Şeytanın Kurbanları

8,50

( 13 kişi yorum yaptı )

Şeytanın Kurbanları

Sinema Filmi

1973

‘Le Clan Des Siciliens’ (1969) filmindeki ‘Dialoga N. 2’ (Ennio Morricone). ‘34 EY 583’ plakalı otomobil tozu dumana katarak köye gelmiş.
Mahalle kahvesindeki konuşma.
“Bizim manav Hasan’ın oğlu Ahmet değil mi bu?”
“Evet, O.”
“Almış yürümüş, maşallah.”
“Allah ‘yürü ya kulum’ demesin bir defa. Öyle ahım şahım bir tahsili de yok ama kocaman bir şirketin müdürüymüş. Hasan’ı görme, ağzı kulaklarına varıyor.”


‘Son Vurgun’un (1968) ikinci ve renkli çevrimi. İlk filmin ‘Kameraman’ı (o zaman böyle deniyordu) Nejat Okçugil şimdi Yönetmen.
İğne atsan yere düşmeyecek Karaköy; Yeni Cami; Dolmabahçe Saat Kulesi; Boğaziçi Köprüsü; Ortaköy Cami; Yüzlerce güvercin, bir o kadar insan; Taksim Meydanı.
Jenerikte Raymond Lefevre ve Orkestrası’nın 14 numaralı uzunçalarındaki (1971) ‘Le Casse’ (Ennio Morricone).
Uskumruköy. Kahramanımız Ahmet ziyarete gelmiş. Gösterişli, güvenli. Babası burada manav. ‘Biraz evvel Hal’den mal getirmiş. Yorgunluğunu meyhanede gideriyor’.
Ahmet; “Afiyet, şeker olsun baba.”
Hasan; “Çırak mı söyledi?”
Ahmet; “Yok canım, seni dükkânda göremeyince anladım.”
Hasan; “Tembih etmiştim o salağa.”
Ahmet; “Bir kere de kendine tembih etsen. ‘İçme, yeter’ desen.”
Hasan; “Başlama gene. İyi gördüm seni.”
Ahmet; “Bomba gibiyim. İşlerim yolunda. Cebim para dolu. Tek bir derdim sensin… Yaşın 60’a geldi, hâlâ çalışıp duruyorsun. Sonra da şu içkiden medet umuyorsun.”
Babası için bir kat tutacakmış. “Dayayıp döşeyeceğim de. Emrine bir de adam vereceğim. Bundan böyle sırtüstü yatıp keyfine bakacaksın.” Ama yaşlı adamın ‘ne işinden ne köyünden ne de içkisinden ayrılmaya’ niyeti yok.
Ahmet, meyhaneciye şaka yollu takılır; “Başka şişe isterse verme sakın. Yoksa bu dükkânı alır, sana da ‘sütlaç’ sattırırım.” ‘Son Vurgun’daki Sedat ise ‘dondurma’ demişti.
‘Charade’ (1963) (Henry Mancini). Köyde eski göz ağrısı Hülya ile karşılaşır.
Hülya; “Koptun gittin buralardan. Hani baban olmasa hiç gelmeyeceksin değil mi… Benim için de gelmez misin?”
Ahmet; “Kırılma Hülya hemen. O bir zamanlardı. Sahilde, sokakta yolunu gözetlemek, elini tutmak yetiyordu.”
Hülya; “Fazlasını istedin mi ki?”
Ahmet; “İstemedim, isteyemem.”
Hülya; “Niçin? Annem de sever seni. Geçen gün babamla lafını ediyorlardı.”
Ahmet; “Ben evlenemem bu ara. İşim, gücüm. Muhitim, istikbalim.”
Hülya; “O işler, paralar seni benden kopardı zaten. Şurda, babanın yanında manavlık etseydin ayrılır mıydık? Gözün benden başkasını görür müydü? Tabii, şimdi yeni muhitinde zenginler, boyalı boyalı sosyete güzelleri…”
Kahramanımızın büyük şehre gitme nedeni belli değil. Gazinocu Osman’ın yanında çalışmaya başlayınca bir anda bütün hayatı değişmiş. ‘Mükellef döşeli bir ev, lüks otomobil, kadınlar ve bol para.’ Çok sonraları Polis Müdürü Kayhan Yıldızoğlu “Bunların hepsi bir gece kulübünde müdürlük yapmakla mı oluyor” diyecektir.
Osman, aslında bir çete reisi. Adamları Cemil, Rıfat, Nuri. Silah ve mücevher kaçakçılığı yapıyorlar. Ahmet’in de ‘zekâsına, kuvvetine, hele cesaretine laf yok’. Kısa sürede ‘işin inceliğini kavramış’. Patron “Sağ kolumdur benim” diyor.
Fakat bir gün her şey alt üst olur.
‘Jeanne E La Spiaggia/Jeanne on the Beach’ (1969) (Morricone). Kudret Karadağ ‘34 KY 431’ plakalı Fargo ile getirdiği yeni bir parti malı bırakıp gitmiş. Ahmet ve Cemil ‘silah ve mermi sandıklarını ‘34 HL 889’ plakalı DeSoto’ya yüklerken polis ekibi gelir. Oradan geçen bir devriye arabası durumdan kuşkulanmış. Tutuklanırlar.
Mahkemede Savcı Zeki Sezer gürlüyordu; “..Para karşılığı cemiyete karşı bir takım kimseleri silahlandıran bu iki sanık susmakla her türlü yardım, insaf hislerimizi de yok ediyorlar. Adaletin huzurunda kendilerinden (‘kendilerine’ olmalıydı) bir defa daha soruyorum. Her şeyi açıkça anlatacak mısınız? İtiraf edecek misiniz?”
Cemil’in kız kardeşi (filmde adı olmayan) Meran Zeren ve Ahmet’in babası da izleyiciler arasında. Hasan “Lanet olsun. Senin gibi evlat olmaz olsun” diye söylenip duruyor.
Ahmet suçu kabullenir. Üstelik Cemil’i masum göstermeye çalıştığı gibi çeteyi de ele vermez. 8’er yıl hapis cezası alırlar.
‘Sunflower’daki (1970) ‘Love in the Sand’ (Henry Mancini). Bir görüş günü Meral, Ahmet’e demediğini bırakmıyor.
Meral; “Allahından bul. Daha beter ol. Yalnız Cemil’i değil beni de yaktın. Tek başıma ortalarda bıraktın... Bize ettiklerini kimbilir kimlere de yapmışsındır.”
Ahmet; “(Babasını kastederek) Yaptım ya! Birine daha yaptım. Hem de nasıl birine. O senden daha beterdir şimdi.”
Yaşlı adamın durumu gerçekten ‘beterden de beter’. İçmeyip de ne yapsın. Esnaf selamı sabahı kesmiş. Arkasından söylenenler kurşun gibi; “Böyle evladın babası hiç olma daha iyi.”
Ahmet’in günleri ise Yeni Cami’den gelen ezan sesi ve namazla geçiyor. Demek hapishane oralara yakın bir yerde.
‘Il Clan Dei Siciliani-Finale’ (1969) (Morricone). 4 yıl sonraki afla çıktığında köyüne gidişi süklüm püklüm. Eskiden arabayla gelirdi şimdi yürüyerek. Tövbe etmiş, “Herkes yanlış yola düşebilir. Sonra pişman olunca eski defteri kapatıp atar. Baştan başlar” diye yırtınıyor ama bunu oradakilere anlatması çok zor. Kahvedekiler iğneliyorlar; “Yakında paran da olur araban da… Otomobilsiz duramazsın.”
Bakkal Şevket daha acımasız; “Camın hükmü çatlayıncaya kadardır derler. Huylu huyundan vazgeçer mi hiç.”
Hülya evlenmiş, bir çocuğu olmuş. Söyledikleri yenir yutulur gibi değil; “Seni içeri aldıkları zaman çok, çok dua ettim Allahıma. İyi ki beni sana kısmet etmemiş. (Oğlunu göstererek) Babası kocaman bir fabrikada ustabaşı. Namuslu. Evimiz de kendimizin. Ya bu çocuğun babası sen olsaydın. Allah korumuş. Ömrü boyunca başı önde dolaşacaktı.”
‘Love Theme From Godfather’ (1972) (Nino Rota). Hasan sahilde içki içiyor. Elini öpmek isteyen Ahmet’e davranışları çok kırıcı. “Babanım ama sen oğlum değilsin artık. Senin gibi bir oğlum yok, yok. Bütün köye rezil ettin beni. Hepsi benimle alay etti.” ‘Hırsız, kaçakçı oğlunu’ affedemezmiş. Yine de, baba kalbi işte, açık bir kapı bırakır; “Hele bir zaman geçsin. Göreyim, inanayım.”
Çaresiz kalan Ahmet, İstanbul’da Vezir Palas Oteli’ne yerleşir.
Bu arada polis de çete de yakasını bırakmıyor. Kayhan Yıldızoğlu, kaçakçıların yakalanması için yardımını; Osman da tekrar yanında çalışmasını istiyor.
Ahmet; “Ben yokum. Bu işlerin topuna çaprazı çektim... Tövbemi bozdurma bana.”
Osman; “Bu kadar kolay gidemezsin. Biz istesek de ayrılamayız... Tövbe mövbe palavra. Bu hayattan kopamazsın. Başında düşünseydin, girmeseydin... Babana acı bari. Babanı da yaşatmam.”
İş buraya kadar gelince direnci kırılır. Patron toparlanması için izin veriyor. “Gez, eğlen bir müddet. Giyin kuşan. Bir de kat tut kendine. Birkaç dilberin de hatırını sor. Sonra gene konuşuruz.”
Bu arada Cemil de hapisten çıkıp aralarına katılmış. Ama polisle işbirliği yaptığı kısa sürede anlaşılır. Çetenin verdiği ceza korkunç. Meral Zeren “Abimi paramparça etmişler. Dilini kesmişler” diyor.
Bu zor günlerde genç kız ve Ahmet birbirlerini seviyorlar. Meral, Osman’ın gazinosunda şarkıcılık yapmaya başlamış. Nilüfer’in sesiyle ‘Aldanırım Sanma’ (1973) (Sözler Tuğrul Dağcı) ve ‘Dünya Dönüyor’u (1973) (Dağcı) söylüyor. Asıl amacı, bir fırsat bulup Osman’dan intikam almak.
Ayrıca Hasan’la olan kırgınlığı gidermeye çalışıyor. Yaşlı adama, çetenin yaptığı şantajı anlatır.
Hasan, tedbirsizlik edip Osman’la konuşmaya gidince yaşamından olur.
Kanlı bir çatışmanın ardından Meral ve Ahmet, çeteyi polise teslim etmiş. Cemil ve Hasan’ın kaybından sonra beraberlikleri bir teselli olmuştur belki.


‘Mostra Dei Gioielli/The Jewel Show’ (1969) (Morricone). Ahmet ve Cemil tutuklanmış.
Patron, kiralık bir katille Onları susturma planı yapıyor.
Osman; “İşte 50 bin lira. Konuşacak olurlarsa vuracaksın.”
Ekrem Gökkaya; “Hiç merak etme sen.”
Osman; “Ağızlarını açmadan gebermeliler.”
Ekrem; “Geberecekler.”
Osman; “Sonra bir daha görüşmeyeceğiz.”
Ekrem; “Görüşmeyeceğiz. İşi bitirip gideceğim. Başın sıkılırsa, derde girerse, memlekete bir haber sal gene.”
Osman; “Ya beceremezsen?”
Ekrem; “Olur mu hiç? Silahımız şaşıracak olsa yaşatırlar mı bizi?”
(Yazan: Murat Çelenligil)





















Künye

Yönetmen Nejat Okçugil
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Ali Yaver
Vizyona Giriş Tarihi 01 Haziran 1973
Süre 80 dk
Tür Dram, Macera
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Baba Oğul, Cezaevi, Kaçakçı, Mafya, Morg, Daha Fazlası

Oynayanlar

Kartal Tibet Kartal Tibet Ahmet Atılgan
Meral Zeren Meral Zeren Cemil'in Kızkardeşi
Atıf Kaptan Atıf Kaptan Osman
Osman Alyanak Osman Alyanak Hasan Atılgan
Yeşim Tan Yeşim Tan Hülya
Kayhan Yıldızoğlu Kayhan Yıldızoğlu Polis
Osman Han Osman Han Nuri
Hakkı Kurt Hakkı Kurt Rıfat
Tahsin Koray Tahsin Koray Cemil
Yonca Yücel Yonca Yücel Dansöz Fatma
Niyazi Vanlı Niyazi Vanlı Cemal
Rıza Genç Rıza Genç Polis
Kudret Karadağ Kudret Karadağ Burhan
Ekrem Gökkaya Ekrem Gökkaya Kiralık Katil
Ahmet Açan Ahmet Açan Şevket
Zeki Sezer Zeki Sezer Savcı
Sadettin Düzgün Sadettin Düzgün Garson Cemal
Altınser Ilgaz Altınser Ilgaz Osman'ın Sevgilisi
Şener Şen Şener Şen Doktor
İhsan Bayraktar İhsan Bayraktar
Sabahat İzgü Sabahat İzgü
Sıdıka Duruer Sıdıka Duruer
Ali Seyhan Ali Seyhan
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay K.Tibet Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya M.Zeren Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün A.Kaptan Seslendirmesi
Gülen Kıpçak Gülen Kıpçak Y.Tan Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen K.Yıldızoğlu Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa E.Gökkaya ve H.Kurt Seslendirmesi
Ayton Sert Ayton Sert K.Karadağ ve O.Han Seslendirmesi
Fatoş Tez Fatoş Tez Y.Yücel Seslendirmesi
Kamuran Yüce Kamuran Yüce Z.Sezer Seslendirmesi
Saltuk Kaplangı Saltuk Kaplangı A.Açan Seslendirmesi
Ünal Gürel Ünal Gürel S.Düzgün Seslendirmesi

Ekip

Yapım Ekibi Mustafa Pekdoğru (Yapım Amiri)
Yönetmen Ekibi Nilgün Karagüler (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Himmet Arı (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Özdemir Arıtan (Kurgu Yönetmeni)
Refik Onubil (Jenerik Tasarım)
Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Işık Ekibi Aydın Yurteri (Işık Şefi)
Ses Ekibi Kunt Tulgar (Ses Kayıt)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Ender Işık Servisi (Işık)
Acar Film (Film Hazırlık)
Kunt Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (13)

liondaddy avatar liondaddy 19 Ocak 2016 12:22:50

10

Kartal Tibet'in güzel bir filmidir. İzlenmeli..

kartal_tibet_1938 avatar kartal_tibet_1938 06 Mayıs 2015 12:08:24

soğukkanlılar ve son vurgun filmlerinin benzeri filmdir. ama en iyisidir. kartal ve meral çok iyi oynamış. usta yönetmen nejat okçugil bu filmi en iyi şekilde yönetmiş.

Loverman avatar Loverman 17 Mart 2012 18:47:03

9

şarkıcı nilüfer rol almasa da güzel sesiyle eşlik ediyor. filmi beğendim.

benimsinema avatar benimsinema 04 Şubat 2012 21:12:02

7

kartal tibet güzel oynamis. meral zerenede daha cok rol verilebilirdi diye düsünüyrum bu filmde. genel olarak iyi filmfilm bende mevcut

ozkaracam avatar ozkaracam 24 Ocak 2011 14:46:01

7

Bu film, Cüneyt Arkın'ın beş yıl önce oynadığı siyah beyaz bir filmin (Son Vurgun) ikinci çevrimiymiş. O da yabancı bir film veya romandan uyarlama mıydı, bilmiyorum. Hardboiled (sert) polisiye denilen türe çok uygun bir yapısı var. Kahramanı, o film lerde ve romanlarda olduğu gibi, İngilizce konuşulan ülkelerdeki terimle, bir "everyman". Yani, iyi ve kusurlu yönleriyle sıradan bir insan. Kirli işlere bulaşıyor, bunun bedelini hapse girerek ödüyor, fakat çıktıktan sonra ödenmesi gereken bedel bitmemiş oluyor (babası öldürülüyor). Sonrası bir intikam öyküsüdür. 70'li yılların eli yüzü düzgün "kara filmler"inden biri.

performer avatar performer 10 Kasım 2010 23:00:11

8

evet öyle çok iyi olmasada izlenebilir.

Yandex.Metrica