Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Ahmet Tarık Tekçe (Ahmet Tarık Tekçe)

Ahmet Tarık Tekçe

Doğum Yeri : İstanbul

Doğum Tarihi : 15 Aralık 1920

Ölüm : 1964-10-04

Eğitim : Galatasaray Lisesi - Işık Lisesi

Hakkında : Galatasaray lisesi mezunu olan Tekçe, 300'ün üzerinde filmde rol almıştır. Denizyolları'nın Camialtı Atölyesi'nde ve Haliç Feneri Nüfus Memurluğu'nda çalışmış, adı sonradan Pandispanya olan Adalar-Paravan adlı bir mizah gazetesi çıkarmıştır. Tiyatro sanatçısı Nezihe Becerikli ile evlenip ayrılan Tekçe, 1952'de bir parti başkanı aleyhine yazdığı yazı nedeniyle yaklaşık bir yıl hapis yatan Tekçe, 1948 yılında sinemaya başladı. Ahmet Tarık Tekçe, döneminin en başarılı yardımcı erkek oyuncularındandı. 1964'te en korktuğu şekilde; bir trafik kazasıyla yaşamını yitirdi. Sanatçı Aziz Nesin'in bir kitabına konu olmuştu.

İlgili Filmler



KartalTibetTutkunu

19 Haziran 2017 01:35

'Bir cümle bir oyuncuyu ancak, bu kadar iyi tanımlar.' "Kitapsız ilim, Ahmet Tarık TEKÇE'siz film olmaz." Ruhu şad, mekanı cennet olsun

Cevap Yaz

Mtekke

24 Kasım 2016 17:45

Nur içinde yatsın eğer 70 li 80 li yılların başına kadar yaşayabilseydi hiç şüphesiz hem bizlere doyumsuz eserler bırakacaktı hemde dillerden hiç düşmeyecekti Allah mekanını cennet eylesin huzur içinde uyu büyük üstad

Cevap Yaz

mncelik

8 Ekim 2015 09:14

Artist, 10 Mart 1964 Sinemaya Kapak Çocuğu Olarak Gelmedim İlk bakışta insanda, dizlerini bükmüş havada oturuyor intibaını uyandırıyordu. Aslında havada filân oturduğu yoktu. Küçük çocuğun gövdesi iriliğindeki bacaklar: üzerinde bedeni, geniş göğüsleriyle birlikte altındaki koltuğun görünmesine engel oluyordu. Zaman zaman kahverengi gözleri üzerindeki kalın kaşları filmlerindeki gibi dehşet saçmıyordu. Yüzünde, bilhassa küçük hayranlarını korkutan dehşet havasını aradığımı fark edince, kahverengi gözlerinin üzerinde uçuşa vermiş gibi duran gür kaşları kendiliğinden çözülüverdi. Samimi bir tebessüm yerleşmişti şimdi yüzüne. <<- Yok canım, sizide mi korkuttum beyazperdede. diye neş’e saçan bir sesle <<– Ben zannetiğiniz gibi fenalık, ölüm, dehşet ve zarar salan bir adam değilim.>> Birden gür kaşları gene gözleri üstünde koalisyon yaptılar. Ciddileşivermişti: <<- Bu memlekette en büyük hizmetlerimden biri <> sevdirmektir. Fakat gene de biri çıkıyor, yok Ahmet Tarık Tekçe gözden düştü artık, yok <> yani ben, kayıplara karıştı, eski süksesi kalmadı diyor. Bu laflar edilirken ben, bütün arkamdan edilen sözlerden, dedikodulardan bihaber Anadolu’yu geziyor, üstelik omuzlarda taşınıyorum.>> Konuştukça hiddetleniyordu. Artık, tam manasıyle Ahmet Tarık Tekçe oluvermişti. Yani perdede görünen Ahmet Tarık Tekçe… <<- Şunu herkesin bilmesini isterim ki ben sinemaya <> Birden sustu, samimi bir kahkaha attı. Odada kendisini dehşet ve heyecanla dinleyenlerin de sinirleri boşalmıştı. Hep birden güldüler. Beyazperdenin <>nın böyle sert konuşmasından ürkmüşlerdi. Gülünce birden rahatladılar. Biri aşağıya seslendi: <<- Kahveci, gelsin çaylar, bol şekerli>> dedi. Sohbet tatlanmıştı. Gene birisi, Tekçe’ye bir soru yöneltti: <<- Siz, Türkiye’nin, çok filmde oynama bakımından rekortmeniymişsiniz? Öyle mi?>> Yerli filmciliğin en tanınmış <> çaydan aldığı yudumu lâfıyla kesti. <<- Ne Türkiyesi kardeşim, sen bunu Avrupada de… Hattâ dünya… İstersen bir arşivleri, istatistikleri karıştırver. Bak bakalım en meşhurları bile film çevirmişler. Aralarında 50 yi 60 ı bile geçen zor bulunur. Bugüne bugün kat’i söyliyemiyeceğim ama 200 ü aşkın film çevirdim.>> Ahmet Tarık Tekçe 42 yaşında idi. Evli ve bir çocuk babası bulunuyordu. Bilhassa lise tahsili hayli uzun geçmişti ama gene de lise mezunuydu. 6.5 yaşında ve <> diye bahsettiği kızı: Özlene birinci sınıf derslerine iyi çalışmasını söylediği zaman, sempatik çocuk, babasına: <<- Siz, liseyi 18 yılda bitirmişsiniz. Bırakın ben de iyi bir tahsil yapayım da dersler kafamda yer etsin dedi. Ve: <<- Ben, tahsilimde babamı örnek alıyorum. Beni zorlamayın. diye ilâve ediverdi. İri yarı, beyaz perdede dahi kendisine kötülük yakıştırılmayacak kadar, karşısındakine güven, sempati aşılayan Tekçe, Şahin Tek ve Tiyatrosu ile çıkmış olduğu Anadolu turnesinden yeni dönmüştü. Tiyatro sonunda sadece halkla konuşmak ve onlara kişiliği hakkında iki satır lâf etmek üzere sahneye çıkan Ahmet Tarık Tekçe, 48 yaşında vilâyette de aynı cümleleri tekrarlamıştı. <<- Arkadaşlar, ben zannetiğiniz kadar, yani beyaz perdede gördüğünüz gibi kötü bir adam değilim. Bana ettiğiniz beddualardan dolayı hususi hayatımda başıma bazı tuhaflıklar gelmiyor değil. Ama Tanrı sizi inandırsın. Beyaz perde dışında karıncayı dahi incitmem.>> Düzceden başlayıp, Bandırmada bitirdiği turneden İstanbul’a döner dönmez A. Tarık Tekçe tekrar <> olarak şöhrete kavuştuğu Yeşilçam’a dönmüş ve kendisine yapılan film tekliflerini tetkike başlamıştı. Perdenin <> i Tekçe, kolay kolay yanına yaklaşılamıyacak bir dünya rekoru yapmak ve sinemadan ayrılana kadar 400 film çevirmek niyetindeydi. Öyle ki, yurdun bazı bölgelerinden kendisine gelen <> tekliflerini dahi derhal kabul etmemişti. Ama reddetmemişti de… Perdede kötülüğü bile sevimli yapan bu iri yarı adam; <> diye bayram, seyran tebriki alırsanız, şaşmayın.>> diyordu… Ahmet Tarık bugün için sinemamızın kim ne derse desin bir numaralı kötü adamıydı… <> diye vasıflandırdıkları gibi fazla bir güç sarfetmeden şöhrete ulaşanlardan değildi… Sinemanın çok sıkıntısını çekmişti ve bunu hiçbir vakit unutmıyacağını söylüyordu… Tarık Tekçenin hakkında çıkarılan dedikodulara pek aldırmıyordu… <> demekten alamıyordu kendini...

Cevap Yaz

alkorsuha

28 Mart 2015 19:54

Ahmet Tarık Tekçe'nin oynadığı filmlerden hep keyif almışımdır. Nur içinde yatsın. Sesini veren Kemal Ergüvenç'i de anmadan geçemiyeceğim.Nur içinde yatsınlar.

Cevap Yaz

kral_affetmez

19 Kasım 2013 10:21

yeri doldurulamaz ve unutulmaz bir oyuncu.

Cevap Yaz

SendenBaşka

20 Ekim 2012 18:10

Gülüşüne hayran kaldım, çok büyük oyuncuymuş anlata anlata bitiremeyeceğim kabiliyet, mekanı cennet olsun .

Cevap Yaz

silvester

20 Eylül 2011 11:25

1950 li yılların sonlarında,rahmetli babam anlatır,vapur beylerbeyine yanaşacak ama, bir türlü yanaşamaz.Neden mi? Ahmet Tarık Tekçe, film çeviriyor ve,iskelede kavga sahnesi var.sahnenin çekilmesi lazım.Yaklaşık 20 dk lık bekleme sonunda vapur yanaşır ve,daha ağzındaki kan görünümlü boyalar silinmeden ve kavga sahnesinde giydiği yırtık gömleği değiştirmeden,onlar için bekleme fedakarlığında bulunan vapur yolcularına,fedakarlıkları için teşekkür eder ve çoğu yolcunun elini sıkardı.Bu ne güzel bir dostluk anlayışıdır.Daha sonra da babamla çok samimi dost olurlar ve Beylerbeyindeki kahvede oyun arkadaşı olurlar.Ne de olsa eski İstanbullu.Allah mekanını cennet eylesin........Silvester.

 

Cevap Yaz

Alın yazısı

25 Ağustos 2011 20:18

(15 Aralık 1920 - 04 Ekim 1964)İstanbul’da doğan oyuncunun, ortaokul yılları Galatasaray lisesinde geçmiş, lise son sınıfı ise Işık Lisesinde bitirmiş.1945 yılında yedek subay okulunda 22 devre ögrencisiymiş. Subaylığını Hadımköy’de 32.Piyade Alay’ında yapmış.Askerlikten sonra saat’te 32 kuruş ile Denizyolları’nın Camialtı Atelyesine girmiş. Daha sonrada Haliç Feneri Nufüs memuru olmuş.Bir rastlantı eseri girdiği Yeşilçam’da Tekçe’ye Süavi Tedü’nün rolünü teklif ederler ve böylece Ahmet Tarık Tekçe 200 lira ile ilk filmine başlar. Filmin adı “Tuzak”, yönetmeni Faruk Kenç’tir. Lale Devri, Yavuz Sultan Selim Ağlıyor gibi filmlerde iyi adamdır.İlk üç filmden sonra bir teklif gelir: “Vahşi Arzu” da kötü adam olacaktır. Olur ve sinemamızın en unutulmaz kötülerinden biri olarak hatırlanır daima. Belki de en iyi kötü adamdır… İnsanlar “…kitapsız ilim , Ahmet Tarık’sız film olmaz” demeye başlamışlar.Ölmeden önce yine komik ve iyi adam rollerine döner. Ölümü ile yarım kalan son filmi bir komedidir “Barut Fıçısı”Hayatını kaybettiği kazadan sonra Genelkurmay Başkanlığı’nın emri ve Öztürk Serengil’in maddi desteğiyle helikopter ile istanbula getirilir.Aktör, olay günü kazadan sadece 10 dakika önce eşi Hatiçe Tekçe, yine aynı kazada ölen şoför ile yerlerini değişerek arkaya Filiz Akın’ın yanına geçer.Ölüm tarihi 4 ekim, Kızının dogum günü ise 3 ekimdir.Karabük’teki kaza 13.kilometrede olmuş ve kazanın oldugu saat ögleden sonra bir’i yani 13′ü gösteriyormuş.Kötü adam rollerine çıksada filmlerinde kavga etmekten hoşlanmazmış.Kanaryası öldüğünde çok ağlamış.Yazlık evinin yanına bir çeşme yaptırmış.Mahallesinde oturan bir kaç kimsesize daima yardım edermiş.Okey oynamayı çok severmiş.Allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

MGUNAY

3 Haziran 2010 14:05

sinemamızda genç denilebilecek yaşta kabettiğimiz oyuncu yaşasa daha iyi filmlere imzasını atabilirdi Allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

delikadir39

2 Haziran 2010 10:45

Çok sempatik bir oyuncuydu.Kemal Ergüvenç'in dublajı çok güzel uyardı.Mekanı cennet olsun.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica