Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Kenan Pars (Kirkor Cezveciyan)

Kenan Pars

Doğum Yeri : Bağlarbaşı, Üsküdar

Doğum Tarihi : 10 Ağustos 1920

Ölüm : 2008-03-10

Eğitim : Lise Terk

İlgili Filmler



sinemaadamı

26 Eylül 2016 11:59

gelmiş geçmiş en büyük karakter oyuncularından biridir. kötü adam denince akla gelen ilk isimlerden biride sevgili kenan parsdır. kendisini çok beğenirim. ayrıca sadettin erbil ve erdoğan esenboğa sesleri ona çok yakışıyor. bikaç unutulmaz rolü vardır benim için. mesela zeki metin ikilisinin filminde canlandırdığı iş adamı kenan rolü orda onu abdurrahman palay konuşuyordu ilginç ve değişikti ama yakışmıştı ses. filmin adı beş milyoncuk borç verir misin yapım 1975. ondan sonra kara muratta canlandırdığı nikol karakterini de çok severim filmin finalinde kara murat onu çok feci şekilde cezalandırıyordu. attığı okları birbir iade ediyordu kenan beye gözler fena oluyordu. insanın midesini kaldıran bir sahneydi. ayrıca serdar gökhanla çevirdiği evlatlık, silah kardeş elinde ve hesap günü filmlerindede gene çok güzel bir perfonmans sergiliyordu. zaten nerdeyse oynamadığı oyuncu yok rahmetlinin. allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

dedeefendi

26 Eylül 2016 07:54

Bakırköy Meydanı'nda gazete bayii vardı. Onu birkaç kere görmüştüm.Daha çok kötüyü oynadığı için hep bana itici gelmiştir.. bu da rolünün hakkını vermesinden kaynaklanıyor. Allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

mansur34

16 Mart 2016 00:26

Araştırmalarıma göre kenan pars ın 1960 lı yıllarda baş rolün de oynadığı intikam,anadolu yolları,tarzanlaşan adam ve yetimler adlı filmleri de varmış filmler bir yangında yanmışlar sonrada bir daha adından söz edilmemiş bu filmlerin.

Cevap Yaz

mncelik

18 Ekim 2015 12:32

Artist, 4 Mayıs 1961* Kenan Pars ile Söyleşi "Prodüktör’e kabahat buluyorsun, rejisör ondan daha az kabahatli görünmüyor. Operatör öyle. Bizde sinema güzel sanatlerdan mıdır, sanayi kolu mudur belli değil. Çalışır çırpınırsın; beri tarafta 50 lira haftalıklı adama 150 bin liralık işi teslim ederler." Şakakları kırlaşmış bukleli saç, kartal burunlu, keskin çizgili bir yüzü çevreliyor. Derin bakışlı mavi gözler, etli gözkapakları ile, açık renkli kavisli kaşlar altında, sert mi yumuşak mı pek anlaşılamayan bir mânâ taşımaktalar. Ronald Colman ya da Amedeo Nazariyi hatırlatıyor. Şekil, hareketlerle birleşince daha çok Amedeo Nazzariye benziyor ama, ben bu İtalyanı oldum olası sevemedim. Hep melodramlarda, hep gözyaşı ile ilgili ağdalı filmlerde, hep Yusuf Vehbi tavrında berbat filmlerde gördüğümden olacak ona bir türlü ısınamadım.. Sensualite’de bile beğenemedim. Halbuki Ronald Colman öyle mi ya? Tanrı toprağını bol etsin bir Garip Ufuklar, bir t, bir Zenda Mahkûmu, bir ne bileyim Unutulan Yıllar, Kısmet yahut A Double Life unutulacak filmlerden midir yani? Evet bizim şakakları kırlaşmış yakışıklı aktörümüz, tip ve mimikleri itibarile daha çok Amedeo Nazzari’yi hatırlatıyorsa da, ben onu Ronald Colman’a benzetirsem pek tuhaf kaçmaz tahmin ederim. Filhakika onu Funda’da görenler umarım ki bana hak vereceklerdir. Onu filmlerinden tanıyanlar neş’esiz, abus, yüzü gülmeyen, tatsız denecek kadar ciddi bir insan olduğuna hükmedebilirler. Halbuki hususi hayatında, tanıdığım san’atkârların en neş’elilerinden, en şakacılarından birinin bu şakakları kırlaşmış, yakışıklı aktör Kenan Pars olduğunu tereddütsüz ileri sürebilirim. Büyük bayram sokağından geçiyorduk. Yanımda foto Fazıl Durukal var. Hafif hafif çiselemekte olan yağmurdan korunmak için saçak altlarından geçmeğe gayret ediyoruz. Bir ara, karşı pencerede, kırlaşmağa yüz tutmuş, bukleli açık renkli saçın çevrelediği başı gördüm, foto arkadaşa seslenip işaret ettim: – Bu… Sözümü bitiremedim: – Evet, diye konuştu, Kenan Pars. Oturduğu yer de yeni açtığı yazıhanesi. Sonra bana döndü: – İstersen girip bir merhaba diyelim. – Olur, dedim. Foto arkadaş içeri girince bizi tanıştırmak için konuştu. – Kuyucaklı… Kenan Pars gülümseyerek bana baktı ve muzip bir şekilde gözünü kıptıktan sonra konuştu: – Pekiyi, sizin isminiz nedir? Foto arkadaş afalladı. Bir bana bir de Kenan Pars’a baktıktan sonra mes’eleyi anlayıp gülmeğe başladı. Biz zaten onun şaşkınlığı karşısında çoktan kahkahaları bırakmıştık. – Kahve, çay? – Teşekkür ederiz, içmeyeceğiz. Kenan Pars, hemen her ciddi sözün sonunda, bir nokta koyuyormuş gibi lâtifeyi yapıştırmadan rahat edemez. Yine öyle oldu: – İsabet, dedi, iki kahve ellişerden yüz kuruş ederdi! Sonra şeker ikram etti... Foto arkadaşımız kutusuna uzanıp bir tane şeker almıştı ki, Kenan Pars’ın sesi kahkahaların yeniden parlamasına sebep oldu: – Büyüktür o şeker. İsterseniz yarı yarıya taksim edin! – Burayı niçin açtınız? – Beni arayan daha kolay bulsun diye. Foto arkadaş makinayı çantadan çıkarmış resim çekmek için hazırlanıyordu. Bir poz için fazla hassas davrandığını gören Kenan Pars: – Kahve ikram etmedik diye, aklı sıra beni mahçup edecek! Dedi ve hemen ilâve etti. – Pek pek yapsa negatifini ters çeker. Biz de pozitifini düzeltiriz olur biter. – Ellerimi bağlayayım da kısmetim mi kesilsin ! Araya girdim: – Batıl inanışlarınız var mıdır? Gülümsedi ve şöyle cevap verdi: – Yok canım. Kat’iyen. Kenan Pars’ın yazıhanesi gözü yormayan, samimi, sıcak ve orijinal bir yer. Duvarlar, koltuklar renk renk. Hepsi elemeği. Bütün bunlar, dekorlar kendi kreasyonları imiş. Masa, koltuklar ve duvardaki dekor cidden görülmeğe değer güzellikte. Hele duvardaki yamalar pek ömür şeyler. Düz duvarda, ayrı renkte, eski kumaş üzerine yapılan yama gibi, orijinal yamalar var. Sanki duvar, ince bir astarla kapatılmış da bir iki yeri eskimiş ve oralar başka renkte kumaşlarla yamanmış. Sanki, diyorum ama, bu yamalar meğer hakiki bildiğimiz yama imiş. Duvardaki soba borusuna ait delikleri bu yamalarla örtmüş. Kenan Pars: – Eksik olmasın komşumuz, dedi, duvara soktuğumuz iğneyi, öbür taraftan o da bize doğru batırarak iade etti de duvara bu yamaları vurabildik. O ara içeriye genç bir adam girdi: – Kenan Bey, dedi. Provaya gelir misiniz? Pars bizi işaret ederek konuştu: – Misafirlerim var. Biraz sonra gelirim. Sordum: – Film için mi? Güldü: – Yok canım, dedi, elbise provası ! Yakışıklı aktöre bakıyorum… Zeki, hoşsohbet, şahsiyet sahibi ve muhakkak ki iyi bir aktör. Fakat filmlerimizi hatırlıyorum, genel olarak tatmin edici değil. Oyuncularımız var, hatta rejisör ve kameraman’ımız da var. Bütün bunları ayrı ayrı tetkik ediniz, vasatın üzerinde. Ama hepsini bir araya getirdiğinizde bir acaip nesne meydana çıkıyor ki, sormayın… – Türk sinemasını nasıl buluyorsunuz? – Bu ara biraz iyi gidiyor. Sonra ağır ağır devam ediyor: – Bu dert büyük… Bir filmi meydana getiren bütün unsurları ayrı ayrı suçlu saymak lâzım. Prodüktör’e kabahat buluyorsun, rejisör ondan daha az kabahatli görünmüyor. Operatör öyle. Bizde sinema güzel san’atlerden midir, sanayi kolu mudur belli değil. Çalışır çırpınırsın; beri tarafta 50 lira haftalıklı adama 150 bin liralık işi teslim ederler. Böyle sinema ne güzel san’at olur, ne fabrikasyon, ne de sanayi kolu… 25 kuruş fazla harcamamak için bütün filmi simsiyah çekip sermayeyi heder edenler bile vardır. Sen istediğin kadar didin. – Ecnebi rejisörlerden beğendikleriniz? Sualim onu üzüntülerinden sıyırıyor âdeta. Eski mütebessim halini alıyor ve cevap veriyor: – Alfred Hitchcock. Filmlerden de, onun Ölüm Korkusu’nu beğendim. – Artist olarak? – Bette Davis. – Yenilerden.. O eskidi şira? – Yenilerden de Maria Shell var. – Ya aktör? – Sadece Anthony Quinn. * Söyleşideki imla ve yazım hataları orijinal halindeki gibi bırakılmıştır.

Cevap Yaz

vatansever10

10 Ekim 2014 22:41

yeşilçama emek vermiş ermenı oyuncularımız içinde nedense kenan parsı bir türlü sevemedim. nubar terzıyanı ,sami hazizsesı çok severım ama kenan pars ıcın bunu söyleyemıyorum. ya oynadığı rollerden dolayı,yada diğer oyuncularımızın daha samimi içten olduklarından dolayı....

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

19 Ekim 2010 20:01

Sinemada ilk dönemler iyi rol de pek çok oyunculuğu olsa da oda Turgut ÖZATAY Muzzaffer TEMA gibi karakter oyunculuğu ile daha çok etkin bir oyuncuydu...

Cevap Yaz

segal844

11 Ekim 2010 13:00

Türk sinemasının da türk tiyatrosunun da eski, kökeni sağlam unutulmazları arasındadır. Sinemada yönetmenlik, yapımcılık ve senaristlik yapmıştır.Oyuncu olarak 200 küsür kadar filmde rol almıştır. Çoğu filminde karakter oyuncusu olarak seyircinin ve kameranın karşısına çıkmıştır. Biraz önce ifade ettiğim gibi kökeni bir başka deyişle siyah-beyazlı filmlere dayanıyor. Kötü, zalim ve kurnaz adam rolleri kendisini hatırlatmaya yeter.Saçları ağarana kadar orta boylarda, düzgün fiziği, kendinden emin duruşu, sert bakışları ve yakışıklılığıyla da sinemada yer etmiştir. Oynadığı her rolün hakkını vermiştir. Bilmeyen yoktur Ermeni kökenli olmasına rağmen tiyatroya da adım atmış, türk sinemasında da esaslı bir karakter oyuncusu olmuştur.

Son yıllarda oynadığı dizi filmlerde görmekteydik. Sevgili ve değeri büyük sinema emekçisini yaptığı iş gibi esas üzen sinemaya küsmüş olmasıydı. Yapımcıların ve ilgililerin yeteri kadar değer vermemesi, ilgi göstermemesi ve ona sahip çıkmamasıydı. Parasız, pulsuz kalması, kendisine bakılmaması onu bir dönem açlık ve sefaletle yüz yüze getirdi. Öyle ya sinemaya verdiği hizmet, yılların oyuncusu olmak, sinema emekçisi olarak sanata daha çok katkı yapmak onun da hakkıydı.İçine düştüğü durum onu sinemaya küs olarak hayatını kaybetmesiyle noktalandı.

Allah'tan rahmet dliyorum..

Cevap Yaz

denizguneyli

24 Eylül 2009 02:22

Tiyatro ve sinema oyuncusu, sinema yönetmeni. İstanbul'da doğduErmeni asıllı olup gerçek adı Kirkor Cezveciyan'dırBakırköy’de, Bezazyan Lisesi’nde okudu ve diplomasını aldıktan birkaç yıl sonra Halkevi’ne dönüştürülen okul binasındaki etkinliklere katılmaya başladı. Bu arada, okul sonrasında ticarete atılıp önceleri kurşun boru imalatında çalıştı, ardından da tuhafiyecilikle uğraşmaya başladı.Askerlik sonrasında yakın arkadaşlarından olup Şehir Tiyatroları’nda sahneye çıkan, aynı zamanda yönetmen Lütfi Akad’ın yanında asistan olarak filmcilik yapan Sırrı Gültekin’in teşvik ve önerisiyle, kendisini Yeşilçam’da buldu.1,83 boyunda, şık, yakışıklı, fiziği yerinde, olgun erkek tiplemesine uygun bir portre çizmenin avantajlarıyla 1953 yılında Lütfi Akad’ın yönetmenliğini yaptığı “Öldüren Şehir”le kamera karşısına geçti. 1955 Yılında çevrilen “Günahkâr Baba” filminde başrol oyunculuğunu üstlendiPars, bir dönem Yeşilçam filmlerinin sert ve 'kötü adam'larını canlandırdı.Ancak, kötü adam rollerinin dışında çizdiği olgun erkek tiplemelerinde de başarılı olduOyunculuğun dışında "Oğlum", "Derdimden Anlayan Yok", "Ölüm Allah'ın Emri", "Aklın Durur" ve "Bir Ateşim Yanarım" adlı filmlerin yönetmenliğini üstlendi, ayrıca "Cinayet Gecesi" , "Oğlum" gibi birkaç filmde yapımcılık ve senaryo yazarlığı yaptı.Çevirdiği yüzlerce filmin yanısıra tiyatro çalışmalarında da bulunan ve hatta tiyatro oyunu yöneten Pars,1977 yılında son çevirdiği “İkimiz de Sevdik” adlı filmin ardından sinemayı bıraktı.İstanbul, Bakırköy'de yaşayan Kenan Pars, kendi adını taşıyan bir Milli Piyango bayii işletiyordu.10 Mart 2008'de yaşama veda etti

Cevap Yaz

kariz_ma_35

7 Temmuz 2009 23:05

Çok iyi oyuncuydu bazı filmlerinde nadirende olsa iyiyi oynamıştır genel olarak mafya babası kötü adam rollerinde oynadı Allah rahmet eylesin

Cevap Yaz

Alın yazısı

31 Ocak 2009 23:32

gerçek bir sanatçıı,emektar,geçenlerde kaybettik allah rahmet eylesin.

 

Cevap Yaz
Yandex.Metrica