müsabaka imtihanına’ hazırlanıyor. ‘Çarliston’ Leyla ve Necla, sanki iki değil tek kişi gibiler. Zaten, ilerde benzer şeyleri yaşıyorlar. Şimdilik (komşuları Sevinç Pekin’in verdiği) “Yes Sir, That’s My Baby” (1925) (Gus Kahn / Walter Donaldson) taş plağı ile dans etmekten başka bir şeye ilgileri yok. Ali Rıza Bey, Şevket dışında kimsenin onaylamadığı bir nedenle işsiz kalır. Biraz hoppaca bir genç kız olan Leman’ın işe girmesini sağlamış. Muzaffer Bey onu hamile bırakınca “..Size kadın getirmiş bir adam mevkiine düşürdünüz beni” diyerek oradan ayrılır. (Evin dışına olmasa da ‘dökülen ikinci yaprak’.) Aile 30,5 liralık ‘tekaüt aylığı’na kalır. Neyse ki oğlu bankanın sınavını kazanmış. Yük şimdilik onun omzunda. Bankada daktilo olarak çalışan Ferhunde ile ‘münasebet’ kuruncaya dek. Genç kadın evli. Kocası bir Ankara seyahatinden erken dönünce yatakta yakalanırlar. Baba önce ‘olmaz’ falan dese de ‘La Cumparsita’ (1917) (Gerardo Matos Rodrigues) ve ‘La Paloma’ (1861) (Sebastian Yradier) ile izlediğimiz düğünün ardından eve gelin geliyor. (Dedikodu eksik olur mu? Silvana Panpani “Bir yaşıma daha girdim, dul kadın gelinlik giyer mi ayol” ve bir başka konuk “Kadın oğlandan büyükmüş” diyorlar.) Ali Rıza Bey’in diğer ‘tekaüt memurlara benzemesi için bir ay yeterli olur’. Evde gelen giden gagaladığı için mahalle kahvesine ‘sığınır’. ‘Yorgana göre ayak uzatmak’ olmayınca düşüş çorap söküğü gibi geliyor. Fikret’in, 50’lik ve iki (romanda üç) çocuklu Tahsin Bey’le evlenmek için Adapazarı’na gitmesi (‘dökülen üçüncü yaprak’); Antika tabakların, komşu duymasın diye fısıltıyla çağrılan Yahudi Eskiciye satılması; Kenan’ın Leyla’yı ağına düşürmesi ve ‘Adiós, Muchachos’ (1927) (Julio César Sanders / César Felipe Vedani) ile birbirlerinin olmaları; ‘Jalousie’ (1925) (Jacop Gade) ile dans ettikleri sahnede onu Doğan’a bırakıp Necla ile beraber olması; Evin Emniyet Sandığı’na rehin edilmesi (‘dördüncü yaprak’); Zimmetine para geçiren Şevket’in bir buçuk yıl ceza alması ve elbette, Ferhunde’nin onu terk etmesi (‘beşinci ve altıncı yapraklar’); Necla’nın randevu evine sermaye ve Leyla’nın bir avukat’a metres olması (‘yedinci ve sekizinci yapraklar’) ile aile paramparça olur. Aslında, O. Henry’nin ‘Son Yaprak (The Last Leaf)’ öyküsünde olduğu gibi umudu simgeleyen yaprak dalında hâlâ duruyor; Kurtuluş Savaşımız ve kurulacak genç Cumhuriyet. Ama film olayları 1925’den başlatarak onu da biraz baltalıyor. Gelininden dayak yiyen Recep Bey, bohçası koltuğunda ‘Mütekait Kahvesi’ne gelmiş. Açık başlı emekli; “İşte dünya böyle. Gençken heves edip evleniyor insanlar. Sonra ömrü billâh uğraş dur. Ekmekti, elbiseydi, ev kirasıydı..” Recep; “Alt tarafı bir tabak yemek koyacaklar önüne. Evde karı, çoluk, çocuk sıkar posanı çıkarırlar.” Diğer emekli; “Sıkılıp çıkarılacak suyun kalkmadığında..” Recep; “Böyle evden kovulur mütekaidin kahvesinde çile doldurursun.” (Yazan: Murat Çelenligil)



ToqqLe

19 Mayıs 2020 11:14

Yönetmen farkı bu film ilk uyarlamaya göre daha iyi film.

Cevap Yaz

performer

6 Aralık 2016 21:39

cüneyt gökçer muhteşem oynamış ama birden o rolde yıldırım önal'ı eşi rolünde de gülistan güzey'i düşündüm...

Cevap Yaz

Rıza_Nur

27 Temmuz 2016 20:21

Bir sürü aktarımı olan romanın en başarılı aktarımı bence bu film.

Cevap Yaz

Kleberson

18 Haziran 2015 00:09

bu filmi izlemistim ama pek iyi degildi trtde yayinlanan kerim afsarli dizi sevtap parman tarik tarcanli versiyon daha iyi

Cevap Yaz

mrs.hsn

16 Ağustos 2014 19:42

İzledigim en guzel eser uyarlaması ıslerden bırıdır bu fılm. Yanlıs hatırlamıyorsam eger Fatma Gırık'ın bu fılm de kı rolunden bır de Altın Portakal'ı vardır. Cüneyt Gökçer'in performansını anlatmaya gerek yok. Okudugum romanı bırebır ızledım tabıı kucuk de olsa degısıklıkler mevcut fakat dedıgım gıbı kucucuk hıkayenın temelını etkıleyen degısıklıkler degıl bunlar. Funda Postacı da gayet basarılı Ayse rolunde.

Cevap Yaz

benimsinema

30 Haziran 2014 00:59

film diziden kat kat cok iyi... hem cok sicak hem gercekci, insan soluksuz izliyor, oyuncularda saglam ve güzel oynamislar... emegi gecen herkese sonsuz tesekkürler...

Cevap Yaz

MGUNAY

4 Kasım 2010 15:05

zamanında sinemamız ve TRT 1 bu romanı güzel bir şekilde ekrana yansıtmış kanal dnin  yaptığı tam hayal kırıklığı gereksiz ayrıntılar reyting uğruna lütfen artık kalksın. 

Cevap Yaz

performer

30 Ocak 2009 00:20

trt'de 80'li yıllarda dizi olarak çekildi. orada cüneyt gökçer'in rolünü kerim afşar oynamış. en az cüneyt bey kadar güzel oynamış. bu arada filmi trt1'de izledim. tek kelime mükemmel. tek eksiği filmin bozuk olması. bazı yerler karanlık. 1967 gibi çok eski bir tarih olmamasına karşın film bozuktu.

Cevap Yaz

193

20 Ocak 2009 16:06

çok güzel film

Cevap Yaz

sekoya

18 Kasım 2008 00:38

Cünet Gökçer'in üstüne iyi otutturduğu karakterin olaylar karşısında en etkileyici yönü hiç kuşkusuz gözleri ve yüzünün aldığı çoklu ifadedir. Bu film her zaman Cüneyt Gökçer'in yüzü ve özellikle gözlerinin etkisi altında kaldı zihnimde.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica