Ali Uğur

Doğum Tarihi 15 Aralık 1929
Ölüm Tarihi 27 Aralık 1998
Doğum Yeri Fethiye
Ölüm Yeri Fethiye

Biyografisi

Ortaokul öğrenimini yarım bırakarak  fotoğrafçılığa başladı. Sinemaya küçük yaşlarda oyuncu olarak atıldı. Kemal Baysal ve Faruk Kenç'e asistanlık yaptı. Siyah-Beyaz film döneminde görüntü yönetmeni o larak ününü pekiştirdi. Çeşlitli ödüller aldı. 1962'de Eren Film şirketini kurarak yapımcılığa başladı. Beyaz perdede görüntü yönetmenliğini bırakarak kendisini emekliye ayıran Uğur, Fethiye'de pansiyonculuk yaparak yaşamını sürdürdü.

Yapımcı (4)

Görüntü Yönetmeni (171)

Oyuncu (2)

Son Yorumlar (5)

sinemadünyası avatar sinemadünyası 24 Ocak 2017 14:43:02

Ali Uğur: Fethiye’de bir sinema vardı. İlkokuldan kaçıp sinemaya giderdim. O yıllarda sessiz filmler gösteriliyordu, film makinesi elle çevriliyordu. Sinemaya öyle düşkündüm ki, kendi kendime hayali filmler çekerdim. Basit bir fotoğraf makinem vardı. Arkadaşlardan biri Tarzan olur, bir iple ağaçtan ağaca geçerdi. Bende makineyle onu izlerdim. Zaten bütün günümüzü ağaçlarda geçirirdik, dut ve incir yerdik, icabında yatar uyurduk. Tuvalete gitmek gerektiği zaman bile ağaçtan inmezdik, orda hallederdik.

Ortaokul için İstanbul’a gittim. Emin Kalaycı adında bir akrabamız vardı, Rodos göçmeni. Filmlerde başrol oynu-yordu. Onu görmek için film setine gitmiştim, “Öyle Bir Yara” adında bir filmdi. Sonra Sadri Alışık’la “Günahsızlar”da oynamıştı. Faruk Kenç filmin hem sahibi, hem de yönetmeniydi. Beni görünce filmde oynattı, on iki yaşında filandım herhalde. Artist olunca şımardım, okulu bıraktım. Hep Yeşilçam’da dolanıyordum artık.

Ahmet Soner: Peki kamera arkasına nasıl geçtiniz?

Bir gün Faruk Kenç bana dedi ki: “Fiziğin iyi, ama sen kameraman ol. Türkiye’de kameraman kıtlığı var. Büyüyünce filmlerde de oynarsın”. Faruk Kenç o zamanlar 45 yaşında bir adamdı, yaşını göstermezdi. Hayatımda ilk defa bir büyük sözü dinledim, okulu bırakıp Halil Kamil stüdyosuna gittim. O yıllarda (1940’lı yıllar) gerçekten de kameraman kıtlığı vardı. Daha doğrusu bütün kameramanlar Rum, Ermeni ya da Musevi idi. Türk kameraman tek tük… Bir şeyler öğrenmek için usta kameramanların yanına giderdim, ama öğret-mezlerdi. Kameranın vizöründen bile baktırmazlardı. Kedi ciğer bakar gibi u-zaktan kameraya bakardım, el sürdür-mezlerdi. Asistanın görevi kamera sehpası ile aküyü taşımaktı. Arada set fotoğrafları çekerdim. 1956’ya kadar, yaklaşık dokuz yıl böyle geçti. İlk filmi o yıl çektim. Patron ve yönetmen Baki Çallıoğlu’nun “Yangın” adlı filmiydi. Antalya’da çekmiştik. Faruk Kenç ile Özdemir Birsel filmi çok beğenmişlerdi. Ortaokuldan ayrıldım ama, Yeşilçam’da 45 yıl içerisinde birkaç üniversite bitirdim. Şansım vardı, güzel filmler çektim. Metin Erksan’la, Yılmaz Güney’le, Süreyya Duru’yla, Ayhan Işık’la çok güzel filmler yaptık. Tevazu bir yana Yeşilçam’a çok şey getirdik. Kameranın hareket etmesi, parende atması gereken sahnelerde elimizden geleni yaptık sanı-yorum. Büyük bir cesaret vardı bende, heves vardı. Elde kamerayla çok uzun sahneler çektim. Hiç ışık kullanmadan pek çok sahne çektim.
Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 6. sayısında Ahmet Soner'in yazısında alınmıştır

mansurx avatar mansurx 30 Ağustos 2016 17:02:21

7

Ali uğur 170 film de yer almış iyi bir görüntü yönetmeniydi ama pek seçici değilmiş malesef filmlerin çoğu vasat 70 yıllar erotik furyasında yer almaması takdir edilecek bir şey allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

mncelik 06 Eylül 2015 11:29:24

"1954'de tanıştık, beraber çalışmalarımız oldu, çekeceğim açıyı gösterdiğimde, hemen gösterdiğim açıyı hazırlar ve kendiside kameraman gözüyle tesbit ettiği bir açıya bakmamı ister, baktığımda şahane bir tablo..Nürünberg'te film çekimi yapıyorduk, ay ağımı ayakkabının vurduğunu görüyor ve 19 Dm.ye aldığı bir ayakkabıyı bana giydiriyor ve ben o anı halen yaşıyorum". Hidayet Pelit"

Yandex.Metrica