Ahmet Tarık Tekçe

Gerçek Adı Ahmet Tarık Tekçe
Doğum Tarihi 15 Aralık 1920
Ölüm Tarihi 4 Ekim 1964
Doğum Yeri İstanbul
Ölüm Yeri Karabük
Eğitim Durumu Galatasaray Lisesi - Işık Lisesi

Biyografisi

"Kitapsız ilim, Ahmet Tarık'sız filim olmaz."...(15 Aralık 1920-04 Ekim 1964) Işık Lisesi'ni bitirdi. Edebiyat hocası Esat Mahmut Karakurt'tur. Askerliğini yedek subay olarak yapar. Denizyolları'nın C amialtı Atölyesi'nde ve Haliç Feneri Nüfus Memurluğu'nda çalışmış. Adalar-Paravan adlı bir mizah gazetesi (sonradan adı Pandispanya oldu) çıkarır. 1952'de bir parti başkanı aleyhine yazdığı yazı nedeniyle Paşakapısı Cezaevi'nde 13 ay 20 gün hapis yatar. Yönetmenliğini Faruk Kenç'in yaptığı Tuzak adlı filmle 'jön' olarak sinemaya başlar (1948). İlk kez Vahşi Arzu (1953) filminde 'kötü adam' olur. 300'e yakın filmde oynamış. Ölümü 'en korktuğum şey' dediği trafik kazası ile olacaktır...Ahmet T. Tekçe'nin hapishane ile ilgili (Aziz Nesin'in ilk basımı 1958'de yapılan Gıdıgıdı kitabındaki Deliyle Geçen Gece adlı özyaşam öyküsüne benzer) bir anısı şöyle "Beni, beş kişiyi kesmiş bir katilin yanına koydular. Adam gece gündüz cinayetlerini anlatır, sonra bana 'haksız mıyım?' diye sorardı..Hemen başımı sallar 'haklısın kardeşim, az bile! 10 kişiyi de kessen helal olsun canları!' derdim." (Yazan: Murat Çelenligil)

Oyuncu (199)

Son Yorumlar (33)

KartalTibetTutkunu avatar KartalTibetTutkunu 19 Haziran 2017 01:35:36

'Bir cümle bir oyuncuyu ancak, bu kadar iyi tanımlar.' "Kitapsız ilim, Ahmet Tarık TEKÇE'siz film olmaz." Ruhu şad, mekanı cennet olsun

Mtekke avatar Mtekke 24 Kasım 2016 17:45:55

9

Nur içinde yatsın eğer 70 li 80 li yılların başına kadar yaşayabilseydi hiç şüphesiz hem bizlere doyumsuz eserler bırakacaktı hemde dillerden hiç düşmeyecekti Allah mekanını cennet eylesin huzur içinde uyu büyük üstad

mncelik 08 Ekim 2015 09:14:59

Artist, 10 Mart 1964

Sinemaya Kapak Çocuğu Olarak Gelmedim

İlk bakışta insanda, dizlerini bükmüş havada oturuyor intibaını uyandırıyordu. Aslında havada filân oturduğu yoktu. Küçük çocuğun gövdesi iriliğindeki bacaklar: üzerinde bedeni, geniş göğüs leriyle birlikte altındaki koltuğun görünmesine engel oluyordu.

Zaman zaman kahverengi gözleri üzerindeki kalın kaşları filmlerindeki gibi dehşet saçmıyordu. Yüzünde, bilhassa küçük hayranlarını korkutan dehşet havasını aradığımı fark edince, kahverengi gözlerinin üzerinde uçuşa vermiş gibi duran gür kaşları kendiliğinden çözülüverdi. Samimi bir tebessüm yerleşmişti şimdi yüzüne.

>

Birden gür kaşları gene gözleri üstünde koalisyon yaptılar. Ciddileşivermişti:

sevdirmektir. Fakat gene de biri çıkıyor, yok Ahmet Tarık Tekçe gözden düştü artık, yok yani ben, kayıplara karıştı, eski süksesi kalmadı diyor. Bu laflar edilirken ben, bütün arkamdan edilen sözlerden, dedikodulardan bihaber Anadolu’yu geziyor, üstelik omuzlarda taşınıyorum.>>

Konuştukça hiddetleniyordu. Artık, tam manasıyle Ahmet Tarık Tekçe oluvermişti. Yani perdede görünen Ahmet Tarık Tekçe…



Birden sustu, samimi bir kahkaha attı. Odada kendisini dehşet ve heyecanla dinleyenlerin de sinirleri boşalmıştı. Hep birden güldüler. Beyazperdenin nın böyle sert konuşmasından ürkmüşlerdi. Gülünce birden rahatladılar. Biri aşağıya seslendi:

> dedi.

Sohbet tatlanmıştı. Gene birisi, Tekçe’ye bir soru yöneltti:

>

Yerli filmciliğin en tanınmış çaydan aldığı yudumu lâfıyla kesti.

>

Ahmet Tarık Tekçe 42 yaşında idi. Evli ve bir çocuk babası bulunuyordu. Bilhassa lise tahsili hayli uzun geçmişti ama gene de lise mezunuydu. 6.5 yaşında ve diye bahsettiği kızı: Özlene birinci sınıf derslerine iyi çalışmasını söylediği zaman, sempatik çocuk, babasına:

>

Düzceden başlayıp, Bandırmada bitirdiği turneden İstanbul’a döner dönmez A. Tarık Tekçe tekrar olarak şöhrete kavuştuğu Yeşilçam’a dönmüş ve kendisine yapılan film tekliflerini tetkike başlamıştı. Perdenin i Tekçe, kolay kolay yanına yaklaşılamıyacak bir dünya rekoru yapmak ve sinemadan ayrılana kadar 400 film çevirmek niyetindeydi. Öyle ki, yurdun bazı bölgelerinden kendisine gelen tekliflerini dahi derhal kabul etmemişti. Ama reddetmemişti de… Perdede kötülüğü bile sevimli yapan bu iri yarı adam; diye bayram, seyran tebriki alırsanız, şaşmayın.>> diyordu…

Ahmet Tarık bugün için sinemamızın kim ne derse desin bir numaralı kötü adamıydı… diye vasıflandırdıkları gibi fazla bir güç sarfetmeden şöhrete ulaşanlardan değildi… Sinemanın çok sıkıntısını çekmişti ve bunu hiçbir vakit unutmıyacağını söylüyordu… Tarık Tekçenin hakkında çıkarılan dedikodulara pek aldırmıyordu… demekten alamıyordu kendini...

Yandex.Metrica